Diyanet İşleri
Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Sâd suresi
Sâd suresi, 30. ayet. وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ
vevehebnâ lidâvûde süleymân. ni`me-l`abd. innehû evvâb.
Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Süleymân Sâd 30–40 3
Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!
Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?
Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. Yüce Allah, Davud aleyhisselam’dan övgü ile söz edip onun başından geçen olayları ve mazhar olduğu lütufları zikrettikten sonra oğlu Süleyman aleyhisselam’dan da övgü ile söz ederek şöyle buyurmaktadır:
“Biz Davud’a Süleyman’ı bahşettik.” Ona Süleyman’ı lütfederek ihsanda bulunduk ve onunla gözünü aydın ettik. “O” Süleyman aleyhisselam “ne güzel kuldu!” Yani o, övülmeyi gerektiren sıfatlara sahipti.
“Çünkü o” bütün hallerinde Allah’a “çokça yönelen biri idi.” Gönülden O’na bağlı idi, hep O’na yöneliyordu. O’nu candan seviyor, O’nu anıyor, O’na dua ediyor, yalvarıp yakarıyordu.
O’nu razı edecek hususlarda bütün gayretini ortaya koyuyor, O’nun rızasını her şeyin önünde tutuyordu. İşte bunun bir göstergesi de şu olaydır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendi katınızdan bir nimet ve göz aydınlığı olarak Dâvûd'a oğlu Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel bir kuldu. Şüphesiz o, Allah'a çok tövbe eden, daima Allah'a yönelen ve rûcü eden biriydi.
Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: وهب (25 geçiş)
Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.
Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O,…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Ortak kavram: Nimet
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: وهب (25 geçiş)
(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…
Aynı kök: وهب (25 geçiş)
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Davud'a Süleyman'ı vermiştik; o ne güzel bir kuldu; daima (Allah'a) yönelendi.
Davud'a bir de Süleyman'ı bahşettik: o ne güzel kuldu; çünkü o sürekli Bize yönelirdi.
Ve biz Davud'a (oğul olarak) Süleyman'ı armağan ettik; o, ne güzel bir kul(umuz oldu)! O, her zaman Bize yönelirdi.
Davud'a Süleyman'ı hibe ettik; ne güzel kuldu! Gerçekten O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.
Biz Davud'a Süleyman'ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah'a yönelirdi .
Davut'a da Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel kuldu; kuşkusuz, O, yönelirdi.
Biz Davud'a Süleyman'ı bağışladık. Süleyman ne iyi bir kuldu! Çünkü o, daima Allah'a yöneliyordu.
Davud'a, Süleyman'ı verdik. İyi bir kuldu, (Tanrı'ya) sürekli yönelen biriydi.
Davud'a, Süleyman'ı verdik. İyi bir kuldu, (Tanrı'ya) sürekli yönelen biriydi.
Bir de Davud'a Süleyman'ı ihsan ettik; ne güzel kuldu. O tesbih edip Allah'a yönelirdi.
Bir de Davuda Süleymanı bahşettik, ne güzel kul, o cidden bir evvab
Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.
Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.
Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O ne güzel kuldu. Çünkü o, [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab) biriydi.
Biz Davuda (oğlu) Süleymanı ihsan etdik. (Süleyman) ne güzel kuldu! Çünkü o, (tesbihde, zikirde ve bütün vakıtlarında) daima (Allaha) dönen (bir zat) di.
Davud'a da Süleyman'ı lutfettik. O ne güzel bir kuldu ve muhakkak ki o, Allah'a yönelirdi.
(30-40) Davud’a Süleyman’ı hibe ettik / bahşettik, ne güzel kuldu, muhakkak ki o hep yönelirdi. Akşamları ona çalımlı / tek ayağı kalkık pozda , cins koşu atları sunulduğunda / arz edildiğinde dedi ki Allah’ı hatırlatmasından dolayı mal / h ayr sevgisini kesinlikle sevdim dedi. Örtü arkasına gizlen dirilince / avret edilince o nları bana getirin dedi. Bacak ve boyunlarını sıvazlamaya / meshetmeye başladı. Kesin olan şu ki biz Süleyman’ı denedik ve tahtına / kürsüsüne bir ceset bıraktık sonra o yöneldi. Rabbim beni bağ ışla ve bana, benden sonra kimsenin talep edemeyeceği bir mülk hibe et. Kesinlikle sen, sensin hibe edebilen. Rüzgârı onun emrine amade ettik. Onun emriyle herhangi bir yere yumuşacık akardı / cereyan ederdi. Bina ustası ve dalgıç şeytanların hepsi. Diğerleri de zincir lerle birbirine bağlanmış. B u bizim hediyemiz, hesap etmeden ya serbest bırak yahut elinde tut. Kesinlikle onun yanımızda yakınlığı ve güzel bir varış yeri var.
Dâvud’a Süleyman’ı bağışladık. O, ne güzel bir kuldu. Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi.
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik, (Süleyman) ne güzel kuldu! Hep Allah'a başvururdu.
Davud'a, Süleyman'ı ihsan ettik dipnot 1 . Süleyman ne güzel kuldu! Daima (bize) yönelirdi dipnot 2 .
Davut'a Süleyman'ı bağışladık; o ne güzel kuldu! Çok saygılıydı.
Davud’a Süleyman’ı bağışlamıştık. O, ne güzel bir kuldu. O, Allah’a yönelen/dönen biriydi.
Davud'a Süleyman'ı bağışlamıştık. O, ne güzel bir kuldu. O, Allah'a yönelen biriydi.
Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel kul! Hep Allah'a sığınır, yakarırdı.
We pestowed Dawud with the privilege of begetting Sulayman, an excellent worshipper who in lowliest plight repentant stood.
We gave David Solomon. He was an excellent servant who always turned to God.
To David We gave Solomon (for a son),- How excellent in Our service! Ever did he turn (to Us)!
We bestowed upon David (an illustrious son), Solomon. dipnot 1 How excellent a servant (of Ours he was)! Indeed he constantly turned to Us in devotion.
We gave Dawud Sulayman. What an excellent slave! He truly turned to his Lord.
And to Dâwûd (David) We gave Sulaimân (Solomon). How excellent a slave! Verily, he was ever oft-returning in repentance (to Us)!
And to David We gave Solomon —what an excellent servant! Indeed he was a penitent [soul].
And We gave (a pious son like) Solomon to David. How excellent a servant (of Ours) he was! For he turned to Us in obedience and repentance again and again.
And We gave unto David Solomon; how excellent a servant he was! He was a penitent.
I granted a son to David known as Solomon who was a role servant of Mine returning to his Lord over and over.
And we gave to David, Solomon, an excellent servant; verily, he turned frequently to us.
To David We granted Solomon. What an excellent and obedient servant.
And We gave unto David Solomon; how excellent a servant! For he frequently turned himself unto God.
And We bestowed on David, Solomon, a most excellent servant! Surely he was frequent in turning (to Allah).
And We bestowed on Dawûd (David) Sulayman; (Solomon) how excellent a bondman he was! Surely he was a constant resorter (to Us).
And We bestowed on David, Solomon. How excellent a slave! Lo! he was ever turning in repentance (toward Allah).
We bestowed Solomon on David who was an excellent devotee, for he turned to God in penitence.
AND UNTO DAVID We granted Solomon [as a son - and] how excellent a servant [of Ours he grew up to be]! Behold, he would always turn unto Us -
And We blessed David with Solomon—what an excellent servant ˹he was˺! Indeed, he ˹constantly˺ turned ˹to Allah˺.
And to David We granted Solomon. What an excellent and obedient servant.
To David we granted Solomon; a good and obedient servant.
And to David We gave Solomon. An excellent servant, indeed he was one repeatedly turning back [to Allah ].
And We gave David Solomon — how excellent a servant! He was one turning in repentance.
And unto David We granted Solomon, how excellent a servant! Behold, in every situation He would turn to Divine Laws.
And to Dawood (David), We gave (his son) Sulaiman (Solomon)— Verily, he always turned (to Us) very well in Our service!
And We blessed Dawūd with Sulaimān. He was an excellent servant (of Allah). Surely, he was great in turning (to Us, in penitence and praise).
And to David We granted Solomon. What an excellent and obedient servant.