Neml suresi

Neml suresi, 39. ayet

Neml suresi, 39. ayet. قَالَ عِفْرِيتٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّى عَلَيْهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌ

ḳâle `ifrîtüm mine-lcinni ene âtîke bihî ḳable en teḳûme mim meḳâmik. veinnî `aleyhi leḳaviyyün emîn.

Diyanet İşleri

Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 36–42 · surenin 39. ayeti / 93

Konu Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht Neml 20–44 3

  1. Neml 36

    (Elçilerin sözcüsü) Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: "Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."

  2. Neml 37

    "Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."

  3. Neml 38

    Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"

  4. 39

    Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.

  5. Neml 40

    Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

  6. Neml 41

    Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

  7. Neml 42

    Belkıs gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 38–40. ayetler için yazılmıştır.

38. Süleyman, kendisine gelmek üzere mutlaka yola koyulacaklarını bildiğinden çevresinde hazır bulunan cin ve insanlara şöyle dedi: “Onlar bana teslim/müslüman olarak gelmeden önce o kadının tahtını hanginiz bana getirebilirsiniz?” Yani kim getirebilir ki biz, onlar İslâm’a girmeden ve böylelikle malları saygın ve dokunulmaz olmadan önce onun üzerinde tasarrufta bulunabilelim.

39. “Cinlerden bir ifrit” oldukça güçlü ve süratli çalışan kimseye ifrit denir. “Ben onu sana, daha sen yerinden kalkmadan getirebilirim. Gerçekten ben buna gücü yeten ve güvenilir bir kimseyim.” Görüldüğü kadarıyla o sırada Süleyman aleyhisselam Şam’da bulunuyordu. Buna göre kendisiyle Sebe’ arasında iki ay gidiş, iki ay dönüş olmak üzere dört aylık bir mesafe bulunuyordu. Buna rağmen bu ifrit, ona şöyle demişti: Bu tahtı büyüklüğüne, ağırlığına ve aradaki mesafenin uzaklığına rağmen sen şu oturmakta olduğun meclisten kalkmadan önce onu getirmeyi üstlenebilirim. Uzunca oturulan meclislerde mutad olan, bu meclislerin kuşluk vakti boyunca sürmesi ve günün üçte biri kadar olmasıdır. Bu, mutad olan sürenin nihaî vaktidir. Bazen bundan daha az da olabilir, daha çok da olabilir. İşte bu yüce hükümdar Süleyman aleyhisselam’ın halkı arasından birisi, bu kadar büyük bir güce sahipti. Hatta bundan daha ilerisi de vardı:

40. “Nezdinde kitaptan bir bilgi bulunan kişi dedi ki...” Müfessirlerin dediklerine göre bu, Süleyman aleyhisselam’ın yanında bulunan Berhiya oğlu Asaf diye bilinen alim ve salih bir zat idi. Bu zat, kendisi anılarak Allah’a dua edildiğinde Allah’ın duayı kabul ettiği, istekte bulunulduğunda istenilenleri verdiği, Allah’ın ism-i azamını bilen birisi imiş. “Ben, onu sana daha sen gözünü kırpmadan getiririm.” Yüce Allah’a bu ismini anıp dua ederek derhal bu tahtın hazır olacağını söyledi. Gerçekten Allah’a dua etti ve taht huzura geldi. Bu olay böyle olabileceği gibi bu kişinin, nezdinde kitaptan bir bilgiye sahip olup bu bilgi sayesinde uzak olanı yakına getirebilme, elde edilmesi zor olanı elde edebilme gücüne sahip olduğu da kastedilmiş olabilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. “Derken Süleyman tahtın, yanı başında hazır durduğunu görünce” Yüce Allah’a verdiği güç ve kudrete, hükümdarlığına, işleri kendisine kolaylaştırmasına hamd-ü senâda bulundu ve “dedi ki: Bu, Rabbimin bir lütfudur. Bunu şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için yapmıştır.” Yani Rabbim, bunlarla beni sınamak için bunları bana vermiş bulunuyor. Süleyman aleyhisselam hükümdarlığı, saltanatı ve kudreti ile -cahil hükümdarların huyu olduğu şekilde- asla gurura kapılmadı. Aksine o, bunların Rabbinin bir sınaması olduğunu bildiğinden, bu büyük nimetin şükrünü yerine getirememekten korkmuştu. Daha sonra bu şükrün, Yüce Allah’a bir faydasının olmadığını, esasen bunun faydasının kişinin kendisine olduğunu beyan ederek şunları söyledi: “Kim şükrederse kendi faydasına şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbim Ğanidir” onun amellerine muhtaç değildir, “Kerimdir” hayırları şükredeni de nankörlük edeni de kapsayacak kadar cömert, lütuf ve kerem sahibidir. Ancak O’nun nimetlerine şükür, nimetlerinin daha da artmasına vesile olur. Nankörlük etmek ise nimetlerin yok olmasına sebep olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cinlerin azgın olanlarından biri şöyle diyerek cevap verdi: "Sen içinde bulunduğun bu yerinden kalkmadan önce ben onun tahtını sana getiririm. Gerçekten benim onu taşımaya gücüm yeter, içindekiler konusunda da güvenilirim. Ve onlardan herhangi bir şey eksiltmem."

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  2. عِفْرِيتٌۭ ifritun bir ifrit kök: عفر
  3. مِّنَ mine -den
  4. ٱلْجِنِّ l-cinni cinler- kök: جنن
  5. أَنَا۠ ena ben
  6. ءَاتِيكَ atike sana getiririm kök: اتي
  7. بِهِۦ bihi onu
  8. قَبْلَ kable önce kök: قبل
  9. أَن en
  10. تَقُومَ tekume sen kalkmadan kök: قوم
  11. مِن min -dan
  12. مَّقَامِكَ ۖ mekamike makamın- kök: قوم
  13. وَإِنِّى ve inni gerçekten benim
  14. عَلَيْهِ aleyhi buna
  15. لَقَوِىٌّ lekaviyyun gücüm yeter kök: قوي
  16. أَمِينٌۭ eminun bana güvenilir kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Dediler ki: "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün."

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    "Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Ortak kavram: Cennet

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Ortak kavram: Cennet

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Ortak kavram: Cennet

    Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Ortak kavram: Cennet

    Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık.…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Ortak kavram: Cennet

    Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Cinlerden bir ifrit dipnot 1 "Oturduğun yerden kalkmadan önce onu sana getiririm. Ben bu konuda güçlüyüm, güvenilirim!" demişti.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [‘Ifrît] kelimesi, "çok güçlü, kuvvetli, her işinde maharetli, (cinlerin) reisi" gibi anlamlara gelmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Görünmeyen varlıklara mensup (şeytani) maharette biri "Sen daha oturduğun yerden kalkmadan onu sana getiririm; çünkü ben bu konuda güvenilir bir güce sahibim" dedi.

Muhammed Esed

(Süleyman'a bağlı) görünmeyen varlıklar içinden gözüpek biri: "Daha oturduğun yerden kalkmadan onu sana getirebilirim, çünkü ben bu konuda gerçekten güvenilir bir güce sahibim!" dedi.

Ahmed Hulusi

Cinn'den bir ifrit dedi ki: "Sen yerinden ayağa kalkmadan önce onu sana getiririm. . . Bu iş için yeterli güce sahip olduğuma güvenebilirsin. "

Ali Bulaç

Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi.

Ali Özek ve heyeti

Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.

Ali Rıza Safa

Cinlerden korkusuz birisi, şöyle dedi: "Sen daha yerinden kalkmadan, onu sana getiririm. Çünkü aslında, bunu yapabilecek güvenilir bir güç, gerçekten bende var!" dipnot 311

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 311
    "Cinlerden korkusuz birisi" olarak yazdığımız tanımlama, kimi Kur'an çevirilerinde, "Cinlerin elebaşılarından birisi" veya "Cinlerden kendini beğenmiş birisi" veya "Cinlerden bir ifrit" veya "Görünmeyen varlıklardan gözüpek birisi" biçiminde çevrilmiştir. Arapça biçimiyle dilimize girmiş olan "Cin" terimi "Görünmeyen varlıklar" anlamına gelir. Bu suredeki 27:20-22 ve 27:39,40 ayetlerinden başka, 34:12-14 ve 72:1-17 ayetlerinde, olağanüstü yeteneklerle donatılmış oldukları anlatılan; 15:27 ve 55:15 ayetlerinde enerjiden yaratıldıkları bildirilen görünmeyen varlıklar konusunda 55:15 ayetinin dipnotunda bilgi verilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz" dedi.

Edip Yüksel

Cinlerden bir ifrit, "Sen daha yerinden kalkmadan onu sana getirebilirim. Bunu becerebilecek güce sahibim" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Cinlerden bir ifrit, 'Sen daha yerinden kalkmadan onu sana getirebilirim. Bunu becerebilecek güce sahibim,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Cinlerden bir ifrit: "Sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm. Ve gerçekten bunu yapmaya hem gücüm, hem de güvenim var." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cinden bir ıfrit, ben, dedi: onu sana sen makamından kalkmazdan evvel getiririm ve her halde ben buna karşı kuvvetli bir eminim

Erhan Aktaş

Cinnlerden dipnot 1 bir ifrit dipnot 2 : "Sen makamından kalkmadan önce onu sana getiririm. Bunu gerçekleştirebileceğimden eminim." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cinn, "Kitaptan yanında bir bilgi bulunan kimse"dir (Bkz. 27:40). Bu "kimse"nin mahiyeti hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Mucizelere inanmayanlar, başka türlü tevil etseler de doğa üstü, olağan üstü diğer bir ifade ile mucize olarak tanımlanabilecek bu olay, Allah'ın dilemesiyle bizatihi gerçekleşmiş bir olaydır.
  2. metne dön, dipnot 2
    İfrit, özel bir isim olmayıp, becerikli ve güçlü anlamında niteliktir. Cinnler ve İnsanlar için kullanılır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cinlerden bir ifrit dipnot 1 : "Sen makamından kalkmadan önce onu sana getiririm. Bunu gerçekleştirebileceğimden eminim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İfrit, özel bir isim olmayıp, becerikli ve güçlü anlamında niteliktir. Cinler ve insanlar için kullanılır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cinlerden bir ifrit dipnot 1 : "Sen makamından kalkmadan önce onu sana getiririm. Bunu gerçekleştirebileceğimden eminim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İfrit isim değil, becerikli ve güçlü anlamında niteliktir.

Gültekin Onan

Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir (emiyn) bir güce sahibim" dedi.

Hasan Basri Çantay

Cinden bir ifrit: "Sen makaamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Ben buna karşı her halde güvenilecek bir kuvvete malikim" dedi.

İbni Kesir

Cinnlerden bir ifrit dedi ki: Sen; yerinden kalkmadan, onu sana getiririm, eminim ki buna gücüm yeter.

Mehmet Alagaş

(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.

Rowwad Tercüme Merkezi

Cinlerden bir ifrit; ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim.” dedi.

Süleyman Ateş

Cinlerden bir ifrit (kötü bir cin): "Sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm, dedi, bunu yapmağa gücüm yeter ve bana güvenilir."

Süleymaniye Vakfı

Cinlerden bir ifrit dipnot 1 dedi ki: "Sen makamından kalkana kadar onu sana getiririm. Bu konuda kesinlikle güçlü, güvenilir biriyim."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki ifrit, cinlerin ifritlerinden yani önde gelenlerinden biridir. Çünkü cinlere de hükmeden Süleyman aleyhisselamın söylediği "Ey ileri gelenler!" (Neml 27/39) sözünün muhataplarındandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Cinlerden bir ifrit dipnot 1 dedi ki: "Sen makamından kalkana kadar onu sana getiririm. Bu konuda güçlü, güvenilir biriyim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dahiliği, dehası olan, yetenekli melek ...

Şaban Britch

Cinlerden bir ifrit : Ben, onu sana, sen yerinden kalkmadan önce getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve güvenilir biriyim, dedi.

Şaban Piriş

Cinlerden biri -Ben, onu sana, sen yerinden kalkmadan önce getiririm. Buna gücümün yeteceğinden eminim, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: "Sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve gerçekten güvenilir biriyim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"I can fetch it right here" said a very strong Jinn, "before you assume the standing position and I am powerful enough to be trusted for such an undertaking"

Abdul Haleem

A powerful and crafty jinn replied, ‘I will bring it to you before you can even rise from your place. I am strong and trustworthy enough,’

Abdullah Yusuf Ali

Said an 'Ifrit, of the Jinns: "I will bring it to thee before thou rise from thy council: indeed I have full strength for the purpose, and may be trusted."

Abul A'la Maududi

A stalwart of the jinn said: "I will bring it to you before you rise from your council. dipnot 1 Surely I have the power to do so and I am trustworthy." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    From this it becomes obvious whether the jinns under the Prophet Solomon (peace be upon him) were, according to the interpretation of some rationalist commentators of the modern times, from among mankind or from among the hidden creation commonly known as jinns. Obviously, the sitting of the Prophet Solomon's court would at the most be of three to four hours, and the distance of Marib, capital of Saba, from Jerusalem was, even as the crow flies, not less than 1500 miles. To fetch a splendid throne of a queen from such a distant place in such a short time could not be possible for a man, even if he be a very strong and robust person. This task cannot be performed even by a jet plane of today. The throne was not lying in a jungle from where it had just to be fetched. It lay in a queen’s palace, which must have been well-guarded, and in the absence of the queen it must have been kept in a secure place. If a man had gone to fetch it, he should have been accompanied by a commando force so that he could overwhelm the guards and snatch away the throne. How could all this be accomplished before the rising of the court? This thing can be conceived only in connection with a real jinn!
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, "You can trust me in that I will not carry it away, nor steal any valuable thing from it."

Aisha Bewley

An ifreet of the jinn said, ‘I will bring it to you before you get up from your seat. I am strong and trustworthy enough to do it.’

Al-Hilali & Khan

A ‘Ifrît (strong one) from the jinn said: "I will bring it to you before you rise from your place (council). And verily, I am indeed strong, and trustworthy for such work."

Ali Quli Qarai

An afreet from among the jinn said, ‘I will bring it to you before you rise from your place. Indeed I have the power for it and am trustworthy.’

Amatul Rahman Omar

A stalwart from among the jinn said, `I will bring it to you (prepared as you desire), before you rise and depart from your place of encampment. Surely, I am strong and expert enough (to accomplish this task and can be) trusted (with it).'

Arthur John Arberry

An efreet of the jinns said, 'I will bring it to thee, before thou risest from thy place; I have strength for it

Bijan Moeinian

A Jin (Extra-terrestrial) of his court said: "I can bring it to you before you even stand up. Trust me, I am powerful enough to do so."

E. Henry Palmer

Said a demon of the ginns, 'I will bring thee it before thou canst rise up from thy place, for I therein am strong and faithful. '

Edip-Layth

A powerful being from among the Jinn said, "I will bring it to you before you rise from your station. For I am strong and trustworthy."

George Sale

A terrible genius answered, I will bring it unto thee, before thou arise from thy place: For I am able to perform it, and may be trusted.

Hamid S. Aziz

Said he, "O you chiefs! Which of you will bring me her throne before they come unto me surrendering?"

Mahmoud Ghali

A cIfrît (i. e., powerful, stalwart) of the jinn said, "I will come up with it to you before you rise up from your station; and surely I am indeed powerful for it (and) trustworthy."

Marmaduke Pickthall

A stalwart of the jinn said: I will bring it thee before thou canst rise from thy place. Lo! I verily am strong and trusty for such work.

Mohamed Ahmed - Samira

A crafty jinn said: "I will bring it before you rise from your seat, for I am strong and trustworthy. "

Muhammad Asad

Said a bold one of the invisible beings [subject to Solomon]: "I shall bring it to thee ere thou rise from thy council-seat - for, behold, I am powerful enough to do it, [and] worthy of trust!"

Mustafa Khattab

One mighty jinn responded, "I can bring it to you before you rise from this council of yours. And I am quite strong and trustworthy for this ˹task˺."

Progressive Muslims

A powerful being from among the Jinn said: "I will bring it to you before you rise from your station. For I am strong and trustworthy."

Rashad Khalifa

One afrit from the jinns said, "I can bring it to you before you stand up. I am powerful enough to do this."

Sahih International

A powerful one from among the jinn said, "I will bring it to you before you rise from your place, and indeed, I am for this [task] strong and trustworthy. "

Sam Gerrans

A mischievous one among the domini said: “I will bring it to thee before thou canst rise from thy place; and I am for this strong and trustworthy.”

Shabbir Ahmed

One of the strong commanders of the mountain division said, "My troops can accomplish this mission with lightening speed, before you rise up to think of and assign anyone else. Behold, I am competent and trustworthy for this job."

Syed Vickar Ahamed

Said an Ifrit, from the (race of) jinns': "I will bring it to you before you get up from your Court (and gathering now): Truly, I have the full strength for the deed, and (I am) trustworthy for such work (service to you). "

Taqi Usmani

A stalwart of the Jinn said, "I will bring it to you before you rise up from your place, and for this (task) I am powerful, reliable."

The Monotheist Group

A powerful being from among the Jinn said: "I will bring it to you before you rise from your station. For I am strong and trustworthy."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩