Rûm suresi

Rûm suresi, 12. ayet

Rûm suresi, 12. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبْلِسُ ٱلْمُجْرِمُونَ

veyevme teḳûmü-ssâ`atü yüblisü-lmücrimûn.

Diyanet İşleri

Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Rûm 9–15 · surenin 12. ayeti / 60

Konu Kıyamette iki grubun ayrılması ve tespih vakitleri Rûm 11–19 3

  1. Rûm 9

    (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

  2. Rûm 10

    Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.

  3. Rûm 11

    Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O'na döndürüleceksiniz.

  4. 12

    Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

  5. Rûm 13

    Onların, Allah'a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler.

  6. Rûm 14

    Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü'minler ve kafirler birbirinden ayrılacaklardır.

  7. Rûm 15

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 11–13. ayetler için yazılmıştır.

11. Yüce Allah, tek başına bütün mahlukatı ilkin kendisinin yarattığını sonra da onları tekrar yaratıp dirilteceğini haber vermektedir. Onları dirilttikten sonra amellerinin karşılığını kendilerine vermek üzere de hepsi O’na döneceklerdir. Bundan dolayı Yüce Allah, önce kötü kimselerin amellerinin cezasını, sonra da hayır işleyenlerin amellerinin karşılığını söz konusu etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

12. “Kıyametin kopacağı gün” insanların, âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkıp Kıyameti ayan beyan görecekler vakit “günahkârlar ümitlerini yitirip suskunluğa gömüleceklerdir.” Her türlü hayırdan ümit keseceklerdir. Çünkü onlar, o güne suç ve günahtan başka bir şey hazırlamış değillerdir. Bunlar ise küfür, şirk ve türlü masiyetlerden oluşan günahlar olacaktır. Ceza görmeyi gerektiren sebepleri getirmiş olacaklarından ve bunlarla beraber mükâfat kazanmalarını gerektiren hiçbir sebepleri olmadığından dolayı ümitlerini yitireceklerdir, suskunluğa bürünüp iflâs edecekler. Koştukları ortaklarının kendilerine fayda sağlayacağı ve şefaatçi olacağı şeklindeki zanları da asılsız çıkmış olacaktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

13. “Onlar için” Allah ile birlikte tapındıkları “klar içerisinden hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Hatta onlar, (Allah'a) koştukları o ortaklarını inkâr edeceklerdir.” Yani müşrikler Allah’a koştukları ortaklardan uzak olduklarını belirtecekleri gibi kendilerine tapınılanlar da onlardan ve ibadetlerinden uzak olduklarını belirtecekler ve şöyle diyeceklerdir: “Biz, Sana (bunlardan) uzak olduğumuzu arz ederiz. Onlar, gerçekte bize ibadet etmiyorlardı.” (el-Kasas, 28/63) Böylelikle birbirlerine lanet edecek ve birbirlerinden uzaklaşacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyametin kopacağı gün mücrimler Allah'ın rahmetinden ümitlerini keseceklerdir. Küfürlerine karşı delilleri kalmadığı için emelleri de yok olmuştur.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَوْمَ ve yevme ve gün kök: يوم
  2. تَقُومُ tekumu başladığı kök: قوم
  3. ٱلسَّاعَةُ s-saatu sa'at kök: سوع
  4. يُبْلِسُ yublisu susarlar kök: بلس
  5. ٱلْمُجْرِمُونَ l-mucrimune suçlular kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları…

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O (Son) Saat'in yaşanacağı gün, suçlular ümitsizlik içinde olacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

Ve Son Saat'ın gelip çattığı gün, suçlular tüm umutlarını yitirecekler:

Muhammed Esed

Ve Son Saat gelip çattığında günaha saplanmış olanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır:

Ahmed Hulusi

O zamanın gerçekleştiği süreçte, suçlular (şirk ehli) ümitlerini kesip susarlar.

Ali Bulaç

Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.

Ali Özek ve heyeti

Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklardır.

Ali Rıza Safa

Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün, suçlular, tüm umutlarını yitirirler. dipnot 335

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 335
    "Evrenlerin sonu" anlamına gelen "Saat" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kıyamet" olarak çevrilmiştir. Oysa bu terimler, birbirinden ayrı olguları açıklayacak biçimde Kur'an'da bildirilmiştir. Saat, evrenlerin sonu; Kıyamet ise yeniden yaratılış olgularını bildiren terimlerdir. Evrenlerin sona erdirilmesiyle başlayacak süreci bildiren terimlerin anlamları konusunda, önyazıların yedinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar büsbütün ümitlerini kaybedeceklerdir.

Edip Yüksel

O anın gerçekleştiği gün suçlular şoke olurlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Saatin gerçekleştiği gün suçlular şoke olurlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O kıyamet çattığı gün, suçlular bütün ümitlerini kaybederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O saat çattığı gün mücrimler her ümidi keserler

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sa'atin gerçekleştiği gün dipnot 1 , mücrimler dipnot 2 umutlarını kaybederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyametin koptuğu gün.
  2. metne dön, dipnot 2
    Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Saatin gerçekleştiği gün dipnot 1 , suçlular umutlarını kaybederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyametin koptuğu gün.

Gültekin Onan

Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.

Hasan Basri Çantay

Kıyametin kopacağı gün günahkarlar (huccetden ümidlerini keserek) susacak (lar) dır.

İbni Kesir

Kıyametin kopacağı gün, suçlular susacaklardır.

Mehmet Alagaş

(6-16) Allah’ın vaadidir, Allah vaadine karşıt / hilaf bir şey yapmaz ve fakat insanların ekserisi bilmiyorlar. Dünya hayatının görünenini biliyorlar, Ahiret ise onların dikkatlerinden kaçıyo r / gafillerdir, kendilerine dönük olarak fikir üretemezler mi? Allah semaları, arzı ve bu ikisi arasındakileri ne diye yarattı? sadece gerçek olsun ve belirli süre de olsun diye yarattı. İnsanların ekserisi Rableri ile buluşma yokmuş gibi davranıyorlar. Arzda gezmiyorlar mı? ve bakmıyorlar mı? Onlardan öncekilerin sonları /ak ıbetleri nasıl olmuş görmüyorlar mı? Kuvvet olarak ta ve arzda bıraktıkları iz olarak ta daha şiddetli idiler, onların imar etmelerinden daha fazla onu imar etmişlerdi , onlara Resulleri açıklamalarla geldiler , Allah onlara zulmediyor değildi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı, sonra da Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri nedeniyle kötülerin sonu / akıbeti kötü oldu . Allah ilk kez yaratmaya başlar ve o yara 2tmayı tekrarlar, sonra da O’na döndürülürsünüz. O saat gelip çattığı gün, suçlular umutsuzluğa düşerler , ortak koştuklarından onlara aracı olacaklar / şefaatçiler yoktur , o rtak koştukları onları görmezden geldiler. O saat gelip çattığında ayrışırlar / tefrikalaşırlar. İman edenler ve salih amel işleyenler ise onlar çiçekli alanda / ravzada neşelenirler, kafirler, ayetlerimizi ve ahiretle buluşmayı yalanlayanlar ise işte onlar azap için hazır hale getirilmiş olacaklar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar umutsuz kesilirler.

Süleyman Ateş

(Duruşma) Saat(i) başladığı gün, suçlular (umutsuzluk içinde) susarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kıyamet saati geldiğinde suçluların umutları bitecektir.

Şaban Britch

Kıyametin koptuğu gün, suçlular ümitsizlik içinde susup kalacaklardır.

Şaban Piriş

Kıyametin koptuğu gün, suçlular susup kalacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar sus pus olacaklardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And on the Day the Final Hour has come, the wicked shall despair of making an earnest supplication begging and imploring Allah's forgiveness.

Abdul Haleem

On the Day the Hour arrives, the guilty will despair

Abdullah Yusuf Ali

On the Day that the Hour will be established, the guilty will be struck dumb with despair.

Abul A'la Maududi

On that Day when the Hour will come to pass, dipnot 1 the criminals shall be dumbfounded. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "The Hour": the Hour of returning to Allah and appearing before Him.
  2. metne dön, dipnot 2
    The word ubliso in the text means to be dumbfounded on account of a sudden shock and despair, to be confounded on finding oneself in a hopeless situation, to stand aghast on finding no means of help and support. When this word is used for a culprit, it depicts a person who is caught red handed, who then finds no way to escape, nor expects to save himself by offering a plea in self defense; therefore, he stands dumb and dejected and depressed.

Aisha Bewley

On the Day the Hour arrives the evildoers will be in despair.

Al-Hilali & Khan

And on the Day when the Hour will be established, the Mujrimûn (disbelievers, sinners, criminals, polytheists) will be plunged into destruction with (deep regrets, sorrows, and) despair.

Ali Quli Qarai

And when the Hour sets in, the guilty will despair.

Amatul Rahman Omar

And on the day when the (promised) Hour (of Reckoning) will arrive those who have cut their ties (with Allâh and were lost in sin) will be confronted with despair.

Arthur John Arberry

Upon the day when the Hour is come, the sinners shall be confounded

Bijan Moeinian

When it comes the time that all should stand in front of the Lord, the guilty ones are for the shock of their life.

E. Henry Palmer

And on the day when the Hour shall rise, the sinners shall be confused;

Edip-Layth

The day when the moment will be established, the criminals will be in despair.

George Sale

And on the day whereon the hour shall come, the wicked shall be struck dumb for despair:

Hamid S. Aziz

Allah originates creation, then reproduces it, then to Him will you be returned.

Mahmoud Ghali

And on the Day when the Hour comes up, the criminals will be dumbfounded.

Marmaduke Pickthall

And in the day when the Hour riseth the unrighteous will despair.

Mohamed Ahmed - Samira

The day the Resurrection comes the sinners will be overwhelmed with despair.

Muhammad Asad

And when the last Hour dawns, those who were lost in sin will be broken in spirit

Mustafa Khattab

On the Day the Hour will arrive, the wicked will be dumbstruck.

Progressive Muslims

And the Day when the Hour will be established, the criminals will be in despair.

Rashad Khalifa

On the Day when the Hour comes to pass, the guilty will be shocked.

Sahih International

And the Day the Hour appears the criminals will be in despair.

Sam Gerrans

And the day the Hour strikes, the lawbreakers will despair,

Shabbir Ahmed

And on the Day when the Hour will come those who have committed crimes against humanity, will be struck with despair.

Syed Vickar Ahamed

And on the Day when the Hour will be established, the criminals will sink deep in despair.

Taqi Usmani

On the day when the Hour (Qiyāmah : the Day of Judgement)) will take place, the guilty will be taken aback in grief and despair.

The Monotheist Group

And the Day when the Hour will be established, the criminals will be in despair.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩