Diyanet İşleri
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.
Sâd suresi
Sâd suresi, 22. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ
iẕ deḫalû `alâ dâvûde fefezi`a minhüm ḳâlû lâ teḫaf. ḫaṣmâni begâ ba`ḍunâ `alâ ba`ḍin faḥküm beynenâ bilḥaḳḳi velâ tüşṭiṭ vehdinâ ilâ sevâi-ṣṣirâṭ.
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3
(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.
Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.
Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
22. Bu iki davacı, onun yanına kapıdan girmemişlerdi. Davud aleyhisselam onun yanına izinsiz girmiş olduklarını görünce onlardan korktu. Onlar da kendisine: “Korkma” biz “iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık” zulüm “etti. O nedenle aramızda hak ile” adaletle “hükmet.” Ve birimizin hakkını alıp ötekine vererek “zulme sapma ve bize doğru yolu göster, dediler.”
Yani bu iki davacının amacı, sadece hakkın açıkça ortaya çıkması idi. Durum bundan ibaret olunca onlar da kendi durumlarını dosdoğru anlatacaklardı. O nedenle de Allah’ın peygamberi Davud aleyhisselam kendisine verdikleri korkudan dolayı rahatsız olmadı ve onları azarlamadı.
Onlardan biri şöyle dedi:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İki davacı Dâvûd'un yanına aniden girdiler. Onların bu alışılmamış şekilde ansızın girmesinden korktu. İkisi onun kendilerinden korktuğunu anlayınca: "Korkma! Biz, biri diğerine zulmetmiş iki davacıyız. Aramızda adaletle hükmet ve aramızda hükmettiğinde de haksızlık etme ve bize doğru yolu göster." dediler.
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık…
Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: خصم (18 geçiş)
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Aynı kök: شطط (3 geçiş)
(14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz.…
Aynı kök: شطط (3 geçiş)
"Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş."
Aynı kök: صرط (45 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Davud'un (yanına) girdiklerinde (Davud) onlardan korkmuştu. Onlar da "Korkma! Biz bir kısmı diğer kısmına haksızlık eden iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet! Haksızlık etme; bize doğru yolu göster!" demişlerdi.
Yanına aniden girdiklerini görünce Davud onlardan dolayı telaşa kapıldı. Onlar "Korkma!" dediler, "Biz (sadece) iki davalıyız; birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti: şimdi sen aramızdan hakkaniyetle karar ver ve doğrudan ayrılma; bize de doğru yolu göster!
Davud, onları yanında görünce telaşlanıp korktu; bunun üzerine: "Korkma!" dediler, "Biz (sadece) iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına tecavüz etti, şimdi aramızda adaletle karar ver, doğrudan ayrılma ve (ikimize) dürüstlük yolunu göster".
Hani ansızın Davud'un yanına girmişlerdi de bu yüzden onlardan ürkmüştü. . . Dediler ki: "Korkma, biz iki davacıyız: Bazımız bazımıza (çoğul kapsamlı ifade) zulmetti. . . O halde aramızda HAKK olarak hükmet, haksızlık etme ve bizi yolun tam ortasına yönlendir. "
Davud'a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; dediler ki: "Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip ilet."
Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster» dediler.
Davut'un yanına girdiklerinde, onlardan korkmuştu. "Korkma!" demişlerdi; "Biz, iki davacıyız; birimiz, diğerimize haksızlık yaptı. Artık, aramızda adaletle yargı ver ve haksızlık yapma; bize, orta yolu bul!" dipnot 383
Eski Ahit · 1. Tarihler 18:14
Bütün İsrailde krallık yapan Davut halkına doğruluk ve adalet sağladı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Ansızın Davud'un yanına girdiklerinde, onlardan korktu. Onlar şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirine haksızlık etmiş iki davalıyız. Aramızda adaletle hükmet, adaletten ayrılma, bizi doğru çözüme ulaştır."
Davud'un yanına girdiklerinde onlardan irkilmişti. "Korkma" demişlerdi, "Birbirinin hakkını çiğneyen iki davacı... Aramızda gerçeğe göre hüküm ver, haksızlık etme. Bize yolun ortasını göster."
Davud'un yanına girdiklerinde onlardan irkilmişti. 'Korkma' demişlerdi, 'Bir birinin hakkını çiğneyen iki davacı... Aramızda gerçeğe göre hüküm ver, haksızlık etme. Bize yolun ortasını göster.'
O zaman Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşa düştü. Ona "Korkma!" dediler, "biz iki davacıyız, birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti. Şimdi sen aramızda doğrulukla hükmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar."
O vakıt Davudun üzerine giriverdiler de onlardan telaşa düştü, korkma dediler: iki hasmız, ba'zımız ba'zımıza tecavüz etti, şimdi sen aramızda hakk ile hukmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar
Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile hüküm ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.
Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile hüküm ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.
Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile karar ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.
Davud'a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; dediler ki: "Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip ilet."
O vakit Davudun karşısına girivermişlerdi de o, bunlardan telaşa düşmüşdü. "Korkma, dediler, (biz) iki da'vacı (yız). Birimiz ötekimin hakkına) tecavüz etdi. Şimdi sen aramızda adaletle hükmet. Aşırı gitme. Bizi doğru yolun ortasına çıkar".
Davud'un yanına girmişlerdi de o, kendilerinden ürkmüştü. Demişlerdi ki: Korkma, iki davacı; birimiz birimizin hakkına tecavüz etti. Sen, aramızda hak ile hüküm ver. Ve ondan ayrılma. Bizi, doğru yolun ortasına ilet.
(21-26) Kavgalıların / Hasımların haberi sana verildi mi? Bir vakit m ihraba tırmanıp aştı lar ve D avut’un da yanına girdiler. Onlardan ürktü, Dediler ki korkma biz iki kavgalıyız / hasımız birimiz birimizin hakkında haddi aştı, hakikatli bir şekilde aramızda hükmet. Aşırıya gitme ve bizi yolun ortasına ilet / yönlendir. İşte bu benim kardeşim, onun doksan dokuz koyunu benim bir koyunum var. Onu benim kefaletime ver / himayeme ver dedi. Hitabıyla / söylemiyle beni yendi . Dedi ki kesin olan şu ki, koyununu koyunlarına katma isteği ile sana zulmetti. Muhakkak ki malları karıştırmak / biraraya getirmek isteyenlerin ekserisinde bazısı bazısının haddini aşar. İman edenler ve salih amel işleyenler hariç ki onlar da azınlıktır. Davud onu denediğimizi / sınadığımızı sandı ve R abbinden bağışlanma diledi. / istiğfar etti. R ükû ederek kapandı ve yöneldi. (Koyunların kefaletini / sorumluluğunu istemek mülkiyetini istemek değil ki niyet mi okudun) Onu böyle bağışladık ve muhakkak ki onun yanımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri var. Ey Davud! Muhakkak ki seni arzda devralan yaptık / halife yaptık. İnsanlar arası gerçek ile hükmet ve keyfine / hevana uyma ki seni Allah’ın yolundan saptırmasın. Muhakkak ki Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.
Dâvud’un yanına gitmişlerdi de, Dâvud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız. Aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster." dediler.
Davud'un yanına girmişlerdi de (Davud) onlardan korkmuştu: "Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, (adaletten ayrılıp bize) zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) götür."
Davud'un yanına girdiklerinde, onlardan dolayı telaşa kapıldı. Onlar şöyle dediler. "Korkma! Biz davacı iki tarafız; birimiz ötekinin hakkına girdi. Sen aramızda doğru karar ver, haksızlık etme! Bize doğru yolu göster.
Davut, onları birden karşısında görünce telaşa kapıldı. "Korkma, dediler. Biz davalı iki tarafız; birimiz ötekinin hakkına girdi; aramızda doğru karar ver, taşkınlık etme. Bize doğru yolu göster.
Davud’un yanına girmişlerdi. Davut da onlardan korkmuştu. Korkma, dediler. Birbirinin hakkına saldırmış iki davacıyız. Aramızda hak ile hüküm ver. Zulmetme. Bize doğru yolu göster.
Davud'un yanına girmişlerdi. Davut da onlardan korkmuştu. -Korkma, dediler. Birbirinin hakkını yemiş iki davacıyız. Aramızda hakkıyla hüküm ver. Hak'tan ayrılma. Bize orta yolu buldur.
Davud'un yanına girmişlerdi de onlardan korkmuştu. "Korkma!" dediler, "biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkını çiğnedi. Şimdi sen, aramızda hak ile hükmet, adaletsizlik etme. Bizi yolun denge noktasına ilet.!"
They came suddenly into the chamber, as though they were an apparition, invading his privacy which occasioned his alarm. But they reassured him and said: "Do not be scared, it is only that We are two litigants one of us has wronged the other. Therefore, We expect you to decide our case with equity and justice and it is hoped that you do not deviate from the path of righteousness and that you will guide us into the path of equity and justice"
When they reached David, he took fright, but they said, ‘Do not be afraid. We are two litigants, one of whom has wronged the other: judge between us fairly- do not be unjust- and guide us to the right path.
When they entered the presence of David, and he was terrified of them, they said: "Fear not: we are two disputants, one of whom has wronged the other: Decide now between us with truth, and treat us not with injustice, but guide us to the even Path..
As they came upon David — and he was frightened of them dipnot 1 — they said: "Be not afraid. We are just two litigants: one of us has committed excess against the other. So judge rightly between us, and be not unjust; and guide us to the Right Way.
and came in on Dawud who was alarmed by them. They said, ‘Do not be afraid. We are two litigants, one of whom has acted unjustly towards the other, so judge between us with truth and do not be unjust and guide us to the Right Path.
When they entered in upon Dâwûd (David), he was terrified of them. They said: "Fear not! (We are) two litigants, one of whom has wronged the other, therefore judge between us with truth, and treat us not with injustice, and guide us to the Right Way.
When they entered into the presence of David, he was alarmed by them. They said, ‘Do not be afraid. [We are only] two contenders: one of us has bullied the other. So judge justly between us, and do not exceed [the bounds of justice], and show us the right path.’
When they intruded upon David and (found that) he had become alert (on account of) them, they said, (by way of an excuse,) `Have no fear. We are two parties litigants. One of us has transgressed against the other, therefore judge between us as justice demands, and delay not (by giving the date of decision,) and guide us (in our litigation) to the fair way.
when they entered upon David, and he took fright at them; and they said, 'Fear not; two disputants we are -- one of us has injured the other; so judge between us justly, and transgress not, and guide us to the right path. '
At first he was frightened to see the two strangers in his private quarters. They said: "Do not be afraid; we are here just for your judgment. Be fair and guide us to the right path."
when they entered in unto David, and he was startled at them, they said, 'Fear not, we are two antagonists; one of us has injured the other; judge then between us with the truth and be not partial, but guide us to a level way.
When they entered upon David, he was startled by them. They said, "Have no fear. We are two who have disputed, and one has wronged the other, so judge between us with truth, and do not wrong us, and guide us to the right path."
when they went in unto David, and he was afraid of them. They said, Fear not: We are two adversaries who have a controversy to be decided. The one of us hath wronged the other: Wherefore judge between us with truth, and be not unjust; and direct us into the even way.
When they entered in upon David and he was frightened by them, they said, "Fear not; we are two litigants, of whom one has acted wrongfully towards the other, therefore decide between us with justice, and do not act unjustly, and guide us to the right (fair, even) way.
As they entered upon Dawûd; then he was alarmed of them. They said, "Do not fear (anything); two adversaries we are. One of us has been inequitable to the other, (Literally: some of us against some "others") so judge between us with the truth, and do not act unjudiciously, and guide us to the level path.
How they burst in upon David, and he was afraid of them. They said: Be not afraid! (We are) two litigants, one of whom hath wronged the other, therefor judge aright between us; be not unjust; and show us the fair way.
When they came before David, he was frightened of them. "Do not be afraid," they said. "The two of us are disputing the wrong one has done the other. So judge between us with equity, and do not be unjust, and guide us to the right path.
As they came upon David, and he shrank back in fear from them, they said: "Fear not! [We are but] two litigants. One of us has wronged the other: so judge thou between us with justice, and deviate not from what is right, and show [both of] us the way to rectitude.
When they came into David’s presence, he was startled by them. They said, "Have no fear. ˹We are merely˺ two in a dispute: one of us has wronged the other. So judge between us with truth—do not go beyond ˹it˺—and guide us to the right way.
When they entered upon David, he was startled by them. They said: "Have no fear. We are two who have disputed, and one has wronged the other, so judge between us with truth, and do not wrong us, and guide us to the right path."
When they entered his room, he was startled. They said, "Have no fear. We are feuding with one another, and we are seeking your fair judgment. Do not wrong us, and guide us in the right path.
When they entered upon David and he was alarmed by them? They said, "Fear not. [We are] two adversaries, one of whom has wronged the other, so judge between us with truth and do not exceed [it] and guide us to the sound path.
When they entered upon David, and he was in terror of them, they said: “Fear thou not — two litigants, one of whom has oppressed the other. So judge thou between us with justice, and transgress thou not; and guide thou us to the right way.
When they breached his privacy, he was startled. They said, "Be not startled!" We both are disputing with each other as to who has done wrong to the other. Therefore, judge fairly between us, deviate not from equity and guide us to the even path."
When they entered in presence of Dawood (David), and he was frightened of them, they said: "Fear not: We are two litigant (who disagree), one of us has wronged the other: Therefore, decide between us now with truth, and do not treat us with injustice, and guide us to the Right way.
When they entered upon Dawūd, and he was scared of them, they said, "Be not scared. We are two litigants; one of us has wronged the other, so decide between us with truth, and do not cross the limits, and guide us to the right path.
When they entered upon David, he was startled by them. They said: "Have no fear. We are two who have disputed, and one has wronged the other, so judge between us with the truth, and do not wrong us, and guide us to the right path."