Ra'd suresi

Ra'd suresi, 35. ayet

Ra'd suresi, 35. ayet. مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ أُكُلُهَا دَآئِمٌ وَظِلُّهَا تِلْكَ عُقْبَى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّعُقْبَى ٱلْكَٰفِرِينَ ٱلنَّارُ

meŝelü-lcenneti-lletî vu`ide-lmütteḳûn. tecrî min taḥtihe-l'enhâr. ükülühâ dâimüv veżillühâ. tilke `uḳbe-lleẕîne-tteḳav. ve`uḳbe-lkâfirîne-nnâr.

Diyanet İşleri

Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkar edenlerin sonu ise ateştir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ra'd 32–38 · surenin 35. ayeti / 43

Konu Alaya alınan peygamberler ve Arapça hüküm Ra'd 32–37 3

  1. Ra'd 32

    Andolsun, senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmış!

  2. Ra'd 33

    Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkar edilir mi? Halbuki onlar, Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?" Hayır, inkar edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.

  3. Ra'd 34

    Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah'ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

  4. 35

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkar edenlerin sonu ise ateştir.

  5. Ra'd 36

    Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur'an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır."

  6. Ra'd 37

    Böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.

  7. Ra'd 38

    Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Allah’ın kendilerine yasakladığı şeyleri terk eden ve verdiği emirlerde de herhangi bir kusur etmeyen “takvâ sahiplerine vaat edilen cennetin durumu” nitelikleri ve gerçek mahiyeti “şöyledir: Altlarından” belli yatakları olmaksızın akan, baldan, şaraptan, sütten ve sudan “ırmaklar akar” ve bu ırmaklar o bahçeleri, ağaçları sulayıp durur ve bunlar da çeşitli meyveler verirler. “yiyecekleri de gölgeleri de devamlıdır. Takvâ sahiplerinin âkıbeti” yani sonunda varacakları yerleri “işte budur. Kâfirlerin âkıbeti ise ateştir.” Her iki kesim arasındaki apaçık fark ne kadar da büyüktür!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak yüce Allah'a karşı takvalı olan kimselere Allah'ın vadettiği cennetin özellikleri şöyledir: Saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akar, dünya meyvelerinin aksine meyveleri devamlıdır kesintiye uğramaz. Gölgesi devamlıdır, yok olmaz ve kısalmaz. İşte bu güzel son, emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'a karşı takvalı olan kimseler içindir. Kâfirlerin sonu ise içinde ebedî kalacakları cehennemdir.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَّثَلُ meselu durumu kök: مثل
  2. ٱلْجَنَّةِ l-cenneti cennetin kök: جنن
  3. ٱلَّتِى lleti şöyledir
  4. وُعِدَ vuide va'dedilen kök: وعد
  5. ٱلْمُتَّقُونَ ۖ l-muttekune korunanlara kök: وقي
  6. تَجْرِى tecri akar kök: جري
  7. مِن min
  8. تَحْتِهَا tehtiha altından kök: تحت
  9. ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ l-enharu ırmaklar kök: نهر
  10. أُكُلُهَا ukuluha meyvesi kök: اكل
  11. دَآئِمٌۭ daimun süreklidir kök: دوم
  12. وَظِلُّهَا ۚ ve zilluha ve gölgesi de kök: ظلل
  13. تِلْكَ tilke işte budur
  14. عُقْبَى ukba sonu kök: عقب
  15. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin
  16. ٱتَّقَوا۟ ۖ ttekav korunan(ların) kök: وقي
  17. وَّعُقْبَى ve ukba ve sonu ise kök: عقب
  18. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine inkar edenlerin kök: كفر
  19. ٱلنَّارُ n-naru ateştir kök: نور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkar edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar…

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)

    Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler…

  • Aynı kök: نهر (113 geçiş) · Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk…

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı…

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…

  • Aynı kök: دوم (9 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Muttakîlere (duyarlı olanlara) vadolunan cennetin örneği şöyledir: Altından ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi devamlıdır. İşte şu, takvâlı (duyarlı) olanların (mutlu) sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.

Mustafa İslamoğlu

Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara söz verilen cennet, zemininden ırmaklar çağlayan (has bahçelere) benzer. (Fazladan olarak) oranın ürünleri daimidir, gölgeleri de öyle… İşte bu, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanları bekleyen akıbettir; inkarcıların akıbeti ise ateştir.

Muhammed Esed

Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselere söz verilen cennet, içinde ırmakların çağıldadığı (bahçeler) gibidir; (fakat dünyadaki bahçelerden fazla olarak) onun ürünleri ebedidir; gölgelikleri de (öyle). Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerin varacağı yer işte böyle olacaktır; hakkı inkar edenlerin varacağı yerse ateş olacak.

Ahmed Hulusi

Korunanlara vadolunan CENNETİN TEMSİL (misal - benzetme) yollu anlatımı şöyledir: Altından nehirler akar. . . Yemişi de daimdir, gölgesi de. . . İşte bu takva sahiplerinin geleceğidir. . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin geleceği ise, o malum ateştir.

Ali Bulaç

Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir.

Ali Özek ve heyeti

Takvâ sahiplerine vâdolunan cennetin özelliği (şudur): Onun zemininden ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, (kötülüklerden) sakınanların (mutlu) sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.

Ali Rıza Safa

Sorumluluk bilinci taşıyanlara sözü verilen cennetin örneği şudur: Altlarından ırmaklar akar; meyveleri ve gölgeleri süreklidir. İşte bu, sorumluluk bilinci taşıyanların sonudur. Oysa nankörlük edenlerin sonu ateştir.

Bayraktar Bayraklı

Muttakilere/Allah'tan sakınanlaravaad edilen cennetin özellikleri şöyledir: Altından ırmaklar akar; yemişi de süreklidir, gölgesi de. İşte takva sahiplerinin sonu budur. İnkar edenlerin sonu da ateştir.

Edip Yüksel

Erdemlilere söz verilen bahçenin örneği şudur: Altından ırmaklar akar, yemişi de süreklidir gölgesi de. Bu, erdemlilerin sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Erdemlilere söz verilen bahçenin örneği şudur: Altından ırmaklar akar, yemişi de süreklidir gölgesi de. Bu, erdemlilerin sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Takva sahiplerine va'dolunan cennetin misali şöyledir Altından ırmaklar akar, yemişleri devamlıdır, gölgesi de... İşte bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kafirlerin sonu ise ateştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Müttekilere va'dolunan Cennetin temsili; altından ırmaklar akar, yemişleri daim, sayesi de, bu işte takva yolunu tutanların ukbası, kafirlerin ukbası ise ateş

Erhan Aktaş

Takva dipnot 1 sahiplerine söz verilen Cennet'in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 12:57. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Takva dipnot 1 sahiplerine söz verilen Cennet'in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Takva sahiplerine söz verilen Cennet'in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Gerçeği yalanlayan nankörlerin sonu ise ateştir.

Gültekin Onan

Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup sakınanların (mutlu) sonudur, kafirlerin sonu ise ateştir.

Hasan Basri Çantay

Takvaa saahiblerine va'd edilen cennetin sıfatı (şudur): Altından ırmaklar akar onun. Yemişleri ve gölgeleri daimdir. İşte (fenalıkdan) sakınanların (mes'ud) aakıbeti! Kafirlerin sonucu ise ateşdir.

İbni Kesir

Müttakilere vaad olunan cennetin içinden ırmaklar akar. Oranın yiyecekleri de, gölgeleri de ebedidir. Bu, takva sahiplerinin akıbetidir. Kafirlerin akıbeti ise ateştir.

Mehmet Alagaş

(35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan Cennet'in durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.

Süleyman Ateş

(Allah'ın emirlerine karşı gelmekten) Korunanlara va'dedilen cennetin durumu şöyledir: Altından ırmaklar akar; yemişi de süreklidir, gölgesi de. İşte korunanların sonu budur. İnkar edenlerin sonu da ateştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'tan çekinerek kendini korumuş olanlara söz verilen bahçe (cennet), içinden ırmaklar akan, yiyecekleri ve gölgeleri bitmez tükenmez bir bahçe gibidir. Allah'tan çekinenler, sonunda oraya varırlar. Ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) yolu da ateşte biter.

Şaban Britch

Takva sahiplerine vadedilen Cennet'in sıfatı şöyledir: Altından ırmaklar akar; yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, muttakiler için (güzel) sonuçtur. Kâfirlerin (kötü) sonu ise ateştir.

Şaban Piriş

Takva sahiplerine vaadedilen cennet şöyledir: Altından ırmaklar akar; yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, muttakilerin kazanacağı sonuçtur, kafirlerin sonucu ise ateştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sakınıp korunanlara vaat edilen cennetin temsili anlatımı şu: Altından ırmaklar akar, yemişleri de sürekli, gölgesi de. İşte korunup sakınanların son yurdu. Kafirlerin son yurdu ise ateş...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

To represent in words the Paradise promised those who lift to Allah their inward sight, it is the Garden of bliss and delight, of protection, security and peace of mind beneath which rivers flow. Its fruits and its glory are eternal and therein they will have passed through nature to eternity of joy. This is the destination of those who entertain the profound reverence dutiful to Allah, whereas the intended end of those who deny Him is the fire of Hell.

Abdul Haleem

Here is a picture of the Garden that those mindful of God have been promised: flowing streams and perpetual food and shade. This is the reward that awaits those who are mindful of God; the disbelievers’ reward is the Fire.

Abdullah Yusuf Ali

The parable of the Garden which the righteous are promised!- beneath it flow rivers: perpetual is the enjoyment thereof and the shade therein: such is the end of the Righteous; and the end of Unbelievers in the Fire.

Abul A'la Maududi

And such will be the Paradise promised to the God-fearing: rivers will flow beneath it, its fruits will be eternal, and so will be its blissful shade. That is the ultimate destiny of the God-fearing while Fire is the destiny of the unbelievers.

Aisha Bewley

What is the Garden promised to those who have taqwa like? It has rivers flowing under it and its foodstuffs and cool shade never fail. That is the final fate of those who have taqwa. But the final fate of the kuffar is the Fire.

Al-Hilali & Khan

The description of the Paradise which the Muttaqûn (the pious - See V.2:2) have been promised: Underneath it rivers flow, its provision is eternal and so is its shade; this is the end (final destination) of the Muttaqûn (the pious - See V.2:2), and the end (final destination) of the disbelievers is Fire. (See Verse 47:15)

Ali Quli Qarai

A description of the paradise promised to the Godwary: streams run in it, its fruits and shade are everlasting. Such is the requital of those who are Godwary; and the requital of the faithless is the Fire.

Amatul Rahman Omar

The likeness of (the Garden of) Paradise which has been promised to those who become secure against sin and are dutiful is that (of a garden) served with running streams (to keep it green and flourishing). It has ever-lasting fruit and (so will be) its shade. Such is the end of those who guard against sins but the end of disbelievers is the Fire.

Arthur John Arberry

The likeness of Paradise, that is promised to the godfearing: beneath it rivers flow, its produce is eternal, and its shade. That is the requital of the god-fearing; and the requital of the unbelievers is -- the Fire!

Bijan Moeinian

The heaven (which is promised for the righteous people) may be imagined as a garden in which the water flows beneath the trees, with unlimited food (served forever), and the cool shades (to be enjoyed. ) As for the disbelievers, nothing but the Fire is in reserve for them.

E. Henry Palmer

The likeness of the Paradise which those who fear God are promised, beneath it rivers flow, its food is enduring, and likewise its shade! That is the recompense of those who fear; but the recompense of misbelievers is the Fire!

Edip-Layth

The allegory of paradise that the righteous have been promised is that rivers flow beneath it, and its provisions are continuous as is its shade. Such is the abode of those who were righteous, while the abode of the ingrates is the fire.

George Sale

This is the description of paradise, which is promised to the pious. It is watered by rivers; its food is perpetual, and its shade also: This shall be the reward of those who fear God. But the reward of the infidels shall be hell fire.

Hamid S. Aziz

A similitude of the Garden which is promised unto those who fear Allah, beneath it rivers flow, its food is enduring, and likewise its shade (shelter, security)! That is the reward of those who fear (keep their duty); but the reward of disbelievers is the Fire!

Mahmoud Ghali

The likeness of the Garden that is promised to the pious: from beneath it rivers run, its crop is permanent and its shade. That is the Ultimate Outcome of the ones who have been pious, and the Ultimate Outcome of the disbelievers is the Fire.

Marmaduke Pickthall

A similitude of the Garden which is promised unto those who keep their duty (to Allah): Underneath it rivers flow; its food is everlasting, and its shade; this is the reward of those who keep their duty, while the reward of disbelievers is the Fire.

Mohamed Ahmed - Samira

The likeness of Paradise promised the pious and devout is (of a garden) with streams of rippling water, everlasting fruits and shade. This is the recompense of those who keep away from evil; but the recompense of those who deny the truth is Hell.

Muhammad Asad

THE PARABLE of the paradise promised to those who are conscious of God [is that of a garden] through which running waters flow: [but, unlike an earthly garden,] its fruits will be everlasting, and [so will be] its shade. Such will be the destiny of those who remain conscious of God-just as the destiny of those who deny the truth will be the fire.

Mustafa Khattab

The description of the Paradise promised to the righteous is that under it rivers flow; eternal is its fruit as well as its shade. That is the ˹ultimate˺ outcome for the righteous. But the outcome for the disbelievers is the Fire!

Progressive Muslims

The example of Paradise that the righteous have been promised, is that rivers flow beneath it, and its provisions are continuous as is its shade. Such is the abode of those who were righteous, while the abode of the rejecters is the Fire.

Rashad Khalifa

The allegory of Heaven, which is promised for the righteous, is flowing streams, inexhaustible provisions, and cool shade. Such is the destiny for those who observe righteousness, while the destiny for the disbelievers is Hell.

Sahih International

The example of Paradise, which the righteous have been promised, is [that] beneath it rivers flow. Its fruit is lasting, and its shade. That is the consequence for the righteous, and the consequence for the disbelievers is the Fire.

Sam Gerrans

The likeness of the Garden, which is promised to those of prudent fear: beneath it rivers flow, its food constant and its shade. That is the final outcome of those who are in prudent fear; and the final outcome of the false claimers of guidance is the Fire.

Shabbir Ahmed

The similitude of the Garden which is promised for the upright, is flowing streams beneath, its fruit everlasting, and cool shades (14:25), (47:15). This is the reward of the upright, while the reward of the rejecters is the Fire.

Syed Vickar Ahamed

The setting (description) of the Garden that the righteous are promised! Beneath it flow rivers: Unending is the enjoyment and the shade in there: The end of the righteous is like this; And the end of the disbelievers is the Fire.

Taqi Usmani

Here is the description of the Paradise promised to the God-fearing: underneath it the rivers flow; its food is everlasting and (so is) its shade. This is the ultimate abode of the God-fearing while the ultimate abode of the disbelievers is Fire.

The Monotheist Group

Theexample of the Paradise which the righteous are promised, is that rivers flow beneath it, and its provisions are continuous as is its shade. Such is the abode of those who were righteous, while the abode of the rejecters is the Fire.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩