Diyanet İşleri
(92-93) Musa, (Tur'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Harun! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 92. ayet. قَالَ يَٰهَٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذْ رَأَيْتَهُمْ ضَلُّوٓا۟
ḳâle yâ hârûnü mâ mene`ake iẕ raeytehüm ḍallû.
(92-93) Musa, (Tur'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Harun! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Buzağı ve Sâmirî Tâhâ 83–98 3
Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?
Andolsun, Harun onlara daha önce şöyle demişti: "Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahman'dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin."
Onlar da, "Musa bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz" dediler.
(92-93) Musa, (Tur'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Harun! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"
Harun: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 92–93. ayetler için yazılmıştır.
92-93. Daha sonra Mûsâ, kardeşi Hârûn’a yönelip onu kınayarak şöyle dedi: “Ey Hârûn! Sana ne engel oldu da onların sapıttıklarını gördüğün vakit ardımdan gelmedin?” Yanıma gelip bana haber verseydin de ben de hemen onların yanına dönseydim. “Yoksa emrime” daha önce sana söylemiş olduğum: “Kavmim içinde yerime geç, ıslah et, fesatçıların yoluna da uyma.” (el-A’raf, 7/142) şeklindeki sözlerime “karşı mı geldin?” Daha sonra Mûsâ, kardeşi Hârûn’un başını ve sakalını yakalayarak öfke ve sitem ile kendisine doğru çekmeye koyuldu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- kardeşi Harun'a şöyle dedi: "Onların Yüce Allah'ı bırakıp da buzağıya ibadet ederek sapıttıklarını gördüğün zaman bunu engellemekten seni alıkoyan ne oldu?"
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Musa, şöyle dedi: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz."
Aynı kök: منع (17 geçiş)
Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse)…
Aynı kök: منع (17 geçiş)
Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(92, 93) (Musa geldiğinde) "Ey Harun! Sapkınlığa düştüklerini gördüğünde bana uyman konusunda seni engelleyen neydi? Sen de mi emrime asi oldun?" demişti.
(Musa dönünce) "Ey Harun!" dedi, "Onların sapıttıklarını gördüğün halde neden engel olmadın?
(Ve Musa döndüğünde:) "Ey Harun!" dedi, "Bunların yoldan çıktığını gördüğün halde, seni tutan neydi?
(Musa) dedi: "Ey Harun! Bunların sapıttığını gördüğünde niye onları engellemedin?"
(Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi?"
(Musa, döndüğünde:) Ey Harun! dedi, sana ne engel oldu da, bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit
Dedi ki: "Ey Harun! Onların saptıklarını gördüğünde, seni engelleyen neydi?"
- Musa döndüğünde, "Ey Harun!" dedi. "Sana ne engel oldu da, bunların sapıklığa düştüklerini gördüğün vakit peşimden gelmedin? Emrime asi mi oldun?"
Dedi ki, "Harun! Seni engelleyen neydi, onları saparken gördüğün zaman"
Dedi ki, 'Harun! Seni engelleyen neydi, onları saparken gördüğün zaman,'
Musa: "Ey Harun, sana ne engel oldu bunların sapıklığa düştüklerini gördüğün zaman,
Ey Harun, dedi, sana ne mani' oldu da bunların dalalete düştüklerini gödüğün vakıt
Musa: "Ey Harun! Bunların sapkınlıklarını gördüğün halde, onları uyarmaktan seni alıkoyan ne oldu?"
Musa: "Ey Harun! Bunların sapkınlıklarını gördüğün halde, onları uyarmaktan seni alıkoyan ne oldu?"
Musa: "Ey Harun! Bunların sapkınlıklarını gördüğün halde, onları uyarmaktan seni alıkoyan ne oldu?"
(Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi?"
(92-93) Musa (avdetinde) dedi ki: "Ey Harun, bunların sapdıklarını gördüğün zaman bana tabi olmandan seni men eden ne idi? Sen benim emrime isyan mı etdin"?
Dedi ki: Ey Harun; bunların saptıklarını görünce ne alıkoydu seni,
(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.
“Ey Hârûn ” dedi. “Onların sapıttıklarını görünce seni alıkoyan ne oldu?
(Musa) "Ey Harun, oların saptıklarını gördüğün zaman sana ne engel oldu (da önlemedin)? dedi.
Musa (dönünce) dedi ki: "Harun! Onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu ki dipnot 1
Musa (gelince) dedi ki "Harun! Bunların sapıttığını gördüğünde seni engelleyen ne oldu?
Ey Harun, dedi. Onların saptıklarını gördüğün zaman sana engel olan neydi?
-Ey Harun, dedi. onların saptıklarını gördüğün zaman sana engel olan neydi?
Musa dedi: "Ey Harun, onların saptıklarını gördüğün zaman seni ne engelledi de,
And when Mussa returned, he said to Harun: "What kept you Harun from acting when you saw them deviated in mind and wandering from the path of righteousness!"
Moses said, ‘When you realized they had gone astray, what prevented you, Aaron,
(Moses) said: "O Aaron! what kept thee back, when thou sawest them going wrong,
(After rebuking his people) Moses turned to Aaron and said: "Aaron! What prevented you, when you saw them going astray,
He said, ‘What prevented you following me, Harun, when you saw that they had gone astray?
[Mûsâ (Moses)] said: "O Hârûn (Aaron)! What prevented you when you saw them going astray;
He said, ‘O Aaron! What kept you, when you saw them going astray,
(Moses turning to Aaron) said, `Aaron! when you saw them going astray what prevented you
Moses said, 'What prevented thee, Aaron, when thou sawest them in error,
Moses told to Aaron: "What is the matter with you that you did not prevent them of worshipping the cow?"
Said he, 'O Aaron! what prevented thee, when thou didst see them go astray,
He said, "O Aaron, what prevented you when you saw them being astray?
And when Moses was returned, he said, O Aaron, what hindered thee, when thou sawest that they went astray,
They said, "We will not cease to pay devotion to it until Moses return to us. "
He (Mûsa) (Moses) said, "O Harûn, what prevented you, when you saw them err away,
He (Moses) said: O Aaron! What held thee back when thou didst see them gone astray,
But (Moses) said: "O Aaron, when you saw that they had gone astray, what hindered you
[And now that he had come back, Moses] said: "O Aaron! What has prevented thee, when thou didst see that they had gone astray,
Moses scolded ˹his brother˺, "O Aaron! What prevented you, when you saw them going astray,
He said: "O Aaron, what prevented you when you saw them being astray"
(Moses) said, "O Aaron, what is it that prevented you, when you saw them go astray,
[Moses] said, "O Aaron, what prevented you, when you saw them going astray,
He said: “O Aaron: what prevented thee, when thou sawest them going astray,
When he returned, Moses asked, "O' Aaron! What stopped you when you saw them going astray?
[Musa (Moses)] said: "O Haroon (Aaron)! What stopped you, (even) though you saw them going wrong,
He (Mūsā) said, "O Hārūn, what did prevent you from following me when you saw them going astray?
He said: "O Aaron, what prevented you when you saw them being astray?"