Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 199. ayet

Şuarâ suresi, 199. ayet. فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

feḳara'ehû `aleyhim mâ kânû bihî mü'minîn.

Diyanet İşleri

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 196–202 · surenin 199. ayeti / 227

Konu Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" Şuarâ 192–212 3

  1. Şuarâ 196

    Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.

  2. Şuarâ 197

    İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir?

  3. 198–199

    (198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.

  4. Şuarâ 200

    İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk.

  5. Şuarâ 201–202

    (201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 198–199. ayetler için yazılmıştır.

198-199. “Eğer biz onu Arap olmayan” onların dillerini anlamayan ve onlara maksadını gereği gibi ifade edemeyen “birine indirmiş olsaydık, o da onu bunlara okusaydı, onlar yine ona iman etmezlerdi.” Onun söylediğini anlayamıyoruz, neye davet ettiğini bilemiyoruz, derlerdi. O bakımdan insanların en fasihlerinin dili ile maksatlara açık seçik ibarelerle, en yetkin ifadelerle ve onların menfaatini en çok kollayan bir kimsenin dili üzere bu Kitap kendilerine gönderildiği için Rablerine hamdetsinler. Bu Kitabı tasdik etmekte, onu teslimiyet ve kabul ile karşılamakta çabuk hareket etsinler. Ancak ellerinde herhangi bir gerekçe bulunmaksızın bu Kitabı yalanlamaya kalkışmaları, sadece ve sadece katıksız bir küfür ve bir inattır. Daha önceden yalanlamış bulunan ümmetlerin birbirlerinden devraldıkları bir mirastır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer bu kitabı onlara ( Arapça) okusaydı, ona yine de iman etmeyip, şöyle diyeceklerdi: "Biz onu anlamıyoruz." Hâlbuki kendi dilleriyle indirdiği için Allah'a hamt etmelidirler."

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقَرَأَهُۥ fe karaehu onu okusaydı kök: قرا
  2. عَلَيْهِم aleyhim onlara
  3. مَّا ma
  4. كَانُوا۟ kanu olmazlardı kök: كون
  5. بِهِۦ bihi ona
  6. مُؤْمِنِينَ mu'minine inanıyor kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

  • Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

o da o (mesajı) kendilerine okusaydı, yine de ona inanmazlardı.

Muhammed Esed

ve bu yabancı onu (kendi diliyle) onlara okusaydı, onlar yine inanacak değillerdi.

Ahmed Hulusi

Onu, onlara bildirseydi; gene Ona iman etmezlerdi.

Ali Bulaç

Böylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi.

Ali Özek ve heyeti

bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Ali Rıza Safa

Öylece onlara okusaydı; yine de Ona inanmayacaklardı.

Bayraktar Bayraklı

- Biz, Kur'an'ı Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Edip Yüksel

Ve onu onlara okusaydı onu onaylamayacaklardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve onu onlara okusaydı ona inanmıyacaklardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

o kendilerine kıraet etse idi yine iyman etmiyeceklerdi

Erhan Aktaş

O da bunu onlara okusaydı, onlar yine de inanmayacaklardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O da bunu onlara okusaydı, onlar yine de inanmayacaklardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O da bunu onlara okusaydı, onlar yine de inanmayacaklardı.

Gültekin Onan

Böylece onlara okusaydı, yine ona inançlı olmayacaklardı.

Hasan Basri Çantay

onlara karşı bunu okusaydı yine buna iman edici kimseler değillerdi onlar.

İbni Kesir

Ve o, bunu onlara okusaydı, yine de ona inananlardan olmazlardı.

Mehmet Alagaş

(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.

Rowwad Tercüme Merkezi

O da onlara (Kur'an'ı Arapça) okusaydı, yine de ona iman edecek değillerdi.

Süleyman Ateş

Onu onlara okusaydı, ona inanmazlardı:

Süleymaniye Vakfı

o da bunlara okusaydı, ona inanıp güvenmezlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O da bunlara okusaydı inanmaları söz konusu olmazdı.

Şaban Britch

O da onlara (Kur'an'ı Arapça) okusaydı, yine de ona inanmazlardı.

Şaban Piriş

O da onlara okusaydı, yine de ona inanmazlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And had the prophet read it to them, they would not have understood it nor welcomed it or given credence to it.

Abdul Haleem

and he had recited it to them, they still would not have believed in it.

Abdullah Yusuf Ali

And had he recited it to them, they would not have believed in it.

Abul A'la Maududi

they would still not have believed in it. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, now when a man from among themselves is reciting to them this divine revelation in lucid Arabic, they say that he himself has composed it, and therefore it cannot be from Allah. But if the same revelation in eloquent Arabic had been sent down by Allah to a non Arab as a miracle, and he had recited it before them in perfect Arabic accent, they would have invented some other excuse for not believing in him. They would have said that he is under the power and influence of a jinn, who speaks Arabic through a non Arab. As a matter of fact, a lover of the truth considers the thing presented before him coolly and forms an opinion about it after due thought. But an obdurate person who is unwilling to believe, pays no attention to it at all, but instead seeks all sorts of excuses to reject it, and will, in any case, invent an excuse for his denial. This obduracy of the unbelieving Quraish has been exposed over and over again in the Quran, and they have been clearly told that even if a miracle were shown to them, they would certainly have found an excuse to deny it because they are not inclined to believe: O Messenger, even if We had sent down to you a Book written on paper, and even if they had touched it with their own hands, the disbelievers would have said: This is nothing but manifest sorcery. (Surah Al-Anaam, Ayat 7). Even if We had opened a gate for them in heaven, and they had begun to ascend through it, they would have said: Our eyes have been dazzled; nay, we have been bewitched. (Surah Al-Hijr, Ayats 14-15).

Aisha Bewley

who had then recited it to them, they still would not have iman in it.

Al-Hilali & Khan

And he had recited it unto them, they would not have believed in it.

Ali Quli Qarai

and had he recited it to them, they would not have believed in it.

Amatul Rahman Omar

And he had recited this (eloquent word of God in Arabic) to them, (even then) they would never have believed in it.

Arthur John Arberry

and he had recited it to them, they would not have believed in it.

Bijan Moeinian

still they would have believed in it.

E. Henry Palmer

and he had read it to them, they would not have believed therein.

Edip-Layth

He related it to them; they would not have acknowledged it.

George Sale

and he had read the same unto them, yet they would not have believed therein.

Hamid S. Aziz

Had We sent it down to any one of any other nation but the Arabs,

Mahmoud Ghali

Then he had read to them, in no way would they have been believers in it.

Marmaduke Pickthall

And he had read it unto them, they would not have believed in it.

Mohamed Ahmed - Samira

And he had recited it to them, and they had not believed (it would have been different).

Muhammad Asad

and had he recited it unto them [in his own tongue], they would not have believed in it.

Mustafa Khattab

who would then recite it to the deniers ˹in fluent Arabic˺, still they would not have believed in it!

Progressive Muslims

And he related it to them, they would not have believed in it.

Rashad Khalifa

And had him recite it (in Arabic), they could not possibly believe in it.

Sahih International

And he had recited it to them [perfectly], they would [still] not have been believers in it.

Sam Gerrans

And he had recited it to them, they would not have been believers in it.

Shabbir Ahmed

And had he read it to them, they would have had reason to disbelieve it.

Syed Vickar Ahamed

And if he read it to them, they would not have believed in it.

Taqi Usmani

and he had recited it to them, they would not have believed in it.

The Monotheist Group

And he read it to them, they would not have believed in it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 199. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 199. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 199. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩