Neml suresi

Neml suresi, 43. ayet

Neml suresi, 43. ayet. وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعْبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنَّهَا كَانَتْ مِن قَوْمٍ كَٰفِرِينَ

veṣaddehâ mâ kânet ta`büdü min dûni-llâh. innehâ kânet min ḳavmin kâfirîn.

Diyanet İşleri

Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkar eden bir kavimden idi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 40–46 · surenin 43. ayeti / 93

Konu Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht Neml 20–44 3

  1. Neml 40

    Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

  2. Neml 41

    Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

  3. Neml 42

    Belkıs gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" dedi.

  4. 43

    Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkar eden bir kavimden idi.

  5. Neml 44

    Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.

  6. Neml 45

    Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.

  7. Neml 46

    Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

43. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Daha önce Allah’ın dışında taptığı şeyler, onu” İslâm’a girmekten “alıkoymuştu.” Zira -o kadın, hakkı batıldan ayırt edebilecek zekâ ve kavrayışa sahip olmakla birlikte- batıl inanışlar, kalbin basiretini yok eder. “Çünkü o, kâfir bir topluma mensup idi.” Bu sebepten ötürü onların dinleri üzere devam etti. Bir kimsenin yaygın olan dine mensup kimselerden tek başına ayrılması ve aklı ile onların sapıklık ve hata içerisinde olduklarını görmesi, sürüp giden bir âdetin bu durumunu tespit edebilmesi, ender rastlanan bir hadisedir. O bakımdan bu kadının küfür üzere olması, garip karşılanacak bir şey değildi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavmine tabi olarak ve onları taklit ederek Allah'tan başka ibadet ettiği şeyler, onun Allah Teâlâ'yı birlemesine engel olmuştu. Şüphesiz o (Belkıs), Allah'a karşı kâfir olan bir kavimdendi ve kendisi de onlar gibi kâfirdi.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَصَدَّهَا ve saddeha ve onu alıkoymuştu kök: صدد
  2. مَا ma şeyler
  3. كَانَت kanet olduğu kök: كون
  4. تَّعْبُدُ tea'budu tapmış kök: عبد
  5. مِن min
  6. دُونِ duni başka kök: دون
  7. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'tan kök: اله
  8. إِنَّهَا inneha çünkü kendisi
  9. كَانَتْ kanet idi kök: كون
  10. مِن min -den
  11. قَوْمٍۢ kavmin bir kavim- kök: قوم
  12. كَـٰفِرِينَ kafirine inkar eden kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    "Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu…

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

  • Aynı kıssa: Belkıs — Sebe Melikesi · Aynı kıssa: Sebe Kavmi · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    "Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı…

  • Aynı kıssa: Sebe Kavmi

    Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onu (Belkıs'ı), Allah'ın peşi sıra taptığı şeyler (gerçeklerden) alıkoymuştu. Şüphesiz ki o da inkârcı bir toplumdandı.

Mustafa İslamoğlu

ona ise Allah'ı bırakıp da tapınageldiği şeyler engel oldu; çünkü o zaten hakikati ısrarla inkar eden bir toplumun mensubuydu."

Muhammed Esed

(ve daha önce) Allah'ı bırakıp da tapınageldiği şeylerin kendisini (doğru yoldan) uzaklaştırmış olduğu, üstelik, hakkı inkar eden bir toplumun üyesi olduğu halde, (sonunda doğru yolu bulduğunu görüyoruz)" dedi.

Ahmed Hulusi

(Bundan önce Melikeyi) Allah dununda tapındığı şeyler alıkoymuştu. . . Muhakkak ki O hakikat bilgisini inkar eden bir toplumdandı.

Ali Bulaç

Allah'tan başka tapmakta olduğu şeyler onu (müslüman olmaktan) alıkoymuştu. Gerçekte o, inkar eden bir kavimdendi.

Ali Özek ve heyeti

Onu, Allah'tan başka taptığı şeyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.

Ali Rıza Safa

Allah'tan başka bir de ayrıca hizmet ettikleri şeyler onu engellemişti. Çünkü o, nankörlük eden bir toplumdandı. dipnot 313

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 313
    Sebe ülkesine egemen olan kadının, Süleyman peygamberin sarayına gelmesi, İncil,
    Matta 12:42 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Matta 12:42

    Güney Kraliçesi, yargı günü bu kuşakla birlikte kalkıp bu kuşağı yargılayacak. Çünkü kraliçe, Süleymanın bilgece sözlerini dinlemek için dünyanın ta öbür ucundan gelmişti. Bakın, Süleymandan daha…

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

    ayetinde, şöyle yazılıdır: "Kraliçe, Süleyman'ın bilge sözlerini dinlemek için, dünyanın öbür ucundan gelmişti: ‘Bakın; Süleyman'dan daha üstün olan buradadır.'"

Bayraktar Bayraklı

Melikeyi Allah'tan başka taptığı şeyler tevhid inancından alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkarcı bir kavimdendi.

Edip Yüksel

Onu, ALLAH'tan aşağı hizmet ettikleri saptırmıştı. İnkarcı bir topluluğun bir bireyi idi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu, ALLAH'tan başka taptıkları saptırmıştı. İnkarcı bir topluluğun bir bireyi idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler, on(un müslüman olmasın)a engel olmuştu; çünkü inkarcı bir kavimden idi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mukaddema Allahdan başka taptığı şeyler ona mani' olmuştu çünkü kafir bir kavmden idi

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın yanı sıra kulluk dipnot 1 ettiği şeyler, onu alıkoymuştu. Çünkü o Kafir dipnot 2 bir halktandı.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur; seçim, kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına: bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'tan başka kulluk ettiği şeyler, onu alıkoymuştu. Çünkü o gerçeği yalanlayan nankör bir toplumdandı.

Gültekin Onan

Tanrı'dan başka tapmakta olduğu şeyler onu (müslüman olmaktan) alıkoymuştu. Gerçekte o, kafir bir kavimdendi.

Hasan Basri Çantay

(Hayır) Onun Allahı bırakıb tapmakda devam etdiği şey kendisi (nin İslam) ına mani' olmuşdu. Hakıykatde o, kafirler güruhundandı.

İbni Kesir

Onun Allah'ı bırakıp da tapmaya devam ettiği şey, kendisine mani olmuştu. Ve gerçekten o, küfreden bir kavimdendi.

Mehmet Alagaş

(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Daha önce Allah’tan başka ibadet ettiği şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o kâfir bir kavimden idi."

Süleyman Ateş

Onu, Allah'tan başka taptığı şeyler, (bu zamana dek tevhid dinine girmekten) alıkoymuştu. Çünkü kendisi, inkar eden bir kavimden idi.

Süleymaniye Vakfı

Allah ile kendi arasına koyarak kulluk ettiği şey, (Süleyman'a teslim olmasını) engellemişti dipnot 1 . Çünkü o, kafirler topluluğundandı.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu Süleyman'a katılmaktan engelleyen, Allah ile kendi arasına koyarak taptığı şeylerdi. Çünkü o, kendini gerçeklere kapatan bir toplumdandı.

Şaban Britch

Onu Allah’tan başka ibadet ettikleri (imandan) alıkoymuştu. Çünkü o, kâfir bir toplumdandı.

Şaban Piriş

Onu Allah'tan başka taptıkları alıkoymuştu. Çünkü o, kafir bir toplumdandı.

Yaşar Nuri Öztürk

Daha önce Allah dışında ibadet ettikleri, onu engellemişti. Çünkü o, küfre sapmış bir topluluktandı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

What dissuaded her against paying reverence and veneration for Allah and induced her to revere other objects -such as the sun- instead, was intimately connected with her birthright; she was born and reared in an atmosphere of paganism.

Abdul Haleem

she was prevented by what she worshipped instead of God, for she came from a disbelieving people.’

Abdullah Yusuf Ali

And he diverted her from the worship of others besides Allah: for she was (sprung) of a people that had no faith.

Abul A'la Maududi

What prevented her (from accepting the True Faith) was her worshipping deities other than Allah, for she belonged to an unbelieving people. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This sentence has been added by Allah to clarity the queen’s position, saying that she was not obdurate and stubborn. She had been an unbeliever till then mainly because she came of an unbelieving people. As she had become accustomed to bowing down before a false deity since her childhood, it had become a hindrance for her to the right way. As soon as she came in contact with the Prophet Solomon (peace be upon him), she discerned the right way and the hindrance was removed forthwith.

Aisha Bewley

but what she worshipped besides Allah impeded her. She was from an unbelieving people.’

Al-Hilali & Khan

And that which she used to worship besides Allâh has prevented her (from Islâm), for she was of a disbelieving people.

Ali Quli Qarai

She had been barred [from the way of Allah] by what she used to worship besides Allah, for she belonged to a faithless people.

Amatul Rahman Omar

And (Solomon) held her back from the things she used to worship apart from Allâh, for she belonged to an unbelieving people.

Arthur John Arberry

but that she served, apart from God, barred her, for she was of a people of unbelievers. '

Bijan Moeinian

She was [not a stubborn person and she was] worshipping other deities in account of her [upbringing and] being among the unbelieving people.

E. Henry Palmer

But that which she served beside God turned her away; verily, she was of the unbelieving people.

Edip-Layth

She was prevented by what she served besides God. She was of the people who were ingrates.

George Sale

But that which she worshipped, besides God, had turned her aside from the truth; for she was of an unbelieving people.

Hamid S. Aziz

And when she came it was said unto her, "Is this your throne?" She said, "It was just like this (it could be the one). " and Solomon said, "We were given knowledge before her, and we had Surrendered (to Allah).

Mahmoud Ghali

And what she used to worship, apart from Allah, barred her (from belief); (for) surely she was of a disbelieving people.

Marmaduke Pickthall

And (all) that she was wont to worship instead of Allah hindered her, for she came of disbelieving folk.

Mohamed Ahmed - Samira

She was (in fact) turned away by what she worshipped other than God, for she came of an unbelieving people.

Muhammad Asad

[And she has recognized the truth] although that which she has been wont to worship instead of God had kept her away [from the right path]: for, behold, she is descended of people who deny the truth!"

Mustafa Khattab

But she had been hindered by what she used to worship instead of Allah, for she was indeed from a disbelieving people.

Progressive Muslims

And she was prevented by that which she served besides God. She was of the people who were rejecters.

Rashad Khalifa

She had been diverted by worshipping idols instead of GOD; she belonged to disbelieving people.

Sahih International

And that which she was worshipping other than Allah had averted her [from submission to Him]. Indeed, she was from a disbelieving people."

Sam Gerrans

“And what she served, besides God, diverted her; she was of a people of false claimers of guidance.”

Shabbir Ahmed

King Solomon redirected her from worshiping others than Allah. She had been one of the disbelieving folk, before. (Solomon advised her that obeying the Laws of Allah could bring not only the best provision in the world but insure eternal success. Queen Sheba embraced the Message and stopped worshiping the sun, and other creations of Allah).

Syed Vickar Ahamed

And she came away from the worship of others besides Allah: For she was from a people who had no faith.

Taqi Usmani

And she was prevented (from submitting before this) by that which she used to worship instead of Allah. Indeed she was from a disbelieving people.

The Monotheist Group

And she was prevented by that which she served besides God. She was of the people who were rejecters.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 43. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 43. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 43. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩