Diyanet İşleri
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 34. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
innâ keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."
Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–34. ayetler için yazılmıştır.
33-34. Yüce Allah, onların durumunu şöyle bildirmektedir: “Şüphesiz onlar, o gün” Kıyamet gününde “azapta” işledikleri günahlarına göre azap miktarları farklı olsa da “ortaktırlar.” Onlar, dünyada iken küfür üzere birleştikleri gibi âhirette de küfrün cezasını çekmekte ortak olacaklardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İşte Biz günahkârlara böyle yaparız.”
Daha sonra Yüce Allah, onların işledikleri günahların azgınlık derecesine ulaştığını ve nihaî sınırları da aşıp geçtiğini de belirterek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz biz, bunlara azabı tattırdığımız gibi, bunların dışındaki günahkârlara da böyle yaparız.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Biz suçlulara işte böyle yaparız.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte biz, suçlulara böyle yapacağız.
çünkü Biz suçu tabiat haline getirenlere işte böyle davranacağız.
Günaha batmış olanlara işte böyle davranacağız:
Kesinlikle biz, şirk suçunu açığa çıkaranlara işte bunu uygularız!
Doğrusu biz, suçlu, günahkarlara böyle yaparız.
İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
Aslında, suçlulara, işte böyle yaparız.
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Biz suçlulara böyle yaparız.
Biz suçlulara böyle yaparız.
İşte Biz suçlulara böyle yaparız.
İşte biz mücrimlere böyle yaparız
Mücrimleri dipnot 1 böyle cezalandırırız.
Mücrimleri dipnot 1 böyle cezalandırırız.
Suçluları böyle cezalandırırız.
Doğrusu biz, suçlu, günahkarlara böyle yaparız.
Biz (diğer) günahkarlara (da) muhakkak böyle yapacağız.
Biz, suçlulara muhakkak böyle yaparız.
(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.
Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.
İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
Biz suçlulara işte böyle davranırız dipnot 1 .
Biz suçlulara, işte böyle davranırız.
Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.
Biz, günahkarlara işte böyle yaparız.
İşte böyle yaparız biz suçlulara/günahkarlara.
For thus do We requite the sinful who grow daily more and more wicked.
this is how We deal with the guilty.
Verily that is how We shall deal with Sinners.
Thus do We treat the culprits.
That is how We deal with evildoers.
Certainly, that is how We deal with Al-Mujrimûn (polytheists, sinners, disbelievers, criminals, the disobedient to Allâh).
Indeed that is how We deal with the guilty.
Surely, that is how We deal with the guilty.
Even so We do with the sinners;
This is the way that I deal with the disbelievers [that being misled is not an acceptable excuse].
thus it is that we will do with the sinners.
This is how We deal with the criminals.
Thus will We deal with the wicked:
Surely thus do We deal with the guilty.
Surely thus We perform against the criminals.
Lo! thus deal We with the guilty.
That is how We deal with sinners.
Verily, thus shall We deal with all who were lost in sin:
That is certainly how We deal with the wicked.
This is how We deal with the criminals.
This is how we requite the guilty.
Indeed, that is how We deal with the criminals.
Thus do We with the lawbreakers.
Behold, this is how We deal with the guilty.
Surely, that is how We shall deal with the criminals (Al-Mujrimûn).
This is how We deal with the criminals.
This is how We deal with the criminals.