Neml suresi

Neml suresi, 40. ayet

Neml suresi, 40. ayet. قَالَ ٱلَّذِى عِندَهُۥ عِلْمٌ مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَٰذَا مِن فَضْلِ رَبِّى لِيَبْلُوَنِىٓ ءَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّى غَنِىٌّ كَرِيمٌ

ḳâle-lleẕî `indehû `ilmüm mine-lkitâbi ene âtîke bihî ḳable ey yertedde ileyke ṭarfük. felemmâ raâhü müsteḳirran `indehû ḳâle hâẕâ min faḍli rabbî. liyeblüvenî eeşküru em ekfür. vemen şekera feinnemâ yeşküru linefsih. vemen kefera feinne rabbî ganiyyün kerîm.

Diyanet İşleri

Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 37–43 · surenin 40. ayeti / 93

Konu Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht Neml 20–44 3

  1. Neml 37

    "Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."

  2. Neml 38

    Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"

  3. Neml 39

    Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.

  4. 40

    Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

  5. Neml 41

    Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

  6. Neml 42

    Belkıs gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" dedi.

  7. Neml 43

    Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkar eden bir kavimden idi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 38–40. ayetler için yazılmıştır.

38. Süleyman, kendisine gelmek üzere mutlaka yola koyulacaklarını bildiğinden çevresinde hazır bulunan cin ve insanlara şöyle dedi: “Onlar bana teslim/müslüman olarak gelmeden önce o kadının tahtını hanginiz bana getirebilirsiniz?” Yani kim getirebilir ki biz, onlar İslâm’a girmeden ve böylelikle malları saygın ve dokunulmaz olmadan önce onun üzerinde tasarrufta bulunabilelim.

39. “Cinlerden bir ifrit” oldukça güçlü ve süratli çalışan kimseye ifrit denir. “Ben onu sana, daha sen yerinden kalkmadan getirebilirim. Gerçekten ben buna gücü yeten ve güvenilir bir kimseyim.” Görüldüğü kadarıyla o sırada Süleyman aleyhisselam Şam’da bulunuyordu. Buna göre kendisiyle Sebe’ arasında iki ay gidiş, iki ay dönüş olmak üzere dört aylık bir mesafe bulunuyordu. Buna rağmen bu ifrit, ona şöyle demişti: Bu tahtı büyüklüğüne, ağırlığına ve aradaki mesafenin uzaklığına rağmen sen şu oturmakta olduğun meclisten kalkmadan önce onu getirmeyi üstlenebilirim. Uzunca oturulan meclislerde mutad olan, bu meclislerin kuşluk vakti boyunca sürmesi ve günün üçte biri kadar olmasıdır. Bu, mutad olan sürenin nihaî vaktidir. Bazen bundan daha az da olabilir, daha çok da olabilir. İşte bu yüce hükümdar Süleyman aleyhisselam’ın halkı arasından birisi, bu kadar büyük bir güce sahipti. Hatta bundan daha ilerisi de vardı:

40. “Nezdinde kitaptan bir bilgi bulunan kişi dedi ki...” Müfessirlerin dediklerine göre bu, Süleyman aleyhisselam’ın yanında bulunan Berhiya oğlu Asaf diye bilinen alim ve salih bir zat idi. Bu zat, kendisi anılarak Allah’a dua edildiğinde Allah’ın duayı kabul ettiği, istekte bulunulduğunda istenilenleri verdiği, Allah’ın ism-i azamını bilen birisi imiş. “Ben, onu sana daha sen gözünü kırpmadan getiririm.” Yüce Allah’a bu ismini anıp dua ederek derhal bu tahtın hazır olacağını söyledi. Gerçekten Allah’a dua etti ve taht huzura geldi. Bu olay böyle olabileceği gibi bu kişinin, nezdinde kitaptan bir bilgiye sahip olup bu bilgi sayesinde uzak olanı yakına getirebilme, elde edilmesi zor olanı elde edebilme gücüne sahip olduğu da kastedilmiş olabilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. “Derken Süleyman tahtın, yanı başında hazır durduğunu görünce” Yüce Allah’a verdiği güç ve kudrete, hükümdarlığına, işleri kendisine kolaylaştırmasına hamd-ü senâda bulundu ve “dedi ki: Bu, Rabbimin bir lütfudur. Bunu şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için yapmıştır.” Yani Rabbim, bunlarla beni sınamak için bunları bana vermiş bulunuyor. Süleyman aleyhisselam hükümdarlığı, saltanatı ve kudreti ile -cahil hükümdarların huyu olduğu şekilde- asla gurura kapılmadı. Aksine o, bunların Rabbinin bir sınaması olduğunu bildiğinden, bu büyük nimetin şükrünü yerine getirememekten korkmuştu. Daha sonra bu şükrün, Yüce Allah’a bir faydasının olmadığını, esasen bunun faydasının kişinin kendisine olduğunu beyan ederek şunları söyledi: “Kim şükrederse kendi faydasına şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbim Ğanidir” onun amellerine muhtaç değildir, “Kerimdir” hayırları şükredeni de nankörlük edeni de kapsayacak kadar cömert, lütuf ve kerem sahibidir. Ancak O’nun nimetlerine şükür, nimetlerinin daha da artmasına vesile olur. Nankörlük etmek ise nimetlerin yok olmasına sebep olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Süleyman -aleyhisselam-'ın yanında, kitapta yazılı olan ilimler hakkında bilgi sahibi olan salih ve âlim bir adam vardı. Bu adam, kendisi ile dua edildiğinde Allah Teâlâ'nın duaya icabet edeceği ism-i azamı bilmekteydi. Süleyman -aleyhisselam-'a, "Ben onun tahtını gözünü açıp kapamadan önce Allah'a dua ederek onu sana getiririm." dedi ve ardından Yüce Allah'a dua etti. Allah Teâlâ da onun bu duasına icabet etti. Süleyman onun tahtını yanında kurulmuş olarak görünce şöyle dedi: "Bu, nimetlerine şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbim -Subhânehu ve Teâlâ-'nın bana bir lütfudur. Kim Allah'a şükrederse muhakkak şükrünün faydası kendisine döner. Yüce Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Kulların kendisine yapmış oldukları şükürleri O'na bir fayda vermez. Kim de Yüce Allah'ın nimetlerine şükretmez ise şüphesiz ki benim Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir, O çok cömerttir. Nankörlük edene bile nimet vermesi O'nun cömertliğindendir."

Kelimeler

38 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  2. ٱلَّذِى llezi bulunan
  3. عِندَهُۥ indehu yanında kök: عند
  4. عِلْمٌۭ ilmun bir ilim kök: علم
  5. مِّنَ mine -tan
  6. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitap- kök: كتب
  7. أَنَا۠ ena ben
  8. ءَاتِيكَ atike sana getirebilirim kök: اتي
  9. بِهِۦ bihi onu
  10. قَبْلَ kable önce kök: قبل
  11. أَن en
  12. يَرْتَدَّ yertedde sen kırpmadan kök: ردد
  13. إِلَيْكَ ileyke sana
  14. طَرْفُكَ ۚ tarfuke gözünü kök: طرف
  15. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  16. رَءَاهُ rahu onu görünce kök: راي
  17. مُسْتَقِرًّا mustekirran yerleşmiş kök: قرر
  18. عِندَهُۥ indehu yanında kök: عند
  19. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  20. هَـٰذَا haza bu
  21. مِن min -ndandır
  22. فَضْلِ fedli lutfu- kök: فضل
  23. رَبِّى rabbi Rabbimin kök: ربب
  24. لِيَبْلُوَنِىٓ liebluveni beni sınaması için kök: بلو
  25. ءَأَشْكُرُ eeşkuru şükür mü edeceğim? kök: شكر
  26. أَمْ em yoksa
  27. أَكْفُرُ ۖ ekfuru inkar mı edeceğim? kök: كفر
  28. وَمَن ve men ve kim
  29. شَكَرَ şekera şükrederse kök: شكر
  30. فَإِنَّمَا feinnema şüphesiz
  31. يَشْكُرُ yeşkuru şükretmiştir kök: شكر
  32. لِنَفْسِهِۦ ۖ linefsihi kendisi için kök: نفس
  33. وَمَن ve men ve kim
  34. كَفَرَ kefera inkar ederse kök: كفر
  35. فَإِنَّ feinne şüphesiz
  36. رَبِّى rabbi Rabbim kök: ربب
  37. غَنِىٌّۭ ganiyyun zengindir kök: غني
  38. كَرِيمٌۭ kerimun kerimdir kök: كرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir…

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Allah'a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkardır, fakat onların çoğu (O'nun…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    "Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara…

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendisinde Kitaptan bir bilgi olan kimse ise "Gözünü açıp kapamadan önce onu ben sana getiririm!" demişti. (Süleyman, Belkıs'ın) tahtını yanında yerleşmiş görünce dipnot 1 şunu söylemişti: "Bu, şükür mü edeceğimi yoksa nankörlük mü yapacağımı denemek üzere Rabbimin (bana verdiği) iyiliklerindendir. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; kâfir olana gelince, Rabbim zengindir, cömerttir." dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada sözü edilen olayın durumunu bilememekte, vahyin verdiği bu bilgiye iman etmekteyiz.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:7; Rûm 30:44; Lokmân 31:12; Fâtır 35:39; Zümer 39:7.

Mustafa İslamoğlu

Kendisinde vahiyden bir bilgi bulunan kimse "Ben" dedi, "sana onu gözünü açıp kapayıncaya kadar getiririm!" Derken, onu önünde kurulu bir biçimde görünce dedi ki: "Rabbimizin mahza bir lütfu bu; şükür mü nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Oysa ki şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur. Ama kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Rabbim kendi kendine yetendir, (mahlukata karşı da) sınırsız cömerttir."

Muhammed Esed

(Buna karşılık) vahiyle bilgilendirilmiş olan kişi: "Bana kalırsa" dedi, "ben onu, göz açıp kapayıncaya kadar sana getireceğim!" Ve onu gerçekten önünde görünce, "Benim şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü göstereceğim konusunda beni denemek üzere Rabbimin bahşettiği lütf(un bir belirtisi,) bu! Bununla birlikte (Allah'a) şükreden kişi, yalnızca kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük yapan kişi ise, (bilsin ki,) Rabbim hem sınırsız cömert hem de mutlak manada kendine yeterlidir!"

Ahmed Hulusi

Hakikat Bilgi'sinden bir ilim olan (Esma kuvvesiyle tahakkuk etme özelliği olan, tecelli-i sıfat) kimse de dedi ki: "Gözünü kırpmadan önce onu sana getiririm". . . (Süleyman) tahtı önünde yerleşmiş görünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazlındandır. . . Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemesidir. . . Kim şükreder ise şüphesiz ki şükrü nefsinedir! Kim nankörlük ederse, Rabbim Ğaniyy'dir, Keriym'dir. "

Ali Bulaç

Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiç bir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.

Ali Özek ve heyeti

Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.

Ali Rıza Safa

Kitap bilgisi olan bir kişi, şöyle dedi: "Gözünü açıp kapayıncaya dek, onu sana getireceğim!" Sonunda, onun yanında durduğunu görünce: "Efendimin lütfundandır; ‘O'na şükür mü edeceğim; yoksa nankörlük mü edeceğim?' diye beni sınıyor. Kim şükrederse, kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, kuşkusuz, benim Efendim, Sınırsız Varlıklıdır; Nimeti Çoktur!" dipnot 312

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 312
    İşte, bir bilgi ayeti: Allah tarafından üstün bilgilerle donatılmış ve kimsenin erişemeyeceği bir yönetim gücü verilmiş olan Süleyman peygamber, başka bir ülkedeki üç boyutlu eşyayı göz açıp kapayıncaya dek sarayına getirebilecek bilgiler ve araçlarla donatılmıştı. Süleyman peygamberden üç bin yıl sonra, görüntü ve sesleri göz açıp kapayıncaya dek uzaydan getirebilmeyi başaran bilim insanları, foton ismi verilen ışık parçalarını, bir yerden diğer bir yere ışınlamayı da başardılar. Foton deneylerinde, başlangıç yerindeki ışık parçası tümüyle yok olurken, hiçbir nesnel bağlantının olmadığı diğer yerdeki ışık parçası, göz açıp kapayıncaya dek ortaya çıktı. Üç boyutlu resim bilimiyle, binlerce kilometre uzaklıktaki bir başka yayın odasına ışınlanan haber sunucusu, ışınlandığı yayın odasında, üç boyutlu görüntüsüyle haberleri sunmaya devam etti. Süleyman peygamberin üç bin yıl önce donatılmış olduğu bilgilere, bilim insanları tekrar ulaşabilecekler mi acaba? Bunu bilmiyoruz, ama yakın gelecekte ışınlama tekniğinde olacak gelişmelerin, insanlığı daha da şaşırtacağı anlaşılıyor.

Bayraktar Bayraklı

Kitaptan bir ilmi bulunan kimse, "Sen gözünü açıp kapamadan ben onu sana getirebilirim" dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşmiş görünce şöyle dedi: "Bu, Rabbimin lütfundandır. Kendisine şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, diye beni denemek istiyor. Şükreden, kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, çok ikram sahibidir."

Edip Yüksel

Kitap bilgisine sahip olan birisi de "Ben onu, gözünü kırpman için geçen süreden daha çabuk getirebilirim" dedi. Onu yanında duruyor görünce, "Bu Efendimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de, bilsin ki benim Efendim Zengindir, Şereflidir" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kitap bilgisine sahip olan birisi de, 'Ben onu, gözünü kırpman için geçen süreden daha çabuk getirebilirim,' dedi. Onu yanında duruyor görünce, 'Bu Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de, bilsin ki benim Rabbim Zengindir, Şereflidir,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yanında kitaptan bir ilim bulunan zat ise: "Ben onu sana gözünü kırpmadan önce getiririm." dedi. Derken onu yanında duruyor görünce: "Bu, Rabbimin bir lutfudur; beni imtihan için ki, şükredecek miyim, yoksa nankörlük mü edeceğim. Kim şükrederse ancak kendisi için şükreder, her kim de nankörlük ederse, şüphe yok ki, Rabbim herşeyden müstağnidir, büyük ihsan sahibidir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nezdinde kitabdan bir ılim bulunan zat ise: ben dedi: onu sana gözünü kırpmadan evvel getiririm, derken onu yanında duruyor görünce: bu rabbımın fazlından, dedi: beni imtihan için ki şükür mü edeceğim? Yoksa küfran mı? Her kim şükr ederse sırf kendi lehine eder, her kim de küfranda bulunursa şübhe yok ki rabbım ganiydir kerimdir

Erhan Aktaş

Kitaptan dipnot 1 yanında bir bilgi bulunan kimse: "Onu bakışın sana dönmeden dipnot 2 getiririm." dedi. Süleyman, onun yanı başında durduğunu görünce: "Bu Rabb'imin lütfundandır; şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir." dedi. "Ve kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse, bilsin ki Rabb'im Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Cömert'tir. "

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitap, Ummu'l Kitaptır, Allah'ın ilmi olarak tabir edilen Levh-i Mahfuz'dur. Levh-i Mahfuz, Allah'ın sonsuz ilm ve takdirini ifade eden, her şeyin mevcut olduğu Kitap demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Göz açıp kapayıncaya kadar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kitaptan dipnot 1 yanında bir bilgi bulunan kimse: "Onu bakışın sana dönmeden dipnot 2 getiririm." dedi. Süleyman, onun yanı başında durduğunu görünce: "Bu Rabb'imin lütfundandır; şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir." dedi. Ve kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse, bilsin ki Rabb'im Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Cömert'tir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitap, Ummu'l Kitaptır, Allah'ın ilmi olarak tabir edilen Levh-i Mahfuz'dur. Levh-i Mahfuz, Allah'ın sonsuz ilm ve takdirini ifade eden, her şeyin mevcut olduğu Kitap demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Göz açıp kapayıncaya kadar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kitaptan yanında bir bilgi bulunan kimse: "Göz açıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm." dedi. Süleyman, onun yanı başında durduğunu görünce: "Bu Rabb'imin lütfundandır; şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir." dedi. Ve kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse, bilsin ki Rabb'im Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Cömerttir.

Gültekin Onan

Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu rabbimin fazlındandır, O'na şükür mü, yoksa küfür mü edeceğim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim de küfrederse, gerçekten benim rabbim ganidir, kerimdir.

Hasan Basri Çantay

Nezdinde kitabdan bir ilim olan (zat). "Ben, dedi, gözün sana dönmeden (gözünü yumub açmadan) evvel onu sana getiririm". Vaktaki (Süleyman) onu yanında durur bir halde gördü, "Bu, dedi, Rabbimin fazl (-u lutf) ündendir. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, beni imtihan etdiği içindir (bu). Kim şükrederse kendi faidesinedir. Kim de nankörlük ederse şübhe yok ki Rabbim (onun şükründen) tamamen müstağnidir, (hem O) hakkıyle kerem saahibidir".

İbni Kesir

Nezdinde kitabdan bir bilgi bulunan da dedi ki: Gözünü açıp kapamadan ben, onu sana getiririm. Süleyman tahtı yanına yerleşivermiş görünce dedi ki: Bu, Rabbımın lutfundandır. Şükür mü yoksa küfür mü edeceğim diye beni sınamak içindir. Kim şükrederse; ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de küfrederse; muhakkak ki Rabbım; Gani'dir, Kerim'dir.

Mehmet Alagaş

(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kitaptan bilgisi olan biri; “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm.” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim Ğanîdir, Kerîmdir.”

Süleyman Ateş

Yanında Kitaptan bir ilim bulunan kimse de: "Sen gözünü açıp yummadan ben onu sana getirebilirim." dedi. (Süleyman) tahtı yanına yerleşmiş görünce dedi ki: "Bu, Rabbimin lutfundandır. (Kendisine) şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak istiyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim zengindir (onun şükrüne muhtaç değildir), kerimdir (çok ikram sahibidir, yücedir)."

Süleymaniye Vakfı

Kitaptan dipnot 1 bilgisi olan kişi ise dedi ki: "Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm." Süleyman tahtı yanı başında görünce "Bu, Rabbimin /Sahibimin lütfundandır." dedi. "Bu, onun beni denemesi içindir; ona karşı görevlerimi yerine mi getireceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim? Kim şükrederse /görevlerini yerine getirirse dipnot 2 sadece kendisi için yerine getirir. Kim de nankörlük ederse Rabbimin kimseye ihtiyacı yoktur, o cömerttir."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu kitap, Süleyman aleyhisselama indirilmiş olan kitaptır (Al-i İmran 3/81, Nisa 4/163, En'am 6/84-89). Bütün ilahi kitaplar, Kur'an'la ortak içeriğe sahiptir (Maide 5/48).
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette "görevini yerine getirmek" şeklinde tercüme edilen "şükür", yapılan iyiliğin değerini bilmek, yapanı övmek ve hak edilen karşılığı vermektir (Müfredat).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O kitaptan bilgisi olan kişi dedi ki; "Sen gözünü açıp kapamadan onu sana getiririm." Süleyman arşı yanı başında, sapasağlam görünce; "bu Sahibimin ikramıdır" dedi. Beni denemek içindir; şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü? Kim şükrederse şükrünün faydasını görür. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Sahibimin kimseye ihtiyacı yoktur, o, iyilik sahibidir."

Şaban Britch

Kitap'tan bir bilgiye sahip olan kimse ise: Ben gözünü açıp kapamadan onu sana getiririm, dedi. Süleyman o anda tahtı yanında durur vaziyette görünce, bu Rabbimin lütfundandır. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü yapacağım diye beni imtihan ediyor. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder, kim de nankörlük ederse Rabbim Gani'dir, Kerim'dir, dedi.

Şaban Piriş

Kitap'tan bir bilgiye sahip olan kimse ise: -Ben gözünü açıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm, dedi. Süleyman o anda tahtı yanında görünce, -Bu Rabbimin lütfundandır. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü yapacağım diye beni deniyor. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder, kim de nankörlük ederse, Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir. O çok cömerttir, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendinde Kitap'tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm." Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: "Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Gani'dir, cömerttir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But said he who was imbued with spiritual Knowledge of the Scriptures and with some limitless spiritual power conferred on him by Allah. "I will fetch it to you before the time taken in twinkling your eye*" And when he -Sulayman- found -the throne- set right there he prayed: "This is indeed an instance of the grace of Allah conferred on me to test my inclination whether I will propound gratitude or ingratitude. And he who is actuated with the feeling of gratitude and gratefulness, he but serves his own interest and he who sets himself in defiance of Allah must realize that Allah is Ghaniyun (Independent, Absolute, Self-sufficient) and Karimun (Beneficent)"

Abdul Haleem

but one of them who had some knowledge of the Scripture said, ‘I will bring it to you in the twinkling of an eye.’ When Solomon saw it set before him, he said, ‘This is a favour from my Lord, to test whether I am grateful or not: if anyone is grateful, it is for his own good, if anyone is ungrateful, then my Lord is self-sufficient and most generous.’

Abdullah Yusuf Ali

Said one who had knowledge of the Book: "I will bring it to thee within the twinkling of an eye!" Then when (Solomon) saw it placed firmly before him, he said: "This is by the Grace of my Lord!- to test me whether I am grateful or ungrateful! and if any is grateful, truly his gratitude is (a gain) for his own soul; but if any is ungrateful, truly my Lord is Free of all Needs, Supreme in Honour!"

Abul A'la Maududi

And he who had some knowledge of the Book said: "I will bring it before the twinkling of your eye." dipnot 1 When Solomon saw the throne placed firmly beside him, he cried out: "This is by the grace of my Lord so that He may test me whether I give thanks for (His Bounty) or act with ingratitude. dipnot 2 Whoever is grateful is so to his own good; and whoever is ungrateful, let him know that my Lord is Immensely Resourceful, Most Bountiful." dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nothing is known with certainty as to who this person was, what special knowledge he had and what book is referred to here, the knowledge of which he had. No explanation of these things has been given either in the Quran or in any authentic Hadith. Some of the commentators say that it was an angel, others say that it was a man. Then they differ as to the identity of the man. Someone mentions the name of Asaf bin Barchiah, who, according to the rabbinical traditions, was the Prince of Men. Someone says that he was Khidr, someone mentions some other name, and Imam Razi insists that it was the Prophet Solomon himself. But none of these has any reliable source for this information, and Imam Razi's opinion does not even fit in with the Quranic context. Likewise, about the book also the commentators differ. Someone says that it refers to Lauh-i-Mahfuz (the Preserved Tablet) and some other takes it for the Book of Law. But all this is mere guess work. Similar guesses have been made about the knowledge the man had from the book. We only know and believe what has been said in the Quran, or what becomes evident from its words. In any case the person was not from among the jinns, and possibly he was a man. He possessed some extraordinary knowledge, which had been derived from some Divine Book (al-Kitab). The jinn had claimed to fetch the throne within a few hours by means of his physical strength; this man fetched it in a moment by the power of his knowledge.
  2. metne dön, dipnot 2
    The words of the Quran are very clear in this regard. This person’s claim did not remain a claim like the jinn’s, but, in fact, as soon as he made the claim the throne was seen placed before the Prophet Solomon (peace be upon him) the next moment. Just consider these words:
  3. metne dön, dipnot 3
    "I will bring it to you before that your gaze returns to you. Then when he saw it placed before him."

Aisha Bewley

He who possessed knowledge of the Book said, ‘I will bring it to you before your glance returns to you. ’ And when he saw it standing firmly in his presence, he said, ‘This is part of my Lord's favour to test me to see if I will give thanks or show ingratitude. Whoever gives thanks only does so to his own gain. Whoever is ungrateful, my Lord is Rich Beyond Need, Generous.’

Al-Hilali & Khan

One with whom was knowledge of the Scripture said: "I will bring it to you within the twinkling of an eye!" Then when he [Sulaimân (Solomon)] saw it placed before him, he said: "This is by the Grace of my Lord - to test me whether I am grateful or ungrateful! And whoever is grateful, truly, his gratitude is for (the good of) his ownself; and whoever is ungrateful, (he is ungrateful only for the loss of his ownself). Certainly my Lord is Rich (Free of all needs), Bountiful."

Ali Quli Qarai

The one who had knowledge of the Book said, ‘I will bring it to you in the twinkling of an eye. ’ So when he saw it set near him, he said, ‘This is by the grace of my Lord, to test me if I will give thanks or be ungrateful. And whoever gives thanks, gives thanks only for his own sake. And whoever is ungrateful [should know that] my Lord is indeed all-sufficient, all-generous.’

Amatul Rahman Omar

One (Israelite) who had knowledge of the Scripture said, `I will bring it to you before your Yemanite (noble guests) come to you. ' And when he (- Solomon) saw it (- the throne) set before him he said, `This is due to the grace of my Lord; so that He may reveal my inner self to show whether I am grateful (for all His favours) or ungrateful. Indeed, he who thanks, his thanksgiving is for his own good, and he who shows ingratitude (let him remember that) My Lord is truly Self-Sufficient (and is in need of no praise), Oft-Generous (and Noble in His own right).'

Arthur John Arberry

and I am trusty. ' Said he who possessed knowledge of the Book, 'I will bring it to thee, before ever thy glance returns to thee.' Then, when he saw it settled before him, he said, 'This is of my Lord's bounty that He may try me, whether I am thankful or ungrateful. Whosoever gives thanks gives thanks only for his own soul's good, and whosoever is ungrateful -- my Lord is surely All-sufficient, All-generous.'

Bijan Moeinian

A scientist of his court said: "I can beam it here in a blink of an eye. When Solomon saw her throne placed in front of him, he thanked the Lord saying: “This is by the Grace of my Lord, whereby He wants to see whether I appreciate all these blessings of Him or I am an ungrateful person. The one who is grateful is good to his own soul. The one who is ungrateful should know that God does not need his thanking; indeed God is the wealthiest and the Most Generous.

E. Henry Palmer

He who had the knowledge of the Book said, 'I will bring it to thee before thy glance can turn. ' And when he saw it settled down beside him, he said, 'This is of my Lords grace, that He may try me whether I am grateful or ungrateful, and he who is grateful is only grateful for his own soul, and he who is ungrateful,- verily, my Lord is rich and generous.'

Edip-Layth

One who had knowledge from the book said, "I will bring it to you before you blink." So when he saw it resting before him, he said, "This is from the grace of my Lord, so that He tests me whether I am thankful or whether I reject. As for he who is thankful, he is thankful for himself, and as for he who rejects, then my Lord is Rich, Bountiful."

George Sale

And one with whom was the knowledge of the scriptures said, I will bring it unto thee, in the twinkling of an eye. And when Solomon saw the throne placed before him, he said, this is a favour of my Lord, that he may make trial of me, whether I will be grateful, or whether I will be ungrateful: And he who is grateful, is grateful to his own advantage, but if any shall be ungrateful, verily my Lord is self-sufficient and munificent.

Hamid S. Aziz

Said an Ifrit (a powerful and cunning demon) of the Jinn, "I will bring it you before you can rise up from your chair of council, for I am strong for such work, and trustworthy. "

Mahmoud Ghali

Said he in whose presence was knowledge of the Book, "I will come up with it (i. e., bring) to you before your glance returns on you." (i.e., in the twinkling of an eye) Then, as soon as he saw it secured in position in his presence, he (Sulayman) said, "This is of the Grace of my Lord that He may try me, whether I thank (Him) or be ungrateful. And whoever thanks (Him), then surely he thanks only for his (own) self, and whoever is ungrateful, (Or: whoever disbelieves) then surely my Lord is Ever-Affluent, (Literally: Ever-Wealthy, Ever-Rich) Ever-Honorable."

Marmaduke Pickthall

One with whom was knowledge of the Scripture said: I will bring it thee before thy gaze returneth unto thee. And when he saw it set in his presence, (Solomon) said: This is of the bounty of my Lord, that He may try me whether I give thanks or am ungrateful. Whosoever giveth thanks he only giveth thanks for (the good of) his own soul; and whosoever is ungrateful (is ungrateful only to his own soul's hurt). For lo! my Lord is Absolute in independence, Bountiful.

Mohamed Ahmed - Samira

But one who had knowledge of the letter, said: "I will bring it to you in the twinkling of an eye. " When Solomon saw it before him, (he said): "This is by the grace of my Lord that He may test me whether I am grateful or I am thankless. Yet if one is grateful, he is grateful for himself, and if one is thankless, then surely my Lord is unconcerned and magnanimous."

Muhammad Asad

Answered he who was illumined by revelation: "[Nay, ] as for me - I shall bring it to thee ere the twinkling of thy eye ceases!" And when he saw it truly before him, he exclaimed: “This is [an outcome] of my Sustainer’s bounty, to test me as to whether I am grateful or ungrateful! However, he who is grateful [to God] is but grateful for his own good; and he who is ungrateful [should know that], verily, my Sustainer is self-sufficient, most generous in giving!”

Mustafa Khattab

But the one who had knowledge of the Scripture said,[1] "I can bring it to you in the blink of an eye." So when Solomon saw it placed before him, he exclaimed, “This is by the grace of my Lord to test me whether I am grateful or ungrateful. And whoever is grateful, it is only for their own good. But whoever is ungrateful, surely my Lord is Self-Sufficient, Most Generous.”

Progressive Muslims

And one who had knowledge from the Scripture said: "I will bring it to you before you blink. " So when he saw it resting before him, he said: "This is from the grace of my Lord, so that He tests me whether I am thankful or whether I reject. As for he who is thankful, he is thankful for himself, and as for he who rejects, then my Lord is Rich, Bountiful."

Rashad Khalifa

The one who possessed knowledge from the book said, "I can bring it to you in the blink of your eye." When he saw it settled in front of him, he said, "This is a blessing from my Lord, whereby He tests me, to show whether I am appreciative or unappreciative. Whoever is appreciative is appreciative for his own good, and if one turns unappreciative, then my Lord is in no need for him, Most Honorable."

Sahih International

Said one who had knowledge from the Scripture, "I will bring it to you before your glance returns to you. " And when [Solomon] saw it placed before him, he said, "This is from the favor of my Lord to test me whether I will be grateful or ungrateful. And whoever is grateful - his gratitude is only for [the benefit of] himself. And whoever is ungrateful - then indeed, my Lord is Free of need and Generous."

Sam Gerrans

Said one with knowledge of the writ: “I will bring it to thee before thy glance return to thee.” And when he saw it set before him, he said: “This is of the bounty of my Lord, that He might try me, whether I am grateful or ungrateful; and whoso is grateful, he is but grateful for his soul; and whoso is ungrateful, then is my Lord free from need and generous.

Shabbir Ahmed

Another powerful commander, who had knowledge of the correspondence, said, "I can accomplish the mission even sooner, before your gaze returns to you (before you having to rethink). " (Solomon dispatched the forces, and the mission was smoothly accomplished. The Queen's throne was brought to Jerusalem before she arrived and) he saw it set in his presence. He said, "This success is a blessing from my Lord, that He may try me whether I am grateful or ungrateful. Whoever is grateful is grateful for his own good, and whoever is ungrateful, should know that my Lord is Self-Sufficient, Supremely Honorable."

Syed Vickar Ahamed

Said one who had knowledge of the Scripture: "I will bring it to you by the blinking of an eye!" then as (Sulaiman) saw it placed firmly before him, he said: "This is by the Grace of my Lord! To test me whether I am thankful or unthankful! And if anyone is thankful, truly, his gratitude is (only for the good) for his own soul; But if anyone is unthankful, truly, My Lord is free of all Needs (Ghani), All Bountiful (Kareem, in His generosity)!"

Taqi Usmani

Said the one who had the knowledge of the book, "I will bring it to you before your glance returns to you." So when he saw it (the throne) well placed before him, he said, “This is by the grace of my Lord, so that He may test me whether I am grateful or ungrateful. Whoever is grateful is grateful for his own benefit, and whoever is ungrateful, then my Lord is Need-Free, Bountiful”.

The Monotheist Group

And one who had knowledge from the Book said: "I will bring it to you before you blink." So when he saw it resting before him, he said: "This is from the grace of my Lord, so that He tests me whether I am thankful or whether I reject. As for he who is thankful, he is thankful for himself, and as for he who rejects, then my Lord is Rich, Bountiful."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩