Tevbe suresi

Tevbe suresi, 59. ayet

Tevbe suresi, 59. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ

velev ennehüm raḍû mâ âtâhümü-llâhü verasûlühû veḳâlû ḥasbüne-llâhü seyü'tîne-llâhü min faḍlihî verasûlühû innâ ile-llâhi râgibûn.

Diyanet İşleri

Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 56–62 · surenin 59. ayeti / 129

Konu Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları Tevbe 50–59 3

  1. Tevbe 56

    Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.

  2. Tevbe 57

    Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.

  3. Tevbe 58

    İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.

  4. 59

    Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.

  5. Tevbe 60

    Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  6. Tevbe 61

    Yine onlardan peygamberi inciten ve "O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır" diyen kimseler de vardır. De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah'a inanır, mü'minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah'ın Resulünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır."

  7. Tevbe 62

    Sizi razı etmek için, Allah'a yemin ederler. Eğer gerçekten mü'min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resulü'nü razı etmeleri daha önceliklidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

59. “Keşke onlar Allah’ın ve Rasûlünün kendilerine” az ya da çok olsun “verdiğine razı olsalardı da: Bize Allah yeter” O’nun bize ayırdığına razıyız, hoşnutuz “Elbet Allah bize lütfundan verecektir, Rasûlü de Şüphesiz biz ancak Allah’tan umarız” Allah’ın lütuf ve ihsanını umarak: Menfaatlerimizi elde etmek ve bize gelecek zararları önlemek hususunda O’na niyaz ederiz, “deselerdi.” Eğer böyle yapsalardı elbette nifaktan kurtulur, imana ve yüce makamlara ulaştırılırlardı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sadakaların taksimi hususunda seni kınayan münafıklar, eğer Allah'ın kendilerine verdiğinden ve resulünün de Allah'ın verdiklerinden vereceği sadakalardan razı olmuş olsalardı ve Allah bize yeter. O, bize lütfundan dilediği kadar verecektir deselerdi, resulü de bize Allah'ın kendisine verdiğinden verecek. Bizler sadece Rabbimizin bize kendi fazlından vereceğine rağbet ederiz, diyerek, böyle davransalardı seni kınamalarından daha hayırlı olurdu.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve şayet
  2. أَنَّهُمْ ennehum onlar
  3. رَضُوا۟ radu razı olsalardı kök: رضو
  4. مَآ ma şeye
  5. ءَاتَىٰهُمُ atahumu kendilerine verdiğine kök: اتي
  6. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  7. وَرَسُولُهُۥ ve rasuluhu ve Elçisinin kök: رسل
  8. وَقَالُوا۟ ve kalu ve deselerdi kök: قول
  9. حَسْبُنَا hasbuna bize yeter kök: حسب
  10. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  11. سَيُؤْتِينَا seyu'tina yakında bize verecek kök: اتي
  12. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  13. مِن min
  14. فَضْلِهِۦ fedlihi bol lutfundan kök: فضل
  15. وَرَسُولُهُۥٓ ve rasuluhu ve Elçisi de kök: رسل
  16. إِنَّآ inna biz sadece
  17. إِلَى ila
  18. ٱللَّهِ llahi Allah'a kök: اله
  19. رَٰغِبُونَ ragibune rağbet ederiz kök: رغب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup "Allah bize yeter; yakında bize Allah da lütfundan verecektir, Elçisi de. Biz yalnızca Allah'a rağbet edenleriz." deselerdi (daha iyi olurdu).

Mustafa İslamoğlu

Ah keşke onlar Allah'ın ve O'nun Elçisi'nin kendilerine verdikleriyle yetinselerdi; ve "Allah bize yeter; gün gelir de Allah lutfundan bize (bir pay) verirse, O'nun Elçisi de (bize takdim eder); elbet biz ta gönülden Allah'a yönelmişiz" deselerdi.

Muhammed Esed

Oysa, Allahın kendilerine verdiği Onun Elçisinin de verilmesini (sağladığı) şeylerle yetinip hoşnut olsalardı ve "Allah bize yeter! Allah, bolluk ve bereketinde bize (dilediğini) verecektir; Onun Elçisi ise bize verilmesini (sağlayacaktır); doğrusu, biz umutla ve yürekten Allaha yönelmişiz," deselerdi, (bu onlar için elbette daha iyi olurdu.)

Ahmed Hulusi

Onlar, Allah'ın ve Rasulünün onlara verdiğine razı olsalardı ve: "Allah bize yeter. . . Yakında Allah bize fazlından verecek, Rasulü de. . . Doğrusu biz Allah'a yönelmişlerdeniz" deselerdi.

Ali Bulaç

Eğer onlar, Allah'ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: "Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (ya)!..

Ali Özek ve heyeti

Eğer onlar Allah ve Rasûlünün kendilerine verdiğine razı olup, «Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Rasûlü de. Biz yalnız Allah'a rağbet edenleriz» deselerdi (daha iyi olurdu).

Ali Rıza Safa

Allah'ın ve O'nun elçisinin verdikleriyle hoşnut olsalardı, şöyle derlerdi: "Allah, bize yeterlidir. Allah, Kendi lütfundan, yakında bize elçisiyle verecektir. Aslında, biz, yalnızca Allah'tan bekleriz!"

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Rasulü de. Biz, Allah'a düşkün kimseleriz "deselerdi kendileri için daha hayırlı olurdu.

Edip Yüksel

Onlar, ALLAH'ın ve elçisinin kendilerine verdikleri paya razı olmalı ve "ALLAH bize yeter. ALLAH elçisi yoluyla kendi lütfundan bize verecektir. Biz sadece ALLAH'ı arzularız" demeliydiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar, ALLAH'ın ve elçisinin kendilerine verdikleri paya razı olmalı ve 'ALLAH bize yeter. ALLAH elçisi yoluyla kendi lütfundan bize verecektir. Biz sadece ALLAH'ı arzularız,' demeliydiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne olurdu bunlar, Allah ve Peygamberi kendilerine ne verdiyse ona razı olsaydılar da: "Bize Allah yeter, Allah bize lütfundan yine verir, peygamberi de. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır." deselerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne olurdu bunlar kendilerine Allah ve Resulü ne verdiyse razı olaydılar da diye idiler, bize Allah yeter, Allah bize fadlından yine verir, Resulü de, bizim bütün rağbetimiz Allahadır

Erhan Aktaş

Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Resul'ünün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu dipnot 1 bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Resul'ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşnut edici, dostça davranış, incelik, iyilik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Resulünün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu dipnot 1 bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Resulü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşnut edici, dostça davranış, incelik, iyilik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Rasulü'nün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Rasul'ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.

Gültekin Onan

Eğer onlar, Tanrı'nın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: 'Bize Tanrı yeter; Tanrı pek yakında Bize fazlından verecek O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Tanrı'ya rağbet edenleriz' deselerdi (ya)!..

Hasan Basri Çantay

Eğer onlar — Allah ve Resulü kendilerine ne verdiyse — buna raazi olsalardı da "Bize Allah yeter, yakında bize lütf-ü kereminden Allah da verir, Resulü de. Biz ancak Allaha rağbet edicileriz (ümidimiz hep Ona bağlıdır)" deselerdi (ne olurdu)?

İbni Kesir

Şayet onlar, Allah'ın ve peygamberinin kendilerine verdiklerinden hoşnud olsalardı da: Bize Allah yeter, yakında bize bol nimetinden verir, Rasulü' de. Biz, ancak Allah'a rağbet edenleriz, demiş olsalardı.

Mehmet Alagaş

(53-60) De ki gönüllü yahut zorlanarak harcayın / infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir, siz kesinlikle yoldan çıkmış topluluk oldunuz , o nların infaklarının kabul edilmesine engel olan şey , Allah’ı ve Resul’ünü örtbas etmeleri / yok saymaları, namazı tembellik etmeden / üşenmeden yerine getirmemeleri ve hoşlanarak infak etmemeleri nedenleriyledir. Onların malları ve evlatları seni cezbetmesin / imrendirmesin, muhakkak ki Allah, onlarla (mal ve evlatlarla) onlara dünya hayatında azap etmek istiyor, kafir olarak kendi ruhlarının çıkmasını istiyor. Sizden olduklarına dair yemin ediyorlar, onlar sizden değiller, onlar ödlek / korkak toplulukturlar, şayet bir sığınak veya mağara veya bir delik bulurlarsa topluca oraya yönelirler. Onlardan birileri de sadakalar konusunu dillerine doluyorlar, O sadakalar verilirse hoşlanırlar, eğer verilmezse de öfkelenir kızarlar , keşke, Allah’ın ve Resul’ünün verdiklerine razı olsalardı ve Allah bize yeterli gelir, ilerde Allah ve O’nun Resulü O’nun maddi ve manevi hazinesinden bize verecektir, kesinlikle bizim rağbetimiz / talebimizin yönü Allah’adır deselerdi , s adakalar Allah’ın farziyeti gereği olarak, fakirlerindir, miskinlerindir, sadakaların elde edilmesi için çalışanlarındır, kalpleri ısındırılacak olanlarındır, boyunduruk altındakilerin / köle olanlarındır, borçlu olanlarındır, Allah yolu içindir, yolda olanlar (göçmenler) içindir, Allah bilendir hâkimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer onlar, Allah ve Rasûlü'nün kendilerine verdiğinden hoşnut olup; "Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Rasûlü de (Allah'ın verdiklerinden verecektir) ve biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz.” deselerdi daha hayırlı olurdu.

Süleyman Ateş

(Ne olur) onlar, Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup: "Allah bize yeter, yakında Allah da bize bol lutfundan verecek, Elçisi de; biz sadece Allah'a rağbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi!

Süleymaniye Vakfı

Keşke Allah'ın ve elçisinin verdiğine razı olsalar da şöyle diyebilselerdi: "Allah bize yeter! Allah lütfundan bize verecektir, elçisi de dipnot 1 . Biz umudumuzu sadece Allah'a bağlarız."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın insanlar arasından seçerek, vahiy yoluyla kitap indirdiği ve onu insanlara ulaştırmasını emrettiği kişiye nebi denir. Bu sebeple nebi kelimesi vahyi alan kişinin insan yönüne vurgu ile kullanılır. Resul ise nebinin insanlığa iletmek zorunda olduğu mesajın içeriğine vurgu yapan bir kelimedir. Çünkü resul kelimesi aynı zamanda, muhatabın anladığı dilde kendisine ulaştırılmış mesaj anlamını taşır. Ayette iki defa geçen Allah ve elçisi ifadelerinde resul kelimesi, Allah'ın kitabında yer alan konuyla ilgili hükmü dile getirmek için kullanılmıştır. Bu sebeple ayette Allah ve elçisinin verdiğine razı olanlar "Allah ve elçisi bize yeter" değil, sadece "Allah bize yeter" demektedirler. Dolayısıyla Allah ve elçisi ifadesi, Allah ve onun elçisiyle insanlığa ulaştırdığı hükmü anlamındadır. Şu hadis rivayeti, verdiğimiz bu bilginin doğruluğunu desteklemektedir: Ziyad İbnu'l-Haris es-Sudai anlatıyor: "Nebiye gelip biat ettim. O sırada bir adam geldi, "Bana sadakadan ver!" dedi. Resulullah adama: "Allah, sadakalar konusunda, ne bir nebinin ne de başkasının hükmüne razı olmuş, hükmü bizzat kendisi vererek sadakaları sekiz kısma ayırmıştır. Sen bunlardan birine giriyorsan hakkını sana veririm." dedi (Ebu Davud, Zekat, 163).<br /> Görüldüğü gibi nebimiz de Allah'ın bir nebinin hükmüne razı olmadığını dile getirerek Allah'ın hükmünün Allah'ın kitabında bulunan hüküm olduğunu beyan etmekte, nebi kelimesini ayette geçen resul kelimesinden farklı anlamda kullanmaktadır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Keşke Allah'ın ve Elçisinin verdiğine razı olsalar da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter, Allah kendi lutfundan yine verir; Elçisi de öyle. Bütün umudumuz Allah'tadır."

Şaban Britch

Eğer onlar, Allah ve Rasûlü'nün kendilerine verdiğinden hoşnut olup: "Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Rasûlü de (Allah'ın verdiklerinden verecektir) ve biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz” deselerdi daha hayırlı olurdu.

Şaban Piriş

Eğer onlar, Allah ve Peygamberin kendilerine verdiğinden hoşnut olup: 'Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Resulü de.' deselerdi, daha hayırlı olurdu.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne olurdu, bunlar, Allah ve resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalardı da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had they been satisfied in mind with the divine fundamental assumption forming the basis of a chain of reasoning that guides the Messenger to action and said: "so be it, we are contented with Allah; His bounty will abound in us directly and through His Messenger and to Him we do homage and suit", it would have been to their advantage.

Abdul Haleem

If only they would be content with what God and His Messenger have given them, and say, ‘God is enough for us- He will give us some of His bounty and so will His Messenger- to God alone we turn in hope.’

Abdullah Yusuf Ali

If only they had been content with what Allah and His Messenger gave them, and had said, "Sufficient unto us is Allah! Allah and His Messenger will soon give us of His bounty: to Allah do we turn our hopes!" (that would have been the right course).

Abul A'la Maududi

[9:59] Would that they were content with what Allah and His Messenger gave them, and were to say: "Allah suffices for us, and Allah will give us out of His bounty and so will His Messenger. It is to Allah alone that we turn with hope."

Aisha Bewley

If only they had been pleased with what Allah and His Messenger had given them and had said, ‘Allah is enough for us. Allah will give us of His bounty as will His Messenger. It is to Allah that we make our plea.’

Al-Hilali & Khan

Would that they were contented with what Allâh and His Messenger (صلى الله عليه وسلم) gave them and had said: "Allâh is Sufficient for us. Allâh will give us of His Bounty, and so will His Messenger (from alms). We implore Allâh (to enrich us)."

Ali Quli Qarai

[It would have been better] if they had been pleased with what Allah and His Apostle gave them, and had said, ‘Allah is sufficient for us; Allah will give to us out of His grace, and His Apostle. Indeed to Allah do we eagerly turn.’

Amatul Rahman Omar

(It would have been better for them) if they had been well content with what Allâh and His Messenger had given them, and had said, `Sufficient for us is Allâh. Allâh will grant us out of His bounty and so will His Messenger. Surely, to Allâh alone do we turn in supplication.'

Arthur John Arberry

O were they well-pleased with what God and His Messenger have brought them, saying, 'Enough for us is God; God will bring us of His bounty, and His Messenger; to God we humbly turn. '

Bijan Moeinian

How nice of them would have been, if they had counted their blessings. They could have said: "We only rely upon God and we are grateful for what God and His prophet have given us."

E. Henry Palmer

Would that they were content with what God and His Apostle had brought them, and would say, 'God is enough for us! God will bring us of His grace, and so will His Apostle; verily, unto God is our desire!'

Edip-Layth

If only they were content with what God and His messenger had given them, and had said, "God suffices us; God will give us from His bounty, and so His messenger; it is to God that we desire."

George Sale

But if they had been pleased with that which God and his apostle had given them, and had said, God is our support; God will give unto us of his abundance and his prophet also; verily unto God do we make our supplications: It would have been more decent.

Hamid S. Aziz

Would that they were content with what Allah and His Messenger had brought them, and would say, "Allah is sufficient for us! Allah will bring us of His Bounty, and so will His Messenger; verily, in Allah is our hope (or desire). "

Mahmoud Ghali

And if they were satisfied with what Allah and His Messenger brought them, and said, "Enough (Reckoner) for us is Allah ; Allah will soon bring us of His Grace, and (so will) His Messenger; surely we (turn) to Allah, being desirous. " (i.e. of His Grace).

Marmaduke Pickthall

(How much more seemly) had they been content with that which Allah and His messenger had given them and had said: Allah sufficeth us. Allah will give us of His bounty, and (also) His messenger. Unto Allah we are suppliants.

Mohamed Ahmed - Samira

They should rather have been pleased with what God and His Prophet had given them, and said: "God is sufficient for us; He will give us of His largesse as will His Apostle. We supplicate no one but God."

Muhammad Asad

And yet, [it would be but for their own good] if they were to content themselves with what God has given them and [caused] His Apostle [to give them], and would say, "God is enough for us! God will give us [whatever He wills] out of His bounty, and [will cause] His Apostle [to give us, too]: verily, unto God alone do we turn with hope!"

Mustafa Khattab

If only they had been content with what Allah and His Messenger had given them and said, "Allah is sufficient for us! Allah will grant us out of His bounty, and so will His Messenger. To Allah ˹alone˺ we turn with hope."

Progressive Muslims

And if they had only been content with what God and His messenger had given them, and they had said: "God is sufficient, He will give us from His bounty, and His messenger. It is to our Lord that we desire."

Rashad Khalifa

They should be satisfied with what GOD and His messenger have given them. They should have said, "GOD suffices us. GOD will provide for us from His bounties, and so will His messenger. We are seeking only GOD."

Sahih International

If only they had been satisfied with what Allah and His Messenger gave them and said, "Sufficient for us is Allah ; Allah will give us of His bounty, and [so will] His Messenger; indeed, we are desirous toward Allah," [it would have been better for them].

Sam Gerrans

And had they been satisfied with what God and His messenger gave them, and said: “Sufficient for us is God; God will give us of His bounty, as will His messenger — to God do we turn in hope,”[...]

Shabbir Ahmed

It would have been enormously good for them if they were content with what Allah and His Messenger had given them (59:7). And if they said, "Allah suffices us. (What we have received in equity is good for us). Allah will give us of His Bounty, and the Messenger will distribute in kindness and equity. We turn to Allah with all our hopes." (The Central Authority will be just to all).

Syed Vickar Ahamed

If only they had been pleased with what Allah and His Messenger (Muhammad) gave them, and had said, "Allah is sufficient for us! Allah will give us from His bounty, and His Messenger (from the charity): To Allah do we turn our hopes!" (That would have been right).

Taqi Usmani

Would that they were content with what Allah and His Messenger had given to them, and were to say, "Allah is sufficient for us; Allah and His Messenger will give us (more) out of His grace (when they so will). Indeed, we crave for (the pleasure of) Allah alone."

The Monotheist Group

And if they had only been content with what God and His messenger had given them, and they had said: "God suffices; God will give us from His bounty, and His messenger; it is towards God that we desire."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩