Diyanet İşleri
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
Nahl suresi
Nahl suresi, 21. ayet. أَمْوَٰتٌ غَيْرُ أَحْيَآءٍ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
emvâtün gayru aḥyâ'. vemâ yeş`urûne eyyâne yüb`aŝûn.
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Allah'ın emri; yaratılıştaki nimetler ve âciz ilahlar Nahl 1–21 3
Halbuki Allah'ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar.
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkar etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" denildiği zaman, "Öncekilerin masalları" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 21–22. ayetler için yazılmıştır.
21. Diğer taraftan bunlarda ne ilim, ne onun dışındaki kemâl sıfatlarından hiçbirisi yoktur. “Hem diri değil, ölüdürler.” Ne işitirler, ne görürler, ne de bir şeye akıl erdirebilirler. Nasıl olur da siz bunları âlemlerin Rabbinin yanısıra ilâh edinebilirsiniz? Müşriklerin akılları ne kadar da kıttır! Ne kadar sapık, ne kadar bozuktur! Çünkü yanlış olduğu her şeyden daha açık bir gerçek olarak ortada bulunan bir hususu bile görememişlerdir. Onlar bütün yönleri ile eksik, kemal sıfatlarının ve fiillerinin hiçbirisine sahip olamayan varlıklarla, bütün yönleri ile kemâl sıfatlarına sahip ve bu kemâl sıfatlarının da en mükemmel ve en azametli olanına sahip mutlak kemâl sahibi Yüce Allah’ı eşit tutmuşlardır. Halbuki Yüce Allah, her şeyi kuşatan bir bilgiye, her şeyi kapsayan kudrete, bütün kainatı dolduran geniş bir rahmete sahiptir. Hiçbir yaratılmışın, sıfatlarının bir kısmını dahi kuşatma gücüne sahip olamayacağı şekilde hamd, üstünlük, büyüklük ve azamet yalnız O’nundur. Bu nedenle de şöyle buyurmaktadır:
22. “Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır.” O da bir ve tek, eşsiz, doğmamış, çocuk edinmemiş ve hiçbir dengi bulunmayan, Samed olan Allah’tır. İman ve ilim sahibi kimselerin akıl ve kalpleri, O’nun celal ve azametini idrak etmiş, büyük bir sevgi ile O’na bağlanmış, bedenî ve malî olarak yakınlaştırıcı bütün amelleri yalnızca O’na halis kılmış, kalbi amellerini de azalarının amellerini de yalnızca O’na yöneltmiş, güzel isimleri, sıfatları ve mukaddes filleri ile O’na hamd-u senada bulunmuşlardır. “Öyle iken ahirete inanmayanların kalpleri” bu büyük gerçeğe karşı “inkarcıdır” Halbuki cehalet ve inat itibari ile yaratılmışların en aşırıları dışında hiç kimsenin inkâra yeltenmediği şeyi yani Allah’ın tevhidini inkâr ederler. “ve onlar” Allah’a ibadete karşı “büyüklenmektedirler.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Putlara tapanlar o putları kendi elleriyle yapmışlardır. Bu putlar ne canlıdırlar ve ne de ilim sahibidirler. Putlar, kıyamet günü onlara ibadet edenlerle birlikte cehennem ateşine atılmak için ne zaman diriltilecekler onu da bilmezler.
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun!
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
"Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selam (esenlik verilmiştir)."
Aynı kök: شعر (40 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…
Aynı kök: شعر (40 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."
Aynı kök: شعر (40 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlar) ölülerdir; diriler değillerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Onlar ölüdürler, diri değildirler; ne zaman diriltileceklerini dahi bilemezler.
hayatı hiç tatmamış ölülerdir onlar; ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Hayy (hakikat ilmi) olmayan (yaşayan) ölülerdir. . . Ne zaman ba's olunacaklarının da (yeni bir yapıyla yaratılacaklarının) şuurunda değildirler.
Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar.
Onlar ölüdürler; diri değil. (Kendilerine ibadet edenlerin) ne zaman dirileceklerini (Kıyâmeti) de bilmezler.
Onlar ölüdür; canlı değildir. Ne zaman yeniden yaşama döndürüleceklerinin ayırdında da değillerdir.
Onlar diri değil, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Hep ölüdürler, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değildirler.
Hep ölüdürler, bizzat hayy değildirler ne zaman ba'solunacaklarına da şuurları yoktur
Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.
Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.
Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.
Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar.
(Onlar) diriler değil, ölülerdir. Ne zaman dirileceklerine şuurları da yokdur.
Onlar; diri değil, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerini de fark edemezler.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
Onlar ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Onlar ölüdürler, diri değil! Ne zaman diriltileceklerinin farkında bile değillerdir dipnot 1 .
Onlar birer ölüdür, diri değillerdir. Ne zaman diriltileceklerinin de farkında olmazlar.
Onlar, ölüdür, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Onlar, ölüdür, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Hayat bulmaz ölülerdir onlar. Ne zaman dirilteceklerini bile bilmezler.
Inanimate dumb idols and lifeless objects insensible to feeling and knowing, unaffected by anything specified. They do not perceive resurrection nor when shall their devotees be resurrected.
They are dead, not living. They do not know when they will be raised up.
(They are things) dead, lifeless: nor do they know when they will be raised up.
they are dead, not living. They do not even know when they will be resurrected. dipnot 1
They are dead, not alive, and they are not aware of when they will be raised.
(They are) dead, not alive; and they know not when they will be raised up.
They are dead, not living, and are not aware when they will be resurrected.
They are dead, not alive. And they do not perceive when they shall be raised (to life again).
dead, not alive; and are not aware when they shall be raised.
Such idols are dead. They do not have any spirit. They have no idea when they will be resurrected.
Dead, not living, nor can they perceive! When shall they be raised?
They are dead, not alive, and they will not know when they are resurrected.
They are dead, and not living; neither do they understand when they shall be raised.
Dead, not living, nor can they know when they shall be raised.
Dead, not alive, (i. e. other than being alive) and in no way are they aware whence they will be made to rise again.
(They are) dead, not living. And they know not when they will be raised.
Dead, without life they are, and do not know when they will be raised.
they are dead, not living, and they do not [even] know when they will be raised from the dead!
They are dead, not alive—not even knowing when their followers will be resurrected.
They are dead, not alive, and they will not know when they are resurrected.
They are dead, not alive, and they have no idea how or when they will be resurrected.
They are, [in fact], dead, not alive, and they do not perceive when they will be resurrected.
Dead, not living; and they perceive not when they will be raised.
(Powerless are the so-called saints, mystics and monks, whom you make holier and holier with the passage of time. ) They are dead, disintegrated bodies, not living. They are not even aware when they will be raised. (And you still call upon them for help!)
(They are) dead, lifeless: And they do not know when they will be raised up (themselves).
they are dead, having no life, and they do not know when they shall be raised again.
They are dead, not alive, and they do not perceive when they will be resurrected.