Diyanet İşleri
Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Sâd suresi
Sâd suresi, 25. ayet. فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ
fegafernâ lehû ẕâlik. veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.
Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.
Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır."
Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!
Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
25. “Biz de onun bu” ondan sadır olana dair “mağfiret dileğini kabul ettik.” Yüce Allah, ayrıca ona çeşit çeşit lütuflar da ihsan etti. Bu yüzden şöyle buyurmaktadır:
“Şüphesiz onun nezdimizde bir yakınlığı” ve yüksek bir mevkii “ve güzel bir dönüş yeri vardır.”
Davud aleyhisselam’dan sadır olan bu günahın ayrıca söz konusu edilmesine gerek olmadığından dolayı Yüce Allah onu zikretmemiştir. Bunun ne olduğunu anlamaya kalkışmak, gereksiz bir iştir. Burada anlatılmak istenen Yüce Allah’ın bize belirttiği üzere Allah’ın ona lütufta bulunduğu, onun da Yüce Allah’a tevbe edip döndüğü, mekânının yükseltildiği ve tevbeden sonra çok daha iyi ve mükemmel bir konuma yükseldiğidir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz de ona icabet ettik ve onu bağışladık. Şüphesiz o katımızda yakın olan kullarımızdandır. Onun ahirette dönüp geleceği güzel bir yeri vardır.
Aynı kök: زلف (10 geçiş) · Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: اوب (17 geçiş)
(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: اوب (17 geçiş)
Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: اوب (17 geçiş)
(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a…
Aynı kök: زلف (10 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir…
Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.
Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz de bu işte onu bağışlamıştık. Şüphesiz ki yanımızda onun için (özel) bir yakınlık ve güzel bir varış yeri vardır.
Ve Biz de bu (hatasını) bağışladık: elbet onu, Bizim katımıza yakınlık ve güzel bir son beklemektedir.
Biz de bu (günahı)nı bağışladık, (öteki dünyada) o'nu Bizim yakınlığımız ve menzillerin en güzeli beklemektedir.
Bunun üzerine onu, Onun için mağfiret ettik. . . İndimizde Onun için yakınlık ve dönüşün güzeli var.
Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
Böylece, Onu bağışladık. Kuşkusuz, katımızda, Onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır. dipnot 384
Eski Ahit · 1. Samuel 20:41
Uşak gider gitmez, Davut taşın güney yanından ayağa kalktı ve yüzüstü yere kapanarak üç kez eğildi. İki arkadaş birbirlerini öpüp ağladılar; ancak Davut daha çok ağladı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Biz de onu, verdiği bu hükümden dolayı bağışladık. Katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.
Böylece onu bağışladık. Yanımızda onun yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.
Böylece onu bağışladık. Yanımızda onun yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.
Biz de bu hatasını kendisine bağışladık. Gerçekten ona, yanımızda bir yakınlık ve akibet (dönüş) güzelliği vardır.
Biz de onu kendisine mağfiret buyurduk ve hakıkat ona ındimizde kat'i bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği vardır
Böylece onu bundan dolayı bağışladık. Onun yanımızda yüksek konumu ve iyi bir sığınağı vardır.
Böylece onu bundan dolayı bağışladık. Onun yanımızda yüksek konumu ve iyi bir sığınağı vardır.
Böylece onu bundan dolayı bağışladık. Onun yanımızda yüksek konumu ve iyi bir sığınağı vardır.
Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri (meab) vardı.
Biz de onu saalih (bir zat olarak) intihab etdik. Nezdimizde onun muhakkak bir yakınlığı ve bir akıbet güzelliği vardır.
Bunun üzerine Biz de onu bağışladık. Onun için şüphesiz ki katımızda yüksek bir makam ve güzel bir sonuç vardır.
(21-26) Kavgalıların / Hasımların haberi sana verildi mi? Bir vakit m ihraba tırmanıp aştı lar ve D avut’un da yanına girdiler. Onlardan ürktü, Dediler ki korkma biz iki kavgalıyız / hasımız birimiz birimizin hakkında haddi aştı, hakikatli bir şekilde aramızda hükmet. Aşırıya gitme ve bizi yolun ortasına ilet / yönlendir. İşte bu benim kardeşim, onun doksan dokuz koyunu benim bir koyunum var. Onu benim kefaletime ver / himayeme ver dedi. Hitabıyla / söylemiyle beni yendi . Dedi ki kesin olan şu ki, koyununu koyunlarına katma isteği ile sana zulmetti. Muhakkak ki malları karıştırmak / biraraya getirmek isteyenlerin ekserisinde bazısı bazısının haddini aşar. İman edenler ve salih amel işleyenler hariç ki onlar da azınlıktır. Davud onu denediğimizi / sınadığımızı sandı ve R abbinden bağışlanma diledi. / istiğfar etti. R ükû ederek kapandı ve yöneldi. (Koyunların kefaletini / sorumluluğunu istemek mülkiyetini istemek değil ki niyet mi okudun) Onu böyle bağışladık ve muhakkak ki onun yanımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri var. Ey Davud! Muhakkak ki seni arzda devralan yaptık / halife yaptık. İnsanlar arası gerçek ile hükmet ve keyfine / hevana uyma ki seni Allah’ın yolundan saptırmasın. Muhakkak ki Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.
Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
Biz de ondan bunu affettik. Yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.
Biz de onun yaptığını bağışladık. Şüphesiz onun için katımızda bir yakınlık ve varılacak güzel bir yer vardır.
Biz de onun hatasını bağışladık. Katımızda bize daha yakın olma ve mutlu son onun hakkıdır.
İşte böylece biz onu bağışlamıştık. Katımızda onun için bir yakınlık ve varılacak güzel bir yeri vardır.
İşte böylece biz onu bağışlamıştık. Katımızda onun için bir yakınlık ve güzel bir gelecek hazırlamıştık.
Biz de ondan o günahı affettik. Katımızdan onun için bir yakınlık ve güzel bir gelecek var.
We forgave him this "fall" and He enjoyed endearment and a high station of dignity and distinction in the company of those in Our realm of heaven and excellent shall be his final place of destination.
We forgave him [his misdeed]. His reward will be nearness to Us, a good place to return to.
So We forgave him this (lapse): he enjoyed, indeed, a Near Approach to Us, and a beautiful place of (Final) Return.
Thereupon We forgave him his shortcoming and indeed (an exalted position of) nearness awaits him, and an excellent resort. dipnot 1
So We forgave him for that and he has nearness to Us and a good Homecoming.
So We forgave him that, and verily, for him is a near access to Us, and a good place of (final) return (Paradise).
So We forgave him that and indeed he has [a station of] nearness with Us and a good destination.
So We gave him that protection (sought for by him from that danger he felt). And verily he enjoyed Our close proximity and an excellent status.
Accordingly We forgave him that, and he has a near place in Our presence and a fair resort.
Then I (God) forgave David and he [unlike what they have presented him as an adulterous/ murderer in the existing version of the Bible] is one of the closest to Me and has an excellent place in Paradise.
and we pardoned him; for, verily, he has a near approach to us and an excellent resort.
So We forgave him in this matter. For him with Us is a near position, and a beautiful abode.
Wherefore We forgave him this fault; and he shall be admitted to approach near unto us, and shall have an excellent place of abode in paradise.
Therefore, We rectified for him this lapse, and most surely he had nearness to Us and an excellent journey's end (return).
So We forgave him that, and surely he has in Our Providence proximity indeed and a fair resorting.
So We forgave him that; and lo! he had access to Our presence and a happy journey's end.
So We forgave him. He has surely a high rank with Us and an excellent place of return.
And thereupon We forgave him that [sin]: and, verily, nearness to Us awaits him [in the life to come], and the most beauteous of all goals!
So We forgave that for him. And he will indeed have ˹a status of˺ closeness to Us and an honourable destination!
So We forgave him in this matter. And for him with Us is a near position, and a beautiful abode.
We forgave him in this matter. We have granted him a position of honor with us, and a beautiful abode.
So We forgave him that; and indeed, for him is nearness to Us and a good place of return.
So We forgave him that; and he has nearness to Us and a good journey’s end.
So We absolved his imperfections, and, behold - He remained ever close to Our Laws and his efforts reached a happy destination.
So, We forgave him (for) this: And he really enjoyed an extreme closeness to Us, and a Beautiful Place of (final) Return.
So we forgave him that (lapse), and surely he has a place of nearness in Our presence, and an excellent resort.
So We forgave him in this matter. And for him with Us is a near position, and a beautiful abode.