Diyanet İşleri
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Secde suresi
Secde suresi, 30. ayet. فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَٱنتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ
fea`riḍ `anhüm venteżir innehüm münteżirûn.
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'ya verilen Kitap, helâk edilen nesiller ve fetih sorusu Secde 23–30 3
Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hala görmeyecekler mi?
"Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?" diyorlar.
De ki: "Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır."
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. Onların sana olan hitapları ve zulümleri böyle bir cahillik derecesine ve azabı çabuk isteme noktasına ulaştığına göre “artık onlardan yüz çevir ve” onların başına gelecek olanı “bekle!” Çünkü artık bu kaçınılmaz bir şeydir. Ama bunun belli bir süresi vardır. Bu süre geldi mi ne öne alınır, ne de geri bırakılır.
“Çünkü onlar da” senin ölüp gitmeni “beklemektedirler.” Senin başına gelecek musibetleri gözetleyip dururlar. Fakat güzel âkıbet, takvâ sahiplerinin olacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Sapıklıklarında devam etmelerinden dolayı onlardan yüz çevir ve onların başına gelecekleri bekle. Şüphesiz onlar da senin onlara vadettiğin azabı bekliyorlar.
Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar,…
Aynı kök: عرض (79 geçiş)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Aynı kök: عرض (79 geçiş)
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan yüz çevir ve bekle! Şüphesiz ki onlar da bekleyenlerdir.
Şu halde boş ver onları da (kendi işine bak); madem onlar beklemeye razılar, sen (dünden) bekle!
Artık onları kendi hallerine bırak ve onların beklediği gibi sen de (hakikatin ortaya çıkmasını) bekle.
Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Muhakkak ki onlar da bekliyorlar!
Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
Artık, onlardan yüz çevir ve bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.
Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Onlar da beklemektedirler.
Öyleyse onlardan yüz çevir ve bekle; onlar da beklemektedirler.
Öyleyse onlardan yüz çevir ve bekle; onlar da beklemektedirler.
Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.
Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar gözetiyorlar
Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.
Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.
Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.
Öyleyse sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Artık onlardan yüz çevir, (inecek azablarını) bekle. Çünkü onlar bekleyicidirler.
Bırak onları ve bekle. Zaten onlar da beklemektedir.
(23-30) Musa’ya da kitabı verdik , Onunla (Musa ile) buluşacağına dair bir tereddüdün olmasın , Onu İsrail oğullarına hidayet vesilesi / rehber yaptık , s abretmelerinden ötürü onlardan emirlerimizle hidayete vesile olan öncüler yaptık. Ayetlerimize kesin olarak inanmışlardı / ikna olmuşlardı. Rabbin kıyamet günü, üstünde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuları karara bağlayacaktır. O nlardan önce nice nesilleri helak et miş olmamız ve onların meskenlerinde geziyor olmaları, onları yola getirmedi mi? İşte bunda kesinlikle ayetler vardır, işitmiyorlar mı? Çorak bir yeri suluyoruz ondan da ekin çıkarıyoruz, hayvanları ve kendileri ondan yiyorlar, görmüyorlar mı? Doğru sözlü iseniz / sözünüze bağlı iseniz Fetih ne zaman? diye soruyorlar, de ki Fetih günü kafirlere iman etmeleri fayda vermez ve onlar bekletilmezler, onlara sırtını dön ve bekle, muhakkak ki onlar da bekleyenlerdir.
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.
Öyleyse sen onlara karşı mesafeli ol ve bekle. Onlar da beklemektedirler dipnot 1 .
Onları bırak, bekle; onlar da seni beklemektedir.
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Şimdi, onlardan uzaklaş ve bekle, onlar da bekliyorlar.
Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.
Therefore, disregard them O Muhammad and wait for the timely, justice that is being prepared above in heaven's realm and they shall also be waiting -either mockingly or in order to be prepared for your next move.
So [Prophet], turn away from them and wait: they too are waiting.
So turn away from them, and wait: they too are waiting.
So (leave them to themselves and) turn away from them and wait; they too are waiting.
So turn from them and wait. They too are waiting.
So turn aside from them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) and await: verily, they (too) are awaiting.
So turn away from them, and wait. They too are waiting.
So turn aside from them and wait. They are also waiting.
So turn thou away from them, and wait; they too are waiting.
They are the lost cause, therefore] Leave them alone and wait, as they are waiting to.
turn then from them and wait; verily, they are waiting too!
Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.
Wherefore avoid them, and expect the issue: Verily they expect to obtain some advantage over thee.
Say: "On the Day of Judgment the faith of those who (now) disbelieve will not profit them, nor will they be reprieved. "
So veer away from them, and wait; surely they (too) are waiting.
So withdraw from them (O Muhammad), and await (the event). Lo! they (also) are awaiting (it).
Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
and then leave them alone, and wait [for the truth to unfold as] they, behold, are waiting.
So turn away from them, and wait! They too are waiting.
Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.
Therefore, disregard them and wait, they too are waiting.
So turn away from them and wait. Indeed, they are waiting.
So turn thou away from them, and wait thou — they are waiting.
So withdraw from them and wait (for the Truth to unfold). Behold, they too are waiting.
So turn away from them and wait: Verily, they too are waiting!
So, just ignore them (O prophet,) and wait. They (too) are waiting.
Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.