Diyanet İşleri
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 7. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّتُنذِرَ أُمَّ ٱلْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنذِرَ يَوْمَ ٱلْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِى ٱلْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِى ٱلسَّعِيرِ
vekeẕâlike evḥaynâ ileyke ḳur'ânen `arabiyyel litünẕira ümme-lḳurâ vemen ḥavlehâ vetünẕira yevme-lcem`i lâ raybe fîh. ferîḳun fi-lcenneti veferîḳun fi-sse`îr.
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin gelişi ve şehirlerin anası Şûrâ 1–9 3
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.
Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. Daha sonra Yüce Allah, Rasûlüne ve insanlara Kur’ân-ı Kerîm’i indirme lütfunu hatırlatarak şöyle buyurmaktadır: “İşte bu şekilde sana da hem şehirlerin anası” kasıt Mekke-i Mükerreme’dir “ve onun etrafında bulunanları” diğer Arap şehir ve kasabalarını “uyarasın” sonra da bu uyarı, diğer insanlara da ulaşsın; “hem de kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan” ve Allah’ın öncekileri de sonrakileri de bir araya getireceği “toplanma günü ile uyarasın” ve bu günde hiçbir şüphe bulunmadığını “belirtesin diye” lafız ve manaları apaçık “Arapça bir Kur’ân vahyettik.”
Ayrıca insanlara bu günde iki gruba ayrılacaklarını ve o gün “bir grup” yani Allah’a iman edip peygamberleri tasdik edenler “cennette” kâfir ve inkarcı sınıflardan oluşan diğer “bir grup da cehennemde olacaktır” diye haber veresin.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Senden önceki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Böylece sen Mekke ve çevresinde bulunan Arap şehirlerindeki insanları ve sonrasında da bütün insanları uyarıp, insanları kıyamet günüyle korkutasın. Yüce Allah, o günde öncekileri ve sonrakileri hesap vermeleri için hepsini bir alana toplar. O günün gerçekleşeceğine dair hiçbir şüphe yoktur. Kıyamet gününde insanlar iki kısma ayrılacaklar: Bir kısmı cennetteler, onlar da Mümin olanlardır. Bir kısmı da cehennemdedirler ve onlar da kâfirlerdir.
Aynı kök: حول (25 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)
İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği…
Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak…
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
(1-2) (Ey Muhammed!) De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: "Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şehirlerin anasını dipnot 1 (Mekkelileri) ve onun çevresindekileri uyarman dipnot 2 ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle (ilgili) onları uyarman için sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemde (olacak)tır.
İşte Biz sana, hem Şehirlerin Anası'nı ve onun çevresindekileri uyarman, hem de kendisinde asla kuşku bulunmayan Toplanma Günü'ne karşı (insanlığı) ikaz etmen için Arapça bir Kur'an vahyettik: (Sonuçta) bir kısmı cennete girecek, bir kısmı da ateşe.
(Sana sadece Bizim mesajımız emanet edilmiştir:) işte Biz sana Arap dilinde bir hitabe gönderdik ki, bütün kentlerin atasını ve çevresinde oturanları uyarabilesin; yani, (varlığı) her türlü şüphenin üstünde olan Toplanma Günü'ne karşı (onları) uyarasın. (O Gün) bazısı cennete girecek, bazısı da yakıcı ateşe.
İşte böylece sana (Onu) Arapça bir Kur'an (olarak) vahyettik ki, hem Mekke halkını ve Onun yöresindekileri uyarasın; hem de kendisinde şüphe olmayan toplanma sürecinin dehşeti hakkında bilgi edinilsin! (Onlardan) bir bölümü cennettedir, bir bölümü de alev dalgaları yayılan ateştedir.
İşte biz sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik; şehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.
Şehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir.
Ve işte böylece, sana, çok kolay anlaşılacak Kur'an'ı bildirdik. Kentlerin anasını ve tüm çevresini, hakkında kuşku olmayan Toplanma Günü'yle uyarman için. dipnot 413 Bir küme cennette, bir küme de yakıcı ateşte olacaktır.
İşte böylece şehirlerin anası Mekke ve çevresindekileri uyarman ve gerçekleşmesinde şüphe bulunmayan toplanma günü hakkında korkutman için sana Arapça bir Kur'an indirdik. O gün insanların bir kısmı cennette, bir kısmı da alevli ateşte olacaktır.
Kentlerin anası ve çevresini uyarman için ve gerçekleşecek olan Toplanma Gününe karşı uyarman için biz kusursuz bir dile sahip olan bir Kuran'ı böylece sana vahiy ediyoruz. Onlardan bir kısmı bahçeye, bir kısmı da cehenneme girecektir. dipnot 1
Başkent ve çevresini uyarman için ve gerçekleşecek olan Toplanma Gününe karşı uyarman için biz kusursuz bir dile sahip olan bir Kuran'ı böylece sana vahyediyoruz. Onlardan bir kısmı cennete, bir kısmı da cehenneme girecektir.
İşte böylece sana Arapça bir Kur'an vahyetmekteyiz ki, Anaşehir (Mekke) halkını ve çevresindekileri uyarasın ve hakkında şüphe olmayan o toplama (kıyamet) gününün dehşetini haber veresin. Bir grup cennette, bir grup da cehennemdedir.
Ve işte böyle sana Arabi bir Kur'an vahiyetmekteyiz ki Ümmülkurayı ve çevresindekileri sakındırasın ve o toplama gününün dehşetini haber veresin onda şübhe yok, bir fırka Cennette, bir fırka sairde
Kentlerin anası dipnot 1 ve civarındakileri, geleceği kesin olan Toplanma Günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.
Kentlerin anası dipnot 1 ve civarındakileri, geleceği kesin olan toplanma günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.
Kentlerin anası dipnot 1 ve civarındakileri, hakkında kuşku olmayan toplanma günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.
İşte biz sana böyle Arapça bir Kuran vahyettik; şehirlerin anası (ümmelkur'a) (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.
Şehirlerin anası (halkı) na ve etrafında bulunanlara gelecek tehlikeleri haber vermen için ve hakkında hiçbir şübhe bulunmayan o toplanma gününün dehşetiyle korkutman için sana böyle Arabca bir Kur'an vahyetdik. (Onlardan) bir takımı cennetde, bir takımı cehennemdedir.
Şehirlerin anasını ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve hakkında hiç bir şüphe bulunmayan o toplanma günüyle korkutman için, sana böyle arabça bir Kur'an vahyettik. Bir fırka cennette, bir fırka da çılgın alevli cehennemdedir.
(7-12) Mekke’yi ve etrafındakileri uyarman için , şüphe duyulmayan toplanma gününden uyarman için , işte böyle, biz sana Arabi bir Okunanı / Kuranı vahyettik. Bir kısım / bir fırka cennette bir kısmı da ateşte. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ümmet yapardı ve lakin istediği kimseler, esirgemesine / rahmetine soku lur, zalimlerin ise onların bir dostu ve de bir yardımcısı yoktur. Yoksa O’ndan başka dostlar mı edindiler? Allah işte O, dosttur, O ölülere hayat verir, O her şeyi güç yetirip ayarlayandır / kâdirdir. Karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konuların hükmü hakkında ki karar Allah’a aittir, işte sizin Rabbiniz olan Allah, benim de Rabbimdir , O’na vekaleti verdim / O ’nu vekil tayin ettim ve yönümü ona gönülden yöneldim. Semaları ve Arzı yarıp çıkarmıştır (fatır), sizler için kendinizden türdeş eşler ve ziraatini yaptığınız / çiftçiliğini yaptığınız nimetlerden de çiftler /dişler erkekler yapmıştır, O’nun bir benzeri / bir misli daha yoktur (zât, sıfat ve eylem itibari ile benzersizdir) ve O işitendir, görendir. Semaların ve Arzın otorite anahtarları / meqalid O’ndadır. (İnsan O’nun mülküne misafirdir) İstediği kimse için rızkı basitleştiriyor ve ayarlıyor, muhakkak ki O her şeyi bilendir.
Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup Cennet'te, bir grup ise Cehennem'dedir.
Biz sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik ki Anakent (Mekke'y)i ve çevresinde bulunanları ikaz edip; (vukuunda) asla kuşku bulunmayan toplanma gününe karşı uyarasın. (O gün), bir bölük cennette, bir bölük ateştedir.
İşte sana böyle Arapça bir Kur'an dipnot 1 vahyettik ki bütün kentlerin merkezini (Mekke'yi dipnot 2 ) ve onun çevresinde olanları uyarasın dipnot 3 . Geleceğinde şüphe olmayan toplanma günü dipnot 4 konusunda da uyarasın. (O gün insanların) Bir kesimi cennette, bir kesimi de alevli ateşin içinde olacaktır dipnot 5 .
İşte böyle. Bunu sana, Arapça kur'anlar (ayet kümeleri) halinde vahyettik ki Anakent'te (Mekke'de) ve çevresinde olanları uyarasın. Geleceğinden şüphe olmayan toplanma günü konusunda da uyarasın. Bir kesim Cennette, bir kesim de alevli ateşin içinde olacaktır.
Ummul-Kura/Mekke ve çevresindekileri uyarman için, hakkında hiçbir şüphenin bulunmadığı toplanma günü ile uyarasın diye; işte sana, böyle Arapça bir Kur’an vahyettik. (İnsanların) bir takımı cennettedir, bir takımı da çılgın alevler içinde!
Mekke ve çevresindekileri uyarman için, hakkında hiçbir kuşkunun bulunmadığı toplanma günü ile uyarasın diye; işte sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. O gün insanların bir takımı cennettedir, bir takımı da çılgın alevler içinde.
İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplama günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.
Thus did We inspire to you O Muhammad a Quran in the Arabic literary form to warn the people of the Mother City -Macca- and the people of all cities around. To caution them against the horror and grisly dread which shall dwell without end on the undoubted and inevitable Day of the Throng when some shall be in the beautiful and blissful region of heaven's realm and others in the blazes.
So We have revealed an Arabic Quran to you, in order that you may warn the capital city and all who live nearby. And warn [especially] about the Day of Gathering, of which there is no doubt, when some shall be in the Garden and some in the blazing Flame.
Thus have We sent by inspiration to thee an Arabic Qur'an: that thou mayest warn the Mother of Cities and all around her,- and warn (them) of the Day of Assembly, of which there is no doubt: (when) some will be in the Garden, and some in the Blazing Fire.
And thus did We reveal this Arabic Qur'an dipnot 1 to you that you may warn the people of the Mother of Cities (to wit, Makkah) and those who dwell around it; dipnot 2 and warn them of the Day of Gathering dipnot 3 concerning which there is no doubt: whereon some will be in Paradise, and some in the Blazing Fire.
Accordingly We have revealed to you an Arabic Qur’an so that you may warn the Mother of Cities* and those around it, and give warning of the Day of Gathering about which there is no doubt: one group in the Garden, the other in the Blazing Fire.
And thus We have revealed to you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) a Qur’ân in Arabic that you may warn the Mother of the Towns (Makkah) and all around it, and warn (them) of the Day of Assembling of which there is no doubt: when a party will be in Paradise (those who believed in Allâh and followed what Allâh’s Messenger صلى الله عليه و سلم brought them) and a party in the blazing Fire (Hell) (those who disbelieved in Allâh and followed not what Allâh’s Messenger صلى الله عليه و سلم brought them).[1]
Thus have We revealed to you an Arabic Qur’ān that you may warn [the people of] the Mother of the Towns and those around it, and warn [them] of the Day of Gathering, in which there is no doubt, [whereupon] a part [of mankind] will be in paradise and a part will be in the Blaze.
(Just as We have sent this revelation, ) so We have sent (as another favour) to you the Qur'ân in Arabic through revelation so that you may warn the (people of) Metropolis (- the Makkans) and (all) those around it and that you may warn (them) of the Day of (general) Gathering, (the Day) about the advent of which there is no doubt; (the Day) there will be a party (of those going) in to Paradise and another party (of those going) in the blazing Fire.
And so We have revealed to thee an Arabic Koran, that thou mayest warn the Mother of Cities and those who dwell about it, and that thou mayest warn of the Day of Gathering, wherein is no doubt -- a party in Paradise, and a party in the Blaze.
Thus I (God) have revealed to you this Qur’an in Arabic language so that you may warn the people of your hometown and surroundings about the inevitable Day of resurrection. [On that Day] some will go to Paradise and the rest will go to Hell.
Thus have we revealed an Arabic Qur'an, that thou mayest warn the Mother of cities and all around it; and warn them of a day of gathering, there is no doubt therein;- a part in Paradise and a part in the blaze.
Thus We have inspired to you an Arabic compilation, so that you may warn the capital town and all around it, and to warn about the day of Gathering that is inevitable. A group will be in Paradise, and a group in hell.
Thus have We revealed unto thee an Arabic Koran, that thou mayest warn the metropolis of Mecca, and the Arabs who dwell round about it; and mayest threaten them with the day of the general assembly, of which there is no doubt: One part shall then be placed in paradise, and another part in hell.
And thus have We revealed to you an Arabic Lecture (Quran), that you may warn the Mother City (Mecca) and those around it, and that you may give warning of the Day of Gathering wherein is no doubt; when some will be in the Garden and some in the burning Fire.
And thus We have revealed to you an Arabic Qur'an, that you may warn the Mother of the Towns (Makkah) and whomever are (dwelling) around it, and to warn of the Day of Gathering, wherein there is no suspicion: a group in the Garden, and a group in the Blaze.
And thus We have inspired in thee a Lecture in Arabic, that thou mayst warn the mother-town and those around it, and mayst warn of a day of assembling whereof there is no doubt. A host will be in the Garden, and a host of them in the Flame.
We have, therefore, revealed to you the eloquent Qur'an that you may warn the people of the Metropolis, and those who live around it, of the Day of Gathering, of which there is no doubt, (when mankind would be assembled) some in Heaven, some in Hell.
[Thou art but entrusted with Our message:] and so We have revealed unto thee a discourse in the Arabic tongue in order that thou mayest warn the foremost of all cities and all who dwell around it to wit, warn [them] of the Day of the Gathering, [the coming of] which is beyond all doubt: [the Day when] some shall find themselves in paradise, and some in the blazing flame.
And so We have revealed to you a Quran in Arabic, so you may warn the Mother of Cities[1] and everyone around it, and warn of the Day of Gathering—about which there is no doubt—˹when˺ a group will be in Paradise and another in the Blaze.
And thus We have inspired to you an Arabic Quran, so that you may warn the capital town and all around it, and to warn about the Day of Gathering that is inevitable. A group will be in Paradise, and a group in Hell.
We thus reveal to you an Arabic Quran to warn the central community and all around it, and to warn about the Day of Summoning that is inevitable. Some will end up in Heaven, and some in Hell.
And thus We have revealed to you an Arabic Qur'an that you may warn the Mother of Cities [Makkah] and those around it and warn of the Day of Assembly, about which there is no doubt. A party will be in Paradise and a party in the Blaze.
And thus We have revealed to thee an Arabic recitation, that thou warn the mother of cities and whoso is around her, and thou warn of the Day of Gathering whereof there is no doubt: a faction will be in the Garden, and a faction in the Inferno.
And thus: We have revealed to you a Monograph in Arabic so that you may warn the Foremost of all towns and those who dwell around it, and may warn of the Day of Gathering, which is beyond all doubt. One group will be in the Garden, and one group will be in the Flames. (Such will happen in this world and in the life to come).
And, like this We have sent by Revelation to you an Arabic Quran; That you may warn the Mother of Cities (Makkah) and all around it (the City of Makkah)— And warn (them) of the Day of the Assembling, about which there is no doubt: (When) a party (some) will be in the Paradise (Gardens), and a party (some) in the blazing Fire.
And thus We have revealed to you an Arabic Qur’ān, so that you may warn the mother town, and those around it, and warn (them) of the Day of Gathering, about which there is no doubt-(when) one group of people will be in Paradise, and another group in blazing Fire.
And thus We have inspired to you an Arabic revelation, so that you may warn the capital town and all around it, and to warn about the Day of Gathering that is inevitable. A group will be in the Paradise, and a group in Hell.