Neml suresi

Neml suresi, 17. ayet

Neml suresi, 17. ayet. وَحُشِرَ لِسُلَيْمَٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ وَٱلطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

veḥuşira lisüleymâne cünûdühû mine-lcinni vel'insi veṭṭayri fehüm yûza`ûn.

Diyanet İşleri

Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 14–20 · surenin 17. ayeti / 93

Konu Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi Neml 15–19 3

  1. Neml 14

    Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

  2. Neml 15

    Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

  3. Neml 16

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  4. 17

    Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

  5. Neml 18

    Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

  6. Neml 19

    Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"

  7. Neml 20

    Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

17. Yani onun Adem oğullarından, cinlerden, şeytanlardan ve kuşlardan oluşan çeşitli ve çok sayıdaki orduları huzuruna toplandı. Bunlar gâyet düzenli bir şekilde yürüyen, konaklayan ve hareket eden ordular olup başından sonuna kadar güzel bir şekilde idare edilirlerdi. Bunun için gereken hazırlıklar yapılmış, tedbirler alınmıştı. Bütün bu ordular Süleyman’ın emriyle hareket ederler, onun emrine riâyet ederlerdi. Ona karşı gelme güçleri yoktu, ona asla baş kaldırmazlardı. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İşte bu, bizim hesapsız bağışımızdır. Artık ister ver, ister vermeyip tut.” (Sad, 38/39) Yani sen hesapsız olarak vereblirsin, demektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Süleyman'ın insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusu toplandı ve hepsi düzenli bir şekilde sevk ediliyordu.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَحُشِرَ ve huşira ve toplandı kök: حشر
  2. لِسُلَيْمَـٰنَ lisuleymane Süleyman'a
  3. جُنُودُهُۥ cunuduhu orduları kök: جند
  4. مِنَ mine -den
  5. ٱلْجِنِّ l-cinni cinler- kök: جنن
  6. وَٱلْإِنسِ vel'insi ve insanlar(dan) kök: انس
  7. وَٱلطَّيْرِ ve ttayri ve kuşlar(dan) kök: طير
  8. فَهُمْ fe hum onlar
  9. يُوزَعُونَ yuzeune sevk ediliyordu kök: وزع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وزع (5 geçiş) · Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.

  • Aynı kök: وزع (5 geçiş) · Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!

  • Aynı kök: وزع (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih…

  • Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız." Onların insanlardan…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap'ta hiçbir…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ve (günlerden bir gün), Süleyman'ın cinden, insandan ve kuşlardan oluşan ordusu bir araya derilmiş ve zapturapt altına alınarak sevk edilmişti.

Muhammed Esed

İşte (bir gün) görünmeyen varlıklardan, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusu Süleyman'ın önünde bir araya getirilmiş ve sonra düzenli sıralar halinde yola çıkarılmıştı;

Ahmed Hulusi

Süleyman için cinden, insten ve kuşlardan oluşan ordular bir araya getirildi. Onlar hep beraber düzenli bir şekilde (Süleyman tarafından) sevk ve idare olunuyorlardı.

Ali Bulaç

Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı.

Ali Özek ve heyeti

Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu.

Ali Rıza Safa

Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları, toplandıktan sonra düzenli olarak gönderiliyordu.

Bayraktar Bayraklı

Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular, Süleyman'ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevkediliyorlardı.

Edip Yüksel

Süleyman için, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular oluşturulmuştu ve düzenle sevkediliyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Süleyman için, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular oluşturulmuştu ve düzenle sevkediliyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları Süleyman'ın huzurunda toplandı. Bunların hepsi (Onun tarafından) sevk ve idare olunuyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Süleymana Cinn-ü İns ve tuyurdan orduları toplandı, hep bunlar zabt-u idare olunuyorlardı

Erhan Aktaş

Süleyman için, ins ve cinn dipnot 1 ve kuşlardan ordular toplandı. Sonra da sevk edildiler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "İnsanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile herkes, her kim varsa hepsi demektir. Hazırda olanı olmayanı herkesi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn kelimesi, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış ontolojik varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinnlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinnlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebi Muhammed'eta kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, kelime anlamı olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Süleyman için, ins ve cinn dipnot 1 ve kuşlardan ordular toplandı. Sonra da sevk edildiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bilinen-bilinmeyen, tanınan-tanınmayan, yerli-yabancı insanlardan.
  2. metne dön, dipnot 2
    "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "insanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile herkes, her kim varsa demektir. "Ne var, ne yok" her şeyi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn sözcüğü, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebiye kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, sözcük olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Süleyman için, cinlerden dipnot 1 , insanlardan dipnot 1 ve kuşlardan ordular toplandı. Sonra da sevk edildiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Görünen, görünmeyen; bilinen bilinmeyen, yabancı yerli kim varsa.

Gültekin Onan

Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı.

Hasan Basri Çantay

Süleymanın cinlerden, insanlardan, kuşlardan orduları toplandı. İşte bütün bunlar (onun tarafından) zabt ve idare ediliyorlardı.

İbni Kesir

Süleyman'ın cinnlerden, insanlardan, kuşlardan orduları toplandı. Hepsi topluca gidiyorlardı.

Mehmet Alagaş

(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.

Rowwad Tercüme Merkezi

Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı. Hepsi birlikte sevkediliyorlardı.

Süleyman Ateş

Süleyman'a cinlerden insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı, hepsi bir arada düzenli olarak sevk ediliyordu.

Süleymaniye Vakfı

Cinler, insanlar ve uçan hayvanlardan oluşan orduları, Süleyman'ın önünde toplandı. Hepsi düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan olan ordusu, bölük bölük toplanmıştı.

Şaban Britch

Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusu toplandı. Artık onlar bir intizam üzere sevkolunuyordu.

Şaban Piriş

Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusu bölük bölük toplandı.

Yaşar Nuri Öztürk

Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları, Süleyman'ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And to Sulayman were thronged his forces embodying arrays of the Jinn, the men and the birds marshaled in proper order.

Abdul Haleem

Solomon’s hosts of jinn, men, and birds were marshalled in ordered ranks before him,

Abdullah Yusuf Ali

And before Solomon were marshalled his hosts,- of Jinns and men and birds, and they were all kept in order and ranks.

Abul A'la Maududi

Hosts of jinn and humans and birds dipnot 1 were marshalled for Solomon and were kept under full control.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Bible does not either make any mention that there were jinns in the Prophet Solomon’s (peace be upon him) armies, and he took service from them; but the Talmud and the rabbinical traditions contain details of this. Some of the present-day writers have strained every nerve to prove that the words jinn and tair do not refer to the jinns and birds but to men who performed different duties in the Prophet Solomon's (peace be upon him) army. They say that the Jinn were the people of the mountain tribes whom Prophet Solomon (peace be upon him) had subdued and who performed tasks of great strength and skill under him; and tair implies cavalry which could move much faster than the infantry. But these are indeed the worst examples of misinterpreting the Quran. The Quran here mentions three distinct kinds of the army consisting of the men, the jinns and the birds, and all the three have been qualified by the prefix al (alif-lam) to denote a class. Therefore, al-jinn and al-tair could not be included in al-ins (the men), but could be two separate and different classes from the men. Moreover, a person who has a little acquaintance with Arabic cannot imagine that in this language the mere word al-Jinn could ever imply a group of the men, or al-tair as troops mounted on horses, nor could any Arab understand these meanings from these words. Calling a man a jinn because of some supernatural feat of his, or a woman a fairy because of her beauty, or a fast moving person a bird, does not mean that the words jinn and fairy and bird will henceforth be taken to mean a powerful man and a beautiful woman and a fast moving person respectively. These are only the metaphoric and not the real meanings of these words. In a discourse, a word is used in its figurative instead of its real meaning, and the listeners also will take it in that meaning, only when there exists in the context a clear pointer to its being figurative. What, after all, is the pointer in the context here from which one may understand that the words jinn and tair have been used not in their real and lexical meaning but in their figurative meaning? Contrary to this, the work and the state of a member each of the two groups that have been mentioned in the following verses, fall entirely against the purport of this interpretation. If a person does not want to believe in something stated in the Quran, he should frankly say that he does not believe in it. But it would be moral cowardice and intellectual dishonesty if one should force the clear words of the Quran to give the meaning that he wants them to give, and tells the world that he believes in what the Quran says, whereas he does not, in fact, believe in it but believes in his own distorted meaning.

Aisha Bewley

Sulayman’s troops, made up of jinn and men and birds, were assembled for him, paraded in tight ranks.

Al-Hilali & Khan

And there were gathered before Sulaimân (Solomon) his hosts of jinn and men, and birds, and they all were set in battle order (marching forward).

Ali Quli Qarai

[Once] Solomon’s hosts were marched out for him, comprising jinn, humans, and birds, and they were held in check.

Amatul Rahman Omar

And there were gathered together before Solomon his hosts comprising of jinn (- haughty) and (ordinary) men and birds and swift footed horses, and they were then arranged in separate well-disciplined columns.

Arthur John Arberry

And his hosts were mustered to Solomon, jinn, men and birds, duly disposed;

Bijan Moeinian

Solomon had formed a disciplined army of men, Extra-terrestrials (Jinns) and birds ready to carry his orders.

E. Henry Palmer

And assembled for Solomon were his hosts of the ginns, and men, and birds, and they were marshalled;

Edip-Layth

Solomon's soldiers were gathered, comprising of humans and Jinn and birds, for they were to be spread out.

George Sale

And his armies were gathered together unto Solomon, consisting of genii, and men, and birds; and they were led in distinct bands,

Hamid S. Aziz

And Solomon was David's heir. He said, "O you people! We have been taught the language of birds, and we have been given abundance; verily, this is manifest grace!"

Mahmoud Ghali

And his hosts were mustered to Sulayman, of the jinn and humankind and birds. So they were duly dispensed.

Marmaduke Pickthall

And there were gathered together unto Solomon his armies of the jinn and humankind, and of the birds, and they were set in battle order;

Mohamed Ahmed - Samira

His armies of jinns and men and Tair assembled, formed into ranks, (and marched)

Muhammad Asad

And [one day] there were assembled before Solomon his hosts of invisible beings, and of men, and of birds; and then they were led forth in orderly ranks,

Mustafa Khattab

Solomon’s forces of jinn, humans, and birds were rallied for him, perfectly organized.

Progressive Muslims

And Solomon's soldiers were gathered, comprising of humans and Jinn and birds, for they were to be spread out.

Rashad Khalifa

Mobilized in the service of Solomon were his obedient soldiers of jinns and humans, as well as the birds; all at his disposal.

Sahih International

And gathered for Solomon were his soldiers of the jinn and men and birds, and they were [marching] in rows.

Sam Gerrans

And there were gathered to Solomon his forces of domini and servi and birds; and they were marshalled.

Shabbir Ahmed

Solomon's army included warrior tribes of the woods and the mountains, dwellers of townships, and great riders of the tribe of Taer. They were well disciplined, and dedicated to any appointed mission.

Syed Vickar Ahamed

And before Sulaiman (Solomon) were gathered his armies— Of jinns' and men, and birds, and all of them marching forward in order and ranks.

Taqi Usmani

And mustered for Sulaimān were his forces from among the Jinns and the humans and the birds. So all of them were kept under (his) control,

The Monotheist Group

And the soldiers of Solomon were gathered, comprising of mankind and Jinn and birds, for they were to be spread out.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩