Sâffât suresi · 114–122. ayetler

Mûsâ ve Hârûn

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâffât suresi, 114. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 114. ayet. وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz Musa'ya ve Harun'a nimetler vermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunmuştuk:

    Muhammed Esed

    Biz, Musaya ve Harun'a da lütufta bulunduk;

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk!

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz Musa’ya da Harun'a da nimetler verdik.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, biz Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.

    Edip Yüksel

    Biz Musa'ya ve Harun'a iyilikte bulunmuştuk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz Musa'ya ve Harun'a iyilikte bulunmuştuk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa ile Harun'u da minnettar ettik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için Musa ile Harunu da minnetdar eyledik

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun biz Muusaya da, Haruuna da nimetler verdik.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Musa ve Harun'a da lutuf da bulunmuştuk.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.

    Süleyman Ateş

    Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya ve Harun'a da iyiliklerde bulunmuştuk.

    Şaban Britch

    Musa ve Harun’a da lütufda bulunmuştuk.

    Şaban Piriş

    Musa ve Harun'a da lütuflarda bulunmuştuk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.

  2. Sâffât suresi, 115. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 115. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

    Mehmet Okuyan

    Onları ve toplumlarını o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    o ikisini ve onların kavmini büyük bir musibetten kurtarmıştık;

    Muhammed Esed

    onları ve kavimlerini büyük bir (kölelik) felaket(in)den kurtardık,

    Ahmed Hulusi

    O ikisini ve onların kavimlerini aziym tasadan kurtardık.

    Ali Bulaç

    Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

    Ali Rıza Safa

    Hem ikisini hem de toplumlarını büyük bir üzüntüden kurtardık.

    Bayraktar Bayraklı

    O ikisini ve kavimlerini, o büyük felaketten kurtardık.

    Edip Yüksel

    İkisini ve halklarını o büyük felaketten kurtardık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İkisini ve halklarını o büyük felaketten kurtardık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem kendilerini ve kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık

    Erhan Aktaş

    O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.

    Gültekin Onan

    Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.

    Hasan Basri Çantay

    Hem onlar, hem kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

    İbni Kesir

    O ikisini de, kavimlerini de büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları ve kavimlerini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.

    Süleyman Ateş

    Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları ve halklarını da büyük bir üzüntüden kurtarmıştık.

    Şaban Britch

    O ikisini ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

    Şaban Piriş

    O ikisini ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onları ve toplumlarını büyük sıkıntıdan kurtardık.

  3. Sâffât suresi, 116. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 116. ayet. وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine yardım etmiştik ve galip gelenler işte onlar olmuştu.

    Mustafa İslamoğlu

    ve kendilerine yardım etmiştik de, sonunda galip gelen onlar olmuştu.

    Muhammed Esed

    ve kendilerine yardım ettik de (sonunda) zafer kazanan onlar oldu.

    Ahmed Hulusi

    Onlara yardım ettik de galip geldiler.

    Ali Bulaç

    Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu.

    Ali Rıza Safa

    Ve Onlara yardım ettik; böylece üstün geldiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara yardım ettik. Onlar galip oldular.

    Edip Yüksel

    Onlara yardım ettik de üstün geldiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara yardım ettik de üstün geldiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem yardım ettik onlara da galibler onlar oldular

    Erhan Aktaş

    Onlara yardım ettik. Galip gelenler onlar oldular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara yardım ettik. Galip gelenler onlar oldular.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara yardım ettik. Galip gelenler onlar oldular.

    Gültekin Onan

    Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine yardım etdik de galebeyi kazananlar onlar oldular.

    İbni Kesir

    Onlara yardım etmiştik de galibler onlar oldu.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.

    Süleyman Ateş

    Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara yardım etmiştik de galip gelenler onlar olmuştu.

    Şaban Britch

    Onlara yardım etmiştik de onlar galip gelmişlerdi.

    Şaban Piriş

    Onlara yardım etmiştik de onlar galip gelmişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara yardım ettik de galip gelenler kendileri oldular.

  4. Sâffât suresi, 117. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 117. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

    Mehmet Okuyan

    İkisine de apaçık anlaşılan Kitabı vermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara (hakkı batıldan seçip ayıran kitabı vermiş

    Muhammed Esed

    Onlara (doğru ile eğriyi) ayırd eden ilahi kelamı verdik,

    Ahmed Hulusi

    İkisine (Musa ve Harun'a) bilinen bilgiyi verdik.

    Ali Bulaç

    Ve ikisine anlatımı açık kitabı verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.

    Ali Rıza Safa

    İkisine de açıklayan Kitap'ı verdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara apaçık kitabı verdik.

    Edip Yüksel

    Ve o ikisine apaçık anlaşılan kitabı verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve o ikisine apaçık anlaşılan kitabı verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem kendilerine o belli Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem kendilerine o belli kitabı verdik

    Erhan Aktaş

    Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.

    Gültekin Onan

    Ve ikisine anlatımı açık kitabı verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara (her hakıykatı) apaçık gösteren o kitabı verdik.

    İbni Kesir

    Her ikisine de apaçık anlaşılan kitab vermiştik.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O ikisine apaçık olan kitabı verdik.

    Süleyman Ateş

    Onlara açık ifadeli Kitabı verdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara her şeyi açıklayan Kitap'ı da vermiştik.

    Şaban Britch

    O ikisine açıkça anlaşılan kitabı vermiştik.

    Şaban Piriş

    O ikisine açıkça anlaşılan kitabı vermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara, açık seçik bilgi sunun Kitap'ı verdik.

  5. Sâffât suresi, 118. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 118. ayet. وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

    Diyanet İşleri

    Onları doğru yola ilettik.

    Mehmet Okuyan

    Her ikisini de doğru yola ulaştırmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    ve o ikisini dosdoğru yola yöneltmiştik.

    Muhammed Esed

    ve onları doğru yola ilettik,

    Ahmed Hulusi

    O ikisini de sırat-ı müstakime yönlendirdik.

    Ali Bulaç

    Onları dosdoğru yola yöneltip ilettik.

    Ali Özek ve heyeti

    Her ikisini de doğru yola ilettik.

    Ali Rıza Safa

    İkisini de dosdoğru yola eriştirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Onları doğru yola yönelttik.

    Edip Yüksel

    Her ikisini doğru yola ilettik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her ikisini doğru yola ilettik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerini doğru yola çıkardık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve kendilerini doğru yola çıkardık

    Erhan Aktaş

    Onları dosdoğru yola ilettik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları dosdoğru yola ilettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları dosdoğru yola ilettik.

    Gültekin Onan

    Onları dosdoğru yola yöneltip ilettik.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara doğru yolu gösterdik.

    İbni Kesir

    Ve onları doğru yola hidayet etmiştik.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her ikisini de doğru yola ilettik.

    Süleyman Ateş

    Ve onları doğru yola ilettik.

    Süleymaniye Vakfı

    İkisine de doğru yolu gösterdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkisine de doğru yolu göstermiştik.

    Şaban Britch

    Onlara dosdoğru olan yola hidayet ettik.

    Şaban Piriş

    Onlara dosdoğru yolu göstermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her ikisini dosdoğru yola kılavuzladık.

  6. Sâffât suresi, 119. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 119. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.

    Mehmet Okuyan

    Sonrakiler arasında o ikisine (iyi bir ün) bırakmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet geriden gelen herkesin zihninde o ikisine ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:

    Muhammed Esed

    ve sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmalarını sağladık:

    Ahmed Hulusi

    Sonrakiler içinde, Onların anılmasını sağladık.

    Ali Bulaç

    Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra gelenler içinde, diye (iyi bir nam) bıraktık.

    Ali Rıza Safa

    Ve sonrakiler arasında, Ona bıraktık.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra gelenler içinde onlara iyi bir ün bıraktık.

    Edip Yüksel

    O ikisinin tarihini sonrakiler için koruduk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ikisinin tarihini sonrakiler için koruduk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonrakiler içinde namlarına şunu bıraktık:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonrakiler içinde de namlarına şunu bıraktık

    Erhan Aktaş

    Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.

    Gültekin Onan

    Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra gelen (peygamberler ve ümmet) ler arasında da onlara (iyi bir nam) bırakdık.

    İbni Kesir

    Sonrakiler arasında; ikisini de bıraktık.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.

    Süleyman Ateş

    Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.

    Süleymaniye Vakfı

    İkisinin de namını sonradan gelenler içinde sürdürdük.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkadan gelenlerce o ikisi, bu halleriyle anıldılar.

    Şaban Britch

    Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.

    Şaban Piriş

    (119-120) Daha sonrakiler arasında onlar için: -Musa ve Harun'a selam! mirası bıraktık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonradan gelenler içinde, her ikisini hatırlatan bir şey bıraktık.

  7. Sâffât suresi, 120. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 120. ayet. سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

    Diyanet İşleri

    Musa'ya ve Harun'a selam olsun.

    Mehmet Okuyan

    Musa ve Harun'a selam olsun!

    Mustafa İslamoğlu

    Selam olsun Musa ve Harun'a!

    Muhammed Esed

    "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!"

    Ahmed Hulusi

    Musa ve Harun'a Selam olsun!

    Ali Bulaç

    Musa'ya ve Harun'a selam olsun.

    Ali Özek ve heyeti

    Musa ve Harun’a selam olsun.

    Ali Rıza Safa

    "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa ve Harun'a selam olsun.

    Edip Yüksel

    Musa'ya ve Harun'a selam (barış) olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa'ya ve Harun'a selam (barış) olsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Selam Musa ile Harun'a!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Selam Musa ile Haruna

    Erhan Aktaş

    Musa ve Harun'a selam olsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa ve Harun'a selam olsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa ve Harun'a selam olsun.

    Gültekin Onan

    Musa'ya ve Harun'a selam olsun.

    Hasan Basri Çantay

    Musaya da, Haruna da (bizden) selam.

    İbni Kesir

    Musa ve Harun'a selam olsun.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ ve Hârûn’a selam olsun!

    Süleyman Ateş

    (Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi).

    Süleymaniye Vakfı

    Selam olsun Musa'ya ve Harun'a!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya da Harun'a da selam olsun.

    Şaban Britch

    Musa ve Harun’a selam olsun!

    Şaban Piriş

    (119-120) Daha sonrakiler arasında onlar için: -Musa ve Harun'a selam! mirası bıraktık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Selam olsun Musa'ya ve Harun'a!

  8. Sâffât suresi, 121. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 121. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Mustafa İslamoğlu

    İyileri Biz işte böyle ödüllendiririz.

    Muhammed Esed

    İyileri işte böyle ödüllendiririz,

    Ahmed Hulusi

    Doğrusu biz, muhsinleri (Allah'a, görürcesine kulluk edenleri) böylece cezalandırırız!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz iyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel

    Biz, iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz böyle mükafat ederiz işte muhsinine

    Erhan Aktaş

    Biz, muhsinleri böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, muhsinleri böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, muhsinleri dipnot 1 böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimseleri, iyi işler yapanları, iyi davranmayı ilke edinenleri, güzel ahlak sahibi olanları.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Biz, ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Süleyman Ateş

    İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Britch

    İşte iyileri böyle ödüllendiririz.

    Şaban Piriş

    İşte iyileri böyle ödüllendiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Güzel düşünüp güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz!

  9. Sâffât suresi, 122. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 122. ayet. إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Çünkü onlar mü'min kullarımızdan idiler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki o ikisi de inanmış kullarımızdandı.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira onlar, Bizim gerçek mü'min kullarımız arasındaydılar.

    Muhammed Esed

    çünkü onların ikisi de gerçekten inanmış kullarımızdandı.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki ikisi de iman eden kullarımızdandır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz ikisi, bizim mü'min olan kullarımızdandılar.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz, ikisi de mümin kullarımızdandı.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Onların ikisi de inanan kullarımızdandı.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, inanmış kullarımızdandı.

    Edip Yüksel

    O ikisi bizim gerçeği onaylayan kullarımızdandı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ikisi bizim inanan kullarımızdandı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü ikisi de Bizim mü'min kullarımızdandı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü ikisi de bizim mü'min kullarımızdan

    Erhan Aktaş

    İkisi de Bizim Mü'min kullarımızdandı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İkisi de Bizim Mü'min kullarımızdandı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İkisi de Bizim inanan kullarımızdandı.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz ikisi, bizim inançlı kullarımızdandılar.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat onlar mü'min kullarımızdandı.

    İbni Kesir

    Doğrusu o ikisi de, mü'min kullarımızdandı.

    Mehmet Alagaş

    (114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü o ikisi, Mümin kullarımızdan idi.

    Süleyman Ateş

    Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.

    Süleymaniye Vakfı

    O ikisi, bize inanıp güvenen kullarımızdandı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O ikisi de bize güvenen kullarımızdandı.

    Şaban Britch

    Çünkü ikisi de mü’min kullarımızdan idi.

    Şaban Piriş

    Çünkü ikisi de mü'min kullarımızdan idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.