Diyanet İşleri
(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?
Mürselât suresi
Mürselât suresi, 26. ayet. أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا
aḥyâev veemvâtâ.
(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yaratılıştaki deliller Mürselât 16–28 3
Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz!
O gün vay yalanlayanların haline!
(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?
Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?
O gün vay yalanlayanların haline!
Onlara şöyle denecek: "Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 25–28. ayetler için yazılmıştır.
25-26. Yani biz yeryüzünü sizin maslahatlarınız ve faydanız için amade kılmak suretiyle size lütufta bulunmadık mı? Sizlere bunca nimetleri bu yolla bağışlamadık mı? Buna bağlı olarak Biz orayı sizin için “toplanma yeri kılmadık mı?” Evlerde “dirilere” kabirlerde de “ölülere.” Nasıl ki evler, köşkler Yüce Allah’ın kullarına nimet ve lütufları arasındadır, kabirler de aynı şekilde onlar için -cesetlerinin yırtıcı hayvanların ve başka şeylerin önünde bırakılmayarak oraya gömülmesi dolayısıyla- bir rahmettir.
27. “Orada köklü ve yüksek dağlar yarattık.” Yeryüzü üzerindekileri sarsmasın diye yeri sağlamlaştıran dağlar var ettik. Allah yeryüzünü enli-boylu, muazzam ve sapasağlam dağlarla sağlamlaştırıp güçlendirmiştir.
"Size tatlı” içimi hoş “su içirdik.” Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “İçtiğiniz sudan bana haber verin. Onu buluttan siz mi indirdiniz yoksa indirenler Biz miyiz? Dileseydik onu acı kılardık. Şükretmeniz gerekmez mi?” (el-Vâkıa, 56/68-70)
28. “O gün yalanlayanların” Allah, kendilerine tek başına yarattığı ve özellikle onlara lütfetmiş olduğu bu nimetleri göstermiş olmasına rağmen bunlara yalanlayarak karşılık verenlerin “vay haline!”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yeryüzü, üzerinde hayat süren insanları ve toprağa gömülen ölüleri kapsamaktadır.
Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…
Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat
"Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…
Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Ortak kavram: Hayat
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Ortak kavram: Hayat
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Ortak kavram: Hayat
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?
(manen) diri (mü'min)ler ve ölü (kafir)ler için.
diriler ve ölüler için?
Diriler ve ölüler için!
Dirilere ve ölülere.
Dirilere ve ölülere.
Dirilere ve ölülere.
- Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?
Yaşayanlar için, ölüler için...
Yaşayanlar için, ölüler için...
Gerek diriler gerekse ölüler için.
Gerekse diriler için gerekse emvat
Diriler ve ölüler için.
Diriler ve ölüler için.
Diriler ve ölüler için.
Dirilere ve ölülere.
Dirilere de, ölülere de.
Ölülere de, dirilere de.
(20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!
Diri olanları da, ölü olanları da.
Diriler ve ölüler için.
Hem diriler hem de ölüler için... dipnot 1
Diriler ve ölüler için...
Dirilere ve ölülere.
Dirilere ve ölülere..
Diriler bakımından da ölüler bakımından da.
To accommodate the living and the dead ?
for the living and the dead?
The living and the dead,
for the living and the dead,
for the living and the dead?
For the living and the dead?
for the living and the dead,
The living and the dead?
for the living and for the dead?
And made it a home for the living and the dead?
to hold the living and the dead?
Living and dead.
the living and the dead,
The living and the dead,
For the living and the dead?
Both for the living and the dead,
For the living and the dead,
the living and the dead?
for the living and the dead,
Living and dead.
For the living and the dead?
Of the living and the dead?
Of the living and the dead?
Both for the living and the dead? (The cycle of life and death goes on right here). (3:27), (6:95), (10:31), (30:19).
For the living and the dead,
the living and the dead?
Living and dead.