Sâffât suresi

Sâffât suresi, 66. ayet

Sâffât suresi, 66. ayet. فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

feinnehüm leâkilûne minhâ femâliûne minhe-lbüṭûn.

Diyanet İşleri

Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 63–69 · surenin 66. ayeti / 182

Konu Zakkum ağacı ve öncekilerin sapması Sâffât 62–74 3

  1. Sâffât 63

    Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

  2. Sâffât 64

    O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

  3. Sâffât 65

    Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

  4. 66

    Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

  5. Sâffât 67

    Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

  6. Sâffât 68

    Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

  7. Sâffât 69

    Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 63–66. ayetler için yazılmıştır.

63. “Biz onu” küfür ve masiyetlerle kendilerine haksızlık eden “zalimler için bir azap/imtihan” azap ve ibretli bir ceza “kıldık.”

64. “Şüphesiz o, cehennemin dibinden” yani ortasından “çıkan bir ağaçtır.” Onun çıkacağı yer orasıdır. Çıkacağı yer, yerlerin en kötüsüdür. Ağacın biteceği yerin kötülüğü orada ekili olan şeyin de kötülüğüne ve değersizliğine delildir. Bundan dolayı Yüce Allah, onun nereden bittiğini haber vermekle o ağacın ne kadar kötü olduğuna dikkatimizi çekmektedir. Vereceği mahsulün niteliklerine dair anlattıkları da buöyledir:

65. “Meyvesi de şeytanların başları gibidir.” Artık bundan sonra o meyvenin tadını, onu yiyenlerin karınlarında ve iç organlarında ne gibi tahribatlara sebep olacağını hiç sorma! Üstelik onlar bundan hiçbir şekilde kurtulamayacaklar, başka bir tarafa da kaçamayacaklardır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır:

66. “Onlar bu ağaçtan yiyecekler ve karınlarını ondan dolduracaklardır.” Cehennemliklerin yiyeceği işte budur. O ne kötü bir yiyecektir! Arkasından Yüce Allah onların içeceklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz kâfirler bu ağacın acı ve çirkin meyvesinden yerler ve boş olan karınlarını bununla doldururlar.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنَّهُمْ fe innehum onlar
  2. لَـَٔاكِلُونَ lakilune yiyeceklerdir kök: اكل
  3. مِنْهَا minha ondan
  4. فَمَالِـُٔونَ fe maliune ve dolduracaklardır kök: ملا
  5. مِنْهَا minha onunla
  6. ٱلْبُطُونَ l-butune karınlarını kök: بطن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بطن (25 geçiş) · Aynı kök: ملا (40 geçiş)

    Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

  • Aynı kök: بطن (25 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey…

  • Aynı kök: بطن (25 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme)…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Kral, "Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş)

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Cehennemdekiler) ondan yer ve karınlarını ondan doldururlar.

Mustafa İslamoğlu

ve onlar kesinlikle ondan yemeye ve karınlarını onunla tıka basa doldurmaya mecburdurlar;

Muhammed Esed

ve (zalim)ler ondan yemeye ve karınlarını onunla doldurmaya mahkumdurlar.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki onlar (dünya yaşamı boyunca) ondan yerler ve ondan karınlarını doldururlar.

Ali Bulaç

Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.

Ali Özek ve heyeti

(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.

Ali Rıza Safa

Artık, kesinlikle ondan yiyecekler; karınlarını onunla dolduracaklar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar kesinlikle ondan yiyip, karınlarını onunla dolduracaklar.

Edip Yüksel

Onlar ondan yiyerek karınlarını doyuracaklar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ondan yiyerek karınlarını doyuracaklar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Mutlaka onlar ondan yiyeceklerdir; yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde onlar ondan yiyeceklerdir. Yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır

Erhan Aktaş

Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

Gültekin Onan

Artık gerçekten, ondan yiyecekler, böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.

Hasan Basri Çantay

İşte hakıykat onlar bundan yiyecekler, bu suretle karınlarını bundan dolduracaklar.

İbni Kesir

Onlar muhakkak ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

Mehmet Alagaş

(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.

Süleyman Ateş

Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

Süleymaniye Vakfı

Cehennemdekiler, kesinlikle ondan yiyip karınlarını onunla dolduracaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar çaresiz ondan yer; karınlarını onunla doldururlar.

Şaban Britch

İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.

Şaban Piriş

İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is the source of aliment the infidels shall eat and fill their bellies.

Abdul Haleem

They will fill their bellies eating from it;

Abdullah Yusuf Ali

Truly they will eat thereof and fill their bellies therewith.

Abul A'la Maududi

(The people of Hell) will surely eat of it, filling their bellies with it.

Aisha Bewley

They will eat from it and fill their bellies with it.

Al-Hilali & Khan

Truly, they will eat thereof and fill their bellies therewith.

Ali Quli Qarai

Indeed they will eat from it and gorge with it their bellies.

Amatul Rahman Omar

And most surely they, (the inmates of Hell,) shall eat of it and fill (their) bellies with it.

Arthur John Arberry

and they eat of it, and of it fill their bellies,

Bijan Moeinian

Forced by hunger, the people of Hell [who do not have nothing else to eat] will fill up their bellies with this devilish fruit.

E. Henry Palmer

verily, they shall eat therefrom, and fill their bellies therefrom.

Edip-Layth

They will eat from it, so that their bellies are filled up.

George Sale

and the damned shall eat of the same, and shall fill their bellies therewith;

Hamid S. Aziz

Then verily, they shall eat of it and fill (their) bellies with it.

Mahmoud Ghali

Then surely they will indeed be eating of it, and so of it they will be filling their bellies.

Marmaduke Pickthall

And lo! they verily must eat thereof, and fill (their) bellies therewith.

Mohamed Ahmed - Samira

They will eat and fill their bellies with it,

Muhammad Asad

and they [who are lost in evil] are indeed bound to eat thereof, and to fill their bellies therewith.

Mustafa Khattab

The evildoers will certainly ˹be left to˺ eat from it, filling up their bellies with it.

Progressive Muslims

They will eat from it, so that their bellies are filled up.

Rashad Khalifa

They will eat from it until their bellies are filled up.

Sahih International

And indeed, they will eat from it and fill with it their bellies.

Sam Gerrans

They will eat thereof, and fill thereof their bellies;

Shabbir Ahmed

Verily, from it they must eat, and fill their bellies with it. (37:68).

Syed Vickar Ahamed

Truly, they (the wrongdoers) will eat from there and fill their stomachs with it.

Taqi Usmani

So, they have to eat from it and have to fill their bellies with it.

The Monotheist Group

They will eat from it, so that their bellies are filled up.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 66. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 66. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 66. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩