Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 85. ayet

Tâhâ suresi, 85. ayet. قَالَ فَإِنَّا قَدْ فَتَنَّا قَوْمَكَ مِنۢ بَعْدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِىُّ

ḳâle feinnâ ḳad fetennâ ḳavmeke mim ba`dike veeḍallehümü-ssâmiriyy.

Diyanet İşleri

Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 82–88 · surenin 85. ayeti / 135
  1. Tâhâ 82

    "Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."

  2. Tâhâ 83

    (Musa, Tur'a varınca): "Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Musa?" (dedik.)

  3. Tâhâ 84

    Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."

  4. 85

    Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.

  5. Tâhâ 86

    Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?" dedi.

  6. Tâhâ 87

    Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samiri de aynı şekilde attı."

  7. Tâhâ 88

    Böylece (Samiri) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samiri ve adamları) "Bu sizin de ilahınızdır, Musa'nın da ilahıdır. Öyle iken Musa, (ilahını burada) unuttu (da onu Tur'da aramaya gitti)" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

85. Yüce Allah ona: “Senin ardından biz kavmini sınadık.” Buzağıya tapmakla imtihan ettik. Onlar sabretmediler ve imtihanla karşı karşıya kaldıkları vakit küfre saptılar. “ve Samiri onları saptırdı.” Onlara böğüren bir buzağı heykeli yaptı ve dedi ki: İşte sizin de Musa’nın da ilahı budur, ancak Musa onu unuttu. İsrail oğulları da bu fitneye kapılıp ona taptılar. Harun onları engellemeye çalıştı ama onu dinlemediler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Arkanda bıraktığın kavmini buzağıya tapmak ile imtihan ettik. Samiri onları buzağıya tapmaya çağırdı. Böylece onları saptırdı.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. فَإِنَّا feinna ama biz
  3. قَدْ kad muhakkak
  4. فَتَنَّا fetenna sınadık kök: فتن
  5. قَوْمَكَ kavmeke kavmini kök: قوم
  6. مِنۢ min
  7. بَعْدِكَ bea'dike senden sonra kök: بعد
  8. وَأَضَلَّهُمُ ve edellehumu ve onları saptırdı kök: ضلل
  9. ٱلسَّامِرِىُّ s-samiriyyu Samiri kök: سمر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سمر (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte…

  • Aynı kök: سمر (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İmtihan

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İmtihan

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İmtihan

    Andolsun, Harun onlara daha önce şöyle demişti: "Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahman'dır. Öyleyse…

  • Aynı kök: سمر (4 geçiş)

    (66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İmtihan

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Allah) şöyle buyurmuştu: "Elbette senden sonra biz kavmini imtihan etmiştik; Samiri dipnot 1 onları yoldan çıkarmıştı."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [es-Sâmiriyy] kelimesi, Sâmiralı veya Sâmirî adlı bir kişi demektir. Bu kişi Hz. Musa kavminden ayrıldıktan sonra onları saptırmış, bir buzağıya tapmalarını sağlamıştı. A‘râf 7:138'de Hz. Musa'dan böyle tapınılacak bir ilâh isteyen İsrailoğulları, onun arkasından hemen böyle bir arayışa girmişler, ilk fırsatta da emellerine ulaşmışlardı. Sâmirî adlı kişi bu fırsatı değerlendirmiş, A‘râf 7:148 ve Tâhâ 20:88. ayette de ifade edildiği üzere onlara "ses çıkaran bir buzağı" yapmıştı.

Mustafa İslamoğlu

(Allah): "O halde haberin olsun ki" dedi, "senin ardından Biz kavmini sınadık; ve Samiri onları yoldan çıkardı."

Muhammed Esed

(Allah:) "Öyleyse bil ki" dedi, "senin yokluğunda Biz kavmini sınadık; ve Samiri onları yoldan çıkardı."

Ahmed Hulusi

(Rabbi) dedi ki: "Doğrusu biz senden sonra kavmini, anlayış seviyelerini görsünler diye denedik. . . Onları Samiri (Firavun sarayından kaçıp aralarına katılan Mısırlı istidraç sahibi birisi) saptırdı!"

Ali Bulaç

Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp saptırdı."

Ali Özek ve heyeti

Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan İsrailoğullarını) imtihan ettik ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Öyleyse bilmelisin ki, senden sonra toplumunu sınadık. Ve Samiri, onları saptırdı!"

Bayraktar Bayraklı

Allah, "Doğrusu, biz, senden sonra toplumunu imtihan ettik. Samiri onları yoldan çıkardı" dedi.

Edip Yüksel

"Halkını, senden sonra sınadık. Samiri onları saptırdı" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Halkını, senden sonra sınadık. Samiri onları saptırdı,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah: "Ama Biz, senin ardından kavmini fitneye düşürdük ve Samiri onları saptırdı." buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma dedi: biz senin ardından kavmini fitneye düşürdük, Samiri onları şaşırttı

Erhan Aktaş

Allah: "Biz, halkını sınadık. Senden sonra Samiri onları saptırdı."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah: "Biz, halkını sınadık. Senden sonra Samiri onları saptırdı."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah: "Biz, halkını sınadık. Senden sonra Samiri onları saptırdı."

Gültekin Onan

Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp saptırdı."

Hasan Basri Çantay

Buyurdu: "Biz senden sonra kavmini imtihaan etdik. Samiriy onları sapdırdı".

İbni Kesir

Buyurdu: Doğrusu biz, senden sonra kavmini sınadık ve Samiri de onları saptırdı.

Mehmet Alagaş

(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Buyurdu ki: "Senden sonra biz kavmini imtihan ettik. Sonra Sâmirî de onları saptırdı."

Süleyman Ateş

(Allah): "Ama biz senden sonra kavmini sınadık. Samiri onları saptırdı" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Allah dedi ki: "Ama senden sonra halkını ağır bir imtihana soktuk. Samiri onları yoldan çıkardı."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah dedi ki: "Senden sonra halkını fitneye dipnot 1 (kendilerini yakan bir imtihana) soktuk. Samiri onları yoldan çıkardı."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Harun aleyhisselama rağmen Mısırlıların tanrı edindiği Apis'i hatırlatan buzağı heykeline tapmaları, Firavun'unun servetine konmalarından sonra olmuştu. (Bkz. Zümer 39/49, Araf 7/137 vd)

Şaban Britch

Biz, senden sonra kavmini imtihan ettik. Samiri onları saptırdı, dedi.

Şaban Piriş

-Biz, senden sonra kavmini imtihan ettik. Samiri onları saptırdı, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Buyurdu: "Biz senden sonra toplumunu tam bir biçimde imtihan ettik. Samiri onları saptırdı."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"We have tested your people O Mussa" Allah said, after you left. They succumbed to Samiri who led them astray.

Abdul Haleem

but God said, ‘We have tested your people in your absence: the Samiri has led them astray.’

Abdullah Yusuf Ali

(Allah) said: "We have tested thy people in thy absence: the Samiri has led them astray."

Abul A'la Maududi

Said He: "Verily We tested your people in your absence and the Samiri dipnot 1 led them astray."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It is obvious from the last Arabic letter ‘ya’ that Samiri was not the proper name of the person, for this Arabic letter is always added to show a person’s connection with his race or clan or place. Moreover, the prefix al (definite article ‘the’) in the original Arabic text clearly denotes that the Samiri was a particular man from among many other persons of the same race or clan or place, who had propagated the worship of the golden calf. In fact, this does not require any further explanation than this, but this has been necessitated because many Christian missionaries and the Western Orientalists have tried to criticize the Prophet (peace be upon him) and the Quran on this account. They say, (God forbid,) "This is a proof of the grievous ignorance of history on the part of Muhammad (peace be upon him), the author of the Quran, and is one of the anachronisms of the Quran. They base this absurd criticism on the assumption that this Samiri was the inhabitant of Samaria, the capital of the ancient kingdom of Israel, which was built in 925 B.C. long after this happening; then centuries after this, a generation of the Samaritans came into existence as a result of inter-marriage between the Israelites and the non-Israelites. As the Samaritans worshiped the golden calf, the critics accuse the Prophet (peace be upon him) of inventing this story on the basis of mere hearsay. They say that the Prophet (peace be upon him) might have heard something like this from the neighboring Jews and inserted it in the Quran. That is not all. They also criticize that Haman who was a courtier of Cyrus has been mentioned in the Quran as a minister of Pharaoh. It is a pity that these so called scholars seem to think that in the ancient times there used to be only one person bearing one name in a clan or a place, and there was absolutely no possibility of another person or persons having the same name. They do not know, or pretend they do not know, that during the time of Prophet Abraham (peace be upon him), a famous people known as the Sumerians inhabited Iraq and the neighboring regions, and it is just possible that during the time of Prophet Moses (peace be upon him) there were some people known as the Samiris who might have migrated to Egypt from Iraq. Besides this, according to the Bible (
    1 Kings, 16: 24 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

    Eski Ahit · 1. Krallar 16:24

    Omri, Şemer adlı birinden Samiriye Tepesini iki talant gümüşe satın alıp üstüne bir kent yaptırdı. Tepenin eski sahibi Şemerin adından dolayı kente Samiriye adını verdi.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ), Samaria itself was built on a hill which was bought from Shemer and named Samaria after him. This is a clear proof that there were people named Shemer (or Sumer) even before Samaria came into existence and it is also just possible that some clans might have been called Samiri

Aisha Bewley

He said, ‘We tried your people after you left and the Samiri has misguided them. ’

Al-Hilali & Khan

(Allâh) said: "Verily We have tried your people in your absence, and As-Sâmirî has led them astray."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Indeed We tried your people in your absence, and the Sāmirī has led them astray. ’

Amatul Rahman Omar

(The Lord) said, `We have distinguished your people, the good from the bad in your absence and the Sâmirî has led them astray?'

Arthur John Arberry

Said He, 'We have tempted thy people since thou didst leave them. The Samaritan has misled them into error.'

Bijan Moeinian

The Lord said: "I have let your people go through a trial at your absence. Unfortunately, Samarian has succeeded in misleading them."

E. Henry Palmer

Said He, 'Verily, we have tried thy people, since thou didst leave, and es Samariy has led them astray. '

Edip-Layth

He said, "We have tested your people after you left, and the Samarian misguided them."

George Sale

God said, we have already made a trial of thy people, since thy departure; and al Sameri hath seduced them to idolatry.

Hamid S. Aziz

Moses said, "They are here close behind, and I hastened to Thee, my Lord, to please Thee. "

Mahmoud Ghali

Said He, "Yet surely We have already tempted your people even after you; (i. e., after your departure from them) and As- Samiriyy (The Samaritan) has led them into error."

Marmaduke Pickthall

He said: Lo! We have tried thy folk in thine absence, and As-Samiri hath misled them.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "We have put your people on trial in your absence; and Sameri has led them astray. "

Muhammad Asad

Said He: "Then [know that], verily, in thy absence We have put thy people to a test, and the Samaritan has led them astray. "

Mustafa Khattab

Allah responded, "We have indeed tested your people in your absence, and the Sâmiri[1] has led them astray."

Progressive Muslims

He said: "We have tested your people after you left, and the Samarian misguided them. "

Rashad Khalifa

He said, "We have put your people to the test after you left, but the Samarian misled them."

Sahih International

[ Allah ] said, "But indeed, We have tried your people after you [departed], and the Samiri has led them astray. "

Sam Gerrans

He said: “We have subjected thy people to means of denial in thy absence, and the Sāmiriyy has led them astray.”

Shabbir Ahmed

Said He, "Our Law has tried your people after you left them, and As-Samiri has misguided them. "

Syed Vickar Ahamed

(Allah) said: "Verily, We have tested your people in your absence: And As-Samiri has led them astray. "

Taqi Usmani

He said, "We have then put your people to test after you (left them) and Sāmiriyy has misguided them."

The Monotheist Group

He said: "We have tested your people after you left, and the Sumerian misguided them."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 85. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 85. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 85. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩