Tegâbün suresi

Tegâbün suresi, 16. ayet

Tegâbün suresi, 16. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

fetteḳu-llâhe me-steṭa`tüm vesme`û veeṭî`û veenfiḳû ḫayral lienfüsiküm. vemey yûḳa şüḥḥa nefsihî feülâike hümü-lmüfliḥûn.

Diyanet İşleri

O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tegâbün 13–18 · surenin 16. ayeti / 18

Konu Eş ve çocuklar imtihandır; Allah'a güzel borç Tegâbün 14–18 3

  1. Tegâbün 13

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  2. Tegâbün 14

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  3. Tegâbün 15

    Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

  4. 16

    O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  5. Tegâbün 17

    Eğer siz Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

  6. Tegâbün 18

    O, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. Yüce Allah, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak demek olan takvâyı emretmektedir. Bu takvâya da güç yetirebilme kaydını getirmektedir.

Bu âyet-i kerime, kulun âciz olduğu her bir görevin kuldan düşeceğine, birtakım işlere güç yetirebildiği halde bazılarından âcce düşecek olursa güç yetirebileceği kadarını yerine getereceğine, âciz kaldığı hususların da ondan düşeceğine delil teşkil etmektedir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır: “Size bir hususu emredecek olursam, onu gücünüz yettiği kadarı ile yerine getirin.” Bu şer’î kaidenin kapsamına sayılamayacak kadar çok fer’î hüküm girmektedir.

"Dinleyin” Allah’ın size verdiği öğütlere, size teşrî’ etmiş olduğu hükümlere kulak verin. Bunları iyice öğrenin, belleyin, onlara gereği gibi bağlanın. Allah’a ve Rasûlüne de bütün işlerinizde “itaat edin.”

Dünya ve âhirette “kendi yararınıza olmak üzere” farz ve müstehab türünden olan nafakaları vermek sureti ile “infâk edin.” Bu sizin için hayırlıdır. Çünkü hayır, tamamı ile Allah’ın emirlerini yerine getirmek, O’nun öğütlerini kabul etmek, şeriatine tam anlamı ile bağlanmaktır. Şer ise tamamı ile bunlara muhalefet etmektir.

Ancak ortada insanların birçoğunu, emrolunan infâkı yerine getirmekten alıkoyan bir âfet vardır. O da pek çok kişinin mayasında bulunan cimriliktir. Nefis mala düşkündür, cimrilik gösterir. Malın var olmasını arzu eder ve malın elden çıkmasından hiç hoşlanmaz. İşte “kim nefsinin cimriliğinden” faydasına olan infâkı gönül hoşluğu ile yapmak sureti “ile korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Çünkü bunlar istediklerini elde etmiş ve korktukları şeylerden kurtulmuş kimselerdir.

Bu buyruğun, kula verilen bütün emirleri ve bütün yasakları kapsaması da muhtemeldir. Çünkü kişinin nefsinde cimrilik varsa, verilen emirlere itaat etmez ve yerine getirmesi emrolunduğu nafakaları çıkarıp vermezse asla kurtuluşa eremez. Aksine dünyayı da âhireti de kaybeder.

Ama eğer kişi cömert olursa, Allah’ın şeriatını gönül hoşluğu ve huzur ile kabul ederse, rızasını talep ederse, mükellef kılındığı şeyleri yerine getirmesi için sadece bu mükellefiyetleri bilmesi, bunları öğrenmesi ve onların Allah’ı razı edecek şeyler olduğunu görmesi yeterlidir. Böylelikle o kişi kurtulur, başarıya ulaşır ve istediklerine nâil olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Dinleyin, Allah'a ve Allah'ın resulüne itaat edin. Allah'ın sizi rızıklandırmış olduğu malları hayır yolunda sarf edin. Kim, nefsinin hırsından kendisini koruyacak olursa; işte istediklerini elde edip korktuklarından kurtularak büyük kazancı elde etmiş olanlar onlardır.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱتَّقُوا۟ fetteku öyle ise korkun kök: وقي
  2. ٱللَّهَ llahe Allah'tan kök: اله
  3. مَا ma
  4. ٱسْتَطَعْتُمْ stetaa'tum gücünüz yettiği kadar kök: طوع
  5. وَٱسْمَعُوا۟ vesmeu ve dinleyin kök: سمع
  6. وَأَطِيعُوا۟ ve etiu ve ita'at edin kök: طوع
  7. وَأَنفِقُوا۟ ve enfiku ve infak edin kök: نفق
  8. خَيْرًۭا hayran en hayırlı olanı kök: خير
  9. لِّأَنفُسِكُمْ ۗ lienfusikum kendiniz için kök: نفس
  10. وَمَن ve men ve kim
  11. يُوقَ yuka korunursa kök: وقي
  12. شُحَّ şuhha cimriliğinden kök: شحح
  13. نَفْسِهِۦ nefsihi nefsinin kök: نفس
  14. فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte
  15. هُمُ humu onlar
  16. ٱلْمُفْلِحُونَ l-muflihune başarıya erenlerdir kök: فلح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…

  • Aynı kök: شحح (5 geçiş) · Aynı kök: فلح (40 geçiş)

    Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara…

  • Aynı kök: شحح (5 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir…

  • Aynı kök: شحح (5 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    (18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Aralarında hüküm vermek için Allah'a (Kur'an'a) ve Resulüne davet edildiklerinde, mü'minlerin söyleyeceği söz ancak, "işittik ve iman ettik"…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Hayır

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için infak edin (verin)! Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtulanların ta kendileridir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Haşr 59:9.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde, ne kadar gücünüz yetiyorsa Allah'a karşı o kadar sorumlu davranın: hem (O'nu) dinleyin, hem (O'na) itaat edin! Ve kendi hayrınıza olmak üzere infak edin! Kim kişiliğinin (zaafı olan) açgözlülükten (infak ile) korunursa, ebedi kurtuluşa nail olanlar işte onlardır.

Muhammed Esed

O halde, elinizden geldiği kadar Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, (O'nu) dinleyin ve itaat edin. Ve kendi iyiliğiniz için karşılıksız harcamada bulunun, böylece açgözlülüklerinden kurtulmuş olanlar; işte onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar!

Ahmed Hulusi

Öyleyse, olabildiğince Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun; algılayın ve itaat edin ve kendi hayrınıza olarak infak edin! Kim benliğinin cimriliğinden/ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

Ali Bulaç

Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından korunursa; işte onlar, felah bulanlardır.

Ali Özek ve heyeti

O halde gücünüz yettiğince Allah'a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Ali Rıza Safa

Artık, tüm gücünüzle, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Dinleyin ve boyun eğin. Ve kendi iyiliğiniz için karşılıksız yardımda bulunun. Bencil tutkularından kim kendisini korursa; kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

O halde gücünüz yettiğince Allah'a saygı duyunuz; dinleyinizve itaat ediniz. Kendi iyiliğiniz için infak ediniz. Nefsinin aşırı cimriliğinden korunanlar, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.

Edip Yüksel

Gücünüz yettiği kadar ALLAH'ı sayın. Dinleyin, itaat edin ve kendi yararınız için yardımda bulununuz. Nefsinin bencillik ve cimriliğinden korunanlar başaranlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gücünüz yettiği kadar ALLAH'ı sayın. Dinleyin, itaat edin ve kendi yararınız için yardımda bulununuz. Nefsinin bencillik ve cimriliğinden korunanlar başaranlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin ve harcayın, kendiniz için hayır yapın. Her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için gücünüz yettiği kadar Allaha korunun, dinleyin, itaat edin, infak edin, kendileriniz için hayır yapın, her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlar felah bulanlardır

Erhan Aktaş

Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. dipnot 1 Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İhtiyacı olanlara ve yararlı işlere karşılıksız yardımda bulunun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gücünüz yettiğince Allah karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. dipnot 2 Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Karşılıksız yardımda bulunun

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gücünüz yettiğince Allah karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için karşılıksız yardımda bulunun. Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar; onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

Gültekin Onan

Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Tanrı'dan korkup sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.

Hasan Basri Çantay

O halde gücünüzün yetdiği kadar Allahdan korkun, (öğütlerini) dinleyin. itaat edin. (Mallarınızdan Allah yolunda), kendinizin hayrı olarak, harcayın. Kim nefsinin (koyu) cimriliğinden korunursa işte onlar muradlarına erenlerin ta kendileridir.

İbni Kesir

Öyleyse, gücünüz yettiğince Allah'tan korkun. Dinleyin, itaat edin ve kendinizin hayrına olarak infak edin. Kim de nefsinin cimriliğinden korunursa; işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.

Mehmet Alagaş

(16-18) Allah’tan gücünüz yettiğince / istidadınız oranınca sakının, işitin, uyun, kendi iyiliğiniz için başkasına harcayın, her kim nefsini aç gözlülükten / şuhh tan korursa (Şuhh, başkasındakini istemek, panzehri infak) işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer güzel bir borcu Allah’a borç olarak verirseniz, sizin için onu kat kat çoğaltır, sizi bağışlar, Allah teşekkür edendir, uysal davranandır. Gözükmeyeni / gaybolanı ve görüneni / şahit olunanı bilir, saygı değerdir, gerekçeli son kararı verendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

O halde, gücünüzün yettiği kadar Allah'tan sakının, dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Süleyman Ateş

Öyle ise gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun, (O'nun öğütlerini) dinleyin, (O'na) ita'at edin ve kendi iyiliğinize olarak (mallarınızı Allah uğrunda) harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar, başarıya erenlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz, var gücünüzle Allah'tan çekinerek korunun. O'nu dinleyin ve O'na boyun eğin. Kendi iyiliğiniz için hayra harcama yapın. İçlerindeki doyumsuzluktan korunanlar umduklarına kavuşacak olanlardır.

Şaban Britch

Gücünüzün yettiğince Allah’tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Şaban Piriş

Gücünüzün yettiğince Allah'tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenler onlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O halde, gücünüz ölçüsünde Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin. Ve benlikleriniz için bir hayır olarak infakta bulunun. Nefsinin cimrilik ve doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, entertain the profound reverence dutiful to Allah to the best and open your hearts' ears to what Allah and His Messenger relate to you, and de not deviate from the path of righteousness, and spend of your wealth in benefaction and in benevolence for your own good. And he who resists the incitement arising from the state of mind and feeling and guards himself against an unjust act and impiety, inequity and greed, niggardliness and immorality and such vices, shall heaven prosper him and such persons.

Abdul Haleem

be mindful of God as much as you can; hear and obey; be charitable- it is for your own good. Those who are saved from their own meanness will be the prosperous ones:

Abdullah Yusuf Ali

So fear Allah as much as ye can; listen and obey and spend in charity for the benefit of your own soul and those saved from the covetousness of their own souls,- they are the ones that achieve prosperity.

Abul A'la Maududi

So hold Allah in awe as much as you can, dipnot 1 and listen and obey, and be charitable. This is for your own good. And whoever remains safe from his own greediness, it is such that will prosper. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    At another place in the Quran it has been said: Fear Allah as rightfully He should be feared. (Surah Aal-Imran, Ayat 102). At still another place: Allah does not burden any one with a responsibility heavier than he can bear. (Surah Al-Baqarah, Ayat 286) And here: Fear Allah as much as you can. When these three verses are read together it appears that the first verse sets an ideal which every believer should try to attain. The second verse lays down the principle that no one has been required to exert himself beyond his power and ability, for in Allah’s religion one has been made responsible only for what is within his power and ability. This verse enjoins every believer to try to attain piety and consciousness of God as far as he can. He should carry out His commands and avoid His disobedience as best as he possibly can. For if he shows laxity in this regard, he will not be able to escape punishment. However, one will not be held accountable for what was beyond his power and Allah alone can decide best what was really beyond a person’s power and ability.
  2. metne dön, dipnot 2
    For explanation, see (E.N. 19 of Surah Al-Hashr).

Aisha Bewley

So have taqwa of Allah, as much as you are able to, and listen and obey and spend for your own benefit. It is the people who are safe-guarded from the avarice of their own selves who are successful.

Al-Hilali & Khan

So keep your duty to Allâh and fear Him as much as you can; listen and obey, and spend in charity; that is better for yourselves. And whosoever is saved from his own covetousness, then they are the successful ones.

Ali Quli Qarai

So be wary of Allah, as far as you can, and listen and obey, and spend [in the way of Allah]; that is better for yourselves. Those who are saved from their own greed —it is they who are the felicitous.

Amatul Rahman Omar

Therefore do your duty towards Allâh to the best of your ability, and listen to Him and Obey Him, and go on spending in (His cause). (If you do so) it will be best for your ownselves. For only those who are rid of covetousness of their souls shall be really successful in every way.

Arthur John Arberry

So fear God as far as you are able, and give ear, and obey, and expend well for yourselves. And whosoever is guarded against the avarice of his own soul, those -- they are the prosperers.

Bijan Moeinian

Therefore, keep God in your mind as much as you can. Listen and obey your Lord. Spend your wealth in charity to please God; this is for your own good. Anyone who overcomes his stinginess is truly a successful one.

E. Henry Palmer

Then fear God as much as ye can! and hear, and obey, and expend in alms: it is better for yourselves. But whosoever is saved from his own covetousness - these are the prosperous!

Edip-Layth

Therefore, be aware of God as much as you can, and listen, and obey, and give for charity for your own good. Whosoever is protected from his own hedonistic desires, then these are the successful ones.

George Sale

Wherefore fear God, as much as ye are able; and hear, and obey: And give alms, for the good of your souls; for whoso is preserved from the covetousness of his own soul, they shall prosper.

Hamid S. Aziz

Therefore, keep your duty to Allah as much as you can, and hear and obey and spend, it is better for your souls; and whoever is saved from the greediness of his soul, these it is that are the successful.

Mahmoud Ghali

So be pious to Allah as best as you can, (Literally: as much as you are able to) and give ear, and obey, and expend; (that is) most charitable (i. e., best) for yourselves. And whoever is protected against the avarice of his self, then those are they who are the prosperers.

Marmaduke Pickthall

So keep your duty to Allah as best ye can, and listen, and obey, and spend; that is better for your souls. And whoso is saved from his own greed, such are the successful.

Mohamed Ahmed - Samira

So fear God as much as you can, and listen and obey, and spend in charity for your own good. He who is saved from his own avarice will be successful.

Muhammad Asad

Remain, then, conscious of God as best you can, and listen [to Him], and pay heed. And spend in charity for the good of your own selves: for, such as from their own covetousness are saved – it is they, they that shall attain to a happy state!

Mustafa Khattab

So be mindful of Allah to the best of your ability, hear and obey, and spend in charity—that will be best for you. And whoever is saved from the selfishness of their own souls, it is they who are ˹truly˺ successful.

Progressive Muslims

Therefore, be aware of God as much as you can, and listen, and obey, and give for your own good. And whosoever is protected from his own stinginess, then these are the successful ones.

Rashad Khalifa

Therefore, you shall reverence GOD as much as you can, and listen, and obey, and give (to charity) for your own good. Anyone who is protected from his own stinginess, these are the successful ones.

Sahih International

So fear Allah as much as you are able and listen and obey and spend [in the way of Allah ]; it is better for your selves. And whoever is protected from the stinginess of his soul - it is those who will be the successful.

Sam Gerrans

So be in prudent fear of God as much as you are able, and listen, and obey, and spend; it is better for your souls. And whoso is protected from the avarice of his soul, it is they who are the successful.

Shabbir Ahmed

So be mindful of Allah as best as you can. And listen, and obey, and spend on others (your wealth and person). That is good for your own 'Selves'. For, any who is protected from his own greediness - it is they, they who are truly successful.

Syed Vickar Ahamed

So fear Allah as much as you can; Listen and obey; And spend in charity for the benefit of your own souls! And those saved from the selfishness for themselves— Then they are the ones who achieve abundance (and wealth).

Taqi Usmani

So, observe taqwā (total obedience to Allah in awe of Him) as far as you can, and listen and obey, and spend (in Allah’s way), it being good for you. And those who are saved from the greed of their hearts are the successful.

The Monotheist Group

Therefore, be aware of God as much as you can, and listen, and obey, and give for your own good. And whoever is protected from his own stinginess, then these are the successful ones.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tegâbün suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tegâbün suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tegâbün suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩