Tevbe suresi

Tevbe suresi, 52. ayet

Tevbe suresi, 52. ayet. قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحْدَى ٱلْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابٍ مِّنْ عِندِهِۦٓ أَوْ بِأَيْدِينَا فَتَرَبَّصُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ

ḳul hel terabbeṣûne binâ illâ iḥde-lḥusneyeyn. venaḥnü neterabbeṣu biküm ey yüṣîbekümü-llâhü bi`aẕâbim min `indihî ev bieydînâ. feterabbeṣû innâ me`aküm müterabbiṣûn.

Diyanet İşleri

De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 49–55 · surenin 52. ayeti / 129

Konu Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları Tevbe 50–59 3

  1. Tevbe 49

    Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.

  2. Tevbe 50

    Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.

  3. Tevbe 51

    De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler."

  4. 52

    De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."

  5. Tevbe 53

    Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

  6. Tevbe 54

    Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Resulünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.

  7. Tevbe 55

    Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

52. Başınıza türlü musibetlerin gelmesini bekleyen münafıklara “de ki:” Sizin başımıza gelmesini beklediğiniz şey nedir? Sizler ancak bizim için son derece faydalı bir şey beklemektesiniz ki bu da şu iki güzel şeyden birisidir: Ya düşmana karşı zafer kazanıp onlara karşı ilahî yardıma mazhar olmak ve böylelikle dünyevî ve uhrevî mükâfaatı elde etmek yahut da insanların ulaşabilecekleri en üstün derece ve Allah nezdindeki en yüce mevki olan şehadete kavuşmak. Bizim sizin başınıza gelmesini beklediğimiz şeye gelince ey münafıklar, biz Yüce Allah’ın sizi ya kendi nezdinden bizim sebep olmayacağımız bir azaba çarptırmasını yahut da bizim ellerimizle yani bizi size musallat kılarak ve böylece sizi öldürmemizi sağlayarak başınıza bir musibet getirmesini bekliyoruz.

“Öyleyse” siz bizim hakkımızda hayır “bekleyin, şüphesiz biz de sizinle beraber” başınıza gelecek kötülükleri “bekliyoruz.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- onlara de ki: "Bize iki şeyden; şehadet yahut zaferden başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Biz de Allah'ın, katından indireceği bir azap ile sizi helak etmesini yahut sizinle savaşmamıza izin vererek bizim elimizle sizleri öldürmek ve esir etmek yolu ile size azap etmesini bekliyoruz. Siz, bizim akıbetimizi bekleyin; biz de sizin akıbetinizi bekliyoruz."

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. هَلْ hel
  3. تَرَبَّصُونَ terabbesune gözetiyor musunuz? kök: ربص
  4. بِنَآ bina bizim için
  5. إِلَّآ illa yalnız
  6. إِحْدَى ihda birini kök: احد
  7. ٱلْحُسْنَيَيْنِ ۖ l-husneyeyni iki iyilikten kök: حسن
  8. وَنَحْنُ venehnu ama biz
  9. نَتَرَبَّصُ neterabbesu gözetiyoruz kök: ربص
  10. بِكُمْ bikum size
  11. أَن en
  12. يُصِيبَكُمُ yusibekumu ulaştırmasını kök: صوب
  13. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  14. بِعَذَابٍۢ biazabin bir azab kök: عذب
  15. مِّنْ min
  16. عِندِهِۦٓ indihi kendi tarafından kök: عند
  17. أَوْ ev veya
  18. بِأَيْدِينَا ۖ bieydina bizim ellerimizle kök: يدي
  19. فَتَرَبَّصُوٓا۟ feterabbesu haydi gözetin kök: ربص
  20. إِنَّا inna biz de
  21. مَعَكُم meakum sizinle beraber
  22. مُّتَرَبِّصُونَ muterabbisune gözetenleriz kök: ربص

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: ربص (17 geçiş)

    Bedevilerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler.…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler."

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    "Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin…

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "Siz bizim için sadece iki güzellikten dipnot 1 birini beklemektesiniz. Biz de Allah'ın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Bekleyin! Şüphesiz ki biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah'ın münafıklara iletmek üzere Hz. Muhammed'e emrettiği bilgi, onların beklentisi bağlamında müslümanların karşılaşacağı iki akıbetten her birinin "güzellik" olduğudur. Münafıkların müslümanlarla ilgili beslediği duygu ve beklediği akıbet müslümanların ister galibiyetine, isterse mağlubiyetine yönelik olsun, Yüce Allah bu ikisinin de müslümanlar için yakın veya uzak vadede güzellik olduğunu haber vermektedir.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Bizim için iki güzellikten biri değil de, ille de (kötülük) beklentisi içinde misiniz? Bizim size ilişkin beklentimizse -O'nun katından ya da bizim elimizle- Allah'ın gazabına uğramanızdır. Artık bekleyin; bilin ki biz de sizinle birlikte bekliyoruz!"

Muhammed Esed

De ki: "Bize (olması mümkün) iyiler iyisi iki şeyden birisi değil de, ille de (kötü) bir şey olmasını mı umup gözlüyorsunuz? Fakat, bilin ki, sizin kadar biz de gözlüyoruz, Allahın (ya) kendi katından ya da bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını! O halde, umutla gözleyin; bilin ki, biz de sizinle birlikte gözleyeceğiz!"

Ahmed Hulusi

De ki: "İki güzellikten (ganimet veya şehid olmak) hangisi gelecek diye mi bizi izliyorsunuz? Biz de, Allah'ın, kendi indinden (içinizden, hastalık vs. ) yahut bizim ellerimiz olarak bir azap vermesini bekliyoruz. . . O halde umutla bekleyin (başımıza gelmesini istediğinizi); biz de sizinle beraber bekleyenleriz. "

Ali Bulaç

De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah'ın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracağını bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz."

Ali Özek ve heyeti

De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'ın, ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; şüphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.

Ali Rıza Safa

De ki: "Bizim için iki güzelliğin birinden başka bir şey mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Kendi katından veya bizim elimizle, Allah'ın, sizi cezalandırmasını bekliyoruz. Artık, bekleyin! Aslında, sizinle birlikte biz de bekliyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Bize ancak iki güzel şeyden birinin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle sizi azaba uğratmasını bekliyoruz. Öyle ise bekleyiniz, biz de doğrusu sizinle birlikte beklemekteyiz."

Edip Yüksel

De ki: "Biz sizin için, ALLAH'ın, ya kendi tarafından veya bizim elimizle sizi cezalandırmasını umarken siz bizim için ancak iki güzelden birini (gazilik veya şehitlik) umabilirsiniz. Umutla bekleyin, biz de umutla bekliyoruz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki: 'Biz sizin için, ALLAH'ın, ya kendi tarafından veya bizim elimizle sizi cezalandırmasını umarken siz bizim için ancak iki güzelden birini (gazilik veya şehitlik) umabilirsiniz. Umutla bekleyin, biz de umutla bekliyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Siz, bizim için ancak iki güzel şeyden birini bekleyebilirsiniz. Biz ise size, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini bekliyoruz. O halde bekleyin, biz de sizinle birlikte bekliyoruz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: siz, bize ancak iki güzelliğin birini gözetebilirsiniz, biz ise size Allahın kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azab indirmesini gözetiyoruz, onun için gözetin çünkü biz beraberinizde gözetiyoruz

Erhan Aktaş

De ki: "Bize iki güzellikten dipnot 1 birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şehadet veya zafer.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Bize iki güzellikten dipnot 1 birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şehadet veya zafer.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Bize iki güzellikten dipnot 1 birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şehadet veya zafer.

Gültekin Onan

De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Tanrı'nın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracağını bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz."

Hasan Basri Çantay

De ki: "Siz bizde iki güzelliğin birinden başkasını mı gözetiyorsunuz? Halbuki biz Allahın size ya kendi katından, yahud bizim elimizle bir azab getireceğini bekliyoruz. Haydi siz (bizim akıbetimizi) gözetleye durun, biz de sizinle beraber (kendi feci' akıbetlerinizi) bekleyiciyiz".

İbni Kesir

De ki: Bize iki güzelliğin birinden başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Halbuki biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azab getireceğini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin, doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz.

Mehmet Alagaş

(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: "Bize iki iyiden (şehadet ya da zaferden) başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz!"

Süleyman Ateş

De ki: "Bize yalnız iki iyilikten (ya gazilik veya şehidlikten) birini gözetmiyor musunuz? Ama biz, Allah'ın size ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azab ulaştırmasını gözetiyoruz. Haydi gözetin, biz de sizinle beraber gözetenleriz."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Bizim için iki iyilikten biri dipnot 1 dışında bir şey mi bekliyorsunuz? Biz de Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Hadi bekleyin! Biz de sizinle birlikte bekliyoruz."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nisa 4/104. Yaşarsak zafer ve ganimet, ölürsek şehitlik ve cennet.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Bizim için iki iyilikten biri dışında bir beklentiniz mi var? Bu arada biz de ya kendi katından ya da bizim elimizle Allah'ın sizi cezalandırmasını bekliyoruz. Haydi, bekleyin; sizinle birlikte biz de bekliyoruz."

Şaban Britch

De ki: Bize iki iyiden (şehadet ya da zaferden) başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz!

Şaban Piriş

De ki: -Bize iki iyiden başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz!

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Bizim için iki güzelliğin birinden başkasını mı bekliyorsunuz? Biz de size Allah'ın, kendi katından veya bizim ellerimizle bir azap çarptırmasını bekliyoruz. Artık bekleyin, sizinle beraber biz de bekliyoruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: " Do you give yourselves up to the first anticipations of your thoughts! But only one of two things can happen to us, and either of them is but an advantage, martyrdom or victory. As for you, we do anticipate an inevitable retributive punishment either from heaven or at our hands. Therefore, await the event that shall come in due time and we are also waiting".

Abdul Haleem

Say, ‘Do you expect something other than one of the two best things to happen to us? Well, we expect God to inflict punishment on you, either from Himself or at our hands. So wait; we too are waiting.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Can you expect for us (any fate) other than one of two glorious things- (Martyrdom or victory)? But we can expect for you either that Allah will send his punishment from Himself, or by our hands. So wait (expectant); we too will wait with you."

Abul A'la Maududi

[9:52] Tell them: "What you await to befall upon us is nothing but one of the two good things! And what we await for you is that Allah visit you with chastisement from Him or chastise you at our hands. So continue waiting; we too shall wait with you."

Aisha Bewley

Say: ‘What do you await for us except for one of the two best things?* But what we await for you is for Allah to inflict a punishment on you either directly from Himself or at our hands. So wait, we are waiting with you!’

Al-Hilali & Khan

Say: "Do you wait for us (anything) except one of the two best things (martyrdom or victory); while we await for you either that Allâh will afflict you with a punishment from Himself or at our hands. So wait, we too are waiting with you."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Do you await anything to befall us except one of the two excellences? But we await that Allah shall visit on you a punishment, from Him, or by our hands. So wait! We too are waiting along with you.’

Amatul Rahman Omar

Say, `You only await for us one of the two good things (- victory or martyrdom), while we await for you (one of two evils to befall) that Allâh will afflict you with punishment either from Himself or at our hands. Wait then, we are (also) waiting with you (as to our respective ends).

Arthur John Arberry

Say: 'Are you awaiting for aught to come to us but one of the two rewards most fair? We are awaiting in your case too, for God to visit you with chastisement. from Him, or at our hands; so await; we are awaiting with you.'

Bijan Moeinian

Tell them: "Which one of the two best things are you expecting to happen to us [victory in the war or martyrdom?] As for us, we expect that God would severely punish you, either by our hands our any other mean that He wills. Wait, we are waiting too."

E. Henry Palmer

Say, 'Do ye await for us aught but one of the two best things?' we too await for you that God will inflict on you torment from Himself, or by our hands. Wait then; and we with you are waiting too!

Edip-Layth

Say, "While we wait for you to be afflicted by God with retribution from Him, or at our hands you can only expect for us one of two good things. So wait, we are with you waiting."

George Sale

Say, do ye expect any other should befall us, than one of the two most excellent things; either victory or martyrdom? But we expect concerning you, that God inflict a punishment on you, either from himslef, or by our hands. Wait therefore to see what will be the end of both; for we will wait with you.

Hamid S. Aziz

Say, "Can you expect for us aught but one of the two best things (martyrdom or victory)? We too expect that Allah will afflict on you with doom from Himself or by our hands. Wait then, and verily, we are waiting with you!"

Mahmoud Ghali

Say, "Are you awaiting for us (anything) except one of the two fairest rewards? (i. e., martyrdom or victory) And we are awaiting for you that Allah will afflict you with a torment from His (providence) or at our hands. So await; surely we are awaiting with you.".

Marmaduke Pickthall

Say: Can ye await for us aught save one of two good things (death or victory in Allah's way)? while we await for you that Allah will afflict you with a doom from Him or at our hands. Await then! Lo! We are awaiting with you.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Are you waiting for anything else but one of two good things for us, (victory or martyrdom)? Yet what we are waiting for you is the punishment of God, direct or through us. So keep waiting; we are waiting with you."

Muhammad Asad

Say: "Are you, perchance, hopefully waiting for something [bad] to happen to us-[the while nothing can happen to us] save one of the two best things? But as far as you are concerned, we are hopefully waiting for God to inflict chastisement upon you, [either] from Himself or by our hands! Wait, then, hopefully; behold, we shall hopefully wait with you!"

Mustafa Khattab

Say, "Are you awaiting anything to befall us except one of the two best things: ˹victory or martyrdom˺? But We are awaiting Allah to afflict you with torment either from Him or at our hands. So keep waiting! We too are waiting with you."

Progressive Muslims

Say: "You can only expect for us one of two good things; while we wait for you to be afflicted by God with a retribution from Him, or by our hands. So wait, we are with you waiting."

Rashad Khalifa

Say, "You can only expect for us one of two good things (victory or martyrdom), while we expect for you condemnation from GOD and retribution from Him, or at our hands. Therefore, wait, and we will wait along with you."

Sahih International

Say, "Do you await for us except one of the two best things while we await for you that Allah will afflict you with punishment from Himself or at our hands? So wait; indeed we, along with you, are waiting. "

Sam Gerrans

Say thou: “Do you await for us save one of the two best things? And we await for you, that God will afflict you with a punishment from Him or at our hands. So wait — we are with you waiting.”

Shabbir Ahmed

Say, "Can you expect for us other than one of the two things" (victory or martyrdom in the Cause of Allah?) On the other hand, we expect for you retribution from Allah's Law of Requital, and it may be at our hands when you fight against us. Wait then hopefully, and we shall hopefully wait with you."

Syed Vickar Ahamed

Say: "Can you expect for us (anything) other than one of two best things while we wait for you, that Allah will give to us? (Death as a martyr or victory)? But we can expect for you that either Allah will send His punishment from Himself, or by our hands. So wait, we will also wait with you."

Taqi Usmani

Say, "What you are expecting for us is nothing but one of the two good things (martyrdom or victory). And we are expecting for you that Allah sends to you a punishment from Himself or at our hands. So, wait. Of course, we are waiting with you."

The Monotheist Group

Say: "You can only expect for us one of two good things; while we wait for you to be afflicted by God with a retribution from Him, or by our hands. So wait, we are with you waiting."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 52. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 52. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 52. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩