Diyanet İşleri
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."
Sâd suresi
Sâd suresi, 23. ayet. إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِىَ نَعْجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ
inne hâẕâ eḫî lehû tis`uv vetis`ûne na`cetev veliye na`cetüv vâḥidetün feḳâle ekfilnîhâ ve`azzenî fi-lḫiṭâb.
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3
Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.
Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
23. “Bu benim kardeşimdir” sözü ya din ya nesep itibari ile yahut da samimi arkadaşlıkları dolayısı ile kardeş olduklarını ortaya koyan bir ifadedir. Bu kardeşlik, birbirlerine haksızlık etmemelerini gerektirmektedir ve böyle bir kardeşten görülecek bir haksızlık ise başkasının haksızlığından daha büyüktür.
“Onun doksan dokuz koyunu vardır.” Burada koyundan kasıt hanımdır. Bu ise büyük bir hayırdır ve böyle bir kimsenin Allah’ın kendisine verdikleri ile kanaat etmesi gerekir.
“Benim ise bir koyunum var” o, ona da göz dikerek “O koyunu da bana ver” onu da bana bırak ve o da benim himayeme girsin “dedi ve konuşmada beni bastırdı.” Yani bu maksadını gerçekleştirinceye yahut gerçekleştirecek noktaya gelinceye kadar bu ısrarlı sözlerini sürdürdü ve lafta beni yendi.
Davud aleyhisselam onun bu sözlerini işitince aralarında hükmünü verdi. Onların biraz önce nakledilen sözlerinden de anlaşıldığı üzere bu olay, o şahsın anlattığı gibi cereyan etmiştir. Bundan dolayı diğeri konuşma gereğini dahi duymamıştır. O halde herhangi bir kimsenin itiraz ederek: Davud aleyhisselam diğer davacının sözünü dinlemeden niye hüküm vermiştir?, demesinin bir anlamı yoktur.
Onun verdiği hükme gelince o, şöyleydi:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O iki hasım olan davacılardan biri Dâvûd -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Doğrusu bu adam benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. Böyle iken benim o tek koyunu da kendisine vermemi istedi ve tartışmada beni yendi."
Aynı kök: نعج (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Dâvûd
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık…
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: خطب (12 geçiş)
Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
Aynı kök: خطب (12 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz"…
Aynı kök: كفل (10 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş)
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…
Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu…
Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…
Aynı kök: تسع (7 geçiş)
Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Davalılardan biri): "Şüphesiz ki bu benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. (Durum) böyleyken ‘Onun (bakımını) bana ver!' dedi ve hitapta bana üstün geldi (beni ikna etti)." dipnot 1
İşte bu benim kardeşim; onun doksan dokuz koyunu var, benimse yalnızca bir tek koyunum; buna rağmen o, "Onu da bana ver" dedi ve dediğini zorla yaptırdı.
"Bu benim kardeşim: Onun doksandokuz koyunu var, benimse (sadece) bir koyunum; buna rağmen, 'onu bana ver' dedi ve bu tartışmada bana zorla dediğini yaptırdı".
"Muhakkak ki şu benim kardeşimdir. . . Onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. . . Böyle iken 'Onu bana ver' dedi ve dediğini yaptırdı!"
"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."
(Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken «Onu da bana ver» dedi ve tartışmada beni yendi.
"Aslında, işte bu, benim kardeşimdir. Onun, doksan dokuz koyunu var; benim ise bir koyunum var. Buna karşın; ‘Onu da bana ver!' dedi ve tartışmada bana üstün geldi!"
"Bu benim kardeşimdir. Onun doksandokuz koyunu, benim de bir koyunum var. 'Onu da bana ver' dedi ve beni konuşmada yendi."
"Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken, "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada bana üstün geldi. dipnot 1
'Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken, 'Onu da bana ver,' dedi ve tartışmada bana üstün geldi.
"Şu benim kardeşim, onun doksan dokuz kişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken; "Onu da bana bırak" dedi. Ve beni söyleşmede (tartışmada) yendi." diye anlattı.
Şu benim biraderim onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken "bırak onu bana" dedi ve beni söyleşmede yendi
"Bu benim kardeşim. dipnot 1 Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı. dipnot 2 "
"Bu benim kardeşim dipnot 1 Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı. dipnot 2 "
Bu benim kardeşim dipnot 1 Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı. dipnot 2
"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."
(İçlerinden biri): "Şu benim biraderimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu var. Benim ise birtek dişi koyunum var. Böyle iken "Onu bana ver (de bakayım)" dedi, mücadelede beni yendi".
Gerçekten bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum var. Onu bana ver, dedi ve söyleşmede beni yendi.
(21-26) Kavgalıların / Hasımların haberi sana verildi mi? Bir vakit m ihraba tırmanıp aştı lar ve D avut’un da yanına girdiler. Onlardan ürktü, Dediler ki korkma biz iki kavgalıyız / hasımız birimiz birimizin hakkında haddi aştı, hakikatli bir şekilde aramızda hükmet. Aşırıya gitme ve bizi yolun ortasına ilet / yönlendir. İşte bu benim kardeşim, onun doksan dokuz koyunu benim bir koyunum var. Onu benim kefaletime ver / himayeme ver dedi. Hitabıyla / söylemiyle beni yendi . Dedi ki kesin olan şu ki, koyununu koyunlarına katma isteği ile sana zulmetti. Muhakkak ki malları karıştırmak / biraraya getirmek isteyenlerin ekserisinde bazısı bazısının haddini aşar. İman edenler ve salih amel işleyenler hariç ki onlar da azınlıktır. Davud onu denediğimizi / sınadığımızı sandı ve R abbinden bağışlanma diledi. / istiğfar etti. R ükû ederek kapandı ve yöneldi. (Koyunların kefaletini / sorumluluğunu istemek mülkiyetini istemek değil ki niyet mi okudun) Onu böyle bağışladık ve muhakkak ki onun yanımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri var. Ey Davud! Muhakkak ki seni arzda devralan yaptık / halife yaptık. İnsanlar arası gerçek ile hükmet ve keyfine / hevana uyma ki seni Allah’ın yolundan saptırmasın. Muhakkak ki Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.
Bu benim kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. "Onu da bana ver.” Dedi ve tartışmada beni bastırdı."
"Bu kardeşimin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve konuşmada bana ağır bastı (onunla baş edemedim.)"
Bu, benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. 'Onun bakımını benim sorumluluğuma bırak' dedi ve konuşmasıyla beni bastırdı."
"Bu, benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim bir koyunum var; onu ben koruyayım dedi ve konuşmasıyla beni bastırdı."
Bu benim kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. “Onu da bana ver” dedi ve konuşmada bana üstün geldi.
-Bu benim kardeşimdir, O'nun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. "Onu da bana ver" dedi ve konuşmada bana üstün geldi.
"Şu benim kardeşimdir. Kendisinin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen, onu da bana ver dedi ve tartışmada bana galip geldi."
"This is my brother", the claimant said, "who owns ninety nine ewes and I own only one single ewe. He asked me to entrust it to him and commit her to his care and he was rather persuasive.
This is my brother. He had ninety-nine ewes and I just the one, and he said, "Let me take charge of her," and overpowered me with his words.’
"This man is my brother: He has nine and ninety ewes, and I have (but) one: Yet he says, 'commit her to my care,' and is (moreover) harsh to me in speech."
Behold, this is my brother; dipnot 1 he has ninety-nine ewes and I have only one ewe." And yet he said: "Give her into my charge,” and he got the better of me in argument. dipnot 2
This brother of mine has ninety-nine ewes and I have only one. He said, "Let me have charge of it," and got the better of me with his words.’
Verily, this my brother (in religion) has ninety-nine ewes, while I have (only) one ewe, and he says: "Hand it over to me, and he overpowered me in speech."
‘Indeed this brother of mine has ninety-nine ewes, while I have only a single ewe, and [yet] he says, ‘Commit it to my care,’ and he browbeats me in speech. ’
`(The case of the litigation is that, ) this is my brother. He has ninety nine ewes while I have one ewe; still he says, "Make it over to me," and he has been prevailing by his arguments upon me.'
'Behold, this my brother has ninety-nine ewes, and I have one ewe. So he said, "Give her into my charge"; and he overcame me in the argument.'
One of them said: "This brother of mine owns ship and I own only one. Now he is asking me to give him my only ship [as he can take better care of it!]"
Verily, this is my brother: be had ninety-nine ewes and I had one ewe; and he said, "Give her over to my charge;" and he overcame me in the discourse. '
"This is my brother and he owns ninety nine lambs, while I own one lamb; so he said to me: ‘Let me take care of it' and he pressured me."
This my brother had ninety and nine sheep; and I had only one ewe: And he said, give her me to keep; and he prevailed against me in the discourse which we had together.
"Lo! This is my brother; he has ninety-nine ewes and I have but one; but he said, 'Give to me', and he has prevailed against me in discourse. "
Surely this my brother has ninety-nine ewes, and I have one ewe. So he said to me, ‘Let me be her sponsor' and he got the better of me in speech." (Literally: was mightier in the address)
Lo! this my brother hath ninety and nine ewes while I had one ewe; and he said: Entrust it to me, and he conquered me in speech.
This man here is my brother. He has ninety and nine ewes while I have only one. He demands that I should give him my ewe, and wants to get the better of me in argument."
"Behold, this is my brother: he has ninety-nine ewes, whereas I have [only] one ewe - and yet he said, ‘Make her over to me,’ and forcibly prevailed against me in this [our] dispute. "
This is my brother.[1] He has ninety-nine sheep while I have ˹only˺ one. ˹Still˺ he asked me to give it up to him, overwhelming me with ˹his˺ argument."
"This is my brother and he owns ninety nine lambs, while I own one lamb; so he said to me: 'Let me take care of it' and he pressured me. "
"This brother of mine owns ninety nine sheep, while I own one sheep. He wants to mix my sheep with his, and continues to pressure me.",
Indeed this, my brother, has ninety-nine ewes, and I have one ewe; so he said, 'Entrust her to me,' and he overpowered me in speech. "
“This, my brother, has ninety-nine ewes, and I have one ewe; so he said: ‘Place thou her in my charge’; and he overcame me in speech.”
One of them said, "Behold, this my brother has ninety nine farms, whereas I have only one. And yet he says, 'Give it over to me', and he dominates me in eloquence." ('Na'jah' = Ewe = Female sheep or deer = Agricultural farm).
"Verily, this man is my brother (in religion): He has ninety and nine ewes (female sheep), and I have (only) one: Yet he says; 'Leave her (the one sheep) to me,' and (also he) is rude to me when he talks. "
This is my brother; he has ninety nine ewes, and I have a single ewe; still he said, ‘Give it into my charge.’ And he overpowered me in speech."
"This is my brother and he owns ninety-nine lambs, while I own one lamb; so he said to me: "'Let me take care of it' and he pressured me."