Diyanet İşleri
Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 224. ayet. وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ
veşşu`arâü yettebi`uhümü-lgâvûn.
Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "En yakın akrabanı uyar"; şairler Şuarâ 213–227 3
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
Onlar, her günahkar yalancıya inerler.
Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.
(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.
Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 224–226. ayetler için yazılmıştır.
224. Yüce Allah, peygamberlerini üzerine şeytanların inmesinden tenzih ettikten sonra, onun şiirden de uzak olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır: “Şairlere de” yani ben size şairlerin halini ve onların değişmez vasfını da bildireyim mi? Onlara “azgınlar” hidâyet yolundan sapıp azgınlık ve helâk oluşun yoluna yönelmiş olan kimseler “uyar.” Bunlar, kendi özleri itibariyle azgın oldukları gibi her azgın, sapık ve fesat ehli kimselerin onlara tâbi olduklarını görürsün.
225. “Görmez misin ki onlar” azgınlıkları ve ileri derecedeki sapıklıkları dolayısıyla şiir vadilerinden “her bir vadide şaşkınca dolaşırlar.” Kimi zaman över, kimi zaman yererler, kimi zaman aşk şiiri söylerler. Kimi zaman alay ederler. Kimi zaman neşelenir, kimi zaman kederlenirler. Onların istikrarları yoktur. Herhangi bir hal üzere sebat etmezler.
226. “Ve yapmadıkları şeyleri söylerler.” Şairlerin vasfı budur. Onların sözleri ile fiilleri birbirini tutmaz. Şairin ince ve duygulu bir aşk şiiri söylediğini işittiğin vakit onu, insanlar içinde en zorlu aşka tutulmuş biri zannedersin. Halbuki kalbinde ondan eser yoktur. Onun bir övgü ya da yergisini işitecek olursan, Bu doğrudur, dersin. Halbuki yalan söylemektedir. Bazen yapmadığı işlerle övünür. Terk etmediği şeyleri terk ettiğini söyler. Yanına bile yakalaşmadığı cömertliklerini dile getirir. Yiğit süvarilerden daha kahraman olduğunu söylerken korkaklardan daha korkak olduğu görülür vb. İşte onların vasıfları budur.
imdi bir bakalım; doğru yol üzere giden, insanlar arasında iyilikleri kendisinde en çok toplayan, doğru ve hidâyet bulmuş herkesin kendisine tâbi olduğu, hidâyet üzere dosdoğru yürüyüp helâk edici yollardan uzak duran, davranışları arasında çelişki bulunmayan, sözleri amellerine zıt düşmeyen, Allah’ın Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in hali hiç böyle midir? O ki hayırdan başkasını emretmez. Kötülükten başkasını da yasaklamaz. O, ne haber vermişse doğrudur. Neyi emretmişse mutlaka emrettiğini ilk yapan odur. Neyi yasaklamışsa herkesten önce o işi o, terk etmiştir. Hiç onun hali şairlerin haline benzer mi? Hatta onları andırır mı? Yoksa onun hali bütün yönleriyle onlarınkinden farklı mıdır? Allah’ın salat ve selamları, peygamberlerin en üstünü, en faziletli şahsiyet olan bu Rasûle olsun ki o, şair de değildir, sihirbaz da değildir, deli de değildir. Ona ancak mükemmellikler yaraşır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlardan olduğunu iddia ettiğiniz şairlere hidayet ve istikamet yolundan sapmış olanlar uyarlar. Şairlerin söylemiş oldukları şiirleri rivayet edip, dururlar.
Aynı kök: غوي (22 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini…
Aynı kök: غوي (22 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
(41-42) Allah, "İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur" dedi.
Aynı kök: غوي (22 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba…
Aynı kök: شعر (40 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim…
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(İnançsız) şairler(e gelince), onlara azgınlar uyarlar.
Ve (Şamanlığa soyunan) şairler... Onları, batıl inanç peşindeki cahil ve bilinçsizler izlerler.
Şairlere gelince, (onlar da kendi kendilerini aldatmaya yatkındırlar ve bu sebeple) onlara (da yalnızca) azgınlar uymaktadır.
Şairler (şiirlerle duygusallığı tahrik ederek, insanları tanrı edindiklerine tapınmaya yönlendirenler); onlara hakikatten sapanlar tabi olur.
Şairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.
Ozanlara da azgınlar uyar.
"Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyarlar."
Şairlere ise azgınlar uyar.
Şairlere ise azgınlar uyar.
Şairler(e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer.
Şairler, bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer
Ve o şairler; onlara azgınlar tabi olur. dipnot 1
Ve o şairler; onlara azgınlar tabi olur. dipnot 1
Ve şu şairler; onlara azgınlar tabi olur. dipnot 1
Şairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.
Şairler (e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.
Şairlere gelince; onlara da azgınlar uyar.
(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.
Şairlere de azgınlar uyar.
Şa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar.
Şairlere dipnot 1 gelince, onlara da boş hayale kapılıp yoldan çıkanlar uyarlar.
Şairlere gelince, onların peşinden gidenler de hayalperestlerdir...
Şairlere gelince, onlara da azgınlar uyar.
Ve şairler, onlara da azgınlar uyar.
Şairlere gelince, onlara da çapkınlar, sapkınlar uyar.
And the poets are followed as the exemplar or the model by those whose ruling passion conquers reason and they refer their course of action and way of life to the region of poetry or emotions and waste their days in vanity.
only those who are lost in error follow the poets.
And the Poets,- It is those straying in Evil, who follow them:
As for poets, only the wayward follow them. dipnot 1
And as for poets, it is the misled who follow them.
As for the poets, the erring ones follow them,
As for the poets, [only] the perverse follow them.
And (as for) the poets, it is the erring ones who follow them.
And the poets -- the perverse follow them;
As for the poets (and the artists who visit our houses constantly with their enchanting works, ) they enchant only those who reject God pleasing moral standards.
And the poets do those follow who go astray!
The poets, are followed by the strayers.
And those who err follow the steps of the poets:
And impart what they have heard; but most of them are liars.
And the poets, the misguided closely follow them;
As for poets, the erring follow them.
As for the poets, only those who go astray follow them.
And as for the poets [they, too, are prone to deceive themselves: and so, only] those who are lost in grievous error would follow them.
As for poets, they are followed ˹merely˺ by deviants.
And the poets, are followed by the strayers.
As for the poets, they are followed only by the strayers.
And the poets - [only] the deviators follow them;
And the poets: those who err follow them.
As for poets, the strayers follow them. (Poets claim that they speak out of intuition or inspiration. Their followers succumb to emotional deceit).
As for the poets— Those astray (in evil) who follow them:
As for the poets, they are followed by the straying people.
And the poets, are followed by the strayers.