Diyanet İşleri
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Nebe suresi · 1–5. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nebe suresi, 1. ayet. عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Kendi aralarında neyi soruşturuyorlar?
Birbirlerine (bu kadar sık) neyi soruyorlar?
Neyi sorguluyorlar?
Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine ne soruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Neyi birbirlerine sorup duruyorlar?
Neyi birbirlerine sorup duruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?
Onlar birbirlerine neyi soruşduruyorlar?
Neyi soruşturuyorlar?
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine hangi şeyden soruyorlar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Birbirlerine neyi sorup duruyorlar;
Neyi soruşturup duruyorlar?
Neyi soruşturup duruyorlar?
Hangi şeyden sorup duruyorlar birbirlerine?
Nebe suresi, 2. ayet. عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
(2, 3) Anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.
O muazzam (olayın) müthiş haberini mi?
O müthiş (yeniden dirilme) haberini (mi),
Azametli Haberi mi (ölüm sonrasında yaşamın devamı)?
O büyük haberi mi?
(İnanıp inanmamakta) büyük haberi mi?
Büyük Haberi mi?
- Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi mi?
Büyük haberi mi? dipnot 1
Büyük haberi mı?
O büyük haberden (kıyametten) mi?
O büyük haberden (kıyametten) mi?
Büyük haberden mi?
Büyük haberden mi?
Büyük haberden mi?
O büyük haberi mi?
(2-3) Hakkında ihtilaf edici oldukları o büyük haberi (mi)?
Büyük haberi mi?
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
O büyük haberi mi?
O büyük haberden mi?
O büyük ve önemli haberi dipnot 1 ,
O büyük haberi dipnot 1 ?
Büyük haberi mi?
Büyük haberi mi?
O büyük haberden mi?
Nebe suresi, 3. ayet. ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
(2, 3) Anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.
Ki onlar o (haber) hakkında farklı düşünüyorlar.
üzerinde (hiçbir şekilde) anlaşamadıkları.
Ki o konuda anlaşmazlık içindedirler!
Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Ayrılığa düştükleri.
Onun hakkında uyuşmazlığa düştüler.
- Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi mi?
Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.
Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.
ki Onlar onda görüş ayrılığına düşüyorlar.
Ki onlar onda ıhtilafa düşüyorlar
Onlar, onun hakkında anlaşmazlık içindeler.
Onlar, onun hakkında anlaşmazlık içindeler.
Onlar, onun hakkında anlaşmazlık içindeler.
Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
(2-3) Hakkında ihtilaf edici oldukları o büyük haberi (mi)?
Ki onlar, bunun üzerinde ihtilafa düşmektedirler.
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
Ki onlar, onda ihtilafa düşmüşlerdir.
Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
hakkında ihtilafa düştükleri şeyi mi?
Üzerinde anlaşamadıkları şeyi mi?
Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.
Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.
Ki onda tartışma içindedirler.
Nebe suresi, 4. ayet. كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Hayır, ileride bilecekler.
Hayır! İleride (gerçeği) bilecekler!
Evet: Bir gün (gerçeği) öğrenecekler;
Elbette, zamanı geldiğinde (onu) anlayacaklar!
Hayır, (düşündükleri gibi değil), yakında (vefat edince) bilecekler!
Hayır; yakında bileceklerdir.
Hayır! Anlayacaklar!
Asla! Yakında öğrenecekler.
- Hayır! İleride anlayacaklardır. Yine hayır! İleride anlayacaklardır.
Hayır, öğreneceklerdir.
Hayır, öğreneceklerdir.
Hayır, ileride bilecekler!
Hayır ileride bilecekler
Hayır, yakında bilecekler.
Hayır, yakında bilecekler.
Hayır, yakında bilecekler.
Hayır; yakında bileceklerdir.
Hayır (ihtilafa ve soruşdurmıya hacet yok), ileride (onu) bilecekler.
Hayır; ilerde, bileceklerdir.
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
Hayır! Onlar yakında öğrenecekler.
Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
(Tartışmalarına gerek) Yok, yakında öğrenirler.
Yok; yakında öğreneceklerdir.
Hayır, yakında öğrenecekler.
Hayır, yakında öğrenecekler.
Hayır, sandıkları gibi değil! Yakında bilecekler.
Nebe suresi, 5. ayet. ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Yine hayır; ileride bilecekler.
Sonra, şüphesiz ki ileride (gerçeği) bilecekler!
evet, evet: Bir gün (gerçeği nasılsa) öğrenecekler.
Ve bir kez daha: Elbette, zamanı geldiğinde anlayacaklar!
Yine hayır (düşündükleri gibi değil), yakında bilecekler!
Yine hayır; yakında bileceklerdir.
Yine hayır! Onlar anlayacaklar!
Yine asla! Yakında öğrenecekler.
- Hayır! İleride anlayacaklardır. Yine hayır! İleride anlayacaklardır.
Hayır, kesinlikle öğreneceklerdir.
Hayır, kesinlikle öğreneceklerdir.
Hayır, hayır, ileride bilecekler!
Hayır, hayır ileride bilecekler
Yine hayır, yakında bilecekler.
Yine hayır, yakında bilecekler.
Yine hayır, yakında bilecekler.
Yine hayır; yakında bileceklerdir.
Yine hayır, ileride bilecekler onlar.
Yine hayır; ilerde, bileceklerdir.
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
Sonra tekrar hayır! Yakında öğrenecekler.
Sonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
Yok yok, yakında öğrenirler!
Yok yok… Yakında bir kez daha dipnot 1 öğreneceklerdir.
Sonra, Hayır! Yakında öğrenecekler.
Sonra, Hayır, yakında öğrenecekler.
Hayır, hayır! Düşündükleri gibi değil, yakında bilecekler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.