Diyanet İşleri
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Sâffât suresi · 114–122. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâffât suresi, 114. ayet. وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Yemin olsun ki biz Musa'ya ve Harun'a nimetler vermiştik.
Doğrusu Biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunmuştuk:
Biz, Musaya ve Harun'a da lütufta bulunduk;
Andolsun ki Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk!
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Andolsun biz Musa’ya da Harun'a da nimetler verdik.
Gerçek şu ki, Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Andolsun, biz Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Biz Musa'ya ve Harun'a iyilikte bulunmuştuk.
Biz Musa'ya ve Harun'a iyilikte bulunmuştuk.
Andolsun ki, Musa ile Harun'u da minnettar ettik.
Celalim hakkı için Musa ile Harunu da minnetdar eyledik
Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.
Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.
Ant olsun ki Musa ve Harun'a nimetler verdik.
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Andolsun biz Muusaya da, Haruuna da nimetler verdik.
Andolsun ki; Musa ve Harun'a da lutuf da bulunmuştuk.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Andolsun ki, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.
Musa'ya ve Harun'a da iyiliklerde bulunduk dipnot 1 .
Musa'ya ve Harun'a da iyiliklerde bulunmuştuk.
Musa ve Harun’a da lütufda bulunmuştuk.
Musa ve Harun'a da lütuflarda bulunmuştuk.
Yemin olsun, biz Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Sâffât suresi, 115. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onları ve toplumlarını o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
o ikisini ve onların kavmini büyük bir musibetten kurtarmıştık;
onları ve kavimlerini büyük bir (kölelik) felaket(in)den kurtardık,
O ikisini ve onların kavimlerini aziym tasadan kurtardık.
Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Hem ikisini hem de toplumlarını büyük bir üzüntüden kurtardık.
O ikisini ve kavimlerini, o büyük felaketten kurtardık.
İkisini ve halklarını o büyük felaketten kurtardık.
İkisini ve halklarını o büyük felaketten kurtardık.
Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık,
Hem kendilerini ve kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık
O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.
O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.
O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.
Hem onlar, hem kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
O ikisini de, kavimlerini de büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Onları ve kavimlerini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.
O ikisini ve halklarını büyük bir sıkıntıdan dipnot 1 kurtardık.
Onları ve halklarını da büyük bir üzüntüden kurtarmıştık.
O ikisini ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
O ikisini ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
Onları ve toplumlarını büyük sıkıntıdan kurtardık.
Sâffât suresi, 116. ayet. وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ
Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.
Kendilerine yardım etmiştik ve galip gelenler işte onlar olmuştu.
ve kendilerine yardım etmiştik de, sonunda galip gelen onlar olmuştu.
ve kendilerine yardım ettik de (sonunda) zafer kazanan onlar oldu.
Onlara yardım ettik de galip geldiler.
Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.
Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu.
Ve Onlara yardım ettik; böylece üstün geldiler.
Onlara yardım ettik. Onlar galip oldular.
Onlara yardım ettik de üstün geldiler.
Onlara yardım ettik de üstün geldiler.
hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular.
Hem yardım ettik onlara da galibler onlar oldular
Onlara yardım ettik. Galip gelenler onlar oldular.
Onlara yardım ettik. Galip gelenler onlar oldular.
Onlara yardım ettik. Galip gelenler onlar oldular.
Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.
Kendilerine yardım etdik de galebeyi kazananlar onlar oldular.
Onlara yardım etmiştik de galibler onlar oldu.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.
Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular.
Onlara yardım ettik de galip gelenler onlar oldu dipnot 1 .
Onlara yardım etmiştik de galip gelenler onlar olmuştu.
Onlara yardım etmiştik de onlar galip gelmişlerdi.
Onlara yardım etmiştik de onlar galip gelmişlerdi.
Onlara yardım ettik de galip gelenler kendileri oldular.
Sâffât suresi, 117. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ
Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
İkisine de apaçık anlaşılan Kitabı vermiştik.
Onlara (hakkı batıldan seçip ayıran kitabı vermiş
Onlara (doğru ile eğriyi) ayırd eden ilahi kelamı verdik,
İkisine (Musa ve Harun'a) bilinen bilgiyi verdik.
Ve ikisine anlatımı açık kitabı verdik.
Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.
İkisine de açıklayan Kitap'ı verdik.
Onlara apaçık kitabı verdik.
Ve o ikisine apaçık anlaşılan kitabı verdik.
Ve o ikisine apaçık anlaşılan kitabı verdik.
Hem kendilerine o belli Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Hem kendilerine o belli kitabı verdik
Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.
Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.
Onlara gerçekleri açıklayan kitap verdik.
Ve ikisine anlatımı açık kitabı verdik.
Onlara (her hakıykatı) apaçık gösteren o kitabı verdik.
Her ikisine de apaçık anlaşılan kitab vermiştik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
O ikisine apaçık olan kitabı verdik.
Onlara açık ifadeli Kitabı verdik.
O ikisine, her şeyi açıklayan Kitab'ı verdik dipnot 1 .
Onlara her şeyi açıklayan Kitap'ı da vermiştik.
O ikisine açıkça anlaşılan kitabı vermiştik.
O ikisine açıkça anlaşılan kitabı vermiştik.
Onlara, açık seçik bilgi sunun Kitap'ı verdik.
Sâffât suresi, 118. ayet. وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ
Onları doğru yola ilettik.
Her ikisini de doğru yola ulaştırmıştık.
ve o ikisini dosdoğru yola yöneltmiştik.
ve onları doğru yola ilettik,
O ikisini de sırat-ı müstakime yönlendirdik.
Onları dosdoğru yola yöneltip ilettik.
Her ikisini de doğru yola ilettik.
İkisini de dosdoğru yola eriştirdik.
Onları doğru yola yönelttik.
Her ikisini doğru yola ilettik.
Her ikisini doğru yola ilettik.
Kendilerini doğru yola çıkardık.
Ve kendilerini doğru yola çıkardık
Onları dosdoğru yola ilettik.
Onları dosdoğru yola ilettik.
Onları dosdoğru yola ilettik.
Onları dosdoğru yola yöneltip ilettik.
Onlara doğru yolu gösterdik.
Ve onları doğru yola hidayet etmiştik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Her ikisini de doğru yola ilettik.
Ve onları doğru yola ilettik.
İkisine de doğru yolu gösterdik.
İkisine de doğru yolu göstermiştik.
Onlara dosdoğru olan yola hidayet ettik.
Onlara dosdoğru yolu göstermiştik.
Her ikisini dosdoğru yola kılavuzladık.
Sâffât suresi, 119. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
Sonrakiler arasında o ikisine (iyi bir ün) bırakmıştık.
Nihayet geriden gelen herkesin zihninde o ikisine ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:
ve sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmalarını sağladık:
Sonrakiler içinde, Onların anılmasını sağladık.
Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonra gelenler içinde, diye (iyi bir nam) bıraktık.
Ve sonrakiler arasında, Ona bıraktık.
Sonra gelenler içinde onlara iyi bir ün bıraktık.
O ikisinin tarihini sonrakiler için koruduk.
O ikisinin tarihini sonrakiler için koruduk.
Sonrakiler içinde namlarına şunu bıraktık:
Sonrakiler içinde de namlarına şunu bıraktık
Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.
Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.
Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.
Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonra gelen (peygamberler ve ümmet) ler arasında da onlara (iyi bir nam) bırakdık.
Sonrakiler arasında; ikisini de bıraktık.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.
İkisinin de namını sonradan gelenler içinde sürdürdük.
Arkadan gelenlerce o ikisi, bu halleriyle anıldılar.
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
(119-120) Daha sonrakiler arasında onlar için: -Musa ve Harun'a selam! mirası bıraktık.
Sonradan gelenler içinde, her ikisini hatırlatan bir şey bıraktık.
Sâffât suresi, 120. ayet. سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Musa'ya ve Harun'a selam olsun.
Musa ve Harun'a selam olsun!
Selam olsun Musa ve Harun'a!
"Musa'ya ve Harun'a selam olsun!"
Musa ve Harun'a Selam olsun!
Musa'ya ve Harun'a selam olsun.
Musa ve Harun’a selam olsun.
"Musa'ya ve Harun'a selam olsun!"
Musa ve Harun'a selam olsun.
Musa'ya ve Harun'a selam (barış) olsun.
Musa'ya ve Harun'a selam (barış) olsun.
Selam Musa ile Harun'a!
Selam Musa ile Haruna
Musa ve Harun'a selam olsun.
Musa ve Harun'a selam olsun.
Musa ve Harun'a selam olsun.
Musa'ya ve Harun'a selam olsun.
Musaya da, Haruna da (bizden) selam.
Musa ve Harun'a selam olsun.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Mûsâ ve Hârûn’a selam olsun!
(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi).
Selam olsun Musa'ya ve Harun'a!
Musa'ya da Harun'a da selam olsun.
Musa ve Harun’a selam olsun!
(119-120) Daha sonrakiler arasında onlar için: -Musa ve Harun'a selam! mirası bıraktık.
Selam olsun Musa'ya ve Harun'a!
Sâffât suresi, 121. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İyileri Biz işte böyle ödüllendiririz.
İyileri işte böyle ödüllendiririz,
Doğrusu biz, muhsinleri (Allah'a, görürcesine kulluk edenleri) böylece cezalandırırız!
Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.
Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz iyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Biz, iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Biz, iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Biz böyle mükafat ederiz işte muhsinine
Biz, muhsinleri böyle ödüllendiririz.
Biz, muhsinleri böyle ödüllendiririz.
Biz, muhsinleri dipnot 1 böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Şübhesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.
Muhakkak ki Biz, ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .
Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte iyileri böyle ödüllendiririz.
İşte iyileri böyle ödüllendiririz.
Güzel düşünüp güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz!
Sâffât suresi, 122. ayet. إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü onlar mü'min kullarımızdan idiler.
Şüphesiz ki o ikisi de inanmış kullarımızdandı.
Zira onlar, Bizim gerçek mü'min kullarımız arasındaydılar.
çünkü onların ikisi de gerçekten inanmış kullarımızdandı.
Muhakkak ki ikisi de iman eden kullarımızdandır.
Şüphesiz ikisi, bizim mü'min olan kullarımızdandılar.
Şüphesiz, ikisi de mümin kullarımızdandı.
Kuşkusuz, Onların ikisi de inanan kullarımızdandı.
Onlar, inanmış kullarımızdandı.
O ikisi bizim gerçeği onaylayan kullarımızdandı.
O ikisi bizim inanan kullarımızdandı.
Çünkü ikisi de Bizim mü'min kullarımızdandı.
Çünkü ikisi de bizim mü'min kullarımızdan
İkisi de Bizim Mü'min kullarımızdandı.
İkisi de Bizim Mü'min kullarımızdandı.
İkisi de Bizim inanan kullarımızdandı.
Şüphesiz ikisi, bizim inançlı kullarımızdandılar.
Hakıykat onlar mü'min kullarımızdandı.
Doğrusu o ikisi de, mü'min kullarımızdandı.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Çünkü o ikisi, Mümin kullarımızdan idi.
Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.
O ikisi, bize inanıp güvenen kullarımızdandı.
O ikisi de bize güvenen kullarımızdandı.
Çünkü ikisi de mü’min kullarımızdan idi.
Çünkü ikisi de mü'min kullarımızdan idi.
O ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.