Sâd suresi

Sâd suresi, 39. ayet

Sâd suresi, 39. ayet. هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

hâẕâ `aṭâünâ femnün ev emsik bigayri ḥisâb.

Diyanet İşleri

"İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 36–42 · surenin 39. ayeti / 88

Konu Süleymân Sâd 30–40 3

  1. Sâd 36

    Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.

  2. Sâd 37–38

    (37-38) Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.

  3. 39

    "İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik.

  4. Sâd 40

    Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

  5. Sâd 41

    (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.

  6. Sâd 42

    Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–39. ayetler için yazılmıştır.

35-38. Yüce Allah, onun duasını kabul buyurdu, onu mağfiret etti ve hükümdarlığını ona geri verdi. Ayrıca kendisinden sonra hiçbir kimsenin sahip olamayacağı bir mülkü de fazladan ihsan etti. Bu ise şeytanların onun emrine verilmiş olması idi. Onlar, ona istediği binayı yapıyor, onun için denizlere dalıyor, oradan inciler ve süs eşyaları çıkartıyorlardı. Aralarından isyan edenler olursa onları da zincire vurup bağlıyordu.

39. Ona dedik ki: “İşte bu Bizim bağışımızdır.” Onunla gözün aydın olsun. Bundan dilediğin kimseye “ister ver ister” dilediğin kimseye de “(vermeyip) yanında tut; hesapsızdır.” Bu hususta senin için herhangi bir sıkıntı yoktur ve hesaba çekilmen de söz konusu olmayacaktır. Çünkü Yüce Allah, onun adaletinin mükemmel, verdiği hükümlerin çok güzel olduğunu biliyordu. Bu bağışların Süleyman aleyhisselam’a dünyada verilmiş olmasından, âhirette de benzeri lütufların ona verilmeyeceği sanılmasın. Aksine âhirette de onun için pek büyük bir hayır olacaktır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Süleyman! İşte sen bizden talep ettin ve biz de senin bu talebine icabet edip sana verdik. Artık sen de dilediğine ver ya da dilediğini bundan men et! Verme ve vermeme hususunda asla hesaba çekilmeyeceksin.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هَـٰذَا haza bu
  2. عَطَآؤُنَا ata'una bizim ihsanımızdır kök: عطو
  3. فَٱمْنُنْ femnun artık dilediğine ver kök: منن
  4. أَوْ ev veya
  5. أَمْسِكْ emsik verme kök: مسك
  6. بِغَيْرِ bigayri yoktur kök: غير
  7. حِسَابٍۢ hisabin hesabı kök: حسب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عطو (14 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet…

  • Aynı kök: عطو (14 geçiş)

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din…

  • Aynı kök: عطو (14 geçiş)

    İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay…

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bütün bu (verdiklerimiz ona) lütfumuzdur. "İster (dilediğine) ver (serbest bırak); ister hesapsız bir şekilde (elinde) tut!" (demiştik).

Mustafa İslamoğlu

(Ve ona şöyle dedik): "İşte bu Bizim ikramımızdır; artık onu ister hiçbir hesap yapmadan karşılıksız ver, istersen elinde tut!"

Muhammed Esed

(Ve ona dedik:) "Bu Bizim hediyemizdir, onu hiçbir hesap yapmadan başkalarına dilediğin gibi vermen yahut elinde tutman sana kalmıştır!"

Ahmed Hulusi

"İşte bu (sana özel tasarruf edeceğin mülk) bizim hibemizdir; öyleyse ister ver ister verme, sınırsızca kullan!"

Ali Bulaç

"İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut."

Ali Özek ve heyeti

«İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik.

Ali Rıza Safa

"İşte bu, Bizim bağışımızdır. Artık, hesapsızca ver veya tut!"

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, bizim ihsanımızdır. "Sen onu ister dilediğine ver, ister verme, sorulmazsın" dedik.

Edip Yüksel

"Bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut, tükenmez."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut, tükenmez.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık dilersen başkasına ver, dilersen verme. Hesabı yok, dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu işte, dedik: bizim atamız artık diler kerem et, diler imsak, hisabı yok.

Erhan Aktaş

Bu Bizim verdiklerimizdir. Artık hesabı sana kalmış, dilediğine ver veya verme.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu Bizim verdiklerimizdir. Artık hesabı sana kalmış, dilediğine ver veya verme.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu Bizim verdiklerimizdir. Artık dilediğine ver veya verme.

Gültekin Onan

"İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut."

Hasan Basri Çantay

(Dedik ki:) "Bu, bizim vergimizdir. Artık (dilediğine) hesabsız ver, yahud tut (kıs)".

İbni Kesir

Bu, bizim bağışımızdır. Artık ister hesabsızca ver, ister tut.

Mehmet Alagaş

(30-40) Davud’a Süleyman’ı hibe ettik / bahşettik, ne güzel kuldu, muhakkak ki o hep yönelirdi. Akşamları ona çalımlı / tek ayağı kalkık pozda , cins koşu atları sunulduğunda / arz edildiğinde dedi ki Allah’ı hatırlatmasından dolayı mal / h ayr sevgisini kesinlikle sevdim dedi. Örtü arkasına gizlen dirilince / avret edilince o nları bana getirin dedi. Bacak ve boyunlarını sıvazlamaya / meshetmeye başladı. Kesin olan şu ki biz Süleyman’ı denedik ve tahtına / kürsüsüne bir ceset bıraktık sonra o yöneldi. Rabbim beni bağ ışla ve bana, benden sonra kimsenin talep edemeyeceği bir mülk hibe et. Kesinlikle sen, sensin hibe edebilen. Rüzgârı onun emrine amade ettik. Onun emriyle herhangi bir yere yumuşacık akardı / cereyan ederdi. Bina ustası ve dalgıç şeytanların hepsi. Diğerleri de zincir lerle birbirine bağlanmış. B u bizim hediyemiz, hesap etmeden ya serbest bırak yahut elinde tut. Kesinlikle onun yanımızda yakınlığı ve güzel bir varış yeri var.

Rowwad Tercüme Merkezi

“İşte bu, bizim hesapsız ihsanımızdır. Artık dilersen (başkalarına) ihsan et, dilersen de (elinde) tut.”

Süleyman Ateş

"Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine ver veya verme, hesapsızdır." (dedik).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu, bizim sana ikramımızdır; başkasına ister ver, ister verme, hesabı sorulmayacaktır.

Şaban Britch

Bu, bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut. Bu hesapsızdır.

Şaban Piriş

Bu, bizim hesapsız bağışımızdır. İster ver, ister tut.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu, bizim lütfumuzdur; ister ver, ister elinde tut. Hesap yok...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

This, We said, is Our bestowal O Sulayman, you have a free hand, you may give what you will to whom you will and deny whom you will what you will.

Abdul Haleem

‘This is Our gift, so give or withhold as you wish without account.’

Abdullah Yusuf Ali

"Such are Our Bounties: whether thou bestow them (on others) or withhold them, no account will be asked."

Abul A'la Maududi

"This is Our bestowal. So give or withhold as you wish without account." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse can have three meanings: (1) This is Our unlimited gift: You have the authority to give of it freely to whomsoever you like and keep it from whomsoever you like. (2) This is Our gift: You may give of it to whomsoever you like and keep it from whomsoever you like, you will not be called to account for giving it or keeping it from the people. (3) Another meaning of it given by some commentators is: The satans have been placed entirely under your control: you may set free whomsoever you like and restrain whomsoever you like. You will not be held accountable for this.

Aisha Bewley

‘This is Our gift: so bestow it or withhold it without reckoning. ’

Al-Hilali & Khan

[Allâh said to Sulaimân (Solomon)]: "This is Our gift: so spend you or withhold, no account will be asked (of you)."

Ali Quli Qarai

‘This is Our bounty: so give away or withhold, without any reckoning. ’

Amatul Rahman Omar

(We said to him, ) `This is Our gift that knows no measure. So give it freely or withhold it (from whomsoever you deem fit) without reckoning.

Arthur John Arberry

'This is Our gift; bestow or withhold without reckoning. '

Bijan Moeinian

I told him: "This is your provision. You may share it with the others or you may keep it all to yourself as you wish."

E. Henry Palmer

'this is our gift, so be thou lavish or withhold without account!'

Edip-Layth

"This is Our gift, so you may spend or withhold, without any repercussions."

George Sale

saying, this is our gift: Therefore be bounteous, or be sparing unto whom thou shalt think fit, without rendering an account.

Hamid S. Aziz

(Saying, ) "These are Our Bounties (gift), therefore give freely or withhold, without reckoning. "

Mahmoud Ghali

This is Our gift; so be bounteous or hold back without reckoning.

Marmaduke Pickthall

(Saying): This is Our gift, so bestow thou, or withhold, without reckoning.

Mohamed Ahmed - Samira

"This is Our gift, " (We said to him), "so bestow freely or withhold without reckoning. "

Muhammad Asad

[And We told him:] "This is Our gift, for thee to bestow freely on others, or to withhold, without [having to render] account!"

Mustafa Khattab

˹Allah said,˺ "This is Our gift, so give or withhold ˹as you wish˺, never to be called to account."

Progressive Muslims

"This is Our gift, so you may spend or withhold, without any repercussions. "

Rashad Khalifa

"This is our provision to you; you may give generously, or withhold, without limits."

Sahih International

[We said], "This is Our gift, so grant or withhold without account. "

Sam Gerrans

“This is Our gift; so grant thou or withhold thou without reckoning!”

Shabbir Ahmed

We told him, "All this is Our Gift for you. Give freely or withhold, in matters of the State, according to your best judgment. It is given to you beyond count."

Syed Vickar Ahamed

(Allah addressed Sulaiman and said:) "These are Our many gifts (of good things): Whether you (O Sulaiman!) give them (to others) or do not give them, no account will be asked. "

Taqi Usmani

This is Our gift. So, do favor (to someone) or withhold (it), with no (requirement to give) account.

The Monotheist Group

"This is Our gift, so you may spend or withhold, without any repercussions."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩