Vâkıa suresi

Vâkıa suresi, 45. ayet

Vâkıa suresi, 45. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

innehüm kânû ḳable ẕâlike mütrafîn.

Diyanet İşleri

Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Vâkıa 42–48 · surenin 45. ayeti / 96
  1. Vâkıa 42–44

    (42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

  2. 45

    Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

  3. Vâkıa 46

    Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

  4. Vâkıa 47

    Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"

  5. Vâkıa 48

    "Evvelki atalarımız da mı?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 45–48. ayetler için yazılmıştır.

45. Daha sonra cehennemlikleri böyle bir cezaya maruz bırakan amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onlar, bundan önce refah içinde şımarmış kimselerdi.” Dünya onları alabildiğine oyalamıştı. Onlar dünya için çalışmış, dünya nimetlerinden oldukça yararlanmış, bunun sonucunda da uzun emeller onları oyalayarak güzel amellerde bulunmalarını engellemişti. İşte Yüce Allah’ın kendilerini yermesine sebep olan rahat yaşayış ve refah budur.

46. “Büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.” Pek büyük günahlar işler, bunlardan tevbe etmez, bunlar dolayısı ile pişmanlık duymazlardı. Aksine yüce Mevlâlarını gazaplandıracak şeyleri ısrarla yaparlardı. Bu yüzden O’nun huzuruna, bağışlanıp affolunmamış pek çok ağır günah yükü ile gelmişlerdir.

47-48. Hem onlar öldükten sonra dirilişi de inkâr ediyor ve bunun gerçekleşmesinin uzak bir ihtimal olduğunu ifade ederek şöyle diyorlardı: “Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuz vakit, evet biz (bu hale geldikten sonra) mı diriltileceğiz?! Geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?” Biz ölümden sonra çürüyüp toprak ve kemikler haline geldikten sonra nasıl diriltileceğiz? Böyle bir şey imkânsızdır, diyorlardı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz ki onlar, bu azaba uğratılmadan önce dünyada bolluk içinde yaşıyorlardı. Onlar ancak arzularını önemsiyorlardı.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar
  2. كَانُوا۟ kanu idiler kök: كون
  3. قَبْلَ kable önce kök: قبل
  4. ذَٰلِكَ zalike bundan
  5. مُتْرَفِينَ mutrafine varlık içinde şımartılmış kök: ترف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini…

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler.…

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onlar bundan önce (dünyada) şımartılmışlardı.

Mustafa İslamoğlu

Çünkü onlar geçmişte refah içinde şımarıp azmıştılar;

Muhammed Esed

Çünkü, geçmişte onlar kendilerini tamamen hazlara kaptırmışlardı,

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki onlar bundan önce, dünyevi - şehvani zevklerin bolluğu içinde şımarandılar!

Ali Bulaç

Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.

Ali Özek ve heyeti

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.

Ali Rıza Safa

Aslında, onlar, bundan önce ellerine güç geçirmiş olanlardı.

Bayraktar Bayraklı

- İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

Edip Yüksel

Bundan önce onlar konfor içinde şımarmışlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bundan önce onlar konfor içinde şımarmışlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde keyiflerine düşkün şımarık müsriflerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü onlar bundan evvel mütrefin: Keyflerine düşkün şımarık müsrifin idiler

Erhan Aktaş

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde zevklerine dalmışlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde zevklerine dalmışlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde zevklerine dalmışlardı.

Gültekin Onan

Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.

Hasan Basri Çantay

Çünkü onlar bundan evvel şehvetlerine düşkündüler.

İbni Kesir

Çünkü onlar; bundan önce refahla şımarmışlardı.

Mehmet Alagaş

(41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Çünkü onlar, bundan önce (arzularının hoşuna giden şeyler içinde) şımarmış kimselerdi.

Süleyman Ateş

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar buraya gelmeden önce şımartılmışlardı.

Şaban Britch

Çünkü onlar, bundan önce (haramlar içinde) şımarmış kimselerdi.

Şaban Piriş

Çünkü onlar, bundan önce sorumsuzca ve konfor içinde yaşıyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Çünkü şomluk yaranı, bundan önce servet ve refahla şımaranlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Lawless and passionate was their desire for lust and luxury.

Abdul Haleem

Before, they overindulged in luxury

Abdullah Yusuf Ali

For that they were wont to be indulged, before that, in wealth (and luxury),

Abul A'la Maududi

Surely they had lived before in luxury,

Aisha Bewley

Before that they were living in luxury,

Al-Hilali & Khan

Verily, before that, they indulged in luxury,

Ali Quli Qarai

Indeed they had been affluent before this,

Amatul Rahman Omar

They, of course, lived a life of ease and abundance before this (in the present world).

Arthur John Arberry

and before that they lived at ease,

Bijan Moeinian

They were people who used to have an easy and comfortable life before meeting this misfortune.

E. Henry Palmer

Verily, they were affluent ere this,

Edip-Layth

They used to be indulged in luxury before this.

George Sale

For they enjoyed the pleasures of life before this, while on earth;

Hamid S. Aziz

Surely they were before this made to live in ease and plenty.

Mahmoud Ghali

Surely they were before that (living) in ease and luxury.

Marmaduke Pickthall

Lo! heretofore they were effete with luxury

Mohamed Ahmed - Samira

They were endowed with good things

Muhammad Asad

For, behold, in times gone by they were wont to abandon themselves wholly to the pursuit of pleasures,

Mustafa Khattab

Indeed, before this ˹torment˺ they were spoiled by luxury,

Progressive Muslims

They used to be indulged in luxury before this.

Rashad Khalifa

They used to be rich.

Sahih International

Indeed they were, before that, indulging in affluence,

Sam Gerrans

They were, before that, opulent,

Shabbir Ahmed

Behold, before this, they were sunk in luxury, exploiting the poor.

Syed Vickar Ahamed

Verily, they used to indulge, before that, in wealth (and luxury).

Taqi Usmani

They were earlier in luxuries,

The Monotheist Group

They used to be indulged in luxury before this.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 45. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 45. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 45. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩