Diyanet İşleri
Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 196. ayet. وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ
veinnehû lefî zübüri-l'evvelîn.
Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'ın indirilişi; "onu şeytanlar indirmedi" Şuarâ 192–212 3
(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.
Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir?
(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
196. Önceki kitaplar, onun gönderileceğini ve doğruluğunu müjdelemişlerdir. Bu Kitap, önceki kitapların haber verdiği gibi aynen nazil olmakla önceki kitapları da tasdik etmiş oluyordu. Bu Kitap, hak ile inmiş ve önceki peygamberleri de tasdik etmiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Muhakkak bu Kur'an, daha öncekilerin kitaplarında da zikredilmiştir. Önceki semavi kitaplar onu müjdelemişlerdi.
Aynı kök: زبر (11 geçiş)
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
Aynı kök: زبر (11 geçiş)
Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya,…
Aynı kök: زبر (11 geçiş)
(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O (Kur'an'ın ilkeleri), öncekilerin kitaplarında dipnot 1 da vardı. dipnot 2
Yine kuşku yok ki bu (mesaj), öncekilerin hikmet yüklü sayfalarında da yer almakta.
Ve bu (mesaj, temel çizgileriyle), hiç şüphesiz, ilahi hikmetleri bildiren önceki kitaplarda da yer almaktadır.
Şüphesiz ki O (hakikat bilgisi), öncekilerin hikmetli bilgilerinde de vardır.
Ve hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır.
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
Aslında, O, öncekilerin kitaplarında da vardır.
Kur'an, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
Daha önceki kitaplarda da anılmıştır.
Daha önceki kitaplarda da anılmıştır.
O, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da var.
Hem o şübhesiz evvelkilerin kitablarında da var
Kuşkusuz o kesinlikle öncekilerin Zeburlarında dipnot 1 da vardır.
Kuşkusuz o kesinlikle öncekilerin Zebur'larında dipnot 1 da vardır.
Kuşkusuz o kesinlikle öncekilerin Zebur'larında dipnot 1 da vardır.
Ve hiç şüphesiz, o (Kuran), geçmişlerin kitaplarında da vardır.
Şübhe yok ki o (Kur'an) daha evvelkilerin kitablarında da vardır.
O, daha öncekilerin kitablarında vardır.
(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.
Şüphesiz bu (Kur’an) öncekilerin kitaplarında da vardı.
O(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır.
Bu, elbette öncekilerin zeburlarında dipnot 1 /kitaplarında vardır.
Kur'an, elbette öncekilerin Kitap'larında da vardı.
O, önceki kitaplarda da (vardır).
O, önceki kitaplarda da (bildirilmiştir)
O, elbette ki öncekilerin kitaplarında da var.
And it was indeed referred to and proclaimed in the Scriptures of earlier generations.
This was foretold in the scriptures of earlier religions.
Without doubt it is (announced) in the mystic Books of former peoples.
(a revelation embodied) in the scriptures of the ancients. dipnot 1
It is certainly in the scriptures of the previous peoples.
And verily, it (the Qur’ân, and its revelation to Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم) is (announced) in the Scriptures [i.e. the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel)] of former people.
It is indeed [foretold] in the scriptures of the ancients.
Verily, it (is the Book which) finds mention in the Scriptures of the earlier peoples.
Truly it is in the Scriptures of the ancients.
This has been prophesied in the books of previous generations.
and, verily, it is (foretold) in the scriptures of yore!
It is in the Psalms of old.
And it is born witness to in the scriptures of former ages.
In plain Arabic language,
And surely it is indeed in the Scriptures (Literally: Zubur, i. e. the Psalms) of the earliest (people).
And lo! it is in the Scriptures of the men of old.
This is (indicated) in the Books of earlier people.
And, verily, [the essence of] this [revelation] is indeed found in the ancient books of divine wisdom [as well].
And it has indeed been ˹foretold˺ in the Scriptures of those before.
And it is in the Psalms of old.
It has been prophesied in the books of previous generations.
And indeed, it is [mentioned] in the scriptures of former peoples.
And it is in the writings of the former peoples.
And verily, it (the Qur'an) has been announced in the previous Scriptures.
And without doubt it is (from) the mystic Books of the earlier peoples.
And of course, it is (mentioned) in the Scriptures of the former people.
And it is in the scriptures of old.