Diyanet İşleri
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 30. ayet. وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَٰغِينَ
vemâ kâne lenâ `aleyküm min sülṭân. bel küntüm ḳavmen ṭâgîn.
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).
Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."
Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 29–32. ayetler için yazılmıştır.
29. “Onlar da” kendilerine böyle diyenlere “derler ki: Hayır; siz mümin değildiniz.” Biz müşrik olduğumuz gibi siz de müşrik idiniz. Sizi bize üstün kılan ve kınanmamızı gerektiren nedir ki?
Üstelik “bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz da yoktu.” Küfrü seçmeniz için sizi zorlamamız söz konusu değildi.
“Aksine siz azgın bir topluluktunuz.” Haddi aşan kimselerdiniz.
31. “Artık Rabbimizin (azap) sözü üzerimize” bize de size de, hepimize “hak olmuştur. Hepimiz” azabı “kesinlikle tadacağız.” Yani Rabbimizin bizim hakkımızdaki takdiri ve hükmünün gelip bizi bulması, bir haktır. Bizler de sizler de azabı tadacağız. Göreceğimiz cezayı hep birlikte göreceğiz.
32. “Biz sizi azdırdık, zira biz de azgın kimselerdik.” Bizler, sizleri izlediğimiz yola davet ettik. Bu da azgınlık yolu idi. Siz de bizim bu davetimizi kabul ettiniz. O bakımdan siz bizi kınamayın, kendinizi kınayın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İleri gelenler tabilerine; "Ey bize tabi olanlar! Bizim sizin üzerinizde herhangi bir zorlayıcı bir gücümüz yoktu ki; sizi küfre, şirke ve günah işlemeye düşürebilelim. Bilakis siz, zaten küfürde ve sapıklıkta azgın bir toplum idiniz."
Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…
Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara…
Aynı kök: سلط (39 geçiş)
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da…
Aynı kök: سلط (39 geçiş)
Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp…
Aynı kök: سلط (39 geçiş)
Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bizim sizi zorlayacak hiçbir gücümüz yoktu. Aslında siz azgın bir toplumdunuz!
Hem bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktur: bilakis siz küstah ve azgın bir topluluktunuz!
Üstelik sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, bilakis, siz küstahça bir kibire kapılmıştınız!
"Bizim, üzerinizde bir hakimiyetimiz yoktu. . . Aksine siz azgın bir topluluk idiniz. "
"Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."
Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»
"Üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu!" "Hayır! Siz, azıtmış bir toplumdunuz!"
"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz, azgın bir toplum olmuştunuz."
"Bizim sizin üzerinizde herhangi bir gücümüz yoktu. Aksine siz azmış bir topluluktunuz."
'Bizim sizin üzerinizde her hangi bir gücümüz yoktu. Aksine siz azmış bir topluluktunuz.'
bizim size karşı zorlayacak bir gücümüz de yoktu; fakat siz azmış bir kavimdiniz;
Ve bizim size karşı cebredebilecek bir saltanatımız yoktu, fakat siz azmış bir kavm idiniz
"Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir halktınız."
"Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir halktınız."
Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir toplumdunuz.
"Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."
"Ve bizim size karşı bir haakimiyyetimiz de yokdu. Bil'akis siz (de bizim gibi) azgınlar güruhu idiniz".
Bizim, sizin üstünüzde bir hakimiyetimiz de yoktu. Aksine siz, azgınlar topluluğu oldunuz.
(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.
Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.
"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."
Bizim size boyun eğdirecek bir gücümüz de yoktu. Siz zaten taşkınlık eden bir topluluktunuz dipnot 1 .
Bizim sizin üzerinizde bir üstünlüğümüz(sulta) olamazdı. Aslında sizler taşkınlık eden kimselerdiniz.
Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.
-Bizim size karşı bir yaptırım gücümüz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.
"Bizim size karşı bir sultamız yoktu. İşin esası şu ki siz azmış bir topluluktunuz."
"Nor did we have authority over you or impose on you an edict or edicts; the fact is that you played the tyrant and were people given to transgression".
we had no power over you- and you were already exceeding all limits.
"Nor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion!
We had no power over you. You were a rebellious people,
We had no authority over you. Rather you were unbridled people.
"And we had no authority over you. Nay! But you were Tâghûn (transgressing) people (polytheists, and disbelievers).
We had no authority over you. Rather you [yourselves] were a rebellious lot.
`And we had no authority over you (to seduce you). The truth is that you yourselves were an unrestrained people (and given to excesses).
we had no authority over you; no, you were an insolent people.
[They will continue]: "We did not have any power over you; it was you who chose the rebellion. "
nor had we any authority over you; nay, ye were an outrageous people.
"We never had any power over you, but you were a wicked people."
For we had no power over you to compel you; but ye were people who voluntarily transgressed:
"And we had no authority over you, but you were a wayward people;
And in no way did we have any all- binding authority over you; no indeed, (but) you were an inordinate people. "
We had no power over you, but ye were wayward folk.
We had no power over you. In fact, you were a people rebellious.
Moreover, we had no power at all over you: nay, you were people filled with overweening arrogance!
We had no authority over you. In fact, you yourselves were a transgressing people.
"And we never had any power over you, but you were a wicked people. "
"We never had any power over you; it is you who were wicked.
And we had over you no authority, but you were a transgressing people.
“And we had over you no authority. The truth is, you were people transgressing all bounds,
And we had no power at all over you. Nay, you were a people of unrestrained conduct."
"Also we did not have any authority over you. No, it was you who were a transgressing people!
We had no authority over you at all, but you yourselves were a transgressing people.
"And we never had any power over you, but you were a wicked people."