Diyanet İşleri
O, nefis arzusu ile konuşmaz.
Necm suresi
Necm suresi, 3. ayet. وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ
vemâ yenṭiḳu `ani-lhevâ.
O, nefis arzusu ile konuşmaz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
O, nefis arzusu ile konuşmaz.
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 3–4. ayetler için yazılmıştır.
3. “O, kendi hevâsından konuşmaz.” Onun söyledikleri, nefsinin arzusundan kaynaklanıyor değildir.
4. “O, bildirilen bir vahiyden başkası değildir.” Yani o, gerek kendisi hakkında, gerek başkası hakkında olsun kendisine vahyedilen hidâyet ve takvâdan başkasına tâbi olmamaktadır.
Bu buyruk, sünnetin de Allah tarafından Rasûlü’ne bildirilen bir vahiy olduğunu göstermektedir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah sana Kitabı ve hikmeti indirmiştir.” (en-Nisâ, 4/113) Yine bu buyruk, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Yüce Allah ve O’nun şeriati hakkında verdiği haberlerde masum olduğuna da delildir. Çünkü onun söylediği sözler, hevâsından değildir; ona bildirilen bir vahiydir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu Kur'an (ayetleri) ile konuşması, hevâsına uyduğu için değildir.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac · Aynı kök: هوي (38 geçiş)
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.
Aynı kök: هوي (38 geçiş)
Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…
Aynı kök: هوي (38 geçiş)
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Arzusundan konuşmuyor.
ne de kendi keyfinden konuşmaktadır.
ve ne de kendi arzu ve heveslerine göre konuşmaktadır:
(O), hevasından (hayali şeyleri) konuşmaz!
O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.
o, arzusuna göre de konuşmaz.
Ne de kendi isteklerine göre konuşuyor.
- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
Ne de fanteziden konuşmaktadır.
Ne de kendi kişisel arzusundan konuşmaktadır.
Hevadan (arzusuna göre) söylemiyor.
Ve hevadan söylemiyor
Ve o, hevasından dipnot 1 konuşmaz.
Ve o, hevasından dipnot 1 konuşmaz.
Ve o, hevasından dipnot 1 konuşmaz.
O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.
Kendi (re'y-ü) hevasından söylemez o.
Kendiliğinden konuşmaz o.
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
Kendi hevasından konuşmaz.
O heva'dan konuşmaz.
O, kendi arzusuna göre konuşmuyor dipnot 1 .
O sözleri kendi arzusuna göre söylemiyor.
Kendi hevasından konuşmuyor.
Kendi hevasından konuşmuyor.
O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor.
Nor does he give utterance to words, moved by selfish motives, or utters error against Allah and commits his heart to inequity,
he does not speak from his own desire.
Nor does he say (aught) of (his own) Desire.
nor does he speak out of his desire.
nor does he speak from whim.
Nor does he speak of (his own) desire.
Nor does he speak out of [his own] desire:
He does not say anything out of (his own) fanciful desire.
nor speaks he out of caprice.
Nor does he speak out of his whim.
nor speaks he out of lust!
Nor does he speak from personal desire.
Neither doth he speak of his own will.
Nor does he speak out of (his own) desire.
And in no way does he pronounce (any word) out of prejudice.
Nor doth he speak of (his own) desire.
Neither does he speak of his own will.
and neither does he speak out of his own desire:
Nor does he speak of his own whims.
Nor does he speak from personal desire.
Nor was he speaking out of a personal desire.
Nor does he speak from [his own] inclination.
Nor speaks he from vain desire.
Nor does he utter the Word out of his desire.
And he does not say (anything) from (his own) desire.
He does not speak out of (his own) desire.
Nor does he speak from personal desire.