Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 111. ayet

Mü'minûn suresi, 111. ayet. إِنِّى جَزَيْتُهُمُ ٱلْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

innî cezeytühümü-lyevme bimâ ṣaberû ennehüm hümü-lfâizûn.

Diyanet İşleri

Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükafatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 108–114 · surenin 111. ayeti / 118

Konu Ölüm, berzah, sûr ve hesap Mü'minûn 99–118 3

  1. Mü'minûn 108

    Allah, "Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!" der.

  2. Mü'minûn 109

    Kullarımdan, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın" diyen bir grup var idi.

  3. Mü'minûn 110

    Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.

  4. 111

    Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükafatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.

  5. Mü'minûn 112

    Allah, (inkarcılara) "Yeryüzünde kaç sene kaldınız?" diye sorar.

  6. Mü'minûn 113

    Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler.

  7. Mü'minûn 114

    Allah, şöyle der: "Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

111. “Ben de bugün onları” huzuruma varıncaya kadar bana itaate ve sizin eziyetlerinize “sabretmelerine karşılık mükafatlandırdım: İşte kurtuluşa erenler onlardır” ebedi nimetlere kavuşmayı, alevli cehennem azabından uzak kalmayı hak etmişlerdir. Nitekim Yüce Allah: “İşte bugün, iman edenler o kâfirlere gülerler.” (el-Mutaffifin, 83/34) diye başlayan âyet-i kerimelerde de bu durumu dile getirmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz ben; iman eden bu kullarımı Allah'a itaat hususunda ve sizden gördükleri eziyetlere karşı sabrettikleri için kıyamet günü cennet ile ödüllendireceğim.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنِّى inni şüphesiz ben
  2. جَزَيْتُهُمُ cezeytuhumu onlara verdim kök: جزي
  3. ٱلْيَوْمَ l-yevme bugün kök: يوم
  4. بِمَا bima karşılığını
  5. صَبَرُوٓا۟ saberu sabretmelerinin kök: صبر
  6. أَنَّهُمْ ennehum işte onlardır
  7. هُمُ humu onlar
  8. ٱلْفَآئِزُونَ l-faizune kurtulup murada erenler kök: فوز

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    "Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…

  • Aynı kök: فوز (29 geçiş)

    Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete…

  • Aynı kök: فوز (29 geçiş)

    Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki bugün ben de onlara, (dünyada) sabretmelerinin karşılığını verdim; şüphesiz ki onlar başaranlardır." dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada yer alan [bimâ saberû] ifadesi, mahşerdeki ödüllerin dünyadaki fedakârlıkların karşılığında olduğunu ortaya koymaktadır. Buna göre [sabır] "sebep", kurtuluş ve ödül ise "sonuç"tur. Yüce Allah inkârcıların dünyada alay edip kendilerine güldükleri bu müminleri dünya hayatlarındaki sabırları, kararlılıkları ve inkârcılara karşı dik duruşları sebebiyle mahşerde ödüllendirdiğini ve azaptan kurtulduklarını inkarcı muhataplarına bildirecektir.

Mustafa İslamoğlu

Bakın işte, sabırlarından dolayı onları bugün ödüllendirdim: şüphesiz ki gerçek başarıya erenler işte onlardır.

Muhammed Esed

(Ama,) bakın, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü bugün onları mükafatlandırdım: işte, bahtiyar olacak olanlar böyleleridir!"

Ahmed Hulusi

"Muhakkak ki sabretmelerinin karşılığını onlara bugün Ben verdim. . . Ki onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. "

Ali Bulaç

"Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir."

Ali Özek ve heyeti

Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.

Ali Rıza Safa

"Kuşkusuz, dirençli olmalarının karşılığını, bugün onlara verdim. Aslında, başarıya erişenler onlardır!"

Bayraktar Bayraklı

"Bugün ben onları, sizin zulümlerinize sabretmelerinden dolayı kurtuluşla ödüllendirdim."

Edip Yüksel

"Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Kazananlar işte bunlardır."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Kazananlar işte bunlardır.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte Ben onlara sabretmelerine karşılık bugün bu mükafatı verdim. Murada erenler onlardır, onlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onlara ben sabretmelerine mukabil bu gün bu mükafatı verdim, onlardır onlar, murada erenler

Erhan Aktaş

"Gerçek şu ki, bugün onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Onlar kazançlı çıkanlardır."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçek şu ki, bugün onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Onlar kazançlı çıkanlardır."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçek şu ki, bugün onlara size sabretmelerinin karşılığını verdim. Onlar kazançlı çıkanlardır.

Gültekin Onan

"Bugün ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir."

Hasan Basri Çantay

Ben (sizin o istihza ve ezalarınıza) sabr (ve tehammül) etdiklerine mukaabil bugün onları (mü'minleri) mükafatlandırdım. Şübhesiz ki onlar muradlarına erenlerin ta kendileridir.

İbni Kesir

Sabrettiklerinden dolayı bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar, kurtuluşa erenlerin kendileridir.

Mehmet Alagaş

(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. İşte, asıl kurtuluşa ermiş olanlar onlardır.

Süleyman Ateş

"Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim; onlar (evet) işte kurtulup murada erenler onlardır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sabır göstermelerine karşılık ben de bugün onları ödüllendirdim. Başaranlar onlar oldu.

Şaban Britch

Bugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. Kurtuluşa ermiş olanlar, işte onlardır.

Şaban Piriş

Bugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. Kurtuluşa ermiş olanlar, işte onlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Bugün onlara ben, sabretmiş olmalarının karşılığını verdim. Başarıya erip kurtulanlar, onlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"But as you can see I have rewarded them this Day for their patience and forbearance under provocation of any kind, for bearing with others their faults and limitations and for their constancy in labour, exertion and effort. They are the winners of victory."

Abdul Haleem

Today I have rewarded them for their patience: it is they who will succeed.’

Abdullah Yusuf Ali

"I have rewarded them this Day for their patience and constancy: they are indeed the ones that have achieved Bliss..."

Abul A'la Maududi

Lo! I have rewarded them this Day for their steadfastness, so that they, and they alone, are triumphant." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is again a reference to those who will deserve success or be doomed to failure in the Hereafter.

Aisha Bewley

Today I have rewarded them for being steadfast. They are the ones who are victorious.’

Al-Hilali & Khan

Verily I have rewarded them this Day for their patience: they are indeed the ones that are successful.

Ali Quli Qarai

Indeed I have rewarded them today for their patience. They are indeed the triumphant.’

Amatul Rahman Omar

`This day I have rewarded them for their patient endurance so that they are the ones who have attained their goals and achieved bliss. '

Arthur John Arberry

Now today I have recompensed them for their patient endurance; they are the triumphant. '

Bijan Moeinian

"Today, I have rewarded them for their patience, and made them successful. "

E. Henry Palmer

Verily, I have recompensed them this day for their patience; verily, they are happy now.

Edip-Layth

I have rewarded them today for their patience, they are indeed the winners.

George Sale

I have this day rewarded them, for that they suffered the injuries ye offered them with patience: verily they enjoy great felicity.

Hamid S. Aziz

"But you took them for a jest (treated them with ridicule) until you forgot My reminder and did laugh at them.

Mahmoud Ghali

Surely today, I have recompensed them for that they (endured) patiently; (and) (i. e., because) they are the ones who are triumphant."

Marmaduke Pickthall

Lo! I have rewarded them this day forasmuch as they were steadfast in that they, even they, are the triumphant.

Mohamed Ahmed - Samira

I have rewarded them this day for they were constant, and they have come to attainment. "

Muhammad Asad

[But, ] behold, today I have rewarded them for their patience in adversity: verily, it is they, they who have achieved a triumph!"

Mustafa Khattab

Today I have indeed rewarded them for their perseverance: they are certainly the triumphant."

Progressive Muslims

I have rewarded them today for their patience, they are indeed the winners.

Rashad Khalifa

"I have rewarded them today, in return for their steadfastness, by making them the winners."

Sahih International

Indeed, I have rewarded them this Day for their patient endurance - that they are the attainers [of success]. "

Sam Gerrans

“I have rewarded them this day for their patience; they are the attainers of success.”

Shabbir Ahmed

This Day I have rewarded them for their patience. They verily are the triumphant."

Syed Vickar Ahamed

"Verily, I (Allah) have gifted them this Day for their patience and constancy: Really, they are the ones who are successful. "

Taqi Usmani

Today I have so recompensed them for their observing patience that they are the triumphant."

The Monotheist Group

I have rewarded them today for their patience, they are indeed the winners.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 111. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 111. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 111. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩