Sâffât suresi · 83–113. ayetler

İbrâhim ve oğlunun kurban edilişi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâffât suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 83. ayet. وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz İbrahim de O'nun taraftarlarından idi.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki İbrahim de onun (Nuh'un) tarafındandı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onun tarafında saf tutanlardan biri de elbet İbrahim idi:

    Muhammed Esed

    Doğrusu İbrahim de onun yolundan gidenlerdendi,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki İbrahim de Onun anlayışındandır.

    Ali Bulaç

    Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, İbrahim de Onun yolundan gidenler arasındaydı.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz İbrahim de Nuh'un milletinden idi.

    Edip Yüksel

    İbrahim onun bir kolundan idi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İbrahim onun bir kolundan idi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz İbrahim de onun kolundandı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz İbrahim de onun kolundan

    Erhan Aktaş

    İbrahim, onun yolunu izleyenlerdendi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim, onun yolunu izleyenlerdendi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim, onun yolunu izleyenlerdendi.

    Gültekin Onan

    Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz İbrahim de onun fırkasındandı.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki İbrahim de onun yolunda olanlardandı.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz İbrahim de onun yolunda olanlardan idi.

    Süleyman Ateş

    İbrahim de onun kolundan idi.

    Süleymaniye Vakfı

    Nuh'un yolunu izleyenlerden biri gerçekten İbrahim idi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onun yolundan gidenlerden biri de İbrahim idi.

    Şaban Britch

    Şüphesiz İbrahim de onun yolunda olanlardan idi.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz İbrahim de onun yolunda olanlardan idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, İbrahim de onun grubundandı.

  2. Sâffât suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 84. ayet. إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani o, Rabbine teslim olan bir kalp ile gelmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani o Rabbine arı duru bir kalp ile yönelmişti;

    Muhammed Esed

    Rabbine tertemiz bir kalp ile yönelmişti,

    Ahmed Hulusi

    Rabbine selim bir kalp ile (şuurunda Esma hakikatini yaşamakta olarak) yönelmişti!

    Ali Bulaç

    Hani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü Rabbine kalbi selîm ile geldi.

    Ali Rıza Safa

    Efendisine, tertemiz bir yürekle geldi.

    Bayraktar Bayraklı

    Çünkü o, Rabbine samimi bir kalple yönelmişti.

    Edip Yüksel

    Efendisine tertemiz bir kalp ile gelmişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbine tertemiz bir kalp ile gelmişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Rabbine tertemiz bir kalb ile geldi;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü rabbına selim bir kalb ile geldi

    Gültekin Onan

    Hani o, rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişdi.

    İbni Kesir

    Çünkü Rabbına selim bir kalb ile gelmişti.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani O, Rabbine (şirkten) selamette olan bir kalp ile gelmişti.

    Süleyman Ateş

    Zira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin huzuruna sağlam bir yürekle çıkmıştı.

    Şaban Britch

    Hani O, Rabbine (şirkten) selamette olan bir kalp ile gelmişti.

    Şaban Piriş

    Hani O, Rabb'ine teslimiyet içinde bir kalp ile gelmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbine, tertemiz bir kalple gelmişti.

  3. Sâffât suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 85. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Hani babasına ve halkına şöyle demişti: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    o zaman babasına ve kavmine şöyle demişti: "Sizler nelere tapıyorsunuz böyle?

    Muhammed Esed

    babasına ve halkına şöyle seslenmişti: "Siz neye tapıyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    Hani (İbrahim) babasına ve kavmine: "Neye tapınıyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizler neye tapıyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti.

    Ali Rıza Safa

    Babasına ve toplumuna, şöyle dedi: "Neye hizmet ediyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    O vakit, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Neye tapıyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    Babasına ve halkına, "Neye hizmet ediyorsunuz?" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Babasına ve halkına, 'Neye tapıyorsunuz?' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    çünkü babasına ve kavmine şöyle dedi: "Siz nelere tapıyorsunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü babasına ve kavmine şöyle dedi: siz nelere tapıyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    Babasına ve halka: "Nelere kulluk ediyorsunuz?" demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Babasına ve halka: "Nelere kulluk ediyorsunuz?" demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Babasına ve halka: "Nelere kulluk ediyorsunuz?" demişti.

    Gültekin Onan

    Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizler neye tapıyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    O zaman babasına ve kavmine demişdi ki: "Siz nelere tapıyorsunuz"?

    İbni Kesir

    Hani babasına ve kavmine demişti ki: Neye ibadet ediyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.

    Süleyman Ateş

    Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün babasına ve toplumuna şöyle demişti: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?

    Şaban Britch

    Hani o, babasına ve kavmine demişti ki: Siz, nelere ibadet ediyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Hani O, babasına ve kavmine demişti ki: -Siz, nelere kulluk ediyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Babasına ve toplumuna sormuştu: "Siz neye kulluk/ibadet ediyorsunuz?"

  4. Sâffât suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 86. ayet. أَئِفْكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

    Diyanet İşleri

    "Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın peşi sıra uydurma ilahlar(a) mı?

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yani! Allah'ı bırakıp da uyduruk ilahlara tapmakta ısrar mı ediyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Bir yalan(a) -Allah'tan başka güçler(e)- (boyun eğmek) mi istiyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    "Asılsız şeyler uydurarak, Allah dununda tanrılar mı ediniyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah'tan başka ilahlar istiyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    «Allah'tan başka birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?»

    Ali Rıza Safa

    "Allah'tan başka bir de ayrıca, uydurma tanrılar istiyorsunuz; öyle mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ın dışında, uyduruk tanrılar mı istiyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'ın dışında, uyduruk tanrılar mı istiyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilahlar istiyorsunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yalancılık etmek için mi Allahdan başka ilahlar istiyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    "Allah'ı bırakarak uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah'ı bırakarak uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'ı bırakarak uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

    Gültekin Onan

    "Birtakım uydurma yalanlar için mi Tanrı'dan başka tanrılar istiyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Yalancılık etmek için mi Allahı bırakıb düzme Tanrılar diliyorsunuz"?

    İbni Kesir

    Yalancılık etmek için mi, Allah'tan başka tanrılar mı istiyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah’tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

    Süleyman Ateş

    "Allah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile aranızda uydurma ilahlar olmasını mı istiyorsunuz?

    Şaban Britch

    Allah’tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Allah'tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilahları mı istiyorsunuz?"

  5. Sâffât suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 87. ayet. فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    "O halde, alemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?"

    Mehmet Okuyan

    Âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?"

    Mustafa İslamoğlu

    Sahi siz, alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"

    Muhammed Esed

    Öyleyse alemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?"

    Ahmed Hulusi

    "Rabb-ül alemin'i ne zannediyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?"

    Ali Özek ve heyeti

    «O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?»

    Ali Rıza Safa

    "Öyleyse Evrenlerin Efendisini ne sanıyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Alemlerin Rabbi hakkında ne düşünüyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    "Evrenlerin Efendisini ne zannediyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Evrenlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz rabbül'alemini ne zannediyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    "Alemlerin Rabb'i hakkında nasıl bir anlayışa sahipsiniz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Âlemlerin Rabb'i hakkında nasıl bir anlayışa sahipsiniz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Âlemlerin Rabb'i hakkında nasıl bir anlayışa sahipsiniz?"

    Gültekin Onan

    "Alemlerin rabbi hakkındaki zannınız nedir?"

    Hasan Basri Çantay

    "Alemlerin Rabbine zannınız nedir (böyle)"?

    İbni Kesir

    Alemlerin Rabbı hakkındaki zannınız nedir?

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Âlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir?”

    Süleyman Ateş

    Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Siz varlıkların Rabbini ne sanıyorsunuz?"

    Şaban Britch

    Alemlerin Rabbi hakkında ne düşünüyorsunuz ki (O'na şirk koştunuz)?

    Şaban Piriş

    Evrenin sahibi hakkındaki düşünceniz nedir?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Alemlerin Rabbi hakkında düşünceniz nedir?"

  6. Sâffât suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 88. ayet. فَنَظَرَ نَظْرَةً فِى ٱلنُّجُومِ

    Diyanet İşleri

    (88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Sonra yıldızlara bakmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ardından yıldızlara bir göz attı

    Muhammed Esed

    Sonra yıldızlara gözünü dikti,

    Ahmed Hulusi

    Sonra (İbrahim) yıldızlara (akıl gözüyle) bir bakıp düşündü de. . .

    Ali Bulaç

    Sonra yıldızlara bir göz attı.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, yıldızlara bir göz attı.

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim yıldızlara bir göz attı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yıldızlara bir göz attı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken yıldızlara bir göz attı:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken bir bakım baktı da nücume

    Gültekin Onan

    Sonra yıldızlara bir göz attı.

    Hasan Basri Çantay

    Derken yıldızlara bir nazar atfetdi de,

    İbni Kesir

    Derken yıldızlara bir göz atarak baktı.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken yıldızlara bir göz attı.

    Süleyman Ateş

    Yıldızlara bir göz attı:

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra yıldızlara şöyle bir baktı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra yıldızlara şöyle bir bakmıştı;

    Şaban Britch

    İbrahim yıldızlara bir göz attı...

    Şaban Piriş

    İbrahim yıldızlara bir göz attı...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu arada İbrahim yıldızlara bir göz attı,

  7. Sâffât suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 89. ayet. فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.

    Mehmet Okuyan

    "Ben hastayım!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    ve "Ben rahatsızım!" dedi.

    Muhammed Esed

    ve "Ben kesinlikle (gönlümden) rahatsızım!" dedi,

    Ahmed Hulusi

    Dedi ki: "Hasta oluyorum (bu yaptığınıza)!"

    Ali Bulaç

    "Ben, doğrusu hastayım" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Ben hastayım, dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, iyi değilim!" dedi.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ben hastayım" dedi.

    Edip Yüksel

    "Bıktım, yoruldum artık" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bıktım, yoruldum artık,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben hastayım dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ben dedi: hastayım

    Erhan Aktaş

    "Ben gerçekten hastayım!" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben gerçekten hastayım!" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ben gerçekten hastayım." dedi.

    Gültekin Onan

    "Ben, doğrusu hastayım" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    "Ben hakıykat hastayım" dedi.

    İbni Kesir

    Doğrusu ben, rahatsızım, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ben hastayım.” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Ben hastayım", dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Ardından "Ben hastayım!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkasından, "Ben hastayım" demişti.

    Şaban Britch

    Ve “Ben hastayım.” dedi.

    Şaban Piriş

    Ve "ben rahatsızım." dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dedi: "Ben hastayım!"

  8. Sâffât suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 90. ayet. فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.

    Mehmet Okuyan

    Onlar (kavmi) de ona arkalarını dönüp (gitmiş)lerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine etrafındakiler, ondan yüz çevirip gittiler.

    Muhammed Esed

    bunun üzerine onlar ona arkalarını döndüler ve uzaklaşıp gittiler.

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine dönüp Ondan uzaklaştılar.

    Ali Bulaç

    Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona arkalarını dönüp gittiler.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, arkalarına dönüp uzaklaştılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar da onu bırakıp uzaklaştılar.

    Edip Yüksel

    Onlar da onu bırakıp gittiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar da onu bırakıp gittiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine ondan yüz çevirerek, arkalarını dönüp gittiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine ondan yüz çevirerek, arkalarını dönüp gittiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine ondan yüz çevirerek, arkalarını dönüp gittiler.

    Gültekin Onan

    Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.

    Hasan Basri Çantay

    O vakit ona arkalarını dönüb uzaklaşdılar.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine arkalarını dönüp uzaklaştılar.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Arkalarını dönüp gittiler.

    Süleyman Ateş

    Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, (İlahlarının onu çarptığı düşüncesiyle) hemen arkalarını dönüp gitmişlerdi.

    Şaban Britch

    Arkalarını dönüp, gittiler.

    Şaban Piriş

    Onu bırakıp gittiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine ondan gerisin geri kaçtılar.

  9. Sâffât suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 91. ayet. فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"

    Mehmet Okuyan

    (91, 92) (İbrahim) yavaşça putlarının yanına varmış, (yemekleri görünce) "Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz?" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken o, onların putlarına usulca yaklaştı ve "Ne! Yoksa (önünüze konulanlardan) yemiyor musunuz?" dedi (ve ekledi):

    Muhammed Esed

    O da onların tanrılarına gizlice yaklaştı ve "Ne o! (Önünüze konulmuş nimetlerden) yemiyor musunuz?

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim de) onların tanrılarına yaklaşıp yöneldi de: "Yemez misiniz?" dedi.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz? dedi.

    Ali Rıza Safa

    Tanrılarına gizlice yaklaştı. Ve şöyle dedi: "Yemiyor musunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    O da tanrılarına yöneldi, "Yemez misiniz?" dedi.

    Edip Yüksel

    Sonra, tanrılarına yöneldi ve "Yemez misiniz?" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, tanrılarına yöneldi ve 'Yemez misiniz?' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken bir kurnazlıkta onların ilahlarına vardı da "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken kurnazlıkla onların ilahlarına vardı da buyursanız a, dedi, yemez misiniz?

    Erhan Aktaş

    Onların ilahlarına yanaşarak: "Yemez misiniz?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların ilahlarına yanaşarak: "Yemez misiniz?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların ilahlarına yanaşarak: "Yemez misiniz?" dedi.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine onların tanrılarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine o da kurnazca onların düzme Tanrılarına varıb dedi ki: "Hani yemek yemiyorsunuz"?!

    İbni Kesir

    O da, tanrılarına yönelip dedi ki: Yemiyor musunuz?

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.

    Süleyman Ateş

    O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misiniz?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra İbrahim onların ilahlarına sokulup şöyle dedi: "(Size sunulanları) yemiyor musunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra gizlice ilahlarına yönelmiş ve şöyle demişti: "Siz bir şey yemez misiniz?"

    Şaban Britch

    İbrahim, onların ilahlarıyla baş başa kaldı. Yemez misiniz? dedi.

    Şaban Piriş

    İbrahim, onların ilahlarıyla baş başa kaldı. -Yemez misiniz? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O da onların ilahlarının yanına sokulup dedi: "Bir şey yemez misiniz?"

  10. Sâffât suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 92. ayet. مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ

    Diyanet İşleri

    "Ne diye konuşmuyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    (91, 92) (İbrahim) yavaşça putlarının yanına varmış, (yemekleri görünce) "Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz?" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    "Size ne oldu böyle, yoksa konuşamıyor musunuz?"

    Muhammed Esed

    Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?" dedi.

    Ahmed Hulusi

    "Niye konuşmuyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Neden konuşmuyorsunuz? dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Size ne oldu da konuşmuyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Neyiniz var; konuşmuyorsunuz!"

    Edip Yüksel

    "Neyiniz var, neden konuşmuyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Neyiniz var, neden konuşmuyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (92-93) "Neyiniz var konuşmuyorsunuz?" diyerek yaklaşıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Neyiniz var söylemiyorsunuz

    Erhan Aktaş

    "Neyiniz var? Neden konuşmuyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Neyiniz var? Neden konuşmuyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Neyiniz var? Neden konuşmuyorsunuz?

    Gültekin Onan

    "Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Ne oluyor size konuşmuyorsunuz"?!

    İbni Kesir

    Ne o, konuşmuyor musunuz?

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Size ne oldu da konuşmuyorsunuz?"

    Süleyman Ateş

    "Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Neyiniz var ki, konuşmuyorsunuz?"

    Şaban Britch

    Size ne oldu da konuşmuyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Size ne oldu da konuşmuyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Neniz var ki, konuşmuyorsunuz!"

  11. Sâffât suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 93. ayet. فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ

    Diyanet İşleri

    Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.

    Mehmet Okuyan

    (Yanlarına giderek) sağ eliyle (güçlü bir şekilde) onlara vurmuştu (kırmıştı).

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onların üzerine abanıp bütün gücüyle vurmaya başladı.

    Muhammed Esed

    Sonra üzerlerine yürüyüp onlara sağ eliyle vurdu.

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) yaklaşıp sağ eliyle darbe vurdu tanrı heykellerine!

    Ali Bulaç

    Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)

    Ali Rıza Safa

    Onların üzerine yürüyüp, tüm gücüyle vurdu.

    Bayraktar Bayraklı

    Bütün gücüyle onları kırmaya başladı.

    Edip Yüksel

    Ve üzerlerine yürüyüp tüm gücüyle vurdu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve üzerlerine yürüyüp tüm gücüyle vurdu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (92-93) "Neyiniz var konuşmuyorsunuz?" diyerek yaklaşıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Diyerek bir takrib ile onlara kuvvetli bir darbe indirdi

    Gültekin Onan

    Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet gizlice onları sağ eliyle bir vur (ub kır) dı.

    İbni Kesir

    Nihayet üzerlerine yürüyüp sağıyla vurdu.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra üzerlerine gelip sağ eliyle (kuvvetle) vurdu.

    Süleyman Ateş

    Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimseye fark ettirmeden onlara hemen güçlü bir darbe indirdi.

    Şaban Britch

    Sonra, üzerlerine gelip sağ eliyle (kuvvetle) vurdu.

    Şaban Piriş

    Sonra, üzerlerine yürüdü ve tüm kuvvetiyle vurdu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İyice yanlarına sokulup sağ eliyle bir darbe indirdi.

  12. Sâffât suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 94. ayet. فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ

    Diyanet İşleri

    Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.

    Mehmet Okuyan

    (Putperestler) koşarak ona gelmişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken etraftan koşarak başına üşüştüler.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine diğerleri koşarak o'na doğru geldiler (ve yaptığından dolayı o'nu suçladılar).

    Ahmed Hulusi

    Bunu görenler hızla dönüp Ona geri geldiler.

    Ali Bulaç

    Çok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Putperestler) koşarak İbrahim'e geldiler.

    Ali Rıza Safa

    Bir süre sonra, koşarak karşısına dikildiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Kavmi, koşarak ona geldi.

    Edip Yüksel

    Hemen ona doğru koşuştular.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hemen ona doğru koşuştular

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yöneldiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yöneldiler

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine koşuşturarak ona yöneldiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine koşuşturarak ona yöneldiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine koşarak ona yöneldiler.

    Gültekin Onan

    Çok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler.

    Hasan Basri Çantay

    Derken (kavmi) koşarak onun önüne çıkdı (lar).

    İbni Kesir

    Bunun üzerine koşarak ona geldiler.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine hemen koşarak kendisine geldiler.

    Süleyman Ateş

    (Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hepsi hızla karşısına dikilmişlerdi.

    Şaban Britch

    Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.

    Şaban Piriş

    Bu sebeple hışımla onun yanına geldiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir süre sonra, halkı koşarak İbrahim'e geldi.

  13. Sâffât suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 95. ayet. قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim, şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    (95, 96) (İbrahim) "Yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz! Sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı" dipnot 1 demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. İbrahim, putperestlere hitaben tapındıkları şeyleri de Yüce Allah'ın yarattığını söyleyerek, yaratılan bir şeyin ilah olamayacağını ifade etmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    O dedi ki: "Elinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?

    Muhammed Esed

    O, "Siz" dedi, "kendi ellerinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) dedi ki: "Elinizle yapıp tanrı kabul ettiğiniz heykellere mi tapıyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz!

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Kendi elinizle biçim verdiği şeylere hizmet ediyorsunuz; öyle mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim onlara şöyle söyledi: "Elinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Yonttuğunuz şeylere mi hizmet ediyorsunuz?."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?'.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    A, dedi siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    "Siz yonttuğunuz şeylere mi kulluk ediyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Siz yonttuğunuz şeylere mi kulluk ediyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Siz yonttuğunuz şeylere mi kulluk ediyorsunuz?"

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    (İbrahim) dedi ki: "Kendi (elinizle) yontmakda olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz"?

    İbni Kesir

    Dedi ki: Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim onlara: "Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.

    Süleyman Ateş

    "(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim (bir şey olmamış gibi) şöyle demişti: "Sizler kendi yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?

    Şaban Britch

    İbrahim, onlara; (Ellerinizle) Yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz? dedi.

    Şaban Piriş

    İbrahim, onlara; -Yonttuğunuz şeylere mi kulluk ediyorsunuz? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İbrahim dedi: "Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"

  14. Sâffât suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 96. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    "Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır."

    Mehmet Okuyan

    (95, 96) (İbrahim) "Yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz! Sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı" dipnot 1 demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. İbrahim, putperestlere hitaben tapındıkları şeyleri de Yüce Allah'ın yarattığını söyleyerek, yaratılan bir şeyin ilah olamayacağını ifade etmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa sizi de yonttuklarınızı da yaratan Allah'tır."

    Muhammed Esed

    Oysa sizi de, sizin yonttuklarınızı da yaratan Allah'tır!"

    Ahmed Hulusi

    "Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır!"

    Ali Bulaç

    "Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır."

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Oysa hem sizi hem de yaptığınız şeyleri Allah yaratmıştır!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."

    Edip Yüksel

    "ALLAH, sizi de ve yaptığınız şeyleri de yaratandır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH, sizi de ve yaptığınız şeyleri de yaratandır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı

    Erhan Aktaş

    "Sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yarattı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yarattı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yarattı."

    Gültekin Onan

    "Oysa sizi de yapmakta olduklarınızı da Tanrı yaratmıştır."

    Hasan Basri Çantay

    "Halbuki siz de, (elinizle) yapageldiğiniz şeyleri de Allah yaratmışdır".

    İbni Kesir

    Halbuki sizi de, yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.

    Süleyman Ateş

    "Oysa sizi de, yaptığınız (bu şeyler)i de Allah yaratmıştır."

    Süleymaniye Vakfı

    Oysa sizi de yaptığınız şeyleri de yaratan Allah'tır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi de yaptığınız şeyleri de yaratan, Allah'tır."

    Şaban Britch

    Oysa sizi de yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.

    Şaban Piriş

    Sizi de yonttuklarınızı da yaratan Allah'tır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır."

  15. Sâffât suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 97. ayet. قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Putperestler ise) "Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın!" demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar "Onu (yakmak) için bir yapı yapın ve onu çılgınca yanan ateşin ortasına atın!" dediler.

    Muhammed Esed

    Onlar, "Bir odun yığını hazırlayın ve o'nu yanan ateşin içine atın!" diye bağırdılar.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Onun için bir bina yapın da Onu, yakanın (ateşin) içine atın!"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın."

    Ali Özek ve heyeti

    Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Onun için bir yapı kurun ve Onu yakıcı ateşin içine atın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kavmi, "Onun için bir yer yapın ve onu ateşe atın" dediler.

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Onun için bir yapı kurun ve onu ateşe atın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Onun için bir yapı kurun ve onu ateşe atın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haydi, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın! dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haydin dediler, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onun için bir yer hazırlayın, sonra da onu cehenneme dipnot 1 atın." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ateşe

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onun için bir yer hazırlayın, sonra da onu ateşe atın." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Onun için bir bina yapın da alevli ateşe atın onu".

    İbni Kesir

    Haydin; dediler, onun için bir bina yapın da onu alevli ateşe atın.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Onun için bir bina yapın, onu alevli ateşin içine atın!" dediler.

    Süleyman Ateş

    "Onun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar da şöyle dediler: "Onun için bir yer yapın da alevli ateşin içine atın."

    Şaban Britch

    Onun için bir bina yapın, onu ateşin içine atın! dediler.

    Şaban Piriş

    -Onun için bir bina yapın, onu ateşin içine atın! dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Şunun için bir bina yapın da bunu ateşin ortasına fırlatın!"

  16. Sâffât suresi, 98. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 98. ayet. فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.

    Mehmet Okuyan

    Ona bir tuzak kurmayı istemişlerdi. Fakat biz onları alçaklardan kılmıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bağlamda geçen konu putperest kavminin Hz. İbrahim'i yakmak üzere bir hazırlık yaptıkları, tuzak kurduklarıdır. Yüce Allah ise onların kurduğu bu tuzağı başarıya ulaştırmamış, kendilerini hüsrana uğratmıştır. Benzer mesaj: Enbiyâ 21:70.

    Mustafa İslamoğlu

    Böylece ona zarar vermek istediler, ama biz onları rezil ettik.

    Muhammed Esed

    Ona kötülük yapmak istediler, ama Biz (onların planlarını bozduk ve böylece) onları küçük düşürdük.

    Ahmed Hulusi

    Ona tuzak irade ettiler. . . Biz de onları esfelin (en aşağılar) kıldık.

    Ali Bulaç

    Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onları alçaltılmışlar kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Ona dalavere çevirmek istediler; sonunda, onları küçük düşürdük.

    Bayraktar Bayraklı

    Ona tuzak kurmak istediler. Biz de onları alçaklardan kıldık.

    Edip Yüksel

    Onun için bir plan düşündüler, fakat biz onları altettik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun için bir plan düşündüler, fakat biz onları altettik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de tuttuk kendilerini daha alçak (bir duruma) düşürdük.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle ona bir tuzak kurmak istediler, biz de tuttuk kendilerini daha alçak düşürdük

    Erhan Aktaş

    Ona tuzak kurmak istediler. Tuzaklarını boşa çıkarıp onları aşağılık bir duruma düşürdük.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona tuzak kurmak istediler. Tuzaklarını boşa çıkarıp onları aşağılık bir duruma düşürdük.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona tuzak kurmak istediler. Tuzaklarını boşa çıkarıp onları aşağılık bir duruma düşürdük.

    Gültekin Onan

    Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onları alçaltılmışlar kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine ona bir tuzak kurmak arzu etdiler. Biz ise (Bil'akis) kendilerini (zeliller ve) sefiller etdik.

    İbni Kesir

    Ona hile yapmak istediler. Biz de onları en aşağılar kıldık.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en aşağılık kimseler kıldık.

    Süleyman Ateş

    Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bununla ondan kurtulmak dipnot 1 istemişlerdi; biz de onları en aşağılık bir hale getirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      كَيْدً=keyd, çare bulmak ve gidermek anlamına gelir. (es-Sıhah ve Mekayis'ul-luğa)

    Şaban Britch

    Ona tuzak kurmak istediler. Ama biz onları alçalttık.

    Şaban Piriş

    Ona tuzak kurmak istediler. Ama biz onları alçalttık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona tuzak kurmak istediler ama, biz onları sefiller, reziller haline getirdik.

  17. Sâffât suresi, 99. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 99. ayet. وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

    Diyanet İşleri

    İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir."

    Mehmet Okuyan

    (99, 100) (İbrahim) "Ben Rabbime gidiyorum. O, bana doğru yolu gösterecektir. dipnot 1 Rabbim! Bana iyilerden (olacak bir çocuk) ver!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Şu‘arâ 26:62; Kasas 28:22; ‘Ankebût 29:26; Zuhruf 43:27.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (İbrahim), "Ben Rabbime (kulluk edebileceğim bir yere) gideceğim, O bana yol gösterecektir" diyerek (şöyle yalvardı):

    Muhammed Esed

    (İbrahim,) "Ben" dedi, "(bu toprakları terk edeceğim ve) Rabbim beni ne tarafa sevk ederse oraya gideceğim!"

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) dedi ki: "Muhakkak ki ben Rabbime gidiciyim. . . (O), bana hidayet edecek. "

    Ali Bulaç

    (İbrahim) Dedi ki: "Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Oradan kurtulan İbrahim:) Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Aslında, ben, Efendime gideceğim; O, beni doğru yola eriştirecektir!"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim, "Şüphesiz ben Rabbime gidiyorum. O beni doğru yola eriştirecektir" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Ben Efendime gidiyorum; O bana yol gösterir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Ben Rabbime gidiyorum; O bana yol gösterir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, O bana yolunu gösterir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de dedi ki: ben rabbıma gidiyorum, o bana yolunu gösterir

    Erhan Aktaş

    İbrahim: "Ben, Rabb'ime gidiyorum dipnot 1 , O, bana yol gösterecek." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'imin emrettiği şeyleri yapmaya devam edeceğim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim: "Ben, Rabb'ime gidiyorum dipnot 1 , O, bana yol gösterecek." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'imin emrettiği şeyleri yapmaya devam edeceğim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim: "Ben, Rabb'ime gidiyorum dipnot 1 , O, bana yol gösterecek." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'imin emrettiği şeyleri yapmaya devam edeceğim.

    Gültekin Onan

    (İbrahim) Dedi ki: "Şüphesiz ben, rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir."

    Hasan Basri Çantay

    (İbrahim): "Ben, dedi, doğrusu Rabbime gidiciyim. O, bana yol gösterir".

    İbni Kesir

    O, dedi ki: Doğrusu ben, Rabbıma gidiyorum. O beni hidayete erdirir.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim. O, beni doğru yola iletecektir."

    Süleyman Ateş

    (İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Kurtulunca) şöyle dedi: "Ben Rabbime gidiyorum; o bana doğruyu gösterecektir.

    Şaban Britch

    İbrahim dedi ki: Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.

    Şaban Piriş

    İbrahim dedi ki: -Ben, Rabbi'me yöneliyorum. O bana doğru yolu gösterecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İbrahim dedi: "Kuşkunuz olmasın ki ben Rabbime gideceğim, O bana kılavuzluk edecek."

  18. Sâffât suresi, 100. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 100. ayet. رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    "Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla."

    Mehmet Okuyan

    (99, 100) (İbrahim) "Ben Rabbime gidiyorum. O, bana doğru yolu gösterecektir. dipnot 1 Rabbim! Bana iyilerden (olacak bir çocuk) ver!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Şu‘arâ 26:62; Kasas 28:22; ‘Ankebût 29:26; Zuhruf 43:27.

    Mustafa İslamoğlu

    "Rabbim! Bana erdemli bir (evlat) bağışla!"

    Muhammed Esed

    (Ve şöyle yalvardı:) "Ey Rabbim! Bana dürüst ve erdemli (olacak bir erkek çocuk) bağışla!"

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim): "Rabbim, bana salihlerden hibe et!" (dedi).

    Ali Bulaç

    "Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et."

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Efendim! Bana, erdemli birisini bağışla!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk ver" dedi.

    Edip Yüksel

    "Efendim, bana erdemli birini bağışla."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim, bana erdemli birini bağışla.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbim, bana iyilerden (bir evlat) ihsan et!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbım! bana salihinden ihsan buyur

    Erhan Aktaş

    "Rabb'im! Bana salihlerden dipnot 1 bağışla."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'im! Bana salihlerden dipnot 1 bağışla."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Gültekin Onan

    "Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey Rabbim, bana saalihlerden (bir oğul) ihsanet" (diye düa etdi).

    İbni Kesir

    Rabbım, bana salihlerden ihsan et.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbim, bana salihlerden bir evlat bağışla."

    Süleyman Ateş

    "Rabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet!"

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbim /Sahibim, bana iyilerden olacak birini (bir çocuk) bağışla!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya Rab! Bana iyi birini bağışla" (diye yalvardı).

    Şaban Britch

    Rabbim, bana salihlerden bir evlat bağışla.

    Şaban Piriş

    Rabb'im, bana iyilerden bir evlat bağışla.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Rabbim, bana barış ve iyilik sevenlerden birini lütfet!"

  19. Sâffât suresi, 101. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 101. ayet. فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.

    Mehmet Okuyan

    Biz de onu çok hoşgörülü bir oğul ile müjdelemiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine ona uyumlu ve olgun bir oğlan çocuğu müjdeledik.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine ona (kendisi gibi) yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine Onu Haliym bir oğul ile müjdeledik.

    Ali Bulaç

    Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, iyi huylu bir oğulu, sevinçli bir haber olarak Ona verdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.

    Edip Yüksel

    Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk bağışladık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk bağışladık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine onu yumuşak huylu bir oğulla müjdeledik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine onu yumuşak huylu bir oğulla müjdeledik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine onu yumuşak huylu bir oğulla müjdeledik.

    Gültekin Onan

    Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz de ona çok uysal bir oğul müjdesini verdik.

    İbni Kesir

    Biz de ona, hilim sahibi bir oğul müjdeledik.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.

    Süleyman Ateş

    Ona halim bir erkek çocuk müjdeledik.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz de ona, pek yumuşak huylu bir erkek çocuğu müjdesi verdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz de ona, iyi huylu bir erkek çocuğu müjdesi verdik.

    Şaban Britch

    Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdesi verdik.

    Şaban Piriş

    Biz de ona yumuşak kalpli bir erkek çocuk müjdesi verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine biz, İbrahim'e yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.

  20. Sâffât suresi, 102. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 102. ayet. فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Oğlu) onunla birlikte yürüyecek çağa ulaşınca, (İbrahim) "Ey yavrucuğum! Rüyada seni kesmekte olduğumu görüyorum; bir düşün, ne dersin?" demişti. (O da) "Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Hz. İbrahim'in yaşadığı dönemdeki "büyük erkek çocukların kurban edilmesi" geleneğinin etkisiyle Hz. İbrahim'in rüyasında oğlunu kesmekte olduğunu gördüğü, Hz. İsmail'in çocuk yaşta olmasına rağmen babasına yönelik varsa bir emrin uygulanmasını istediği, ancak Yüce Allah'ın suçsuz bir çocuğu öldürmek gibi bir emrinin olamayacağı, Mâide 5:32'de belirtildiği üzere suçsuz yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi olacağı, Kâf 50:29 gereği Allah katında sözün değiştirilmeyeceği gibi gerekçeler nedeniyle Yüce Allah'ın böyle bir işleme izin vermediği anlaşılmaktadır. Hz. İbrahim, rüyasının gereğini yerine getirmek isteyince Yüce Allah'ın ona büyük bir kurbanlık fidye olarak verdiği devam eden ayetlerde ifade edilmektedir. Dikkat edilirse Sâffât 37:105. ayette "Emrimi yerine getirdin" değil de "Rüyayı gerçekleştirdin" buyrularak bunun "ilahî bir emir" değil, "rüya" olduğuna özellikle dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken çocuk onun çaba ve tasasına ortak olacak olgunluğa eriştiğinde, (İbrahim) şöyle dedi: "Yavrucuğum! Kendimi rüyada seni kurban ederken görüyorum; bir bak bakalım, sen bu işe ne dersin?" (Oğul) "Babacığım!" dedi, "Sana emredileni yap; inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın."

    Muhammed Esed

    Ve (bir gün, çocuk, babasının) tutum ve davranışlarını anlayıp paylaşacak olgunluğa eriştiğinde babası şöyle dedi: "Ey yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, bir düşün, ne dersin?" (İsmail): "Ey babacığım" dedi, "sana emredilen neyse onu yap! İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksın!"

    Ahmed Hulusi

    (Oğlu İsmail) Onunla birlikte yürüme olgunluğuna ulaşınca, (İbrahim) dedi ki: "Ey oğulcuğum! Muhakkak ki ben seni uykuda görüyorum ve ben seni kurban ediyorum. . . Bak bakalım sen ne dersin bu işe?". . . (Oğlu) dedi ki: "Ey babacığım. . . Emrolunduğun şeyi yap! İnşaAllah beni sabredenlerden bulacaksın. "

    Ali Bulaç

    Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın."

    Ali Özek ve heyeti

    Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Onun yanında yürüme çağına erişince, şöyle dedi: "Ey oğulcuğum! Aslında, düşümde, senin boğazını kestiğimi gördüm!" "Düşün bakalım; ne dersin?" Dedi ki: "Ey babacığım! Verilen buyruğu yerine getir! Allah dilerse, beni, dirençli olanlar arasında bulacaksın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince, "Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün; ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun" diye cevap verdi.

    Edip Yüksel

    Onunla birlikte çalışma çağına varınca, "Oğlum" dedi, "Rüyamda seni boğazlamam gerektiğini görüyorum. Ne düşünüyorsun?" "Babacığım" dedi, "Sana emredileni uygula. ALLAH dilerse beni sabırlı bulacaksın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onunla birlikte çalışma çağına varınca, 'Oğlum,' dedi, 'Rüyamda seni boğazlamam gerektiğini görüyorum. Ne düşünüyorsun?' 'Babacığım,' dedi, 'Sana emredileni uygula. ALLAH dilerse beni sabırlı bulacaksın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Oğlu) yanında koşma çağına gelince: "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki yanında koşmak çağına erdi, ey yavrum! dedi ben menamda görüyorum ki ben seni boğazlıyorum, artık bak ne görüyorsun! ey babacığım dedi: ne emrolunuyorsan yap! beni inşaallah sabirinden bulacaksın

    Erhan Aktaş

    Çocuk babasıyla birlikte iş tutacak çağa eriştiği zaman, babası: "Ey oğulcuğum! Ben, uykumda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?" dedi. Çocuk: "Ey babacığım! Sana buyurulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Çocuk babasıyla birlikte iş tutacak çağa eriştiği zaman, babası: "Ey oğulcuğum! Ben, uykumda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?" dedi. Çocuk: "Ey babacığım! Sana buyurulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Çocuk babasıyla birlikte iş tutacak çağa eriştiği zaman, babası: "Ey oğulcuğum! Ben, uykumda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?" dedi. Çocuk: "Ey babacığım! Sana buyurulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

    Gültekin Onan

    Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, (sana) buyrulanı yap / yerine getir. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.

    Hasan Basri Çantay

    Artık o (oğul İbrahimin) yanında koşmak çağına erince (babası) "Oğulcağızım, dedi, ben seni rü'yamda boğazlıyorum görüyorum. Bak artık ne düşünürsün". (Oğlu) dedi: "Babacığım, sana edilen emir ne ise yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın".

    İbni Kesir

    O, kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca dedi ki: Oğulcuğum; doğrusu ben, rüyada iken seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin? O da dedi ki: Babacığım; sana emrolunanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ne zaman ki o babasının yanı sıra yürümeye başlayınca dedi ki: “Oğulcağızım, gerçekten ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bak, artık sen ne düşünürsün?” Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

    Süleyman Ateş

    (Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    (Oğlu) kendisiyle birlikte iş yapacak çağa gelince dipnot 1 İbrahim ona şöyle dedi: "Yavrucuğum, uykularımda seni gerçekten kurban olarak kestiğimi görüyorum. Bak bakalım, ne düşünüyorsun?" Dedi ki: "Babacığım, sana ne emrediliyorsa sen onu yap. İnşaallah benim sabırlı davrananlardan /duruşunu bozmayanlardan olduğumu göreceksin dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim Aleyhisselamın birlikte iş yaptığı bildirilen oğlu, İsmail Aleyhisselamdır. O iş Kabe'nin yeniden inşasıdır (Bakara 2/127). Onun İshak Aleyhisselamla birlikte iş yaptığından bahseden bir ayet yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "(İbrahim) ile birlikte çalışacak yaşa gelince ona dedi ki: "Yavrucuğum, rüyamda gördüm; ben gerçekten seni boğazlıyorum. Düşün bakalım, ne dersin?" "Babacığım, ne emrediliyorsa sen onu yap. İnşaallah sabırlılardan olduğumu göreceksin."

    Şaban Britch

    Çocuk, onunla yürüyüp, dolaşacak bir yaşa gelince, ona dedi ki; Oğulcuğum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Bir bak, sen ne görüyorsun? Oğlu: Babacığım! Sana emrolunanı yap! dedi. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın!

    Şaban Piriş

    Çocuk, onunla çalışacak, yürüyecek bir yaşa gelince, ona dedi ki; -Oğulcuğum, bak, rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Ne dersin? Oğlu; -Babacığım, sana emrolunanı yap! dedi. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın!.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çocuk onunla birlikte koşacak yaşa gelince, İbrahim dedi: "Yavrucuğum, uykuda/düşte görüyorum ki ben seni boğazlıyorum. Bak bakalım sen ne görürsün/sen ne dersin?" "Babacığım, dedi, emrolduğun şeyi yap! Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın."

  21. Sâffât suresi, 103. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 103. ayet. فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ

    Diyanet İşleri

    (103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

    Mehmet Okuyan

    Her ikisi de teslim olup, onu (oğlunu) alnı üzerine yatırmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda o ikisi Allah'a teslimiyetlerinin bir gereği olarak (vardıkları sonuca) uydular ve (babası) onu yüzüstü yatırınca,

    Muhammed Esed

    Fakat ikisi Allah'ın emri (olarak gördükleri)ne kendilerini teslim edince ve (İbrahim) onu yüzüstü yatırınca,

    Ahmed Hulusi

    İkisi de (hükme) teslim olup Onu (İsmail'i) yüzüstü yatırdığında. . .

    Ali Bulaç

    Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.

    Ali Özek ve heyeti

    Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:

    Ali Rıza Safa

    Böylece, ikisi de teslim oldu. Ve Onu, yüzüstü yatırdı.

    Bayraktar Bayraklı

    Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olunca, babası onu yan üstü yatırdı.

    Edip Yüksel

    Böylece ikisi de teslim oldu ve onu alnı üzerine yıktı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece ikisi de teslim oldu ve onu alnı üzerine yıktı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki bu suretle ikisi de teslim oldular ve onu tuttu şakağına yıktı

    Erhan Aktaş

    Sonra, ikisi de teslim olup, yanı üzere getirdi,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra, ikisi de teslim olup, yanı üzere getirdi,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra, ikisi de teslim olup, onu alnı üzere yatırınca,

    Gültekin Onan

    Sonunda ikisi de (Tanrı'nın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki bu suretle ikisi de (Allahın emrine) ram oldular, (İbrahim) onu alnı üzere yıkdı.

    İbni Kesir

    İkisi de teslim olunca, babası; oğlunu alnı üzere yatırdı.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) alnı üstü yere yatırdı.

    Süleyman Ateş

    İkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,

    Süleymaniye Vakfı

    İkisi de tam teslim olduklarında (İbrahim) onun şakağını tümseğe koydu;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne zaman ki ikisi de Allah'a teslim oldu; İbrahim onu, alnı yere gelecek şekilde yatırdı.

    Şaban Britch

    Her ikisi de teslimiyet gösterip, İbrahim oğlunu alnı üzerine yatırdığı zaman...

    Şaban Piriş

    Her ikisi de teslimiyet gösterip, İbrahim oğlunu alnı üzerine yatırdığı zaman...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu şakağı üzerine yatırınca,

  22. Sâffât suresi, 104. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 104. ayet. وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

    Diyanet İşleri

    (103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

    Mehmet Okuyan

    (104, 105) Biz ona "Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. dipnot 1 Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz." diye seslenmiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki teslimiyet Hz. İbrahim'in gördüğü rüyayı ilâhi emir olarak algılaması, Hz. İsmail'in ise babasının sözüne gösterdiği teslimiyetti. Baba oğlunu kurban etmeye, oğul da kurban edilmeye teslimiyet göstermişti. Onlar Yüce Allah'ın emri gördükleri husus gereği böyle bir teslimiyet içerisine girince Hz. İbrahim konuyu oğlunu kurban etmek şeklinde anladığı için onu alnı/şakağı üzerine yatırmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz kendisine "Ey İbrahim!" diye seslendik:

    Muhammed Esed

    kendisine seslendik: "Ey İbrahim,

    Ahmed Hulusi

    Biz Ona: "Ey İbrahim!" diye seslendik.

    Ali Bulaç

    Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey İbrahim! diye seslendik.

    Ali Rıza Safa

    Bu sırada, Ona seslendik: "Ey İbrahim!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz."

    Edip Yüksel

    Kendisine, "İbrahim!" diye seslendik,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisine, 'İbrahim!' diye seslendik,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şöyle ona nida ettik: ya İbrahim!

    Erhan Aktaş

    "Ey İbrahim!" diye ona seslendik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey İbrahim!" diye ona seslendik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey İbrahim!" diye ona seslendik.

    Gültekin Onan

    Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik.

    Hasan Basri Çantay

    (104-105) Biz ona: "Ya Ibrahim, rü'yana sadakat gösterdin. Şübhesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız" diye nida etdik.

    İbni Kesir

    Biz, ona şöyle seslendik: Ey İbrahim;

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz ona: “Ey İbrahim!” diye seslendik.

    Süleyman Ateş

    Biz ona: "İbrahim!" diye ünledik.

    Süleymaniye Vakfı

    Ona "Ey İbrahim!" diye seslendik:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O zaman ona; "Ey İbrahim!" diye seslendik.

    Şaban Britch

    Ey İbrahim! diye seslendik.

    Şaban Piriş

    -Ey İbrahim! diye seslendik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

  23. Sâffât suresi, 105. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 105. ayet. قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    "Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."

    Mehmet Okuyan

    (104, 105) Biz ona "Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. dipnot 1 Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz." diye seslenmiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki teslimiyet Hz. İbrahim'in gördüğü rüyayı ilâhi emir olarak algılaması, Hz. İsmail'in ise babasının sözüne gösterdiği teslimiyetti. Baba oğlunu kurban etmeye, oğul da kurban edilmeye teslimiyet göstermişti. Onlar Yüce Allah'ın emri gördükleri husus gereği böyle bir teslimiyet içerisine girince Hz. İbrahim konuyu oğlunu kurban etmek şeklinde anladığı için onu alnı/şakağı üzerine yatırmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    "Artık rüyanı gerçekleştirmiş bulunuyorsun!" Nitekim Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Muhammed Esed

    sen şimdiden o rüya(nın amacı)nı yerine getirmiş oldun!" İşte iyilik yapanları Biz böyle ödüllendiririz:

    Ahmed Hulusi

    "Gerçekten rüyanı doğruladın. . . Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız (yaptığının sonucunu yaşatırız). "

    Ali Bulaç

    "Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz."

    Ali Özek ve heyeti

    Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

    Ali Rıza Safa

    "Düşü gerçekleştirdin!" Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz."

    Edip Yüksel

    "Sen rüyanı uyguladın." İyileri böyle ödüllendiririz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İbrahim rüyasını Tanrı'nın emri sanınca tüm içtenliğiyle, canından çok sevdiği oğlunu kurban etmeye karar verdi. Bu, Tanrı'nın bir emri olamazdı. Tanrı ona bir hayvan göndererek onu rüyasını gerçekleştirmekten kurtardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sen rüyanı uyguladın.' İyileri böyle ödüllendiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ru'yayı gerçek tasdık eyledin, biz böyle mükafat ederiz işte muhsinlere

    Erhan Aktaş

    Sen kesinlikle o rüyayı doğruladın. Biz, Muhsinlere dipnot 1 işte böyle karşılık veririz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen kesinlikle o rüyayı doğruladın. Biz, Muhsinlere dipnot 1 işte böyle karşılık veririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen kesinlikle o rüyayı doğruladın. Biz, Muhsinleri dipnot 1 işte böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimseler, iyi işler yapan, güzel ahlak sahibi.

    Gültekin Onan

    "Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz "

    Hasan Basri Çantay

    (104-105) Biz ona: "Ya Ibrahim, rü'yana sadakat gösterdin. Şübhesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız" diye nida etdik.

    İbni Kesir

    Sen rü'yayı gerçekleştirdin. Elbette Biz, ihsan edenleri böylece mükafatlandırırız.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

    Süleyman Ateş

    "Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!"

    Süleymaniye Vakfı

    "Tamam, rüyanın gereğini yaptın, (artık oğlunu kurban etmene gerek yok) biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rüyanın gereğini yaptın. Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Britch

    Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükafatlandırırız.

    Şaban Piriş

    Sen rüyanı gerçekleştirdin. Biz, iyileri böyle mükafatlandırırız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sen rüyayı gerçekleştirdin. İşte biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz."

  24. Sâffât suresi, 106. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 106. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."

    Mehmet Okuyan

    Bu, apaçık bir imtihandı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. İbrahim'in gördüğü bu rüya apaçık bir imtihana dönüşmüş, ancak Yüce Allah çocuğu kurban etmek yerine başka bir uygulamayı yerine getirmesini gerekli kılmıştı. Böylece Hz. İbrahim'in de bir şeyler yaparak rüyasına konu olayda bir çeşit fedakârlıkta bulunması sağlanmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç şüphesiz bu, elbet apaçık bir sınavdı.

    Muhammed Esed

    çünkü bu, gerçekten apaçık bir sınama idi.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu apaçık bir beladır (öğretici, idrak ettirici deneyim)!

    Ali Bulaç

    Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır,

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bu, gerçekten apaçık bir sınavdı.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz bu büyük bir imtihandır.

    Edip Yüksel

    Gerçekten bu apaçık bir sınavdı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gerçekten bu apaçık bir sınavdı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı, dedik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki bu açık bir ibtila, kat'i bir imtihan

    Erhan Aktaş

    Bu, kesin olarak apaçık bir beladır. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bela "eskimek; denemek, sınamak; gam, musibet, darlık ve sıkıntı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, kesin olarak apaçık bir beladır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bela "eskimek; denemek, sınamak; gam, musibet, darlık ve sıkıntı."

    Gültekin Onan

    Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, bu, apaçık ve kat'i bir imtihandı.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki bu, apaçık bir imtihandı.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.

    Süleyman Ateş

    Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gerçekten bu, yıpratıcılığı açık bir imtihandı dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, İbrahim aleyhisselamın, en sevdiği evladını bile Allah için feda edebildiğini gösterir. İşte tam teslimiyet budur. Allah Teala şöyle buyurur: Sahibi (Rabbi) ona "Teslim ol!" dediğinde o, "Varlıkların Sahibine (Rabbine) teslim oldum!" demişti. (Bakara 2/131)  Aynı teslimiyeti İsmail aleyhisselam da göstermiştir. Allah Teala onunla ilgili olarak da şöyle buyurmuştur: "Bu Kitap'ta İsmail'i de anlat. O, sözünü tutmuştu; nebi olan elçiydi." (Meryem 19/54) Bu ayetlerle kurban edilmek istenenin İsmail aleyhisselam olduğu kesinleşir.

    Şaban Britch

    Bu, elbette apaçık bir imtihandı.

    Şaban Piriş

    Bu, elbette apaçık bir imtihandı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bu, hiç kuşkusuz apaçık imtihanın ta kendisiydi."

  25. Sâffât suresi, 107. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 107. ayet. وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.

    Mehmet Okuyan

    Biz (oğlunun yerine) ona büyük bir kurban fidye vermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz ona fidye olarak muhteşem bir kurban verdik;

    Muhammed Esed

    Ve fidye olarak o'na büyük bir kurban verdik,

    Ahmed Hulusi

    Ona, bedel olarak çok büyük kurban verdik.

    Ali Bulaç

    Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.

    Ali Rıza Safa

    Ve kurtulmalık olarak, Ona, büyük bir kurbanlık verdik. dipnot 378

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 378
      İbrahim peygamberin, oğlu İsmail peygamberi Allah'a kurban etmek istemesi, Tevrat ve İncil'de, diğer oğlu İshak peygamberi kurban etmek istemesi biçiminde yazılıdır. Tevrat, Yaratılış 22:1-14 ayetleri, özetle, şöyledir: "İbrahim, yakmalık sunu için yardığı odunları, oğlu İshak'a yükledi; ateşi ve bıçağı kendisi aldı. İshak: ‘Baba, ateşle odun burada; ama yakmalık sunu kuzusu nerede?' diye İbrahim'e sordu. İbrahim: ‘Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Allah verecek.' dedi. İbrahim, Allah'ın bildirdiği yere vardıklarında bir sunak yaptı. Oğlu İshak'ı bağlayıp, sunaktaki odunların üzerine yatırdı; uzanıp bıçağı aldı. Ama Rabbin meleği: ‘İbrahim... İbrahim!' diye göklerden seslendi. İbrahim, ‘İşte, buradayım!' diye karşılık verdi. ‘Çocuğa dokunma; ona hiçbir şey yapma. Şimdi, Allah'tan korktuğunu anladım; biricik oğlunu, Benden esirgemedin.' İbrahim, çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi; oğlunun yerine yakmalık sunu olarak onu sundu."

    Bayraktar Bayraklı

    Biz ona kurtuluş bedeli olarak büyük bir kurban verdik.

    Edip Yüksel

    Ve biz ona fidye olarak büyük bir kurban verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve biz ona fidye olarak büyük bir kurban verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik

    Erhan Aktaş

    Ona fidye dipnot 1 olarak büyük bir kurbanlık verdik. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedel.
    2. metne dön, dipnot 2
      100. ayetten 107. ayete kadar olan ayetlerde anlatılan olay, 106'ncı ayette de açıklandığı gibi bir beladır, yani denemedir, sınavdır. Bu sınav, Allah'ın emri olarak değil, İbrahim'ın rüyası bağlamında gerçekleşmiştir. Bu sınavla Allah'a olan bağlılığın ne denli güçlü ve samimi olduğu; bir babanın oğlunu dahi feda edecek boyutta bir teslimiyet ortaya konmaktadır. Yoksa Allah'ın İbrahim'e oğlunu kurban etmesi gibi bir emri yoktur. Bir kimsenin en çok sevdiği bir varlıktan bile tereddüt etmeden vaz geçmesinin teslimiyeti anlatılmaktadır. Allah ise bu teslimiyeti bir kurbanlıkla karşılamıştır. Üzerinde durulması gereken İbrahim'in oğlunu kurban etmeye niyetlenmesi değil, teslimiyeti ve Allah'ın bu teslimiyete verdiği karşılıktır. Bu ayetlerin bu olay üzerinden verdiği mesaj Allah'a teslimiyet ve sadakattir. Yoksa Allah'ın nedensiz olarak bir cana kıyılmasını istemesi düşünülemez. Bu tarz bir düşünce Allah'a atılmış en büyük iftira olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona fidye dipnot 1 olarak büyük bir kurbanlık verdik. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedel.
    2. metne dön, dipnot 2
      100'den 107'ye kadar olan ayetlerde anlatılan olay, 106'ncı ayette de açıklandığı gibi bir beladır, yani denemedir, sınavdır. Bu sınav, Allah'ın emri olarak değil, İbrahim'ın rüyası bağlamında gerçekleşmiştir. Bu sınavla Allah'a olan bağlılığın ne denli güçlü ve samimi olduğu; bir babanın oğlunu dahi feda edecek boyutta bir teslimiyet ortaya konmaktadır. Yoksa Allah'ın İbrahim'e oğlunu kurban etmesi gibi bir emri yoktur. Bir kimsenin en çok sevdiği bir varlıktan bile tereddüt etmeden vaz geçmesinin teslimiyeti anlatılmaktadır. Allah ise bu teslimiyeti bir kurbanlıkla karşılamıştır. Üzerinde durulması gereken İbrahim'in oğlunu kurban etmeye niyetlenmesi değil, teslimiyeti ve Allah'ın bu teslimiyete verdiği karşılıktır. Bu ayetlerin bu olay üzerinden verdiği mesaj Allah'a teslimiyet ve sadakattir. Yoksa Allah'ın nedensiz olarak bir cana kıyılmasını istemesi düşünülemez. Bu tarz bir düşünce Allah'a atılmış en büyük iftira olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona fidye dipnot 1 olarak büyük bir kurbanlık verdik. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedel.
    2. metne dön, dipnot 2
      100-107 ayetleri üzerinden Allah'ın İbrahim Nebi'ye oğlunu kurban etmesini emrettiği söylenmektedir. İbrahim'in rüyası "Allah'ın emretmesi gibi" yanlış algılanıyor. Allah'ın, İbrahim'in oğlunu kurban etmesi gibi bir emri yoktur. Allah'ın, bir babadan, oğlunu kesmesini istemesi söz konusu olamaz. Bu, İbrahim'in rüyası bağlamında yaşanmış bir olay olup Allah'ın fidye olarak bir kurbanlık vererek rüyaya müdahalesi söz konusudur.

    Gültekin Onan

    Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

    İbni Kesir

    Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

    Süleyman Ateş

    Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Onun (İsmail'in) fidyesi olarak büyük bir kurbanlık verdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona, onun yerine kurban edeceği büyük bir koç verdik.

    Şaban Britch

    Ona fidye/bedel olarak büyük bir kurbanlık (koç) vermiştik.

    Şaban Piriş

    Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık koç vermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

  26. Sâffât suresi, 108. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 108. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.

    Mehmet Okuyan

    Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet şöyle de tercüme edilebilir: "Gelecek nesiller arasında o ikisinin iyilikle anılmasını sağladık."

    Mustafa İslamoğlu

    geriden gelen herkesin zihninde ona ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:

    Muhammed Esed

    böylece o'nun sonraki kuşaklar tarafından şöyle hatırlanmasını sağladık:

    Ahmed Hulusi

    Sonrakiler içinde, Onun anılmasını sağladık.

    Ali Bulaç

    Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.

    Ali Özek ve heyeti

    Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık:

    Ali Rıza Safa

    Ve sonrakiler arasında, Ona bıraktık.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra gelenler içinde ona iyi bir ün bıraktık.

    Edip Yüksel

    Sonrakiler için onun tarihini koruduk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonrakiler için onun tarihini koruduk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Namını da bıraktık sonrakiler içinde

    Erhan Aktaş

    Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gelecek nesiller arasında ona iyi bir ün bıraktık.

    Gültekin Onan

    Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra gelen (peygamberler ve ümmet) ler arasında ona (iyi bir nam) bırakdık.

    İbni Kesir

    Sonrakiler arasında ona da bıraktık.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.

    Süleyman Ateş

    Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim'in namını sonradan gelenler içinde sürdürdük.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkadan gelenler onları bu halleriyle andılar.

    Şaban Britch

    Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.

    Şaban Piriş

    (108-109) Sonrakiler arasında onun için: -İbrahim'e selam olsun! mirası bıraktık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra gelenler içinde onu hatırlatan bir şey bıraktık.

  27. Sâffât suresi, 109. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 109. ayet. سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim'e selam olsun.

    Mehmet Okuyan

    İbrahim'e selam olsun!

    Mustafa İslamoğlu

    Selam olsun İbrahim'e!

    Muhammed Esed

    "İbrahim'e selam olsun!"

    Ahmed Hulusi

    Selam olsun İbrahim'e.

    Ali Bulaç

    İbrahim'e selam olsun.

    Ali Özek ve heyeti

    İbrahim'e selam! dedik.

    Ali Rıza Safa

    "İbrahim'e selam olsun!"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim'e selam olsun!

    Edip Yüksel

    İbrahim'e selam olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İbrahim'e selam olsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Selam İbrahim'e!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Selam İbrahime

    Erhan Aktaş

    İbrahim'e selam olsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim'e selam olsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim'e selam olsun.

    Gültekin Onan

    İbrahim'e selam olsun.

    Hasan Basri Çantay

    (Bizden) selam İbrahime.

    İbni Kesir

    Selam olsun İbrahim'e.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim’e selam olsun!

    Süleyman Ateş

    (İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi.)

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim'e selam olsun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim'e selam olsun!

    Şaban Britch

    İbrahim’e selam olsun!

    Şaban Piriş

    (108-109) Sonrakiler arasında onun için: -İbrahim'e selam olsun! mirası bıraktık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Selam olsun İbrahim'e!

  28. Sâffât suresi, 110. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 110. ayet. كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Okuyan

    İşte (biz) güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

    Mustafa İslamoğlu

    İyileri Biz, işte böyle ödüllendiririz.

    Muhammed Esed

    Biz iyileri böyle ödüllendiririz,

    Ahmed Hulusi

    Muhsinleri (Allah'a, görürcesine kulluk edenleri) böylece cezalandırırız.

    Ali Bulaç

    Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

    Ali Rıza Safa

    Güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    İyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel

    Biz iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle mükafat ederiz işte muhsinlere

    Erhan Aktaş

    İşte Biz, iyilere böyle karşılık veririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte Biz, iyilere böyle karşılık veririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte Biz, iyileri böyle ödüllendiririz.

    Gültekin Onan

    Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.

    Hasan Basri Çantay

    Biz iyi hareket edenleri işte böyle mükafatlandırırız.

    İbni Kesir

    Biz, ihsan edenleri işte böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.

    Süleyman Ateş

    İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Britch

    İşte iyileri böyle ödüllendiririz.

    Şaban Piriş

    İşte iyileri böyle ödüllendiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böyle ödüllendiririz biz, güzellik sergileyenleri!

  29. Sâffât suresi, 111. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 111. ayet. إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Çünkü o mü'min kullarımızdandı.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira o, Bizim gerçek mü'min kullarımızdan biriydi.

    Muhammed Esed

    çünkü o Bizim gerçekten inanmış kullarımızdandı.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki O, iman eden kullarımızdandır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz o, bizim mü'min olan kullarımızdandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, O, inanan kullarımızdandı.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz o, inanmış kullarımızdandı.

    Edip Yüksel

    O, bizim gerçeği onaylayan kullarımızdandı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, bizim inanan kullarımızdandı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü o Bizim mü'min kullarımızdandı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan

    Erhan Aktaş

    O, Bizim Mü'min kullarımızdandı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, Bizim Mü'min kullarımızdandı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, Bizim inanan kullarımızdandı.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz o, bizim inançlı kullarımızdandır.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat o, mü'min kullarımızdandı.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki o, mü'min kullarımızdandı.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.

    Süleyman Ateş

    Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.

    Süleymaniye Vakfı

    O, bize inanıp güvenen kullarımızdandı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, bize güvenen kullarımızdandı.

    Şaban Britch

    Çünkü o, mü’min kullarımızdan idi.

    Şaban Piriş

    Çünkü O, mü'min kullarımızdan idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O da bizim inanan kullarımızdandı.

  30. Sâffât suresi, 112. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 112. ayet. وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.

    Mehmet Okuyan

    İyilerden bir peygamber olarak ona İshak'ı müjdelemiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de ona kendisini salih kullardan biri olan bir peygamberi, İshak'ı müjdeledik;

    Muhammed Esed

    Ve (zamanı geldiğinde) ona, (kendisi de) bir peygamber (olan) dürüst ve erdemli birini, İshak'ı müjdeledik;

    Ahmed Hulusi

    Ona, salihlerden bir Nebi olarak İshak'ı müjdeledik.

    Ali Bulaç

    Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı da müjdeledik.

    Ali Özek ve heyeti

    Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim’e) İshak'ı müjdeledik.

    Ali Rıza Safa

    Ve erdemli bir peygamber olacak olan İshak'ı, sevinçli bir haber olarak Ona verdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Ona, iyilerden bir peygamber olarak İshak'ın müjdesini verdik.

    Edip Yüksel

    Ona İshak'ı müjdeledik, erdemlilerden bir peygamber olarak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona İshak'ı müjdeledik, erdemlilerden bir peygamber olarak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de onu salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak ile müjdeledik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de onu salihinden bir Peygamber olmak üzere İshak ile müjdeledik

    Erhan Aktaş

    Biz, onu salihlerden bir nebi olan İshak ile müjdeledik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, onu salihlerden bir nebi olan İshak ile müjdeledik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onu salihlerden dipnot 1 bir nebi olan İshak ile müjdeledik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dürüst, seçkin, samimi, erdemli, iyilerden.

    Gültekin Onan

    Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı da müjdeledik.

    Hasan Basri Çantay

    Ona saalihlerden bir peygamber olmak üzere de İshakı müjdeledik.

    İbni Kesir

    Ona salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı müjdeledik.

    Süleyman Ateş

    Biz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir nebi ve salih bir kişi olarak ona İshak'ı müjdeledik.

    Şaban Britch

    O’na salihlerden bir peygamber olacak İshak’ı müjdeledik.

    Şaban Piriş

    O'na salihlerden bir peygamber olacak İshak'ı müjdeledik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz ona, hayrı ve barışı sevenlerden bir peygamber olan İshak'ı müjdeledik.

  31. Sâffât suresi, 113. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 113. ayet. وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.

    Mehmet Okuyan

    Ona ve İshak'a bereketler vermiştik. Her ikisinin neslinden iyilik yapan da kendisine açıkça haksızlık eden de çıkacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    dahası onu ve İshak'ı mübarek kıldık: ama o ikisinin soyundan dürüst ve erdemli olan da var, kendisine açıkça zulmeden de.

    Muhammed Esed

    onu ve İshak'ı kutsadık ama onların soyundan iyi işler yapan da çıkacak, kendisine açıkça zulmeden de.

    Ahmed Hulusi

    Onun üzerine de İshak'ın üzerine de bereket lütfettik. . . O ikisinin neslinden muhsin de var, kendi nefsine apaçık zulmeden de var.

    Ali Bulaç

    Ona ve İshak'a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendisini ve İshak’ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.

    Ali Rıza Safa

    Onu ve İshak'ı kutsadık. İkisinin soyundan güzel davrananlar da vardır; kendisine apaçık yazık eden de.

    Bayraktar Bayraklı

    Onu ve İshak ailesini mübarek kıldık. O ikisinin soyundan iyi iş yapanlar da, kendilerine açıkça zulmedenler de vardır.

    Edip Yüksel

    Ona da İshak'a da lütufta bulunduk. Kuşkusuz, ikisinin de soyundan hem iyi davrananlar var, hem kendisine zulmedenler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona da İshak'a da lütufta bulunduk. Kuşkusuz, ikisinin de soyundan hem iyi davrananlar var, hem kendisine zulmedenler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem ona hem İshak'a bereketler verdik, ikisinin neslinden de hem güzel davrananlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem ona hem İshaka bereketler verdik. İkisinin zürriyyetinden de hem muhsin olan var hem de nefsine açık zulmeden

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona ve İshak'a bereket verdik. Her ikisinin soyundan muhsin dipnot 1 olan da kendisine açıkça zulmeden dipnot 2 de vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Muhsin olmamakla kendisine haksızlık eden.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona ve İshak'a bereket verdik. Her ikisinin soyundan muhsin dipnot 1 olan da kendisine açıkça zulmeden dipnot 2 de vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Muhsin olmamakla kendisine haksızlık eden.

    Gültekin Onan

    Ona ve İshak'a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.

    Hasan Basri Çantay

    Hem ona, hem Ishaka (feyz-ü) bereketler verdik. Her ikisinin neslinden iyi hareket edeni de vardır, nefsine apaçık zulm edeni de.

    İbni Kesir

    Onu da, İshak'ı da mübarek kıldık. O ikisinin soyundan ihsan eden de vardır, kendisine açıkça zulmeden de.

    Mehmet Alagaş

    (83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu ve İshak’ı mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.

    Süleyman Ateş

    Kendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.

    Süleymaniye Vakfı

    Hem ona, hem de İshak'a bereket verdik. İkisinin soyundan dipnot 1 güzel davrananlar da oldu, kendilerini açıkça kötü duruma sokanlar da dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki "İkisinin soyundan" ifadesi "İbrahim'in ve İshak'ın soyundan" anlamındadır. İshak, İbrahim aleyhisselamın oğlu olduğu için onun soyu, elbette babasının da soyudur. İbrahim aleyhisselamın ikinci soyu oğlu İsmail aleyhisselamla devam etmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem İsmail'i dipnot 1 , hem de İshak'ı uğurlu ve bereketli kıldık. İkisinin soyundan da güzel davrananlar olduğu gibi kendilerini açıkça kötü duruma sokanlar da oldu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kurban edilen İsmail aleyhisselam olduğu için burada ismi açıkça yazılmıştır.

    Şaban Britch

    Onu da İshak’ı da mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.

    Şaban Piriş

    Onu da İshak'ı da bereketlendirdik. Onların soyundan iyiler de, kendilerine gerçekten zulmedenler de vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona da İshak'a da bereketler lütfettik. Onların zürriyetlerinden iyi düşünüp iyi davranan da var, öz benliğine açıkça zulmeden de var.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.