Diyanet İşleri
(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 41. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ
ülâike lehüm rizḳum ma`lûm.
(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İhlaslı kulların nimetleri ve cehennemdeki arkadaş Sâffât 40–61 3
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
Ancak Allah'ın halis kulları başka.
(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
Onlar Naim cennetlerindedirler.
Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 41–42. ayetler için yazılmıştır.
41. “Onlar için bilinen” yani meçhul olmayan, aksine oldukça büyük ve son derece üstün, durumu meçhul olmamakla birlikte özü de tam anlamıyla kavranılamayan “bir rızık vardır.” Yüce Allah, bu rızkı şu buyrukları ile açıklamaktadır:
42. Lezzetleri, rengi ve tadı dolayısı ile nefsin hoşuna giden, çeşitli türleri ile “meyveler” vardır. “Onlar ikrama mazhar olurlar.” Orada hiçbir zaman küçük düşürülmezler, hakir görülmezler. Aksine orada tazim edilir, saygı ile karşılanırlar. Onların biri diğerine ikramda bulunduğu gibi, melâike-i kiram da onlara ikramda bulunur. Her bir kapıdan yanlarına girerler. En hoş ve rahat mükâfata eriştikleri için onları tebrik ederler. Kerîmler Kerimi Yüce Allah da onlara ikramda bulunur. Kalp ve bedenler için nimetlerden türlü çeşitli lütufları cömertçe onlara ihsan eder.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte o ihlaslı olan kullara Yüce Allah'ın bahşettiği rızıklar vardır. Güzel, temiz ve devamlılığı ile bilinmektedir.
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
işte onlar için (ahirette) belirlenmiş bir rızık vardır;
(öteki dünyada) onlar için, yabancısı olmadıkları bir rızık hazırlanacaktır
İşte onlar için bilinen (takdir edilmiş olan) bir rızık vardır.
İşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır.
Bunlar için bilinen bir rızık,
İşte onlar; onlar için, bilinen bir ağırlanma vardır.
Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
Onlar bilinen bir rızkı hak etmişlerdir.
Onlar bilinen bir rızkı haketmişlerdir.
İşte onlar için belli bir rızık vardır.
Onlar için bir "ma'lum rızık" var
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
İşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır.
Onlar böyle. Onlar için (haassaları) ma'lum bir rızık vardır.
İşte onlar için, ma'lum bir rızık vardır.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Onlar için bilinen rızıklar vardır.
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
Onlar için bilinen bir rızık dipnot 1 vardır:
Onlar için belli bir rızık vardır.
Onlar için bilinen rızıklar vardır.
Onlar için bilinen rızıklar vardır.
Onlar için belirlenmiş bir rızık vardır.
Such persons shall be provisioned with what Allah has mercifully reserved for them of expected grace and of what is replete with choice of all delights,
They will have familiar provisions––
For them is a Sustenance determined,
For them awaits a known provision, dipnot 1
They will have preordained provision:
For them there will be a known provision (in Paradise),
For such there is a known provision
It is they for whom there awaits a provision (especially) earmarked,
for them awaits a known provision,
They deserve the blessing which is in reserve for them.
these shall have a stated provision
For them will be known provisions.
they shall have a certain provision in paradise,
For them is a determined sustenance,
For those there is a known provision-
For them there is a known provision,
Whose provision is predetermined --
[in the hereafter, ] theirs shall be a sustenance which they will recognize
They will have a known provision:
For them will be known provisions.
They have deserved provisions that are reserved specifically for them.
Those will have a provision determined -
Those will have a known provision:
Theirs shall be a sustenance known to them (2:25).
For them, their food (and provision) is known;
Those are the people for whom there is a known provision,
For them will be known provisions.