Diyanet İşleri
Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Nahl suresi
Nahl suresi, 126. ayet. وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا۟ بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُم بِهِۦ وَلَئِن صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّٰبِرِينَ
vein `âḳabtüm fe`âḳibû bimiŝli mâ `ûḳibtüm bih. velein ṣabertüm lehüve ḫayrul liṣṣâbirîn.
Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim; cumartesi; hikmetle davet ve sabır Nahl 120–128 3
Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.
Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.
Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
126. Yüce Allah, adaletle cezalandırmayı mubah kılmak, ama fazilet ve ihsanı da teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Eğer” söz ve davranışıyla size karşı kötü davranan kimselere “bir ceza verecek olursanız” size yapılanların daha fazlasını yapmaksızın “size yapılanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz” ceza vermeyerek onların suçlarını bağışlayacak olursanız “elbette bu, sabredenler için” haksızlığa karşılık vermekten “daha hayırlıdır.” Allah’ın nezdindeki senin için daha hayırlıdır, âkıbeti de daha güzeldir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kim affeder ve ıslah edip düzeltirse onun ecrini vermek Allah’a aittir” (eş-Şûrâ, 42/40)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer düşmanınızı cezalandırmak isterseniz, aşırıya gitmeden size yaptığının aynısıyla onu cezalandırın. Buna güç yetirebildiğiniz halde, sabreder ve onu cezalandırmazsanız, bu durum sabredenler için onların sizleri cezalandırmasının öcünü almaktan daha hayırlıdır.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Hayır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Hayır
Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Hayır
"Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O,…
Ortak kavram: Mesel (örnek) · Ortak kavram: Hayır
Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…
Ortak kavram: Mesel (örnek) · Ortak kavram: Hayır
Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ceza verecekseniz, (en fazla) size yapılanın misliyle (benzeriyle) ceza verin! dipnot 1 Sabrederseniz, elbette bu (durum) sabredenler için daha hayırlıdır.
İmdi siz, cezalandırdığınızda mutlaka sizin maruz kaldığınız miktarı aşmadan cezalandırınız; yok eğer sabrederseniz, bu, sabırda direnenler için daha hayırlıdır.
Bunun içindir ki, (tartışmada) zora başvurmanız gerekirse, ancak onların sizi zora koştukları kadar zora başvurun. Fakat eğer kendinizi tutarsanız, bilin ki, güçlüklere göğüs germesini bilen kimseler için bu daha iyi, daha hayırlıdır.
Şayet kötülüğün sonucunu yaşatacaksanız, size yapılan azabın benzeri ile sonucunu yaşatın. . . Eğer sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız, size yapılanın aynı ile cezalandırın. Sabrettiğiniz takdirde, bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Ceza verecekseniz, size yapılan kadarıyla ceza verin. Dirençli olursanız, dirençli olanlar için kesinlikle böylesi daha iyidir.
Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin dengi ile ceza veriniz. Fakat sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Karşılık verecekseniz, size verilen karşılığın bir benzeriyle karşılık verin. Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.
Karşılık verecekseniz, size verilen karşılığın bir benzeriyle karşılık verin. Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer ceza ile karşılık verecek olursanız, ancak size yapılan cezanın misli ile cezalandırınız. Şayet sabrederseniz, andolsun ki bu, sabredenler için elbette daha hayırlıdır.
Ve şayed ıkab ile mukabele edecek olursanız ancak size edilen ukubetin misliyle muakabe ediniz ve şayed sabrederseniz kasem olsun ki sabredenler için elbette daha hayırlıdır
Eğer siz, sert karşılık vermek zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak karşılık verin. Ama sabrederseniz, dipnot 1 elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer siz, sert karşılık vermek zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak karşılık verin. Ama sabrederseniz dipnot 1 , elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer siz, sert karşılık vermek zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak karşılık verin. Ama sabrederseniz dipnot 1 , elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer her hangi bir ceza ile mukaabele edecek olursanız ancak size reva görülen ukubetin misillemesiyle ceza yapın. Sabrederseniz, andolsun ki, bu, tehammül edenler için elbet daha hayırlıdır.
Eğer ceza verecek olursanız; ancak sizin cezalandırıldığınızın misliyle ceza verin. Sabrederseniz; elbette bu, sabredenler için daha iyidir.
(120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.
Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz; elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer azab edecekseniz, size yapılan azab kadar azab edin. Ama sabrederseniz, andolsun ki o, sabredenler için daha iyidir. (Hz. peygamber, Uhud Savaşında, amcası Hamza'yı kafirler tarafından burnu ve kulakları kesilmiş, ciğeri çıkartılmış bir durumda görünce; "Allah'a andolsun ki, eğer Allah bana zafer verirse, senin yerine, onlardan yetmiş kişiyi böyle yapacağım!" demişti. Fakat yeminine keffaret vererek bu sözünü uygulamamış, Mekke'nin Fethinde düşmanlarını affetmiştir.)
Eğer ceza verecekseniz size ne yapıldıysa onun dengiyle ceza verin. (Ceza vermeyip) sabrederseniz kuşkusuz bu, sabredenler için daha iyidir dipnot 1 .
Eğer ceza vermek isterseniz size ne yapıldıysa onun dengiyle ceza verin. Sabredecek olursanız kuşkusuz bu, sabredenler için daha iyidir.
Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz, bu sabredenler için çok hayırlıdır.
Eğer karşılık verecekseniz, size yapılanın aynıyla karşılık verin. Eğer sabrederseniz, bu sabredenler için daha iyidir.
Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
And if you should inflict punishment, exact a retribution or make reprisals for injury, harm or wrong, then you may avenge your right with a similar injury and to the same extent. But if you bear the wrong and bear with the wrongful -as an obligation to Allah and not a reflection of human weakness- you shall possess your souls, derive great benefits and advantage yourselves of Allah's expectative grace.
If you [believers] have to respond to an attack, make your response proportionate, but it is best to stand fast.
And if ye do catch them out, catch them out no worse than they catch you out: But if ye show patience, that is indeed the best (course) for those who are patient.
If you take retribution, then do so in proportion to the wrong done to you. But if you can bear such conduct with patience, indeed that is best for the steadfast.
If you want to retaliate, retaliate to the same degree as the injury done to you. But if you are patient, it is better to be patient.
And if you punish (your enemy, O you believers in the Oneness of Allâh), then punish them with the like of that with which you were afflicted. But if you endure patiently, verily, it is better for As-Sâbirûn (the patient).[1]
And if you retaliate, retaliate with the like of what you have been made to suffer, but if you are patient that is surely better for the patient.
(Believers!) if you have to punish (the oppressors) then punish them to the extent you have been persecuted. But if you endure patiently, remember it is far better for the patiently persevering.
And if you chastise, chastise even as you have been chastised; and yet assuredly if you are patient, better it is for those patient.
If you decide to retaliate, be fair in retaliation. However, it will be better (up to certain point) to be patient (rather than revengeful.)
But if ye punish, punish (only) as ye were punished; but if ye are patient, it is best for those who are patient.
If you penalize, then punish with an equivalent punishment inflicted on you. If you show patience then it is better for the patient ones.
If ye take vengeance on any, take a vengeance proportionable to the wrong which hath been done you; but if ye suffer wrong patiently, verily this will be better for the patient.
But if you punish (or catch them out), punish (or catch them out) only with the like of that with which you were afflicted; but if you endure patiently, verily it is better for the patient.
And in case you (This is addressed to all believers) punish, then punish with the like of that wherewith you were punished; and indeed in case you endure patiently, indeed it is more charitable of the patient.
If ye punish, then punish with the like of that wherewith ye were afflicted. But if ye endure patiently, verily it is better for the patient.
If you have to retaliate, do so to the extent you have been injured; but if you forbear it is best for those who bear with fortitude.
Hence, if you have to respond to an attack (in argument], respond only to the extent of the attack levelled against you; but to bear yourselves with patience is indeed far better for (you, since God is with] those who are patient in adversity.
If you retaliate, then let it be equivalent to what you have suffered. But if you patiently endure, it is certainly best for those who are patient.
And if you punish, then punish with equivalence to that which you were punished. And if you are patient then it is better for the patient ones.
And if you punish, you shall inflict an equivalent punishment. But if you resort to patience (instead of revenge), it would be better for the patient ones.
And if you punish [an enemy, O believers], punish with an equivalent of that with which you were harmed. But if you are patient - it is better for those who are patient.
And if you retaliate, then retaliate with the like of that wherewith you are harmed; but if you are patient, it is better for the patient.
Hence, if you have to respond to an attack in argument, respond only to the extent of the attack leveled against you. But to bear with patience is indeed far better for the steadfast.
And if you punish them, then no worse than that they punish you: But if you show patience that is really the best for those who are patient.
And if you were to harm (them) in retaliation, harm them to the measure you were harmed. And if you opt for patience, it is definitely much better for those who are patient.
And if you punish, then punish with equivalence to that which you were punished. And if you are patient then it is better for the patient ones.