Diyanet İşleri
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 77. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ
ḥattâ iẕâ fetaḥnâ `aleyhim bâben ẕâ `aẕâbin şedîdin iẕâ hüm fîhi müblisûn.
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kalplerin gafleti ve gelen azap Mü'minûn 63–77 3
Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar.
Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.
Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O'nun huzurunda toplanacaksınız.
O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O'na aittir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
77. “Nihâyet üzerlerine” Bedir gününde öldürülmeleri ve buna benzer “şiddetli bir azabın kapısını açacağımız zaman onlar, o azabın içinde” her türlü hayırdan yana “ümitsiz kalakalırlar.” Felaket ve onun sebebleri mevcuttur. O halde geri çevrilmesi mümkün olmayan Allah’ın o şiddetli azabı inmeden önce sakınsınlar. Çünkü Allah’ın geri çevrilmeyecek bu azabı, dünyevi bir azap gibi değildir. Zira dünyevi azap bir süre sonra onların yakasını bırakabilir. Nitekim Allah’ın kullarını tedip ettiği dünyevi cezalar bu kabildendir. Bu hususta Allah şöyle buyurmaktadır: “İnsanların kendi elleri ile kazandıklarından ötürü karada ve denizde fesad başgösterdi. Bu, işlediklerinin bazısını onlara tattırsın diyedir, belki dönerler.” (er-Rûm, 30/41)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonunda onların üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman onlar feraha kavuşmaya ve hayra dair bütün ümitlerini kaybetmiş olurlar.
Aynı kök: بلس (5 geçiş) · Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)
Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları…
Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…
Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)
(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.
Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)
(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri…
Aynı kök: بلس (5 geçiş)
Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
Aynı kök: بلس (5 geçiş)
Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.
Aynı kök: فتح (38 geçiş)
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…
Aynı kök: فتح (38 geçiş)
Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonunda üzerlerine azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada ümitsiz kalmışlardır! dipnot 1
Ta ki vakti gelip de onlar aleyhine bir azap kapısı açıncaya dek: o zaman da onlar, orada, umutlarının tamamını yitiriverecekler.
ta ki, Biz onların önünde (ceza gününe has) zorlu bir azabın kapısını açıncaya kadar; işte ancak o zaman bütün ümitlerini kaybediverirler.
Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap sahibi bir kapı açtığımızda, birdenbire o azabın içinde ümitsiz kalıverirler.
Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.
Sonunda (Kıyâmet Günü) üzerlerine şiddetli bir azâp kapısı açtığımız zaman, içinde şaşkın ve ümidlerini kaybetmiş bir halde kalacaklardır.
Sonunda, yaman bir cezanın kapısını onların üzerine açtığımızda; işte o zaman, tüm umutlarını yitirecekler.
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, ümitsiz kalıverdiler.
Kendilerine çetin bir azabın kapısını açtığımız zaman şaşırıp şoke oldular.
Kendilerine çetin bir azabın kapısını açtığımız zaman şaşırıp şoke oldular.
Sonunda üzerlerine çetin azaplı bir kapı açtığımızda birden onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
Nihayet üzerlerine şedid azablı bir kapı açtığımız vakıt da onun içinde ye'se düşüvereceklerdir
Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.
Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.
Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.
Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.
Nihayet üzerlerine azabı çetin bir kapı açdığımız vakit (görürsün ki) onlar bunun içinde ümidsizlikle dönüb kalmışlardır.
Sonunda onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda şaşkına dönüp ümitsiz kalıverdiler
(68-78) Bu sözü hiç düşünmediniz mi? evvelki babalarınıza gelmeyen biri mi geldi size? Yahut Resullerini tanıyamadılar mı? O’nu inkâr ediyorlar / tanımıyorlar yahut onda bir cinnet hali var mı diyorlar? bilakis O, onlara gerçek ile geldi, çoğunuz / ekseriniz haktan hoşlanmıyorsunuz / kerih buluyorsunuz , eğer hak, onların keyiflerine uysaydı semalarda, yerde ve bu ikisi arasında kim varsa bozulurdu / ifsat olurdu, bilakis onlara hatırlamaları gereken şeyleri verdik, onlar hatırlatıcı kitaplarından sırt çeviriyorlar yahut onlara bir ücret / haraç mı soruyorsun? Rabbinin karşılığ ı / haracı daha hayırlıdır ve O rızık verenlerin hayırlısıdır, muhakkak ki sen onları dosdoğru yola çağırıyorsun, Ahirete iman etmeyenler ise yoldan sapıyorlar. Eğer ki onlara acısak ve uğradıkları zararı onlardan gidersek taşkınlıkları / tuğyanlarında bocalamaya devam ederler. Kesin olan şu ki, onları azap ile yakaladık Rableri için olmuyorlar (kendilerine yahut başkalarına ait oluyorlar) ve yalvarmıyorlardı. Onlara şiddetli azabın kapılarını açtığımızda onda ümitsiz oluyorlar.
Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımızda o zaman azabın içinde şaşkın ve ümitsiz kalıverirler.
Nihayet üzerlerine şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar.
Onlara çetin bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle devam eder; o anda birden ümitsizliğe düşerler dipnot 1 .
Onlara şiddetli bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle gitti; o anda birden ümitsizliğe düştüler
Nihayet üzerlerine azabı çetin bir kapı açdığımız vakit şaşkınlıkla ümitsizliğe düşüverirler.
Onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açana kadar... İşte o zaman ümitsizliğe düşüverirler.
Nihayet, üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açtığımızda hemencecik ümitsizliğe düşüverecekler.
They persisted in wrong -doing until We closed the gate of mercy in their faces and opened the gate of torture and put them to torment (that they may be brought back to their senses) But to the contrary. they only nursed despair which led to recklessness and to heedlessness arising from despair.
until We open a gate to severe torment for them- then they will be plunged into utter despair.
Until We open on them a gate leading to a severe Punishment: then Lo! they will be plunged in despair therein!
until We opened upon them the door of a severe chastisement. Then lo, in this state they become utterly despaired of any good. dipnot 1
until We open to them a gate to a harsh punishment in which they will at once be crushed by despair.
Until, when We open for them the gate of severe punishment, then lo! they will be plunged into destruction with deep regrets, sorrows and in despair.
When We opened on them the door of a severe punishment, behold, they are despondent in it.
Behold! no sooner did We let loose on them a severe punishment than they are utterly despaired (of God's mercy) thereat.
until, when We open against them a door of terrible chastisement, lo, they are sore confounded at it.
But when I sentence them to a sever punishment, they will implore in desperation.
until we opened for them a door with grievous torment, then lo! they are in despair.
Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.
until, when We have opened upon them a door, from which a severe punishment hath issued, behold, they are driven to despair thereat.
And We caught them with the punishment, but they humble not themselves before their Lord, nor do they pray,
Until, when We open upon them a gate of (Literally: owning, comprising) strict torment, only then are they dumbfounded at it.
Until, when We open for them the gate of extreme punishment, behold! they are aghast thereat.
So that when at last We open up the gate of severe punishment on them they will be overwhelmed with despair.
until We open before them a gate of [truly] severe suffering [in the life to come]: and then, lo! they will be broken in spirit.
But as soon as We open for them a gate of severe punishment, they will be utterly desperate.
Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.
Subsequently, when we requited them with the severe retribution they had incurred, they were shocked.
Until when We have opened before them a door of severe punishment, immediately they will be therein in despair.
When We have opened against them a gate of severe punishment, then are they therein in despair.)
Until when We open for them the gate of severe retribution, behold, they will be then completely demoralized.
Till We open on them a gate of a harsh Punishment: Then listen! They will be drowned in pain (and sorrow) in there!
until when We will open against them the door of a severe punishment, they will be taken aback in despair.
Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.