Diyanet İşleri
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 106. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ
inne hâẕâ lehüve-lbelâü-lmübîn.
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve oğlunun kurban edilişi Sâffât 83–113 3
(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"
"Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."
Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
İbrahim'e selam olsun.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
106. “Şüphesiz bu” Bizim İbrahim aleyhisselam’ı kendisi ile sınadığımız bu imtihan, “apaçık bir imtihandı.” Bu imtihan ile İbrahim aleyhisselam’ın halis kulluğu, Rabbine olan sevgisinin ve dostluğunun kemali ortaya çıkmış oluyordu.
Yüce Allah İsmail aleyhisselam’ı İbrahim aleyhisselam’a ihsan ettiğinde o, onu çokça sevdi. Halbuki o, Rahman olan Allah’ın halîli/dostu idi. Halillik ise sevgi türlerinin en yücesidir. Bu da ortaklığı kabil olmayan bir makamdır. Kalbin her yönden sevene bağlanmasını gerektirir. Kalbinin bir parçası oğlu İsmail’e bağlanınca Yüce Allah, onun sevgisini arıtmak ve gerçek dostluğunu sınamak istedi.
O bakımdan kalbinde Rabbinin sevgisinin yanı sıra yer eden o sevdiği oğlunu boğazlamasını emretti. O da Allah sevgisini önceleyip onu kendi arzusuna tercih ederek oğlunu boğazlamayı kararlaştırdıktan sonra kalbinde yer alan o ikinci sevgi yerini diğerine bıraktı. Böylece oğlunu boğazlamasına da gerek kalmadı. Ondan dolayı Yüce Allah: “Şüphesiz bu, apaçık bir imtihandı.” buyurmuştur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz bu apaçık imtihanın ta kendisidir. Ve İbrahim bu imtihanı geçmiştir.
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: İmtihan
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin,…
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Kendini bilmeyenden başka İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim'i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Rabbi ona "Teslim ol" dediğinde, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bu, apaçık bir imtihandı. dipnot 1
Hiç şüphesiz bu, elbet apaçık bir sınavdı.
çünkü bu, gerçekten apaçık bir sınama idi.
Muhakkak ki bu apaçık bir beladır (öğretici, idrak ettirici deneyim)!
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır,
Aslında, işte bu, gerçekten apaçık bir sınavdı.
Şüphesiz bu büyük bir imtihandır.
Gerçekten bu apaçık bir sınavdı.
Gerçekten bu apaçık bir sınavdı.
Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı, dedik.
Şübhesiz ki bu açık bir ibtila, kat'i bir imtihan
Bu, kesin olarak apaçık bir beladır. dipnot 1
Bu, kesin olarak apaçık bir beladır. dipnot 1
Bu, kesin olarak apaçık bir beladır. dipnot 1
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Hakıykat, bu, apaçık ve kat'i bir imtihandı.
Muhakkak ki bu, apaçık bir imtihandı.
(83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.
Gerçekten bu, apaçık yıpratıcı bir imtihandır dipnot 1 .
Gerçekten bu, yıpratıcılığı açık bir imtihandı dipnot 1 ."
Bu, elbette apaçık bir imtihandı.
Bu, elbette apaçık bir imtihandı.
"Bu, hiç kuşkusuz apaçık imtihanın ta kendisiydi."
This was indeed a severe but a sure test of action and reaction echoing the true belief and the prevalent inclination.
it was a test to prove [their true characters]-
For this was obviously a trial-
This was indeed a plain trial. dipnot 1
This was indeed a most manifest trial.
Verily, that indeed was a manifest trial.
This was indeed a manifest test. ’
That was obviously a disciplinary test (crowned with a mighty reward, )
This is indeed the manifest trial. '
This was indeed a great test.
This is surely an obvious trial. '
Surely, this was an exacting test.
Verily this was a manifest trial.
Most surely this is a manifest trial.
Surely this is indeed what is the evident trial. "
Lo! that verily was a clear test.
That was indeed a trying test.
for, behold, all this was indeed a trial, clear in itself.
That was truly a revealing test.
Surely, this was an exacting test.
That was an exacting test indeed.
Indeed, this was the clear trial.
This was the clear trial.
This was indeed a Trial, clear in itself. (Leaving the prestigious office of Chief Priesthood in Babylon and now the comfort of Syria for the wilderness of Makkah).
Indeed, it was clearly a trial (for Ibrahim)—
This was indeed a trial that clearly demonstrated (their obedience).
Surely, this was an exacting test.