Secde suresi

Secde suresi, 30. ayet

Secde suresi, 30. ayet. فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَٱنتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ

fea`riḍ `anhüm venteżir innehüm münteżirûn.

Diyanet İşleri

Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Secde 27–30 · surenin 30. ayeti / 30

Konu Mûsâ'ya verilen Kitap, helâk edilen nesiller ve fetih sorusu Secde 23–30 3

  1. Secde 27

    Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hala görmeyecekler mi?

  2. Secde 28

    "Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?" diyorlar.

  3. Secde 29

    De ki: "Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır."

  4. 30

    Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

30. Onların sana olan hitapları ve zulümleri böyle bir cahillik derecesine ve azabı çabuk isteme noktasına ulaştığına göre “artık onlardan yüz çevir ve” onların başına gelecek olanı “bekle!” Çünkü artık bu kaçınılmaz bir şeydir. Ama bunun belli bir süresi vardır. Bu süre geldi mi ne öne alınır, ne de geri bırakılır.

“Çünkü onlar da” senin ölüp gitmeni “beklemektedirler.” Senin başına gelecek musibetleri gözetleyip dururlar. Fakat güzel âkıbet, takvâ sahiplerinin olacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Sapıklıklarında devam etmelerinden dolayı onlardan yüz çevir ve onların başına gelecekleri bekle. Şüphesiz onlar da senin onlara vadettiğin azabı bekliyorlar.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَعْرِضْ feea'rid sen yüz çevir kök: عرض
  2. عَنْهُمْ anhum onlardan
  3. وَٱنتَظِرْ ventezir ve bekle kök: نظر
  4. إِنَّهُم innehum zaten onlar da
  5. مُّنتَظِرُونَ muntezirune beklemektedirler kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar,…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş)

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlardan yüz çevir ve bekle! Şüphesiz ki onlar da bekleyenlerdir.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde boş ver onları da (kendi işine bak); madem onlar beklemeye razılar, sen (dünden) bekle!

Muhammed Esed

Artık onları kendi hallerine bırak ve onların beklediği gibi sen de (hakikatin ortaya çıkmasını) bekle.

Ahmed Hulusi

Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Muhakkak ki onlar da bekliyorlar!

Ali Bulaç

Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.

Ali Özek ve heyeti

Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.

Ali Rıza Safa

Artık, onlardan yüz çevir ve bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Onlar da beklemektedirler.

Edip Yüksel

Öyleyse onlardan yüz çevir ve bekle; onlar da beklemektedirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öyleyse onlardan yüz çevir ve bekle; onlar da beklemektedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar gözetiyorlar

Erhan Aktaş

Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.

Gültekin Onan

Öyleyse sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.

Hasan Basri Çantay

Artık onlardan yüz çevir, (inecek azablarını) bekle. Çünkü onlar bekleyicidirler.

İbni Kesir

Bırak onları ve bekle. Zaten onlar da beklemektedir.

Mehmet Alagaş

(23-30) Musa’ya da kitabı verdik , Onunla (Musa ile) buluşacağına dair bir tereddüdün olmasın , Onu İsrail oğullarına hidayet vesilesi / rehber yaptık , s abretmelerinden ötürü onlardan emirlerimizle hidayete vesile olan öncüler yaptık. Ayetlerimize kesin olarak inanmışlardı / ikna olmuşlardı. Rabbin kıyamet günü, üstünde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri konuları karara bağlayacaktır. O nlardan önce nice nesilleri helak et miş olmamız ve onların meskenlerinde geziyor olmaları, onları yola getirmedi mi? İşte bunda kesinlikle ayetler vardır, işitmiyorlar mı? Çorak bir yeri suluyoruz ondan da ekin çıkarıyoruz, hayvanları ve kendileri ondan yiyorlar, görmüyorlar mı? Doğru sözlü iseniz / sözünüze bağlı iseniz Fetih ne zaman? diye soruyorlar, de ki Fetih günü kafirlere iman etmeleri fayda vermez ve onlar bekletilmezler, onlara sırtını dön ve bekle, muhakkak ki onlar da bekleyenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.

Süleyman Ateş

Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları bırak, bekle; onlar da seni beklemektedir.

Şaban Britch

Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.

Şaban Piriş

Şimdi, onlardan uzaklaş ve bekle, onlar da bekliyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, disregard them O Muhammad and wait for the timely, justice that is being prepared above in heaven's realm and they shall also be waiting -either mockingly or in order to be prepared for your next move.

Abdul Haleem

So [Prophet], turn away from them and wait: they too are waiting.

Abdullah Yusuf Ali

So turn away from them, and wait: they too are waiting.

Abul A'la Maududi

So (leave them to themselves and) turn away from them and wait; they too are waiting.

Aisha Bewley

So turn from them and wait. They too are waiting.

Al-Hilali & Khan

So turn aside from them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) and await: verily, they (too) are awaiting.

Ali Quli Qarai

So turn away from them, and wait. They too are waiting.

Amatul Rahman Omar

So turn aside from them and wait. They are also waiting.

Arthur John Arberry

So turn thou away from them, and wait; they too are waiting.

Bijan Moeinian

They are the lost cause, therefore] Leave them alone and wait, as they are waiting to.

E. Henry Palmer

turn then from them and wait; verily, they are waiting too!

Edip-Layth

Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.

George Sale

Wherefore avoid them, and expect the issue: Verily they expect to obtain some advantage over thee.

Hamid S. Aziz

Say: "On the Day of Judgment the faith of those who (now) disbelieve will not profit them, nor will they be reprieved. "

Mahmoud Ghali

So veer away from them, and wait; surely they (too) are waiting.

Marmaduke Pickthall

So withdraw from them (O Muhammad), and await (the event). Lo! they (also) are awaiting (it).

Mohamed Ahmed - Samira

Therefore turn away from them and wait as they are waiting.

Muhammad Asad

and then leave them alone, and wait [for the truth to unfold as] they, behold, are waiting.

Mustafa Khattab

So turn away from them, and wait! They too are waiting.

Progressive Muslims

Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.

Rashad Khalifa

Therefore, disregard them and wait, they too are waiting.

Sahih International

So turn away from them and wait. Indeed, they are waiting.

Sam Gerrans

So turn thou away from them, and wait thou — they are waiting.

Shabbir Ahmed

So withdraw from them and wait (for the Truth to unfold). Behold, they too are waiting.

Syed Vickar Ahamed

So turn away from them and wait: Verily, they too are waiting!

Taqi Usmani

So, just ignore them (O prophet,) and wait. They (too) are waiting.

The Monotheist Group

Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩