Diyanet İşleri
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 95. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَٰسَٰمِرِىُّ
ḳâle femâ ḫaṭbüke yâ sâmiriyy.
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Buzağı ve Sâmirî Tâhâ 83–98 3
(92-93) Musa, (Tur'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Harun! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"
Harun: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."
Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.
Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 95–96. ayetler için yazılmıştır.
95-96. “Senin maksadın nedir ey Sâmirî?” Yani sen bu işi ne diye yaptın? Bunun üzerine Sâmirî şunları söyledi: “Onların görmediklerini ben gördüm.” Gördüğü, İsrailoğulları denizden çıkıp da Firavun ve askerleri suda boğulduklarında -müfessirlerin dediklerine göre- bir at üzerinde olan Cebrail idi. “Onun için elçinin” atının toynağının “izinden bir avuç” toprak “aldım ve onu” buzağının üzerine “attım. Nefsim bana bu şekilde (yapmamı)” o toprağı alıp sonra da oraya atmayı “hoş gösterdi.” Ve olanlar oldu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- Samiri'ye şöyle dedi: "Senin bu yaptığın nedir ey Samiri? Seni bunu yapmaya iten nedir?" dedi.
Aynı kök: سمر (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.
Aynı kök: سمر (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte…
Aynı kök: سمر (4 geçiş)
(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
Aynı kök: خطب (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan…
Aynı kök: خطب (12 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Aynı kök: خطب (12 geçiş)
"Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa) "Ey Samiri! Ya senin durumun (derdin) nedir?" dipnot 1 demişti.
(Musa) "Peki, ya senin derdin neydi ey Samiri!" dedi.
(Musa:) "Peki, ya senin amacın neydi, ey Samiri?" dedi.
(Musa) dedi ki: "Senin amacın nedir, ya Samiri?"
(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?"
Musa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi.
Dedi ki: "Öyleyse senin amacın neydi; ey Samiri?"
Musa, "Ey Samiri! Ya senin yaptığın nedir?" dedi.
Dedi ki, "Peki, senin savunman nedir, Samiri?"
Dedi ki, 'Peki, senin savunman nedir, Samiri?'
Musa: "Ya senin derdin ne ey Samiri?" dedi.
Ya ey samiri, senin derdin ne?
Musa: "Ey Samiri! Sen ne yapmak istiyorsun?"
Musa: "Ey Samiri! Sen ne yapmak istiyorsun?"
Musa: "Ey Samiri! Sen ne yapmak istiyorsun?"
(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?"
(Musa) "Ya senin zorun ne idi ey Samiriy?" dedi.
Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi.
(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.
Senin bu yaptığın nedir ey Sâmirî?
(Musa, Samiri'ye döndü): "Ey Samiri, ya senin amacın nedir?" dedi.
Musa, Samiri'ye: "Ey Samiri! Senin hedefin ne idi?" dedi.
Musa, Samiri'ye dönerek: "Senin derdin ne?" dedi.
Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi.
-Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi.
Musa dedi: "Senin derdin neydi, ey Samiri?"
Turning to the Samiri, Mussa ask: "What is on your mind O Samiri!"
Moses said, ‘And what was the matter with you, Samiri?’
(Moses) said: "What then is thy case, O Samiri?"
Moses said: "What, then, is your case, O Samiri?"
He said, ‘What do you think you were doing, Samiri?’
[Mûsâ (Moses)] said: "And what is the matter with you. O Sâmirî? (i.e. why did you do so?)"
He said, ‘What is your business, O Sāmirī?’
(Moses now called upon Sâmirî to account for it and) said, `What were you after (by acting as you did) O Sâmirî?'
Moses said, 'And thou, Samaritan, what was thy business?'
Moses turned to Samarian and said: "What do you say for yourself?"
Said he, 'What was thy design, O Samariy?'
He said, "So what do you have to say O Samarian?"
Moses said unto al Sameri, what was thy design, O Sameri?
Said he, "O son of my mother! Seize me not by my beard, or my head! Verily, I feared lest you should say, 'You have made a division amongst the children of Israel, and have not waited for my word. '"
He (M?s'a) said, "Then what is your concern, O Samiriyy?"
(Moses) said: And what hast thou to say, O Samiri?
Moses asked: "O Sameri, what was the matter?"
Said [Moses]: "What, then, didst thou have in view, O Samaritan?"
Moses then asked, "What did you think you were doing, O Sâmiri?"
He said: "So what do you have to say O Samarian"
He said, "What is the matter with you, O Samarian?"
[Moses] said, "And what is your case, O Samiri?"
He said: “And what is thy case, O Sāmiriyy?”
Moses now turned to Samiri, "What do you have to say O Samiri?"
[Musa (Moses)] said: "Then, what is your case, O Samiri?"
He (Mūsā) said, "What then is your case, O Sāmiriyy?"
He said: "So what do you have to say O Sumerian?"