Sebe' suresi

Sebe' suresi, 16. ayet

Sebe' suresi, 16. ayet. فَأَعْرَضُوا۟ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ ٱلْعَرِمِ وَبَدَّلْنَٰهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَىْ أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَىْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ

fea`raḍû feerselnâ `aleyhim seyle-l`arimi vebeddelnâhüm bicenneteyhim cenneteyni ẕevâtey ükülin ḫamṭiv veeŝliv veşey'im min sidrin ḳalîl.

Diyanet İşleri

Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 13–19 · surenin 16. ayeti / 54
  1. Sebe' 13

    Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

  2. Sebe' 14

    Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.

  3. Sebe' 15

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir."

  4. 16

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

  5. Sebe' 17

    Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.

  6. Sebe' 18

    Sebe' halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: "Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın."

  7. Sebe' 19

    Onlar ise, "Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 15–19. ayetler için yazılmıştır.

15-19. Sebe’, Yemen’deki meşhur bir kabilenin adıdır. Yurtlarının adı da Me’rib idi. Yüce Allah’ın genel olarak bütün insanlara, özel olarak da Araplara ihsan ettiği nimet ve lütuflarından biri de Araplara komşu olan ve geride bıraktıkları eserleri görülen, helâk olmuş kavimlerin, insanların birbirlerine aktarageldikleri birtakım haberlerini Kur’ân-ı Kerîm’de anlatmış olmasıdır. Bundan maksat bunun Kur’ân’ı tasdik etmeyi daha bir teşvik edici olması ve öğüt alma ihtimalini yükseltmesidir.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki Sebeliler için kendi yurtlarında” yani yaşadıkları yerlerinde “bir ibret vardı.” Buradaki ibretten kasıt, Yüce Allah’ın kendilerine bol bol nimet ihsan etmiş olması ve onlardan birçok musibeti uzaklaştırmasıdır. Bu, Allah’a ibadet edip O’na şükretmelerini gerektiren bir husustu.

Daha sonra Allah, bu ibretin mahiyetini şu buyruğu ile açıklamaktadır: “Sağda ve solda iki bahçeleri vardı.” Onların pek büyük bir vadileri vardı. Bu vadiden çokça sel akardı. Suları toplamak üzere oldukça sağlam bir set (baraj) inşa etmişlerdi. Seller buraya gelir ve bu setin arkasında çok büyük miktarda su birikirdi. Onlar da bu suyu vadinin sağ ve solunda bulunan bahçelerine dağıtırlardı. Böylelikle bu pek büyük bahçeler ihtiyaçlarına yetecek kadar mahsüller verir, gıpta edilecek bir halde ve sevinç içerisinde yaşar giderlerdi.

Yüce Allah, kendilerine pek çok yönden ihsan etmiş olduğu nimetlerine şükretmelerini emretmişti ki bu nimetlerin bazıları şöylece sayılabilir:

1. Gıdalarının pek büyük çoğunluğunu elde ettikleri bu iki bahçeye sahip olmaları.

2. Yüce Allah, onlara havası güzel, nemi az ve rahat bir şekilde rızıklarını elde ettikleri güzel bir ülke vrmişti.

3. Yüce Allah, kendisine şükredecek olurlarsa günahlarını bağışlayacağını, onlara merhamet buyuracağını vaat etmişti. Onun için de burada: “İşte güzel bir yurt ve bağışlayıcı bir Rab!” buyurmaktadır.

4. Yüce Allah, ticaret ve kazançları için bereketleri bol topraklara gitme ihtiyaçları olduğunu bildiğinden onların gâyet kolay bir şekilde o topraklara ulaşmalarını sağlayacak sebepleri de hazırlamıştı. Anlaşıldığı kadarıyla bu bereketli topraklar -seleften birçok kimsenin söylediği üzere- San’a çevresindeki kasabalardır. Buranın Şam olduğu da söylenmiştir. İşte bu yerlere kolaylıkla, güven içinde ve korkudan uzak şekilde ulaşabilmelerini sağladı. Ülkeleri ile gidecekleri yerler arasında azık ve ihtiyaçlarını taşıma meşakkatine girmelerini gerektirmeyecek şekilde birbiri ardınca dizili komuş şehirler vardı. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Oranın halkı ile bereketli kıldığımız memleketler arasında biri diğerinden görünen (komşu) şehirler var ettik ve buralarda (meşakkatsiz bir) seyir güzergahı takdir ettik.” Yani onların yaptıkları bu yolculuğun süresi, onlar tarafından bilinirdi ve herhangi bir nedenle bu yolda kaybolmalarını önleyecek şekilde nasıl gidip geleceklerini tespit edebiliyorlardı.

“Oralarda hem geceleri hem gündüzleri güven içinde yol alın.” Yani gece ve gündüz boyunca yolculuğunuzda korkuya kapılmaksızın huzur içerisinde gidin gelin, dedik. Yüce Allah’ın onları korkudan yana emin kılmış olması, üzerlerindeki nimetini tamamlayan bir unsurudur. Ancak onlar, bu nimetleri ihsan edenden, O’na ibadetten yüz çevirdiler ve şımarıp nankörlük ettiler. Hatta bu nimetin verdiği rahatlıktan usandılar ve nihâyet kolaylıkla yolculuk yaptıkları bu şehirler arasındaki yolculuk güzergahlarının birbirlerinden daha da uzaklaşmasını isteyecek ve temenni edecek hale geldiler.

“Ve nefislerine” Allah’a karşı küfür, nimetlerine karşı da nankörlük etmek sureti ile “zulmettiler.” Allah da kendilerini azdıran bu nimet sebebi ile onları cezalandırdı. Nimetlerini de yok etti. Onların üzerlerine setlerini/barajlarını tahrip eden, bahçelerini yok eden, bağlarını-bostanlarını mahveden dehşetli bir sel olan Arim selini gönderdi. O pek hoş bahçeler ve mahsulleri bol ağaçlar yerine hiçbir faydası bulunmayan ağaçlar kaldı. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“…onların o iki bahçesini içinde buruk yemişli ağaçlar, ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki” önemsenecek bir şeye sahip olmayan az yiyecekli “iki bahçeye çevirdik.”

Burada sözü edilen ağaçlar faydasız oldukları bilinen ağaçlardır. Bu da tam olarak onların amellerine uygun bir cezadır. Zira onlar, güzelce şükretmek yerine çirkin olan nankörlüğü seçtiklerinden dolayı üzerlerindeki nimet de bu şekilde değiştirilmiş oldu. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“İşte küfürleri/nankörlükleri sebebi ile onları böyle cezalandırdık. Zaten biz, kafirlerden/nankörlerden başkasını cezalandırır mıyız hiç?” Yani Allah’ı inkar edip, nimetler dolayısı ile şımaranlardan nankörlerden başkalarını cezalandırır mıyız ki?

Bu musibet başlarına gelince daha önceleri bir arada bulunuyorlarken ayrılıp darmadağın oldular. Yüce Allah onları anlatılan ibretlik hikâyelere, gece sohbetlerinde nakledilen rivâyetlere dönüştürdü. O kadar ki bu dağılışları “Sebeliler gibi dağıldılar” şeklinde darb-ı mesel olmuş, herkes onların başlarına gelen olayları anlatır olmuştur. Ama onların bu ibretli hallerinden sadece Yüce Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden başkası ibret alıp yararlanmaz:

“Şüphesiz bunda pek sabırlı ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.” Hoşuna gitmeyen şeylere ve zorluklara karşı Allah için tahammül eden, bunlara karşı öfkelenmeyen, aksine onlara katlanan çok sabırlı kimseler ile Yüce Allah’ın nimetlerini dile getirip itiraf eden, bu nimetleri ihsan edene övgülerde bulunan ve bunları O’na itaat uğrunda harcayan, Allah’ın nimetlerine çokça şükreden kimseler ibret alır.

İşte onlar, böylelerinin kıssalarını, başlarından geçen olayları ve üzerlerine gönderilen azabı işittiklerinde şu gerçekleri anlarlar: Bu ceza, Allah’ın nimetine karşı nankörlük ettiklerinden dolayı başlarına gelmiştir ve onlar gibi hareket eden herkese de onlara yapılanın aynısı yapılacaktır. Allah’a şükretmek, nimeti muhafaza eder ve musibeti de önler. Allah’ın peygamberleri verdikleri haberlerde sadıktırlar. Ceza (amellerin karşılıklarının verilmesi) haktır. Tıpkı dünya yurdunda bunun örneklerini gördüğümüz gibi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar; Allah'a şükretmekten ve Allah'ın peygamberlerine iman etmekten yüz çevirdiler. Biz de onların nimetlerini afet ile değiştirerek onları cezalandırdık. Onların üzerlerine; her şeyi silip süpüren, barajlarını mahveden ve bahçelerini sular altında bırakan bir sel gönderdik. Böylece onların verimli olan iki bahçesini içerisinde sadece buruk meyveleri olan ve meyvesi olmayan ılgın ağacı ile bir de biraz sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَعْرَضُوا۟ feea'radu ama yüz çevirdiler kök: عرض
  2. فَأَرْسَلْنَا feerselna bu yüzden gönderdik kök: رسل
  3. عَلَيْهِمْ aleyhim üzerlerine
  4. سَيْلَ seyle selini kök: سيل
  5. ٱلْعَرِمِ l-arimi Arim kök: عرم
  6. وَبَدَّلْنَـٰهُم ve beddelnahum ve çevirdik kök: بدل
  7. بِجَنَّتَيْهِمْ bicenneteyhim onların iki bahçesini kök: جنن
  8. جَنَّتَيْنِ cenneteyni iki bahçeye kök: جنن
  9. ذَوَاتَىْ zevatey bulunan
  10. أُكُلٍ ukulin yemişli kök: اكل
  11. خَمْطٍۢ hamtin buruk kök: خمط
  12. وَأَثْلٍۢ ve eslin ve acı meyvalı kök: اثل
  13. وَشَىْءٍۢ ve şey'in ve içinde kök: شيا
  14. مِّن min
  15. سِدْرٍۢ sidrin sedir ağacı kök: سدر
  16. قَلِيلٍۢ kalilin biraz kök: قلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سيل (4 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık.…

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…

  • Aynı kök: سيل (4 geçiş)

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

  • Aynı kök: سدر (4 geçiş)

    Sidretü'l-Münteha'nın yanında.

  • Aynı kök: سدر (4 geçiş)

    O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

  • Aynı kök: سدر (4 geçiş)

    (28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında,…

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Ortak kavram: Cennet

    Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler2

Arkeoloji2
  • Eski Me'rib yerleşimi

    Arkeoloji

    Eski Me'rib yerleşimi

    Ayet: Sebe' 15-17

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Tapatio at en.wikipedia
    Tarih
    27 February 2008 (original upload date)
    Lisans
    CC BY-SA

    Tapatio at en.wikipedia · Transferred from en.wikipedia (Original text : self-made ) · CC BY-SA 3.0

    Kaynağı görüntüle

  • Sebe krallığının sulama düzenini taşıyan antik baraj yapısı.

    Arkeoloji

    Târihî Me'rib Barajı kalıntısı

    Sebe krallığının sulama düzenini taşıyan antik baraj yapısı.

    Baraj kalıntıları Sebe dönemine aittir; 34:16'daki 'Arim seli' ile ilişkilendirilmesi tefsir geleneğine dayanır.

    Ayet: Sebe' 15-17

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    H. Grobe
    Tarih
    1988
    Lisans
    CC BY-SA

    H. Grobe · Own work · CC BY-SA 3.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Ancak) onlar yüz çevirmişlerdi. Bu yüzden üzerlerine Arim Seli'ni dipnot 1 göndermiştik. Onların iki bahçesini, acı meyveli, ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirmiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Arim seli", büyük barajları su altında bırakabilen, onları yıkabilen hacimde, çok büyük bir felaketti. [el-‘Arim] kelimesine "köstebek" diyenler olduğu gibi, bunun seddin veya vadinin adı olduğunu söyleyenler de vardır. Bu barajı, Sebelilerin, Belkıs'ın, Himyer'in veya Lokman b. Ad'in yaptığı rivayet edilmektedir. Tarihte bu olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiği bilinmemekte, ancak Me'rib Barajı'nın ilk yıkılış tarihinin MS 2. yüzyıl olabileceği bildirilmektedir. Bu olaydan sonra Sebe Krallığı büyük ölçüde harap olmuş, yöre halkının önemli bir bölümü kuzeye doğru göç etmek zorunda kalmıştı (Esed, [Kur'an Mesajı], s. 876'da 24. not).

Mustafa İslamoğlu

Ne var ki onlar yüz çevirdiler. İşte bu yüzden Biz onların üzerine (barajlarını) yıkan şiddetli bir sel gönderdik ve o iki has bahçeyi, acı meyveli çalılar ve ılgınlarla kaplı, içerisinde birkaç sedir cinsi ağaç bulunan harap bir bahçeye çevirdik.

Muhammed Esed

Ama onlar (Bizden) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahçeyi sadece böğürtlen, ılgın ve birkaç tane (yabani) sedir ağacından ibaret (virane) bir bahçeye çeviren bir sel gönderdik.

Ahmed Hulusi

Onlar yüz çevirdiler. . . Bu yüzden onlara Arım Seli'ni irsal ettik ve (baraj yıkılmasıyla oluşan bu sel ile) onların iki bahçesini, acı meyveli ağaçlar ve birkaç sedir ağacından ibaret hale dönüştürdük.

Ali Bulaç

Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

Ali Özek ve heyeti

Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.

Ali Rıza Safa

Fakat yüz çevirip uzaklaştılar. Bunun üzerine, barajın sularını gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı meyveli birkaç sidir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. dipnot 362

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 362
    "Barajın suları" olarak yazdığımız "Seyle el arim" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Barajın seli" veya "Arim seli" olarak çevrilmiştir. 34:15,16 ayetlerinde anlatılan bu öykü, tarih kaynaklarında, özetle, şöyle yazılıdır: "Arap Yarımadası'nın güneyinde bulunan ünlü Marib barajı, M.S.[542] yılında yıkıldı. Bu yıkımın oluşturduğu büyük su baskını, o dönemin en gelişmiş tarım uygarlığı olan Sebe ülkesini çok büyük yitimlere uğrattı ve Sebe toplumunun yok olma sürecini başlattı." Sidir ağacı, çok dikenli bir çöl bitkisidir.

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen onlar yüz çevirdiler. Biz de onların üzerlerine barajları yıkan o seli gönderdik. Onların bahçelerini acı yemişli, meyvesiz ve içinde birkaç sedir ağacı bulunan iki verimsiz bahçeye dönüştürdük.

Edip Yüksel

Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de barajın selini onlara göndererek çifte bahçelerini, acı meyveler, ılgın ve biraz da sedir ağacı içeren çifte bahçelere çevirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de barajın selini onlara göndererek çifte bahçelerini, acı meyveler, ılgın ve biraz da sedir ağacı içeren çifte bahçelere çevirdik

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat onlar, yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlı ve biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat onlar bakmadılar, biz de üzerlerine arim seylini salıverdik ve o dilber iki Cennetlerini buruk yemişli, ılgınlık, az bir şey de sidirden iki harap Cennete çevirdik.

Gültekin Onan

Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

Hasan Basri Çantay

Fakat onlar (bu nimetin şükründen) yüz çevirdiler. Biz de onlara Arim selini gönderdik. (O) ikişer cennetlerinin yerinde de ekşi yemişli, acı ılgınlı ve az bir şey de Arabistan kirazından (olmak üzere haraab) iki (şer) bostan peyda etdik.

İbni Kesir

Ama onlar, yüz çevirdiler. Böylece Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, ılgınlık ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Mehmet Alagaş

(15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arîm (her şeyi yıkıp süpüren azap) selini gönderdik ve onların iki bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az sayıda Sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştürdük.

Süleyman Ateş

Ama (şükürden) yüz çevirdiler; bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik; onların iki bahçesini buruk yemişli, acı meyvalı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Süleymaniye Vakfı

Ama onlar aldırmadılar; biz de üzerlerine Arim selini dipnot 1 gönderdik. Onların bahçelerini; buruk yemişli ağaçlar, ılgın ağaçları ve biraz da sidre ağacı dipnot 2 olan iki bahçeye çevirdik dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arim "set, baraj; büyük sel ve şiddetli yağmur" demektir. Tarih kitaplarına göre, Arap Yarımadasının güneyinde bulunan Sebe krallığının başkenti Maryaba (Me'rib) kurak bir bölgede olduğu için, şehrin güneyindeki Yesran ve kuzeyindeki Abyan ovalarının, iki dağ arasındaki dar geçit üzerine yapılan Arim Barajı ile sulandığı aktarılmaktadır. Daha sonra yıkılan bu baraj nedeni ile ovalar büyük hasar görmüş ve kullanılamaz bir hale gelmişlerdir. (DİA: Sebe, Arim, Me'rib).
  2. metne dön, dipnot 2
    Türkçede bu ağaca, Arabistan kirazı denir.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ama onlar uyarılara kulak asmadılar; biz de üzerlerine Arim selini göndererek onların iki bahçesini yok edip yerinde buruk yemişli ağaçlar, ılgınlık ve biraz da sedir ağacı oluşturduk.

Şaban Britch

Yüz çevirmişlerdi de, onlara “arim seli”ni/herşeyi yerle bir eden sel göndermiştik. Onların bahçelerini, buruk meyveli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik

Şaban Piriş

Yüz çevirmişlerdi de, onlara "arim seli"ni göndermiştik. Onların bahçelerini, buruk meyveli, acı ılgın ağaçlı ve bol otlu bahçelere çevirmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne var ki onlar yüz çevirdiler; biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı, birazcık da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But they declined to show appreciation of the condition of things and be sensible of Allah's grace, and furthermore they failed to impel themselves to the feeling of gratitude and gratefulness. By consequence, We sent against them torrential rain causing destruction of their dam, built to confine the water and to regulate its flow, and We replaced their fertile land and their orchards with gardens of bitter fruit, shrubs of small tamarisk trees and a few of the Lotus trees and other trees carrying berry- like drupe.

Abdul Haleem

But they paid no heed, so We let loose on them a flood from the dam and replaced their two gardens with others that yielded bitter fruit, tamarisk bushes, and a few lote trees.

Abdullah Yusuf Ali

But they turned away (from Allah), and We sent against them the Flood (released) from the dams, and We converted their two garden (rows) into "gardens" producing bitter fruit, and tamarisks, and some few (stunted) Lote-trees.

Abul A'la Maududi

But they turned away dipnot 1 and so We let loose upon them a devastating flood dipnot 2 that swept away the dams and replaced their gardens by two others bearing bitter fruits, tamarisks, and a few lote trees. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they adopted the way of disobedience and ingratitude instead of obedience and gratefulness.
  2. metne dön, dipnot 2
    The word arim as used in sayl al-arim in the text is derived from the South Arabic word ariman, which stands for a dam. In the ancient inscriptions that have been unearthed in the ruins of the Yaman, this word has been commonly used in this meaning. For example, in an inscription dated 542 or 543 A.D. which Abraha, the Abyssinian governor of the Yaman, had gotten installed after the repairs to the great dam of Maarib, this word has been used repeatedly in the meaning of a dam. Therefore, sayl al- arim implies a flood that comes when a dam breaks.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, as a result of the flood that came after the dam burst, the whole land was laid waste. The canals which the Sabaeans had dug out by building dams between the mountains were ruined and the irrigation system destroyed. Then the same land which had been like a garden before became a jungle of wild growth and no eatable plants were left in it except the small plume like fruit of the lote bushes.

Aisha Bewley

But they turned away so We unleashed against them the flood from the great dam and exchanged their two gardens for two others containing bitter-tasting plants and tamarisk and a few lote trees.

Al-Hilali & Khan

But they turned away (from the obedience of Allâh), so We sent against them Sail Al-‘Arim (flood released from the dam), and We converted their two gardens into gardens producing bitter bad fruit, and tamarisks, and some few lote-trees.

Ali Quli Qarai

But they disregarded [the path of Allah], so We unleashed upon them a violent flood and replaced their two gardens with two gardens bearing bitter fruit, tamarisk, and sparse lote trees.

Amatul Rahman Omar

But they turned away. Thereupon We sent against them a devastating flood. And We replaced their two (excellent) gardens by two (other) gardens bearing bitter fruit and (containing) Tamarisk and a few nettle shrubs (here and there).

Arthur John Arberry

But they turned away; so We loosed on them the Flood of Arim, and We gave them, in exchange for their two gardens, two gardens bearing bitter produce and tamarisk-bushes, and here and there a few lote-trees.

Bijan Moeinian

Unfortunately they chose to disobey Me (God) and I broke their irrigation dam causing a big flood. Their fruitful gardens then produced nothing but bitter fruits and a few bushes.

E. Henry Palmer

but they turned away, and we sent against them the flood of the dyke; and we changed for them their two gardens into two gardens that grew bitter fruit and tamarisk, and some few lote trees.

Edip-Layth

But they turned away, so We sent them a destructive flash flood, and We substituted their two gardens into two gardens of rotten fruits, thorny plants, and a skimpy harvest.

George Sale

But they turned aside from what We had commanded them; wherefore We sent against them the inundation of al Arem, and We changed their two gardens for them into two gardens producing bitter fruit, and tamarisks, and some little fruit of the lote-tree.

Hamid S. Aziz

Certainly there was a sign for Sheba in their abode; two gardens on the right and the left; (as if to say) "Eat of the provisions of your Lord and give thanks to Him - a good land and an Indulgent Lord!"

Mahmoud Ghali

Yet, they veered away; so We sent on them the Flood of Arim, and We gave them in exchange for their two gardens, two gardens (comprising) meager crops and tamarisk-bushes, and (some) little (fruit) of the lote- trees.

Marmaduke Pickthall

But they were froward, so We sent on them the flood of 'Iram, and in exchange for their two gardens gave them two gardens bearing bitter fruit, the tamarisk and here and there a lote-tree.

Mohamed Ahmed - Samira

But they turned away. So We let loose on them the inundation of (the dyke of) al-'Arim, replacing their gardens with two other gardens which bore only bitter gourd, and tamarisks and a few sparse lote-trees.

Muhammad Asad

But they turned away [from Us], and so We let loose upon them a flood that overwhelmed the dams, and changed their two [expanses of luxuriant] gardens into a couple of gardens yielding bitter fruit, and tamarisks, and some few [wild] lote-trees:

Mustafa Khattab

But they turned away. So We sent against them a devastating flood, and replaced their orchards with two others producing bitter fruit, fruitless bushes,[1] and a few ˹sparse˺ thorny trees.[2]

Progressive Muslims

But they turned away, so We sent them a polluted water, and We substituted their two gardens into two gardens of bad tasting fruits, thorny plants, and a skimpy harvest.

Rashad Khalifa

They turned away and, consequently, we poured upon them a disastrous flood, and we substituted their two gardens into two gardens of bad tasting fruits, thorny plants, and a skimpy harvest.

Sahih International

But they turned away [refusing], so We sent upon them the flood of the dam, and We replaced their two [fields of] gardens with gardens of bitter fruit, tamarisks and something of sparse lote trees.

Sam Gerrans

Then they turned away, so We sent upon them the flooding of the dam, and gave them in exchange for their two gardens, two gardens bearing bitter fruit, and tamarisk, and something of sparse lote trees.

Shabbir Ahmed

But they turned away from Divine Values and We sent on them the Flood of the 'Arim' released from water dams. And We turned their Gardens into 'gardens' producing wild bitter fruit, and a thorny Lote-tree here and a tree there.

Syed Vickar Ahamed

But they turned away (from Allah), and against them, We sent a flood from the dams, and We made their two (rows of) Gardens into gardens growing bitter bad fruit, and shrubs and some few lote-trees (thorny bushes).

Taqi Usmani

Then they turned away. So We sent to them the flood of the dam, and replaced their two gardens with two gardens having fruits of bitter taste, and tamarisk and some bushes of wild lotes.

The Monotheist Group

But they turned away, so We sent them a destructive flash flood, and We substituted their two gardens with two gardens of rotten fruits, thorny plants, and a skimpy harvest.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩