Diyanet İşleri
"Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 82. ayet. وَإِنِّى لَغَفَّارٌ لِّمَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا ثُمَّ ٱهْتَدَىٰ
veinnî legaffârul limen tâbe veâmene ve`amile ṣâliḥan ŝümme-htedâ.
"Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Denizden geçiş ve İsrâiloğullarına hitap Tâhâ 77–82 3
Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
(Allah, şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tur'un sağ yanını va'dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik."
"Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helak olmuş demektir."
"Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."
(Musa, Tur'a varınca): "Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Musa?" (dedik.)
Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."
Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
82. Bununla birlikte kul ne kadar günah işlerse işlesin tevbe kapısı açıktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Ben” küfürden, bidatlerden ve fasıklıktan “tevbe eden” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe “iman eden ve” kalp ve beden amelleri ile dilin sözleri türünden “salih amel işleyip sonra da hidâyet üzere olanlara” yani dosdoğru yolu izleyip şerefli Rasûle uyan ve dosdoğru dinden ayrılmayan kimselere “karşı çok bağışlayıcıyım.” İşte böylesinin Allah, günahlarını bağışlar, daha önceki günahlarını ve günahlar üzerindeki ısrarını affeder. Çünkü o ,ilâhi mağfiret ve rahmete nail olmanın en büyük sebebini yerine getirmiştir. Hatta nağfiret ve rahmetin bütün sebepleri sadece bunlardan ibarettir. Çünkü tevbe, kendisinden önceki günahları sildiği gibi iman ve İslâm da kendisinden öncekileri yok eder. İyiliklerin kendisi olan amel-i salih de kötülükleri giderir. İlim tahsil etmek, bir hususu açıklığa kavuşturuncaya kadar bir âyet yahut bir hadis üzerinde düşünmek, hak dine davet etmek, bir bidati, küfrü yahut sapıklığı reddetmek, cihad ve hicret etmek vb. gibi hidâyetin alt kolları ve türleri ile hidâyet üzere olmak da hem günahlara kefarettir hem de istenen en nihai maksadı gerçekleştirme özelliğine sahiptir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz ki bana tövbe eden, iman eden ve salih ameller işleyip sonra hak üzere dosdoğru olan kimse için bağışlamam ve affım çoktur.
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki ben (Allah'a) yönelen, iman edip iyi iş(ler) yapan, sonra da doğru yolda olan kimseyi çok bağışlayıcıyım. dipnot 1
Ama şu da var ki Ben, af dileyip samimiyetle Bana yönelen, iman eden ve erdemli davranan, nihayet doğru yolda olan herkesi tekrar tekrar bağışlayan biriyim!
Bununla birlikte, yine unutmayın ki, pişman olup doğru yola dönen, imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan ve bundan sonra da doğru yolda yürüyen kimse için gerçek bağışlayıcı Benim.
Muhakkak ki ben, tövbe eden (hakikatine yakışmayan davranışlarını fark edip pişmanlıkla dönen), iman eden ve imanın gereklerini uygulayan, sonra da doğru yolu bulan kimseye elbette Ğaffar'ım.
Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.
Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve sâlih amel işleyen, sonra (böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım.
"Ve kuşkusuz, pişmanlık gösteren, inanmış olarak erdemli edimler yapan ve sonra da doğru yola erişen kimse için, Ben, Bağışlayıcıyım!"
"Doğrusu ben, tövbe edeni, inanıp yararlı işler yapanı, sonra da doğru yola gideni bağışlarım."
Tövbe eden, gerçeği onaylayan, erdemli yaşayan ve sürekli doğruyu arayanlar için Bağışlayıcıyım.
Tevbe eden, inanan, erdemli yaşayan ve sürekli doğruyu arayanlar için Bağışlayıcıyım.
Bununla birlikte, Ben tevbe eden, iman edip yararlı işler yapan sonra da doğru giden kimse için çok bağışlayıcıyım, şüphesiz.
Bununla beraber şübhe yok ki ben, tevbe eden ve iyman edip salih amel yapan, sonra da doğru giden kimse için gaffarım
Ben, tevbe eden, iman edip salihatı yapan dipnot 1 , doğru yolda olan kimseyi kesinlikle bağışlarım.
Ben, tevbe eden, iman edip salihatı yapan dipnot 1 , doğru yolda olan kimseyi kesinlikle bağışlarım.
Ben, tövbe eden, iman edip salihatı yapan dipnot 1 , doğru yolda olan kimseyi kesinlikle bağışlarım.
Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.
(Bununla beraber) şübhesiz ki ben tevbe ve iman edenleri, iyi iyi amel (ve hareket) de bulunanları, sonra da doğru yolda (ölünceye kadar) sebat edenleri elbette çok yarlığayıcıyım.
Muhakkak ki ben; tevbe edeni, inanarak salih amel işleyeni sonra da doğru yola gireni elbette bağışlayanım.
(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.
Ben elbette, tevbe edeni ve iman edip salih amel işleyen sonra da hidayete erişen kimseyi bağışlarım.
"Ve Ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra da yola gelen kimseye karşı çok bağışlayıcıyımdır."
Şurası kesindir ki tevbe eden /dönüş yapan, inanıp güvenen, iyi iş yapan ve bundan sonra da doğru yolda gideni ben mutlaka bağışlarım dipnot 1 .
Ben, dönüş yapan (tevbe eden), inanıp güvenen ve iyi iş yapan aynı zamanda doğru yola girmiş olanı elbette bağışlarım.
Ben, elbette, tevbe edeni ve iman edip, salih amel yapanı sonra da hidayete erişen kimseyi bağışlarım.
Ben, elbette, tevbe edeni ve iman edip, doğruları yapanı sonra da doğru yolda yürüyeni bağışlarım.
Ve ben, tövbe eden, inanan, hayra ve barışa yönelik iş yapıp sonra da düzgün bir biçimde yol alan kimseye karşı, gerçekten çok affediciyim, Gaffar'ım.
However, I am indeed Forgiving; I extend forgiveness to him whose heart reflects the image of religious and spiritual virtues and his deeds wisdom and piety and Providence his guide.
Yet I am most forgiving towards those who repent, believe, do righteous deeds, and stay on the right path.’
"But, without doubt, I am (also) He that forgives again and again, to those who repent, believe, and do right, who,- in fine, are ready to receive true guidance."
But I am indeed Most Forgiving to him who repents and believes and does righteous works and keeps to the Right Way." dipnot 1
But I am Ever-Forgiving to anyone who makes tawba and has iman and acts rightly and then is guided.
And verily, I am indeed forgiving to him who repents, believes (in My Oneness, and associates none in worship with Me) and does righteous good deeds, and then remains constant in doing them, (till his death).
Indeed I am all-forgiver toward him who repents, becomes faithful and acts righteously, and then follows guidance. ’
But surely I am greatly protecting to him who turns (to Me) in repentance and believes and does righteous deeds and then sticks to guidance.
Yet I am All-forgiving to him who repents and believes, and does righteousness, and at last is guided. '
Know that I am Forgiver. The one who repents, chooses to believe, and does good things is a guided person. Moses rushes to meet the Lord after Passover:
'Yet am I forgiving unto him who repents and believes and does right, and then is guided.
I am forgiving for whomever repents and does good work, then is guided.
But I will be gracious unto him who shall repent and believe, and shall do that which is right; and who shall be rightly directed.
Saying, "Eat of the good things We have provided you with, but do not commit excesses therein, lest My wrath justly descend upon you; for on whomsoever My wrath descends they perish indeed.
And surely I am indeed Superb Forgiver towards him who repents and believes and does righteousness and thereafter is (rightly) guided. "
And lo! verily I am Forgiving toward him who repenteth and believeth and doeth good, and afterward walketh aright.
Yet I am gracious to him who repents and believes, and does the right, and follows the straight path.
Yet withal, behold, I forgive all sins unto any who repents and attains to faith and does righteous deeds, and thereafter keeps to the right path.
But I am truly Most Forgiving to whoever repents, believes, and does good, then persists on ˹true˺ guidance."
And I am forgiving for whomever repents and does good work, then is guided.
I am surely Forgiving for those who repent, believe, lead a righteous life, and steadfastly remain guided.
But indeed, I am the Perpetual Forgiver of whoever repents and believes and does righteousness and then continues in guidance.
And I am all-forgiving towards him who repents and believes and works righteousness; then is he guided.
And verily, I am the Protecting Forgiver. There is plenty of room in My Laws to forgo wrongs of the past, so repent by coming back to the right path. Those who believe in My Laws, keep the collective good of the society in mind, and maintain that Order, will find themselves on the way to Success.
"And verily, without doubt, I am (also) He Who forgives again and again, those who repent, believe, and do right— Who, in reality, are ready to receive true guidance. "
Surely I am the Most-Forgiving for him who repents and believes and acts righteously, then follows the right path.
And I am forgiving for whoever repents and does good works, then is guided.