Diyanet İşleri
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 69. ayet. إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ
innehüm elfev âbâehüm ḍâllîn.
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zakkum ağacı ve öncekilerin sapması Sâffât 62–74 3
Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 69–73. ayetler için yazılmıştır.
69. “Çünkü onlar atalarını dalalet içinde bulmuşlardı da” sapıklıkta “onların peşlerinden koşturuyorlardı” süratle gidiyorlar, peygamberlerinin kendilerini çağırdıklarına dönüp bakmıyorlardı bile. İlahi kitapların kendilerini sakındırdığı şeylere ve kendilerine samimi olarak öğüt verenlerin sözlerine hiç aldırış etmiyorlardı. Aksine şu sözleri ile onlara itiraz edip duruyorlardı: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız.” (ez-Zuhruf, 43/23)
71. “Andolsun ki bunlardan” bu muhataplardan “önce de geçmiştekilerin birçoğu sapmıştı” ve onların pek azı iman etmiş ve hidâyet bulmuştu.
72. Yine “andolsun onlara da” sapıklıklarından ve dalâletlerinden dolayı “uyarıcılar göndermiştik.”
73. “Uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sonunun nasıl olduğuna bir bak?” Onların sonu helâk oldu, rezil ve rüsvay oldular.
O halde bunlar da sapıklıkları üzere devam etmekten sakınsınlar. Çünkü o takdirde öncekilerin başına gelenler, onların da başına gelir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gerçekten o kâfirler, babalarını hidayet yolundan sapmış kimseler olarak bulmuşlardı. Delile dayanarak değil onları taklit ederek örnek aldılar.
Aynı kök: لفو (3 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey…
Aynı kök: لفو (3 geçiş)
İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Hani İbrahim, babası Azer'e, "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki onlar, atalarını sapkınlıkta bulmuşlardı.
Çünkü onlar sapık atalarının başlarına sardığı geleneği izlediler;
çünkü onlar atalarını eğri bir yol üzerinde buldular,
Çünkü onlar atalarını (hakikatten) sapmışlar olarak buldular.
Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Kuşkusuz onlar atalarını sapıklık üzere buldular da
Çünkü atalarını sapkınlık içinde buldular.
- Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.
Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar babalarını sapıklık içinde buldular.
Çünkü onlar babalarını dalalette buldular
Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.
Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.
Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.
Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar atalarını sapkın kimseler bulmuşlardı da,
Doğrusu onlar, babalarını sapıklar olarak bulmuşlardı.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.
Bunlar babalarını yoldan sapmış olarak bulmuşlardı.
Bunlar atalarını yanlışlar içinde bulmuşlardı.
Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,
They found their fathers treading the wrong path leading to the loss in the maze of error.
They found their forefathers astray,
Truly they found their fathers on the wrong Path;
These are the ones who found their fathers steeped in error,
They found their fathers misguided
Verily, they found their fathers on the wrong path;
Indeed they had found their fathers astray,
The thing is, they found their forefathers erring,
They found their fathers erring,
These are the same people who followed their traditional religions.
Verily, they found their fathers erring,
They had found their parents astray.
They found their fathers going astray,
Certainly, they found their fathers going astray,
Surely they came upon their fathers erring,
They indeed found their fathers astray,
They had found their fathers astray,
for, behold, they found their forebears on a wrong way,
Indeed, they found their forefathers astray,
They had found their parents astray.
They found their parents astray.
Indeed they found their fathers astray.
They found their fathers astray,
For, verily, they had found their fathers on the wrong path.
Truly, they found their fathers on the wrong path;
They found their fathers on the wrong path.
They had found their parents astray.