Diyanet İşleri
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 31. ayet. فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
feḥaḳḳa `aleynâ ḳavlü rabbinâ. innâ leẕâiḳûn.
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."
Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 29–32. ayetler için yazılmıştır.
29. “Onlar da” kendilerine böyle diyenlere “derler ki: Hayır; siz mümin değildiniz.” Biz müşrik olduğumuz gibi siz de müşrik idiniz. Sizi bize üstün kılan ve kınanmamızı gerektiren nedir ki?
Üstelik “bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz da yoktu.” Küfrü seçmeniz için sizi zorlamamız söz konusu değildi.
“Aksine siz azgın bir topluluktunuz.” Haddi aşan kimselerdiniz.
31. “Artık Rabbimizin (azap) sözü üzerimize” bize de size de, hepimize “hak olmuştur. Hepimiz” azabı “kesinlikle tadacağız.” Yani Rabbimizin bizim hakkımızdaki takdiri ve hükmünün gelip bizi bulması, bir haktır. Bizler de sizler de azabı tadacağız. Göreceğimiz cezayı hep birlikte göreceğiz.
32. “Biz sizi azdırdık, zira biz de azgın kimselerdik.” Bizler, sizleri izlediğimiz yola davet ettik. Bu da azgınlık yolu idi. Siz de bizim bu davetimizi kabul ettiniz. O bakımdan siz bizi kınamayın, kendinizi kınayın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Rabbimizin; "Ant olsun cehennemi seninle ve sana uyanların hepsiyle dolduracağım!" (Sad: 85) ayetindeki vaadi sizin ve bizim üzerimize gerçekleşti. Şüphesiz Rabbimizin hakkımızdaki (azap) vaadini orada hiç şüphesiz tadacağız.
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rabbimizin (azap) sözü bizim aleyhimize gerçekleşti. Biz (azabı) mutlaka tadacağız.
Fakat şimdi Rabbimizin sözü hepimizin aleyhine gerçekleşti: hepimiz (yaptıklarımızın) acısını elbette tadacağız.
Fakat şimdi Rabbimizin sözü bizim (de) aleyhimize çıktı, biz (günahlarımızın acı meyvesini) mutlaka tadacağız.
"İşte sonunda Rabbimizin bildirisi gerçekleşti! Doğrusu (şimdi) biz (azabı) tadıcılarız. "
"Böylece Rabbimizin sözü (yıkım ve azab va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız."
«Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.»
"Efendimizin, üzerimizdeki sözü gerçekleşti; kesinlikle tadacağız!"
"Şimdi bize Rabbimizin azap sözü kesinleşti. Artık birlikte tadacağız."
"Efendimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti, artık tadacağız."
'Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti, artık tadacağız.'
onun için üzerimize Rabbimizin sözü hak oldu. Muhakkak hepimiz tadacağız;
Onun için üzerimize rabbımızın kavli hakk oldu, her halde hepimiz tadacağız
"Artık Rabb'imizin Söz'ü dipnot 1 üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız."
"Artık Rabb'imizin Söz'ü dipnot 1 üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız."
Artık Rabb'imizin Söz'ü dipnot 1 üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız.
"Böylece rabbimizin sözü (yıkım ve azab vaadi) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız."
"Onun için Rabbimizin sözü (azabı) üstümüze hak olmuşdur. Şübhesiz (azabımızı) tadıcılarız (tadacağız).
Bunu için Rabbımızın sözü, üzerimize hak oldu. Doğrusu biz, tadacak olanlarız.
(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.
Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacağız.
"Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!"
Artık Rabbimizin hakkımızdaki azap sözü kesinleşti dipnot 1 . O azabı mutlaka tadacağız.
Rabbimizin bizim aleyhimizdeki sözü kesinleşti; çaresi yok, biz o azabı çekeceğiz.
Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu/azabı tadacağız.
Artık Rabbimizin hakkımızdaki o sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu tadacağız.
"Rabbimizin sözü üzerimize hak oldu. Tadacağımızı elbette tadacağız."
"And the word of Allah", they Will add, "which was predicted beforehand is being fulfilled, and now will all of us experience the taste of the punishment falling to us as our lot and making us bewail at the day we were born".
Our Lord’s sentence on us is just and we must all taste the punishment.
"So now has been proved true, against us, the word of our Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our sins).
and so we became deserving of the Word of our Lord that we shall be made to suffer chastisement.
Our Lord’s Word has been carried out against us, that we would taste it.
"So now the Word of our Lord has been justified against us, that we shall certainly (have to) taste (the torment).
So our Lord’s word became due against us that we shall indeed taste [the punishment].
`So (today) we all deserve the judgment of our Lord. We are the sufferers (of the punishment for our own evil deeds).
So our Lord's Word is realised against us; we are tasting it.
"The Lord’s Judgment against us was just; now we have to accept the punishment. "
And the sentence of our Lord shall be due for us; verily, we shall surely taste thereof;
"So our Lord's decree is now upon us, that we will suffer."
Wherefore the sentence of our Lord hath been justly pronounced against us, and we shall surely taste his vengeance.
"So the sentence of our Lord has come to pass against us: we shall surely taste (punishment);
"So, our Lord's Word (Literally: Saying) has come true against us; surely we are indeed tasting (it).
Now the Word of our Lord hath been fulfilled concerning us. Lo! we are about to taste (the doom).
The sentence of our Lord has come true for us. We have certainly to taste (the punishment),
But now our Sustainer’s word has come true against us [as well]: verily, we are bound to taste [the fruit of our sins].
The decree of our Lord has come to pass against us ˹all˺: we will certainly taste ˹the punishment˺.
"So our Lord's decree is now upon us, that we will suffer. "
"We justly incurred our Lord's judgment; now we have to suffer.
So the word of our Lord has come into effect upon us; indeed, we will taste [punishment].
“So the word of our Lord has become binding upon us: We are to taste[...].
But now the Word of our Lord has come to pass about all of us. Verily, we are bound to taste the fruit of our deeds.
"So now (this moment) has come true against us, the Word of our Lord that we shall really taste (the penalty of our sins).
So, the word of our Lord has come true against us. Indeed, we have to taste (the punishment).
"So the decree of our Lord is now upon us, that we will suffer."