Sâd suresi

Sâd suresi, 36. ayet

Sâd suresi, 36. ayet. فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

feseḫḫarnâ lehü-rrîḥa tecrî biemrih ruḫâen ḥayŝü eṣâb.

Diyanet İşleri

Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 33–39 · surenin 36. ayeti / 88

Konu Süleymân Sâd 30–40 3

  1. Sâd 33

    (32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

  2. Sâd 34

    Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.

  3. Sâd 35

    Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.

  4. 36

    Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.

  5. Sâd 37–38

    (37-38) Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.

  6. Sâd 39

    "İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–39. ayetler için yazılmıştır.

35-38. Yüce Allah, onun duasını kabul buyurdu, onu mağfiret etti ve hükümdarlığını ona geri verdi. Ayrıca kendisinden sonra hiçbir kimsenin sahip olamayacağı bir mülkü de fazladan ihsan etti. Bu ise şeytanların onun emrine verilmiş olması idi. Onlar, ona istediği binayı yapıyor, onun için denizlere dalıyor, oradan inciler ve süs eşyaları çıkartıyorlardı. Aralarından isyan edenler olursa onları da zincire vurup bağlıyordu.

39. Ona dedik ki: “İşte bu Bizim bağışımızdır.” Onunla gözün aydın olsun. Bundan dilediğin kimseye “ister ver ister” dilediğin kimseye de “(vermeyip) yanında tut; hesapsızdır.” Bu hususta senin için herhangi bir sıkıntı yoktur ve hesaba çekilmen de söz konusu olmayacaktır. Çünkü Yüce Allah, onun adaletinin mükemmel, verdiği hükümlerin çok güzel olduğunu biliyordu. Bu bağışların Süleyman aleyhisselam’a dünyada verilmiş olmasından, âhirette de benzeri lütufların ona verilmeyeceği sanılmasın. Aksine âhirette de onun için pek büyük bir hayır olacaktır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onun duasına icabet ettik ve rüzgârı onun buyruğuna vermiştik. Onu, emriyle süratli ve kuvvetli olmasına rağmen hiçbir sarsıntı olmadan dilediği yere taşır, hafif ve yumuşak bir şekilde eserdi.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَسَخَّرْنَا fesehharna biz boyun eğdirdik kök: سخر
  2. لَهُ lehu ona
  3. ٱلرِّيحَ r-riha rüzgarı kök: روح
  4. تَجْرِى tecri eserdi kök: جري
  5. بِأَمْرِهِۦ biemrihi onun buyruğuyla kök: امر
  6. رُخَآءً ruha'en tatlı tatlı kök: رخو
  7. حَيْثُ haysu yere kök: حيث
  8. أَصَابَ esabe istediği kök: صوب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: روح (57 geçiş)

    Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık.…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız" derler. Allah, elçilik görevini…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş'a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bunun üzerine O'nun (Allah'ın) emriyle istediği yere yumuşakça akan rüzgârı hizmetine vermiştik.

Mustafa İslamoğlu

Bunun ardından rüzgarı ona amade kıldık ki, onun emriyle (çalışan gemileri) istediği yöne doğru kolayca yüzdürebilsin;

Muhammed Esed

Bunun üzerine rüzgarı o'nun emrine verdik ki o'nun direktifi ile istediği yöne doğru kolayca essin;

Ahmed Hulusi

Bunun üzerine rüzgarı (gibi akıp gideni) Onun hizmetine verdik; Onun emriyle, dilediği yere, hiçbir şeyi sarsmadan - yıkmadan akıp giderdi.

Ali Bulaç

Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı,

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, güçlü bir rüzgarı buyruğuna verdik. Onun buyruğuyla, istediği yöne kolayca eserdi.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine biz,rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yöne doğru tatlı tatlı esiyordu.

Edip Yüksel

Bunun üzerine komutuyla hareket eden rüzgarı onun emrine verdik. Dilediği yere yağmur yağdırırdı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bunun üzerine komutuyla hareket eden rüzgarı onun emrine verdik. Dilediği yere yağmur yağdırırdı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine Biz rüzgarı onun emrine verdik. Emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine ona rüzgarı müsahhar ettik, emriyle istediği yere yumuşacık cereyan ederdi

Erhan Aktaş

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

Gültekin Onan

Böylece rüzgarı onun kullanımına / boyunduruğuna verdik. Onun buyruğuyla dilediği yöne yumuşakça eserdi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine biz de ona rüzgarı müsahhar etdik ki bu, onun emriyle, onun dilediği yere yumuşacık akar giderdi.

İbni Kesir

Bunun üzerine Biz de rüzgarı emrine verdik. Emri ile istediği yere kolayca giderdi.

Mehmet Alagaş

(30-40) Davud’a Süleyman’ı hibe ettik / bahşettik, ne güzel kuldu, muhakkak ki o hep yönelirdi. Akşamları ona çalımlı / tek ayağı kalkık pozda , cins koşu atları sunulduğunda / arz edildiğinde dedi ki Allah’ı hatırlatmasından dolayı mal / h ayr sevgisini kesinlikle sevdim dedi. Örtü arkasına gizlen dirilince / avret edilince o nları bana getirin dedi. Bacak ve boyunlarını sıvazlamaya / meshetmeye başladı. Kesin olan şu ki biz Süleyman’ı denedik ve tahtına / kürsüsüne bir ceset bıraktık sonra o yöneldi. Rabbim beni bağ ışla ve bana, benden sonra kimsenin talep edemeyeceği bir mülk hibe et. Kesinlikle sen, sensin hibe edebilen. Rüzgârı onun emrine amade ettik. Onun emriyle herhangi bir yere yumuşacık akardı / cereyan ederdi. Bina ustası ve dalgıç şeytanların hepsi. Diğerleri de zincir lerle birbirine bağlanmış. B u bizim hediyemiz, hesap etmeden ya serbest bırak yahut elinde tut. Kesinlikle onun yanımızda yakınlığı ve güzel bir varış yeri var.

Rowwad Tercüme Merkezi

Böylece biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle dilediği tarafa yumuşak bir şekilde akıp gidiyordu.

Süleyman Ateş

Biz, rüzgarı ona boyun eğdirdik. Onun buyruğuyla, onun istediği yere tatlı tatlı eserdi.

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine biz de rüzgarı emrine verdik; onun belirlediği tarafa yumuşakça eserdi dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Süleyman aleyhisselamın emrine verilen rüzgar, bir ayette "asıfeten (عَاصِفَةً)" diye nitelenir (Enbiya 21/81). Bu ayette ise, emrettiği yere giderkenki hali "ruhaen (رُخَاء)" şeklinde ifade edilir. Meallerde asıf kelimesine "şiddetli" anlamı verilir. Şiddetli rüzgar, varacağı yere yumuşakça gitmeyeceği için asıf kelimesine, sözlüğe uygun olarak "hızlı esen" anlamı vermek gerekir (Mekayis). Yani bu rüzgar, emredilen işi yapacak hızda ve bunu yaparken başka yerlere zarar vermeyecek yumuşaklıkta esmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine rüzgarı emrine verdik; onun belirlediği tarafa tatlı tatlı eserdi.

Şaban Britch

Rüzgarı ona boyun eğdirmiştik. Emri ile dilediği yere yumuşak bir şekilde eserdi.

Şaban Piriş

Rüzgarı ona boyun eğdirmiştik. Emri ile dilediği yere yumuşak bir şekilde eserdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine, rüzgarı onun emrine verdik; onun emriyle onun istediği yere uysal uysal/tatlı tatlı akıp giderdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there We subdued the wind and We made its activity subservient to his command, it flowed gently to wherever He willed and yielded to his demand.

Abdul Haleem

So We gave him power over the wind, which at his request ran gently wherever he willed,

Abdullah Yusuf Ali

Then We subjected the wind to his power, to flow gently to his order, Whithersoever he willed,-

Abul A'la Maududi

We subjected the wind to him, so that it blew gently at his bidding, wherever he directed it, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For explanation, see (Surah Al-Anbiya, Ayat 81 and E.N. 74) thereof. However, there is one thing which requires further explanation here. In Surah Al-Anbiya where mention has been made of subjecting the wind for the Prophet Solomon (peace be upon him), it has been described as the strongly blowing wind, but here "it blew by his command gently wherever he intended". This means that the wind in itself was strong and violent as is needed for moving the sailing-ships but it had been made gentle for the Prophet Solomon in the sense that it blew whither-soever he wanted it to blow for his commercial fleets.

Aisha Bewley

So We subjected the wind to him to blow at his command, softly, wherever he directed.

Al-Hilali & Khan

So, We subjected to him the wind; it blew gently by his order whithersoever he willed,

Ali Quli Qarai

So We disposed the wind for him, blowing softly by his command wherever he intended,

Amatul Rahman Omar

So (We accepted his prayer and) We subjected to him a gentle wind. It blew gently according to his requirements in the direction he desired to go.

Arthur John Arberry

So We subjected to him the wind, that ran at his commandment, softly, wherever he might light on,

Bijan Moeinian

I [granted his wish and as a mean of the power] subdued the winds to him so that he may direct them anywhere he wants [and water that place. ]

E. Henry Palmer

And we subjected to him the wind to run on at his bidding gently wherever he directed it;

Edip-Layth

So, We committed the wind to run by his command, raining gently where he directed it.

George Sale

And We made the wind subject to him; it ran gently at his command, whithersoever he directed.

Hamid S. Aziz

Then We made the wind subservient to him; it made his command to run gently wherever he desired,

Mahmoud Ghali

So We subjected to him the wind, which ran at his command, gently where he would direct it light on,

Marmaduke Pickthall

So We made the wind subservient unto him, setting fair by his command whithersoever he intended.

Mohamed Ahmed - Samira

So we subjugated the wind to his service which carried his merchandise wheresoever he wished;

Muhammad Asad

And so We made subservient to him the wind, so that it gently sped at his behest whithersoever he willed,

Mustafa Khattab

So We subjected to him the wind, blowing gently at his command to wherever he pleased.

Progressive Muslims

So, We committed the wind to run by his command, raining gently where he directed it.

Rashad Khalifa

We (answered his prayer and) committed the wind at his disposal, pouring rain wherever he wanted.

Sahih International

So We subjected to him the wind blowing by his command, gently, wherever he directed,

Sam Gerrans

So We made subject to him the wind — running by his command gently whithersoever he directed —

Shabbir Ahmed

So We gave him the science of making the wind serve him and it carried his ships wherever he intended (34:12).

Syed Vickar Ahamed

So, We made the Wind obey his power, to flow gently by his order, where ever he wanted—

Taqi Usmani

Then We subjugated the wind for him that blew smoothly on his command to wherever he wished,

The Monotheist Group

So, We commissioned the wind to run by his command, raining gently where he directed it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩