Sâffât suresi

Sâffât suresi, 32. ayet

Sâffât suresi, 32. ayet. فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

feagveynâküm innâ künnâ gâvîn.

Diyanet İşleri

"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 29–35 · surenin 32. ayeti / 182

Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3

  1. Sâffât 29

    Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

  2. Sâffât 30

    "Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

  3. Sâffât 31

    "Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."

  4. 32

    "Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."

  5. Sâffât 33

    Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.

  6. Sâffât 34

    İşte biz suçlulara böyle yaparız.

  7. Sâffât 35

    Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 29–32. ayetler için yazılmıştır.

29. “Onlar da” kendilerine böyle diyenlere “derler ki: Hayır; siz mümin değildiniz.” Biz müşrik olduğumuz gibi siz de müşrik idiniz. Sizi bize üstün kılan ve kınanmamızı gerektiren nedir ki?

Üstelik “bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz da yoktu.” Küfrü seçmeniz için sizi zorlamamız söz konusu değildi.

“Aksine siz azgın bir topluluktunuz.” Haddi aşan kimselerdiniz.

31. “Artık Rabbimizin (azap) sözü üzerimize” bize de size de, hepimize “hak olmuştur. Hepimiz” azabı “kesinlikle tadacağız.” Yani Rabbimizin bizim hakkımızdaki takdiri ve hükmünün gelip bizi bulması, bir haktır. Bizler de sizler de azabı tadacağız. Göreceğimiz cezayı hep birlikte göreceğiz.

32. “Biz sizi azdırdık, zira biz de azgın kimselerdik.” Bizler, sizleri izlediğimiz yola davet ettik. Bu da azgınlık yolu idi. Siz de bizim bu davetimizi kabul ettiniz. O bakımdan siz bizi kınamayın, kendinizi kınayın.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz, sizi sapıklığa ve küfre davet ettik. Çünkü biz gerçekten hidayet yolundan sapkın kimselerdik.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ feegveynakum sizi azdırdık kök: غوي
  2. إِنَّا inna çünkü biz
  3. كُنَّا kunna kendimiz kök: كون
  4. غَـٰوِينَ gavine azmıştık kök: غوي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غوي (22 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

  • Aynı kök: غوي (22 geçiş)

    Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette…

  • Aynı kök: غوي (22 geçiş)

    Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz sizi saptırdık. Çünkü kendimiz de sapmıştık."

Mustafa İslamoğlu

Fakat biz sizi (aldatmadık), açıkca saptırdık; çünkü biz zaten sapıtmış kimselerdik.

Muhammed Esed

O halde, sizi derin bir sapıklığa ittiğ(imiz eğer doğruysa), o zaman biz de vahim bir sapıklığa düşmüşüzdür!"

Ahmed Hulusi

"Bundan ötürü sizi saptırıp azdırdık. . . İşin gerçeği biz azmıştık!"

Ali Bulaç

"Evet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik."

Ali Özek ve heyeti

«Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.»

Ali Rıza Safa

"Sizi azdırdık. Çünkü biz de azıtmıştık!"

Bayraktar Bayraklı

"Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık."

Edip Yüksel

"Biz azmıştık. Sizi de azdırdık."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Biz azmıştık. Sizi de azdırdık.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

evet biz sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet biz sizi kışkırttık, çünkü biz azgındık

Erhan Aktaş

"Biz, sizi azdırdık, çünkü biz azgındık."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Biz, sizi azdırdık, çünkü biz azgındık."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Biz, sizi azdırdık, çünkü biz azgındık."

Gültekin Onan

"Evet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik."

Hasan Basri Çantay

"Çünkü biz de sizi (büsbütün) başdan çıkardık. Zira biz de azgın kimselerdik".

İbni Kesir

Sizi azdırdık; çünkü biz de azgınlardan olmuştuk.

Mehmet Alagaş

(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Evet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler idik.

Süleyman Ateş

"Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık (siz de bize uyunca azmış oldunuz)."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizi hayallere daldırdık ama o hayallere biz de dalmıştık."

Şaban Britch

Evet sizi saptırdık, çünkü biz de sapkın kimseler idik.

Şaban Piriş

Evet sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimseler idik.

Yaşar Nuri Öztürk

"Sizi saptırıp azdırmıştık. Çünkü biz de sapıp azmış kişilerdik."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And they will say in addition: "We made you depart from the path of righteousness for we ourselves were holders of mistaken and false beliefs".

Abdul Haleem

We led you astray as we ourselves were astray.’

Abdullah Yusuf Ali

"We led you astray: for truly we were ourselves astray."

Abul A'la Maududi

So we led you astray; we ourselves were strayed." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For explanation see ( E.Ns 51, 52, 53 of Surah Saba). 3

Aisha Bewley

We misled you and we were ourselves misled. ’

Al-Hilali & Khan

"So we led you astray because we were ourselves astray."

Ali Quli Qarai

So we perverted you, for we were perverse [ourselves]. ’

Amatul Rahman Omar

`So (it is) we (who) led you astray, for we ourselves had indeed gone astray. '

Arthur John Arberry

Therefore we perverted you, and we ourselves were perverts. '

Bijan Moeinian

"We offered you the disbelief for the simple reason that we had chosen the disbelief ourselves. "

E. Henry Palmer

we did seduce you - verily, we were erring too!'

Edip-Layth

"We misled you, because we were astray."

George Sale

We seduced you; but we also erred ourselves.

Hamid S. Aziz

"We led you astray, for we were ourselves erring. "

Mahmoud Ghali

So we have misguided you; surely we were (ourselves) misguided. "

Marmaduke Pickthall

Thus we misled you. Lo! we were (ourselves) astray.

Mohamed Ahmed - Samira

For we had led you astray. In fact we ourselves were astray."

Muhammad Asad

So then, [if it be true that] we have caused you to err grievously - behold, we ourselves had been lost in grievous error!"

Mustafa Khattab

We caused you to deviate, for we ourselves were deviant."

Progressive Muslims

"We misled you, because we were astray. "

Rashad Khalifa

"We misled you, only because we were astray."

Sahih International

And we led you to deviation; indeed, we were deviators. "

Sam Gerrans

“And we caused you to err — we were those who err.”

Shabbir Ahmed

So then, if we misled you, behold, we ourselves were astray. "

Syed Vickar Ahamed

"We led you astray: Because, truly we were ourselves astray. "

Taqi Usmani

We did misguide you, (because) we were ourselves erroneous".

The Monotheist Group

"We misled you, because we were astray."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩