Diyanet İşleri
Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"
Neml suresi
Neml suresi, 38. ayet. قَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَيُّكُمْ يَأْتِينِى بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِى مُسْلِمِينَ
ḳâle yâ eyyühe-lmeleü eyyüküm ye'tînî bi`arşihâ ḳable ey ye'tûnî müslimîn.
Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht Neml 20–44 3
"Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."
(Elçilerin sözcüsü) Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: "Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."
"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."
Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"
Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.
Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."
Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 38–40. ayetler için yazılmıştır.
38. Süleyman, kendisine gelmek üzere mutlaka yola koyulacaklarını bildiğinden çevresinde hazır bulunan cin ve insanlara şöyle dedi: “Onlar bana teslim/müslüman olarak gelmeden önce o kadının tahtını hanginiz bana getirebilirsiniz?” Yani kim getirebilir ki biz, onlar İslâm’a girmeden ve böylelikle malları saygın ve dokunulmaz olmadan önce onun üzerinde tasarrufta bulunabilelim.
39. “Cinlerden bir ifrit” oldukça güçlü ve süratli çalışan kimseye ifrit denir. “Ben onu sana, daha sen yerinden kalkmadan getirebilirim. Gerçekten ben buna gücü yeten ve güvenilir bir kimseyim.” Görüldüğü kadarıyla o sırada Süleyman aleyhisselam Şam’da bulunuyordu. Buna göre kendisiyle Sebe’ arasında iki ay gidiş, iki ay dönüş olmak üzere dört aylık bir mesafe bulunuyordu. Buna rağmen bu ifrit, ona şöyle demişti: Bu tahtı büyüklüğüne, ağırlığına ve aradaki mesafenin uzaklığına rağmen sen şu oturmakta olduğun meclisten kalkmadan önce onu getirmeyi üstlenebilirim. Uzunca oturulan meclislerde mutad olan, bu meclislerin kuşluk vakti boyunca sürmesi ve günün üçte biri kadar olmasıdır. Bu, mutad olan sürenin nihaî vaktidir. Bazen bundan daha az da olabilir, daha çok da olabilir. İşte bu yüce hükümdar Süleyman aleyhisselam’ın halkı arasından birisi, bu kadar büyük bir güce sahipti. Hatta bundan daha ilerisi de vardı:
40. “Nezdinde kitaptan bir bilgi bulunan kişi dedi ki...” Müfessirlerin dediklerine göre bu, Süleyman aleyhisselam’ın yanında bulunan Berhiya oğlu Asaf diye bilinen alim ve salih bir zat idi. Bu zat, kendisi anılarak Allah’a dua edildiğinde Allah’ın duayı kabul ettiği, istekte bulunulduğunda istenilenleri verdiği, Allah’ın ism-i azamını bilen birisi imiş. “Ben, onu sana daha sen gözünü kırpmadan getiririm.” Yüce Allah’a bu ismini anıp dua ederek derhal bu tahtın hazır olacağını söyledi. Gerçekten Allah’a dua etti ve taht huzura geldi. Bu olay böyle olabileceği gibi bu kişinin, nezdinde kitaptan bir bilgiye sahip olup bu bilgi sayesinde uzak olanı yakına getirebilme, elde edilmesi zor olanı elde edebilme gücüne sahip olduğu da kastedilmiş olabilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. “Derken Süleyman tahtın, yanı başında hazır durduğunu görünce” Yüce Allah’a verdiği güç ve kudrete, hükümdarlığına, işleri kendisine kolaylaştırmasına hamd-ü senâda bulundu ve “dedi ki: Bu, Rabbimin bir lütfudur. Bunu şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için yapmıştır.” Yani Rabbim, bunlarla beni sınamak için bunları bana vermiş bulunuyor. Süleyman aleyhisselam hükümdarlığı, saltanatı ve kudreti ile -cahil hükümdarların huyu olduğu şekilde- asla gurura kapılmadı. Aksine o, bunların Rabbinin bir sınaması olduğunu bildiğinden, bu büyük nimetin şükrünü yerine getirememekten korkmuştu. Daha sonra bu şükrün, Yüce Allah’a bir faydasının olmadığını, esasen bunun faydasının kişinin kendisine olduğunu beyan ederek şunları söyledi: “Kim şükrederse kendi faydasına şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbim Ğanidir” onun amellerine muhtaç değildir, “Kerimdir” hayırları şükredeni de nankörlük edeni de kapsayacak kadar cömert, lütuf ve kerem sahibidir. Ancak O’nun nimetlerine şükür, nimetlerinin daha da artmasına vesile olur. Nankörlük etmek ise nimetlerin yok olmasına sebep olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Süleyman -aleyhisselam- mülkü/krallığı altında bulunan söz sahiplerine hitap ederek şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Onlar boyun eğip gelmeden önce, kraliçelik tahtını hanginiz bana getirebilir?"
Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Belkıs gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" dedi.
Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
"Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."
Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş'ın Rabbidir.
Aynı kıssa: Sebe Kavmi
Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…
Aynı kıssa: Sebe Kavmi
Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı…
Aynı kıssa: Sebe Kavmi
Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.
Aynı kıssa: Hz. Süleyman
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Süleyman devamla) şöyle demişti: "Ey yöneticiler! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmesinden önce hanginiz o (Belkıs)'ın tahtını bana getirebilir?"
(Süleyman, Kraliçe'nin davete icabet edeceğini anlayınca) dedi ki: "Siz ey maharetli kişiler! Onlar, gönülden teslim olmuş kişiler olarak bana gelmeden önce, aranızdan kim onun tahtını bana getirebilir?"
(Olayların gidişi içinde Süleyman Sebe Melikesi'nin kendisine geleceğini öğrenince, çevresindekilere:) "Siz ey seçkin görevliler!" dedi, "Hanginiz bana (Sebe Melikesi'nin) tahtını, daha o ve ona bağlı olanlar Allah'a yürekten boyun eğmiş kimseler olarak bana çıkıp gelmeden önce buraya getirebilir?"
(Süleyman ileri gelenlerine) dedi ki: "Ey önderlerim. . . Onlar, teslim olmak üzere gelmeden önce, onun tahtını hanginiz bana getirir?"
(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) "Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?" dedi.
(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?
"Ey ileri gelenler!" dedi; "Onlar, teslim olanlar olarak gelmeden önce, hanginiz onun tahtını bana getirebilir?"
Sonra Süleyman,danışmanlarına şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?"
Dedi ki, "Ey konseyim, onlar bana Müslümanlar olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?"
Dedi ki, 'Ey konseyim, onlar bana müslümanlar olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?'
(Süleyman kendi adamlarına dönerek): "Ey Heyet kendileri teslimiyyet gösterip bana gelmeden önce, o kadının tahtını bana kim getirir?" dedi.
Ey hey'et, dedi: kendileri teslim olarak bana gelmezden evvel o kadının tahtını bana kim getirir?
Süleyman: "Ey meleler dipnot 1 ! Onlar teslimiyet içinde bana gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?" dedi.
Süleyman: "Ey meleler! dipnot 1 Onlar teslimiyet içinde bana gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?" dedi.
Süleyman: "Ey ileri gelenler! Onlar teslimiyet içinde bana gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir? dedi.
(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) "Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?" dedi.
(Süleyman) dedi: "Ey ileri gelenler, onun tahtını, kendilerinin bana müslüman olarak gelmelerinden evvel, hanginiz bana getirir"?
Dedi ki: Ey ileri gelenler; kendileri bana müslüman olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?
(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.
Süleyman: “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?”
(Elçi gittikten sonra Süleyman, danışmanlarını topladı): "Ey ileri gelenler, dedi, onların bana teslim olarak gelmelerinden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?"
Süleyman dedi ki: "Ey ileri gelenler! Onlar teslim olmuş bir şekilde bana gelmeden önce hanginiz o kadının tahtını bana getirir?"
Süleyman dedi ki: "Ey ileri gelenler! Onlar teslim olmak için bana gelmeden sizden kim o kadının arşını dipnot 1 bana getirir?"
Ey ileri gelenler! Onlar teslim olup gelmeden önce, onun tahtını bana hanginiz getirecek? dedi.
-Ey ileri gelenler, onlar teslim olup gelmeden önce, onun tahtını bana hanginiz getirecek, dedi.
Süleyman kurmaylarına dedi ki: "Onlar teslim olup huzuruma gelmeden önce, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?"
Then he said to the leaders of his assemblage -of the men and the Jinn-: "Who among you can fetch me her throne before they come to me with low submissive reverence for Allah!"
Then he said, ‘Counsellors, which of you can bring me her throne before they come to me in submission?’
He said (to his own men): "Ye chiefs! which of you can bring me her throne before they come to me in submission?"
Solomon said: dipnot 1 "My nobles, which of you can bring me her throne before they come to me in submission?" dipnot 2
He said, ‘Council! who among you will bring me her throne before they come to me in submission?’
He said: "O chiefs! Which of you can bring me her throne before they come to me surrendering themselves in obedience?"
He said, ‘O [members of the] elite! Which of you will bring me her throne before they come to me in submission?’
(Later on addressing his courtiers Solomon) said, `Nobles! which one of you will bring me a throne befitting her (- the Queen) before they come to me surrendering in submission. '
He said, 'O Council, which one of you will bring me her throne, before they come to me in surrender?'
Solomon then turned to his court’s people and asked: "Who can bring her throne to me so that they [realize my power and] come to me in submission?"
Said he, 'O ye chiefs! which of you will bring me her throne before they come to me resigned?'
He said, "O commanders, which of you can bring me her throne before they come to me peacefully surrendering?"
And Solomon said, O nobles, which of you will bring unto me her throne, before they come and surrender themselves unto me?
"Return unto them, for we will surely come to them with hosts which they cannot resist; and we will surely drive them out thence with shame and they will be humbled. "
He said, "O you chiefs, whichever one of you will come up to me with (i. e., bring) her throne before they come up to me as Muslims?" (Or: in surrender).
He said: O chiefs! Which of you will bring me her throne before they come unto me, surrendering?
He (then) said (to his courtiers): "O you nobles, is there any one who can bring me her throne before they come to me in submission?"
[When Solomon learned that the Queen of Sheba was coming, ] he said [to his council]: "O you nobles! Which of you can bring me her throne ere she and her followers come unto me in willing surrender to God?"
Solomon asked, "O chiefs! Which of you can bring me her throne before they come to me in ˹full˺ submission?"[1]
He said: "O commanders, which of you can bring me her throne before they come to me surrendering"
He said, "O you elders, which of you can bring me her mansion, before they arrive here as submitters?"
[Solomon] said, "O assembly [of jinn], which of you will bring me her throne before they come to me in submission?"
He said: “O eminent ones: which of you will bring me her throne before they come to me submitting?”
(When Solomon found out that the Queen was coming), he said, "O Chiefs! Which one of you can present the best plan to get her throne before they come to me surrendering?" (1500 miles between Ma'arib, the capital of Sheba to Jerusalem. )
He said (to his own army): "You chiefs! Which of you can bring me her throne before they come to me surrendering as Muslims, in submission?
He said, "O chieftains, which one of you will bring her throne to me before they come to me submissively?"
He said: "O commanders, which of you can bring me her throne before they come to me in submission?"