Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 64. ayet

Mü'minûn suresi, 64. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِٱلْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَ

ḥattâ iẕâ eḫaẕnâ mütrafîhim bil`aẕâbi iẕâ hüm yec'erûn.

Diyanet İşleri

Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 61–67 · surenin 64. ayeti / 118

Konu Kalplerin gafleti ve gelen azap Mü'minûn 63–77 3

  1. Mü'minûn 61

    İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.

  2. Mü'minûn 62

    Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.

  3. Mü'minûn 63

    Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur'an'a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır.

  4. 64

    Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.

  5. Mü'minûn 65

    Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.

  6. Mü'minûn 66–67

    (66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 64–65. ayetler için yazılmıştır.

64. “Nihâyet onların refah içinde olanlarını” refah ve nimet içinde bulunmaktan başka bir şeye alışmamış, nimetlere gark olmuş, hoşlarına gitmeyen hiçbir şeyle yüzyüze gelmemiş olanlarını “azapla yakaladığımızda” ve azabın acısını duyduklarında acı ve ızdırap ile “feryadı basıverirler.” Çünkü içinde bulundukları hale tam ters bir durum kendilerine gelip çatmış olur.

65. Bu esnada yardım isterler de kendilerine şöyle denilir: “Bugün (boşuna) feryat etmeyin, çünkü bizden size yardım yok.” Allah’ın onlara ne herhangi bir yardımda bulunması, ne de imdatlarına yetişmesi söz konusu değildir. O nedenle kendi kendilerine de yardım edemezler, hiçbir kimse de onlara yardımcı olamaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların, dünyada refaha erdirilmiş olanlarını kıyamet günü azap ile yakaladığımız zaman; onlar, imdat dileyerek seslerini feryat ile yükseltirler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  2. إِذَآ iza zaman
  3. أَخَذْنَا ehazna yakaladığımız kök: اخذ
  4. مُتْرَفِيهِم mutrafihim varlıklılarını kök: ترف
  5. بِٱلْعَذَابِ bil-azabi azab ile kök: عذب
  6. إِذَا iza hemen
  7. هُمْ hum onlar
  8. يَجْـَٔرُونَ yecerune feryada başlarlar kök: جار

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 5 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جار (3 geçiş)

    Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O'na yalvarır yakarırsınız.

  • Aynı kök: جار (3 geçiş)

    Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini…

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler.…

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonunda şımarıklarını azaba uğrattığımızda bir de bakarsın ki feryat ediyorlar.

Mustafa İslamoğlu

ta ki onların servet ve iktidarla şımarmış olanlarını azap ile çepeçevre kuşattığımız zamana dek; (ama), o zaman da onlar imdat çığlıkları atarlar.

Muhammed Esed

öyle ki, sonunda, onların arasından bolluk, genişlik içinde dalıp gitmiş olanları azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman yalvarıp yakarmaya başlayacaklar.

Ahmed Hulusi

Nihayet onların pişmanlıktan doğan itirafları içinde azaplarıyla yakaladığımızda, hemen yalvara-yakara feryat ederler.

Ali Bulaç

Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azab ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.

Ali Özek ve heyeti

En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

Ali Rıza Safa

Sonunda, onların, ellerine güç geçirmiş olanlarını yakaladığımızda yalvarmaya başlarlar.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda şımarmış zenginlerini azapla yakaladığımız zaman feryat ederler.

Edip Yüksel

Varlıklılarını cezaya çarptığımızda, yakınmaya başlarlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Varlıklılarını cezaya çarptığımızda, yakınmaya başlarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet, refah içinde olanlarını azaba çektiğimiz zaman, hemen feryada başlayacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet refahlı olanlarını azaba çekiverdiğimiz zaman hemen feryada başlıyacaklardır

Erhan Aktaş

Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

Gültekin Onan

Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azab ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.

Hasan Basri Çantay

Nihayet refah içinde olanlarını azab ile yakaladığımız vakit onlar hemen feryad ve istimdad edeceklerdir.

İbni Kesir

En sonunda onların refahla şımaranlarını azabla yakaladığımız zaman hemen feryad ederler.

Mehmet Alagaş

(62-67) Her nefise sadece kapasitesi kadar teklifte bulunuruz, katımızda hakkı konuşan bir kitap vardır. (Amellerin ve ibadetlerin yazıldığı kitap) Onlara zulmedilmez , k alpleri bundan / bu durumdan derin bir gaflet halindedir , bunun dışında / yüklediğimiz ameller dışında yapacakları şeyler vardır ve onlar için çalışırlar. Onlar lüks içinde iken / nimet bolluğu içinde iken onları azap için yakaladığımızda feryat ederler , bugün feryat etmeyin size bizden bir yardım gelmez , size ayetlerim sözlü okunuyordu da geceleri saçma saçma konuşup kibrinize kapılıyor onu terk edip, topuklarınız üzere gerisin geri kaçıyordunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki hemen feryadı basarlar.

Süleyman Ateş

Nihayet varlıklılarını azab ile yakaladığımız zaman, hemen feryada başlarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların şımarık olanlarını azaba alınca hemen çığlığı basarlar.

Şaban Britch

En sonunda onların refaha dalıp gitmiş (zengin ve liderler) olanlarını azapla yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.

Şaban Piriş

En sonunda onların zenginlerini ve liderlerini azapla yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda, servet ve refahla şımarmışlarını azapla yakaladığımızda, hemen bağırıp dövünmeye başlarlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when We lay hold upon the affluent among them who live in lust and wed them to calamities they groan out their souls and invoke Allah for relief.

Abdul Haleem

When We bring Our punishment on those corrupted with wealth, they will cry for help:

Abdullah Yusuf Ali

Until, when We seize in Punishment those of them who received the good things of this world, behold, they will groan in supplication!

Abul A'la Maududi

until We seize with Our chastisement those of them that are given to luxuriant ways. dipnot 1 They will then begin to groan. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The epicureans will probably be punished in this worldly life because in the enjoyment of luxury and pleasure they forgot the rights of the other people and transgressed the prescribed limits.
  2. metne dön, dipnot 2
    Juar is bellowing by a bull painfully. Here the word has been used tauntingly for a groaning person who does not deserve any mercy, as if to say: Now that you are going to be punished for your misdeeds, you have started bellowing.

Aisha Bewley

But then when We seize the affluent among them with the punishment, they will suddenly start praying fervently.

Al-Hilali & Khan

Until when We seize those of them who lead a luxurious life with punishment: behold they make humble invocation with a loud voice.

Ali Quli Qarai

When We seize their affluent ones with punishment, behold, they make entreaties [to Us].

Amatul Rahman Omar

Yet as soon as We take those of them given to a life of luxury to task, behold! they start appealing for succour.

Arthur John Arberry

Till, when We seize with the chastisement the ones of them that live at ease, behold, they groan.

Bijan Moeinian

When their wealthy ones are subjected to My punishment, they start to beg from the bottom of their heart.

E. Henry Palmer

Until we catch the affluent ones amongst them with the torment; then lo! they cry for aid.

Edip-Layth

Until We take their carefree people with the retribution, then they will shout for help.

George Sale

when We chastise such of them as enjoy an affluence of fortune, by a severe punishment, behold, they cry aloud for help:

Hamid S. Aziz

Nay, their heart are in ignorance of this, and they do deeds beside this which they continue to do,

Mahmoud Ghali

Till when We took the ones who lived in luxury among them (to task) with torment, only then do they (go on) imploring.

Marmaduke Pickthall

Till when We grasp their luxurious ones with the punishment, behold! they supplicate.

Mohamed Ahmed - Samira

So that when We seize the affluent among them with affliction, they will begin to implore for help.

Muhammad Asad

until - after We shall have taken to task, through suffering, those from among them who [now] are lost in the pursuit of pleasures - they cry out in [belated] supplication.

Mustafa Khattab

But as soon as We seize their elite with torment, they start to cry for help.

Progressive Muslims

Until We take their carefree people with the retribution, then they will shout for help.

Rashad Khalifa

Then, when we requite their leaders with retribution, they complain.

Sahih International

Until when We seize their affluent ones with punishment, at once they are crying [to Allah ] for help.

Sam Gerrans

When We have seized their opulent ones with punishment, then will they cry out.

Shabbir Ahmed

When We grasp their rich elite with retribution, they will moan and groan.

Syed Vickar Ahamed

Till (that time), when We grip in Punishment those of them who received the good things of this world, behold! They will groan (in pain and) in hurt!

Taqi Usmani

Until when We will seize their affluent ones with punishment, they will suddenly start crying.

The Monotheist Group

Until We take their carefree people with the retribution, then they will shout for help.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 64. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 64. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 64. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩