Rûm suresi

Rûm suresi, 49. ayet

Rûm suresi, 49. ayet. وَإِن كَانُوا۟ مِن قَبْلِ أَن يُنَزَّلَ عَلَيْهِم مِّن قَبْلِهِۦ لَمُبْلِسِينَ

vein kânû min ḳabli ey yünezzele `aleyhim min ḳablihî lemüblisîn.

Diyanet İşleri

Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Rûm 46–52 · surenin 49. ayeti / 60

Konu Rüzgârlar ve yağmur; "sen ölülere işittiremezsin" Rûm 46–53 3

  1. Rûm 46

    Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O'nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar.

  2. Rûm 47

    Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü'minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.

  3. Rûm 48

    Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.

  4. 49

    Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

  5. Rûm 50

    Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  6. Rûm 51

    Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar.

  7. Rûm 52

    Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 48–49. ayetler için yazılmıştır.

48. Yüce Allah, kudretinin ve nimetinin mükemmelliğini haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Rüzgarları gönderen, bu rüzgarların” yer üzerinden “kaldırdığı bulutu gökte dilediği şekilde yayan” Hangi şekilde olmasını dilemişse onu öylece yayıp genişleten, sonra o yayılmış bulutu birbiri üstüne binmiş kalın tabakalar haline gelmiş bir halde “parça parça dağıtan Allah'tır. Nitekim sen, yağmurun onların” bulutların “arasından” toptan inerek isabet ettiği yeri bozacak şekilde değil de birbirinden ayrı küçük noktalar halinde “çıktığını görürsün. O, bu yağmuru dilediği kullarına ulaştırınca onlar hemen seviniverirler.” Birbirlerine yağmurun yağdığı müjdesini verirler. Çünkü onların yağmura ihtiyaçları pek çoktur. O, onlar için zorunlu bir şeydir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:

49. “Halbuki onlar, üzerlerine yağmur yağmadan önce gerçekten ümit kesmiş bir halde olurlar.” Yani yağmurun yağma vakti geciktiğinden dolayı büsbütün ümitsizliğe kapılmışlardır. İşte onlar, bu durumda iken yağmur yağınca bunun pek büyük bir değeri olduğunu anlarlar ve bundan dolayı sevinip birbirlerini müjdelerler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah, insanlara yağmuru indirmeden önce onlar kendilerine yağmurun yağmasından ümitlerini kesmiş durumdaydılar.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِن ve in halbuki
  2. كَانُوا۟ kanu onlar idiler kök: كون
  3. مِن min -den
  4. قَبْلِ kabli daha önce- kök: قبل
  5. أَن en
  6. يُنَزَّلَ yunezzele (yağmurun) indirilmesinden kök: نزل
  7. عَلَيْهِم aleyhim kendilerine
  8. مِّن min
  9. قَبْلِهِۦ kablihi önce kök: قبل
  10. لَمُبْلِسِينَ lemublisine umutsuz(dular) kök: بلس

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları…

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Oysa onlar daha önce yani üzerlerine (yağmur) indirilmesinden önce iyice ümitlerini kesmişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Ama aynı kimseler az önce, yani (yağmur) indirilmeden önce umutlarını büsbütün yitirmiştiler.

Muhammed Esed

oysa (tam da) yağmurun yağdırılmasından kısa bir süre önce, (neredeyse) bütün umutlarını yitirmişlerdi!

Ahmed Hulusi

Halbuki bundan önce, kendilerine (yağmur - ilim) indirilmeden önce elbette mublisindiler (hakikatle batılı birbirine karıştırıp, ayrımını yapamayan).

Ali Bulaç

Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerine inmesinden evvel umutlarını kesmişlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Oysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmasından iyice ümitlerini kesmişlerdi.

Ali Rıza Safa

Oysa onun indirilmesinden önce, tüm umutlarını yitirmişlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Oysa onlar daha evvel, yağmurdan önce ümitsizliğe düşmüşlerdi.

Edip Yüksel

Halbuki onlar, üzerlerine yağmur yağmasından önce umutsuzdular.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Halbuki onlar, onun kendilerine yağmadan önce umutsuzdular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

her ne kadar yağmur kendilerine indirilmeden önce ümitsizlik içinde idiyseler de.

Elmalılı Hamdi Yazır

Önce o kendilerine indirilmezden evvel ümidi kesmiş ye'se düşmüş iseler de

Erhan Aktaş

Oysa onlar, yağmurun onlara indirilmesinden önce gerçekten ümitlerini kesenlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oysa onlar, yağmurun onlara indirilmesinden önce gerçekten ümitlerini kesenlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oysa onlar, yağmurun onlara indirilmesinden önce gerçekten ümitlerini kesenlerdi.

Gültekin Onan

Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerine inmesinden evvel umutlarını kesmişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Halbuki onlar bundan evvel üzerlerine (Allahın yağmur) indireceğinden kat'iyyen ümidlerini kesmişlerdi.

İbni Kesir

Halbuki daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden kesin olarak ümitlerini kesmişlerdi.

Mehmet Alagaş

(47-53) Kesin olan şu ki, onların kavimlerine senden önce de Resuller gönderdik, onlara açıklamalarla geldiler, suç işleyenlerden / cürüm işleyenlerden öç aldık / intikam aldık, müminlere yardım etmek ise üzerimizdeki bir hak / bir sorumluluk oldu. Allah Rüzgârı gönderir, bulutu sürükler, gökte onu nasıl istiyorsa yayar, onu parça parça yapar ve sen yağmuru onun aralığından çıkarken görürsün , O da / yağmur da kullarından istediklerine nasip olduğundaysa onlar sevinirler , oysa onun inmesinden / yağmurun inmesinden ö nce iyice ümidi kesmiş vaziyette idiler. Allah’ın rahmetine dair izlere / eserlere baksana, öldükten sonra nasıl arzı diriltiyor , ölülerin diriltilmesi bunun gibidir ve O her şeye güç yetirendir / muktedirdir. Biz Rüzgârı göndersek te onun / diri olan yerin sarardığını görseler d ahi onun ardından yine de kafir olurlardı, sen ölüye işittiremezsin, ardını dönüp giden sağıra da çağrını işittiremezsin, sapmaları sebebiyle körü de alıp yola iletecek değilsin, sen ancak ayetlerimize teslim olanlara işittirebilirsin.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hâlbuki onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

Süleyman Ateş

Halbuki onlar, yağmurun kendilerine indirilmesinden önce umutsuz idiler.

Süleymaniye Vakfı

Oysa daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmadan önce, tam bir umutsuzluk içinde idiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oysa az önce; yağmur yağdırılmadan önce umutlarını kesmişlerdi.

Şaban Britch

Halbuki onlar yağmur yağmadan önce iyice ümitlerini kesmişlerdi.

Şaban Piriş

Halbuki onlar yağmur yağmadan önce suskunluk içinde idiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Oysaki onlar, yağmur kendilerine indirilmeden önce iyice suskun ve ümitsiz idiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Albeit before it rained they had lost hope and nursed despair.

Abdul Haleem

though before it is sent they may have lost all hope.

Abdullah Yusuf Ali

Even though, before they received (the rain) - just before this - they were dumb with despair!

Abul A'la Maududi

although before that they were given to despair.

Aisha Bewley

even though before He sent it down on them they were in despair.

Al-Hilali & Khan

And verily before that (rain) - just before it was sent down upon them - they were in despair!

Ali Quli Qarai

and indeed they had, before it was sent down upon them, been despondent earlier.

Amatul Rahman Omar

Though shortly before it was sent down upon them they were in a state of despondency.

Arthur John Arberry

although before it was sent down on them before that they had been in despair.

Bijan Moeinian

His servants who were desperate for rain become happy.

E. Henry Palmer

although before it was sent down upon them they were before then confused!

Edip-Layth

Even though just before He sent it down to them, they were in despair!

George Sale

although before it was sent down unto them, before such relief, they were despairing.

Hamid S. Aziz

Allah is he Who sends forth the winds so they raise a cloud, then He spreads it forth in the sky as He pleases, and He breaks it up so that you see the rain coming forth from within it; then when He causes it to fall upon whom He pleases of His servants, lo! They rejoice;

Mahmoud Ghali

And decidedly before that, before it was sent down on them, they had been indeed dumbfounded.

Marmaduke Pickthall

Though before that, even before it was sent down upon them, they were in despair.

Mohamed Ahmed - Samira

Although before it came down they were despondent.

Muhammad Asad

even though a short while ago, [just] before it was sent down upon them, they had abandoned all hope!

Mustafa Khattab

although they had utterly lost hope just before it was sent down to them.

Progressive Muslims

Even though just before He sent it down to them, they were in despair!

Rashad Khalifa

Before it fell on them, they had resorted to despair.

Sahih International

Although they were, before it was sent down upon them - before that, in despair.

Sam Gerrans

Though they were, before it was sent down upon them — before that — in despair!

Shabbir Ahmed

Even though before that, before it was sent down upon them, they were in despair.

Syed Vickar Ahamed

And verily, even though, before they received (the rain)— just before this— they were full of sorrow!

Taqi Usmani

even though they were absolutely hopeless before it was sent down to them.

The Monotheist Group

Even though just before He sent it down to them, they were in despair!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 49. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 49. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 49. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩