Diyanet İşleri
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
Naziât suresi
Naziât suresi, 17. ayet. ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Naziât 15–26 3
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
(Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?
Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"
Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–25. ayetler için yazılmıştır.
15-16. Yüce Allah, Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır: “Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?” Bu, kesinlikle vuku bulmuş olan pek büyük bir olaya dair bir sorudur. Yani “Rabbi”nin “ona mukaddes Tuvâ vadisinde” seslenişine dair haberi sana ulaştı mı?
Tuvâ, Yüce Allah’ın Musa ile konuşup ona risâletini lütfettiği, vahyini gönderdiği ve onu seçtiği yerin adıdır. Ona şöyle demişti:
17. “Firavun’a git! Çünkü o pek azmıştır.” Yani sen git de ona azgınlığından, şirk ve isyanından vazgeçmesini yumuşak sözlerle ve kaba olmayan ifadelerle bildir. Belki “öğüt alır yahut korkar” (Tâ-Hâ, 20/44)
18. Ona “de ki: Sen kendini arındırmak ister misin?” Özlü akıl sahiplerinin elde etmek için birbirleri ile yarıştıkları, övülmeye değer güzel bir haslete sahip olmaya ne dersin? Ki bu da nefsini küfür ve azgınlıktan arındırarak iman ve salih amele yönelmektir.
19. “İster misin ki sana Rabbine giden yolu göstereyim” Onun nelerden razı olduğunu, nelerin O’nu gazaplandırdığını sana açıklayayım “da” dosdoğru yolu öğrenmek suretiyle Allah'tan “korkasın.”
Ancak Firavun Mûsâ’nın davetini kabul etmedi.
20. “Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.” Yani tür olarak en büyük mucizeyi gösterdi. Bu ifade, bu mucizelerin birden çok olmasına aykırı değildir: “Bunun üzerine asasını bıraktı, o da hemen aşikar ve kocaman bir yılan oluverdi. Elini (yakasından sokup geri) çıkardığında o, bakanlara bembeyaz görünüverdi.” (eş-Şuarâ, 26/32-33)
21-22. “Fakat o” hakkı “yalanlayıp” emre “isyan etti. Sonra da yüz çevirip” hakka karşı çıkmak ve onunla savaşmak hususunda olanca gücü ile “çalışmaya koyuldu.”
23-24. “Derken” askerlerini “toplayıp seslendi.” Onlara: “Ben sizin en yüce Rabbinizim, dedi.” Onlar da ona itaat ettiler. O, onları küçümseyip hafife aldı, onlar da onun bu batıl iddiasını kabul ettiler.
25. “Bunun üzerine Allah da onu hem âhiret, hem de dünya azabı ile yakaladı.” Allah, onun uğradığı cezayı, dünya ve âhiret cezasını açıklayan bir delil ve isyandan alıkoyan açık bir uyarı kıldı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Söyledikleri arasında şunu dedi: “Firavun'a git! Şüphesiz o zulüm ve kibirlenmekte haddini aştı.''
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."
Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…
Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Firavun'a git! O iyice azdı."
"Firavuna git, çünkü o haddini aştı;
"Sen, Firavun'a git -çünkü o hak ve adalet sınırlarını ihlal ediyor-
"Git Firavun'a! Muhakkak ki o azgınlaştı!"
"Firavun'a git; çünkü o, azdı."
Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
"Firavun'a git; aslında, o, iyice azıttı!"
- Hani, Rabbi ona Kutsal Vadide, Tuva'da şöyle seslenmişti: "Firavun'a git, çünkü o gerçekten azmıştır. Ona de ki: "Arınmak istemez misin? Sana, Rabbine giden yolu göstereceğim, böylece saygı duyarsın."
"Firavuna git; o azdı."
'Firavun'a git; o azdı.'
Haydi git Firavun'a, çünkü o pek azıttı.
Haydi demişti git Firavne de, çünkü o pek azdı
"Firavun'a git. Kuşkusuz o azgınlaştı."
"Firavun'a git. Kuşkusuz o azgınlaştı."
Firavun'a git. Kuşkusuz o azgınlaştı.
"Firavun'a git; çünkü o azdı."
"Fir'avna git. Çünkü o, pek azmışdır".
Firavun'a git; çünkü o, çok azmıştır.
(15-26) Sana Musa anlatısı / hadisesi geldi mi? Rabbi O’na kutsal Tuva vadisinde seslenmişti, Firavuna git çünkü o iyice azgınlaştı / taşkın halde. Deki ona; senin için arınma gibi bir şey var mı? / temizlenmek ister misin? Ve seni Rabbine ileteyim de ondan tedirgin olasın. Ona büyük mucizeyi / büyük ayeti gösterdi, yalanladı ve isyan etti. (Asa gibi oldu, dikleşti) sonra ardını döndü ve koştu, sonra birilerini topladı ve seslendi, ben sizin yüce rabbiniz değil miyim dedi. Allah ta onu, evvelde ve ahirde / ilkinde / diğerinde bağ ile yakaladı. Bunda çekinen / korkan kişiler ders alınması gereken / ibret vardır.
"Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''
"Fir'avn'a git, çünkü o azdı."
"Firavun'a git; o, gerçekten taşkınlık etti dipnot 1 .
"Firavun'a git; o, azgınlaştı.
Firavun’a git, çünkü o azdı.
-Firavun'a git, çünkü o azdı.
"Firavun'a git! İyice azdı o."
"Go to Pharaoh", Allah said, "for he has gone beyond all limits and all bounds he transgressed".
‘Go to Pharaoh, for he has exceeded all bounds,
"Go thou to Pharaoh for he has indeed transgressed all bounds:
and directed him: "Go to Pharaoh, he has rebelled,
‘Go to Pharaoh – he has overstepped the limits –
Go to Fir‘aun (Pharaoh); verily he has transgressed all bounds (in crimes, sins, polytheism, disbelief).
[And said, ] ‘Go to Pharaoh, for indeed he has rebelled,
(And directed him, ) `Go to Pharaoh, he has transgressed all limits.
'Go to Pharaoh; he has waxed insolent.
… "Go to Pharaoh; indeed he has rebelled against God by his behavior. "
'Go unto Pharaoh, verily, he is outrageous;
"Go to Pharaoh, for he has transgressed."
go unto Pharaoh; for he is insolently wicked:
(Saying, ) "Go to Pharaoh, surely he has transgressed beyond bounds. "
"Go to Firaawn; (Pharaoh) surely he has grown tyrannical (Or: inordinate).
(Saying:) Go thou unto Pharaoh - Lo! he hath rebelled -
"Go to the Pharaoh who has become refractory,
"Go unto Pharaoh - for, verily, he has transgressed all bounds of what is right -
˹commanding,˺ "Go to Pharaoh, for he has truly transgressed ˹all bounds˺.
"Go to Pharaoh, for he has transgressed. "
"Go to Pharaoh; he has transgressed."
"Go to Pharaoh. Indeed, he has transgressed.
“Go thou to Pharaoh; he has transgressed.
"Go to Pharaoh. Behold, he has crossed all bounds of decency."
"You go to Firon (Pharaoh), because he has indeed exceeded all limits:
"Go to Fir‘aun (Pharaoh). Indeed, he has crossed all bounds.
"Go to Pharaoh, for he has transgressed."