Sâffât suresi

Sâffât suresi, 105. ayet

Sâffât suresi, 105. ayet. قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

ḳad ṣaddaḳte-rru'yâ. innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

"Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 102–108 · surenin 105. ayeti / 182

Konu İbrâhim ve oğlunun kurban edilişi Sâffât 83–113 3

  1. Sâffât 102

    Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

  2. Sâffât 103–104

    (103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

  3. 105

    "Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."

  4. Sâffât 106

    "Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."

  5. Sâffât 107

    Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.

  6. Sâffât 108

    Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 104–105. ayetler için yazılmıştır.

104-105. “Biz ona” bu dehşetli halde iken “şöyle seslendik: “Ey İbrahim! Rüyanı gerçekleştirdin.” Sen emrolunduğunu yaptın. Çünkü sen kendini bu işe hazırladın, bunun için gerekli her sebebi yaptın, geriye bıçağı onun boğazına sürtmekten başka bir şey kalmadı.

“Şüphesiz Biz” rızamızı nefislerinin arzularının önüne geçirerek bize ibadette “ihsan” sahibi olanları “böyle mükâfatlandırırız.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Muhakkak ki, oğlunu kesmekte kararlılık göstererek uykuda görmüş olduğun rüya gerçekleşmiş oldu. Şüphesiz biz -seni bu büyük imtihandan kurtarmamızla mükâfatlandırdığımız gibi- iyi davrananları zorluk ve musibetlerden kurtararak mükâfatlandırırız.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَدْ kad andolsun
  2. صَدَّقْتَ saddekte sen doğruladın kök: صدق
  3. ٱلرُّءْيَآ ۚ r-ru'ya rüyayı kök: راي
  4. إِنَّا inna elbette biz
  5. كَذَٰلِكَ kezalike işte böyle
  6. نَجْزِى neczi mükafatlandırırız kök: جزي
  7. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel davrananları kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

  • Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Bunun böyle olması Allah'ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(104, 105) Biz ona "Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. dipnot 1 Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz." diye seslenmiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki teslimiyet Hz. İbrahim'in gördüğü rüyayı ilâhi emir olarak algılaması, Hz. İsmail'in ise babasının sözüne gösterdiği teslimiyetti. Baba oğlunu kurban etmeye, oğul da kurban edilmeye teslimiyet göstermişti. Onlar Yüce Allah'ın emri gördükleri husus gereği böyle bir teslimiyet içerisine girince Hz. İbrahim konuyu oğlunu kurban etmek şeklinde anladığı için onu alnı/şakağı üzerine yatırmıştı.

Mustafa İslamoğlu

"Artık rüyanı gerçekleştirmiş bulunuyorsun!" Nitekim Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Muhammed Esed

sen şimdiden o rüya(nın amacı)nı yerine getirmiş oldun!" İşte iyilik yapanları Biz böyle ödüllendiririz:

Ahmed Hulusi

"Gerçekten rüyanı doğruladın. . . Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız (yaptığının sonucunu yaşatırız). "

Ali Bulaç

"Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz."

Ali Özek ve heyeti

Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

Ali Rıza Safa

"Düşü gerçekleştirdin!" Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.

Bayraktar Bayraklı

- Biz ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz."

Edip Yüksel

"Sen rüyanı uyguladın." İyileri böyle ödüllendiririz. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * İbrahim rüyasını Tanrı'nın emri sanınca tüm içtenliğiyle, canından çok sevdiği oğlunu kurban etmeye karar verdi. Bu, Tanrı'nın bir emri olamazdı. Tanrı ona bir hayvan göndererek onu rüyasını gerçekleştirmekten kurtardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sen rüyanı uyguladın.' İyileri böyle ödüllendiririz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ru'yayı gerçek tasdık eyledin, biz böyle mükafat ederiz işte muhsinlere

Erhan Aktaş

Sen kesinlikle o rüyayı doğruladın. Biz, Muhsinlere dipnot 1 işte böyle karşılık veririz.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sen kesinlikle o rüyayı doğruladın. Biz, Muhsinlere dipnot 1 işte böyle karşılık veririz.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen kesinlikle o rüyayı doğruladın. Biz, Muhsinleri dipnot 1 işte böyle ödüllendiririz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi kimseler, iyi işler yapan, güzel ahlak sahibi.

Gültekin Onan

"Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz "

Hasan Basri Çantay

(104-105) Biz ona: "Ya Ibrahim, rü'yana sadakat gösterdin. Şübhesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız" diye nida etdik.

İbni Kesir

Sen rü'yayı gerçekleştirdin. Elbette Biz, ihsan edenleri böylece mükafatlandırırız.

Mehmet Alagaş

(83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

Süleyman Ateş

"Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!"

Süleymaniye Vakfı

"Tamam, rüyanın gereğini yaptın, (artık oğlunu kurban etmene gerek yok) biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Rüyanın gereğini yaptın. Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

Şaban Britch

Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükafatlandırırız.

Şaban Piriş

Sen rüyanı gerçekleştirdin. Biz, iyileri böyle mükafatlandırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

"Sen rüyayı gerçekleştirdin. İşte biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Allah's command and your inspired vision have been thus accorded". For thus do We requite those who faithfully and sincerely give up themselves to Allah's command -the redemption by an offerings-

Abdul Haleem

you have fulfilled the dream.’ This is how We reward those who do good-

Abdullah Yusuf Ali

"Thou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right.

Abul A'la Maududi

you have indeed fulfilled your dream. dipnot 1 Thus do We reward the good-doers." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, "We did not make you see in the dream that you had actually slaughtered your son and he had died, but that you were slaughtering him. That vision you have fulfilled. Now, it is not Our will to take the life of your child. The actual object of the vision has been fulfilled by your submission and preparation to sacrifice him for Our sake."
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, We do not subject the people who adopt the righteous way to trials in order to involve them in trouble and distress and affliction just for the sake of it, but these trials are meant to bring out their excellencies and to exalt them to high ranks. And then We deliver them safe and sound from the dilemma in which We place them for the sake of the trial. Thus, your willingness and preparation to sacrifice yow son is enough to entitle you to be exalted to the rank that could be attained only by the one who would actually have slaughtered his son for Our approval and pleasure. Thus, We have saved the life of yow child as well as exalted you to this high rank.

Aisha Bewley

you have discharged your vision. ’ That is how We recompense good-doers.

Al-Hilali & Khan

You have fulfilled the dream!" Verily thus do We reward the Muhsinûn (good-doers - See 2:112).

Ali Quli Qarai

You have indeed fulfilled the vision! Thus indeed do We reward the virtuous!

Amatul Rahman Omar

`You have already fulfilled the vision. ' That is how We reward those who perform excellent deeds.

Arthur John Arberry

thou hast confirmed the vision; even so We recompense the good-doers.

Bijan Moeinian

"O Abraham, you fulfilled what you saw in your dream [he saw that he is sacrificing not that he has sacrificed]. Thus I reward the righteous [by not letting them being hurt in their trials.]

E. Henry Palmer

thou hast verified the vision; verily, thus do we reward those who do well.

Edip-Layth

"You have acknowledged the vision." It was such that We rewarded the righteous.

George Sale

now hast thou verified the vision. Thus do We reward the righteous.

Hamid S. Aziz

You have indeed fulfiled the vision; surely thus do We reward the doers of good:

Mahmoud Ghali

you have already sincerely (believed) in the vision; surely thus We recompense the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

Thou hast already fulfilled the vision. Lo! thus do We reward the good.

Mohamed Ahmed - Samira

You have fulfilled your dream. " Thus do We reward the good.

Muhammad Asad

thou hast already fulfilled [the purpose of] that dream- vision!" Thus, verily, do We reward the doers of good:

Mustafa Khattab

You have already fulfilled the vision." Indeed, this is how We reward the good-doers.

Progressive Muslims

"You have believed the vision. " It was such that We rewarded the righteous.

Rashad Khalifa

"You have believed the dream." We thus reward the righteous.

Sahih International

You have fulfilled the vision. " Indeed, We thus reward the doers of good.

Sam Gerrans

“Thou hast confirmed the vision!” Thus reward We the doers of good;

Shabbir Ahmed

You have already affirmed the vision. We - This is so - We must reward the doers of good.

Syed Vickar Ahamed

"You have already fulfilled your vision!"— Verily, thus We do reward those who do good.

Taqi Usmani

you did make the dream come true." This is how We reward those who are good in their deeds.

The Monotheist Group

"You have carried out the vision." It was such that We rewarded the righteous.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 105. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 105. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 105. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩