Diyanet İşleri
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Yâsîn suresi · 41–44. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Yâsîn suresi, 41. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Nesillerini dolu bir gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Bizim onların nesillerini dolu gemilerde taşımamızda da onlar için bir ders vardır;
Onlar için bir işaret de, soylarını/hemcinslerini dolu gemilerle (denizlerde) taşımamızda
Bizim onların zürriyetlerini o dopdolu gemilerde yüklenip taşımamız da onlar için bir işarettir!
Onların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.
Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.
Yüklü gemilerde soylarını taşımamız da onlar için bir kanıttır.
Onların nesillerini dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Onlar için bir başka ayet de insan soyunu yüklü gemide taşımamızdır.
Onlar için bir başka ayette, insan soyunu yüklü gemide taşımamızdır.
Onlara bir delil de o dolu gemide zürriyetlerini taşımamız;
Bir ayet de onlara o dolu gemide zürriyyetlerini taşımamız
Onların soyunu dolu gemilerde taşımamız onlar için bir ayettir dipnot 1 .
Onların soyunu dolu gemilerde taşımamız onlar için bir ayettir. dipnot 1
Onların soyunu dolu gemilerde taşımamız onlar için bir ayettir. dipnot 1
Onların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.
Onlar için bir ayet (ve ibret) de bizim, onların zürriyyetlerini o dopdolu gemilerde taşımış olmamız,
Soylarını dolu gemiyle taşımış olmamız da onlar için bir ayettir.
(33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
Onlar için bir ayet de, onların çoçuklarını dolu gemide taşımamız,
İnsan soyunu, dolu gemilerde taşımamız da onlar için bir ayet /göstergedir dipnot 1 .
İnsan neslini tam donanımlı gemiye dipnot 1 bindirmemiz onlar için bir ayettir.
Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ayettir.
Soylarını dolu bir gemide taşımamız da onlar için bir ayettir.
Zürriyetlerini o dopdolu gemilerde taşımamız da onlar için bir ayettir.
Yâsîn suresi, 42. ayet. وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ
Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
Kendileri için bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.
ve onları, benzer nitelikte taşıma araçları (yapacak kabileyette) yaratmamızda da...
ve (yolculuklarında) binek olarak kullanabilecekleri benzer araçlar yaratmamız da (bulunmakta)dır;
Onlar için onun misli, binecekleri şeyleri yaratmış olmamız!
Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.
Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.
Onlar için, onun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.
Onun gibi bindikleri binekler yaratmamız da bir delildir.
Aynı şekilde, onlar için buna benzer (başka) ulaşım araçları da yarattık.
Aynı şekilde, sürmeleri için onun bir benzerini yarattık.
ve kendilerine o gibisinden binecek şeyler yaratmamızdır.
ve kendilerine o misilliden binecekleri şeyler yaratmamızdır
Onlar için, onun gibi binecekleri şeyler yarattık.
Onlar için, onun gibi binecekleri şeyler yarattık.
Onlar için, onun gibi binecekleri şeyler yarattık.
Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.
Ve kendilerine bunun gibi binecekleri (nice) şeyleri yaratmış bulunmamızdır.
Ve kendilerine bunun gibi nice binecek şeyler yapmamız da.
(33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.
Ve onlar için bindikleri daha başka taşıtlar da yarattık.
Ve kendilerine onun gibi binecekleri nice şeyler yaratmamızdır.
Onlara bunun gibi başka binekler de yarattık dipnot 1 .
Onlara bunun gibi binecekler de yarattık.
Ve onlar için daha başka taşıtlar da yarattık.
Ve onlar için, daha başka taşıtlar da yarattık.
Onlar için gemilere benzer, binecekleri başka şeyler de yarattık.
Yâsîn suresi, 43. ayet. وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
(43, 44) Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.
Dilersek onları suda boğabiliriz; bu takdirde imdatlarına kimse yetişemez ve onlar kurtarılamazlar da;
dilersek onları suda boğabiliriz, kimse de yardımlarına gelemez, işte (o zaman) onlar için bir kurtuluş yoktur,
Eğer dilesek onları suda boğarız da, ne imdatlarına yetişen olur ve ne de kurtarılırlar!
Eğer dilersek onları batırır boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.
Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.
Eğer dilersek, onları boğarız. Artık, ne çığlıklarına yetişen olur ne de kurtarılırlar.
Dilersek onları suda boğarız. Hiçbir kimse de onlara yardım edemez ve kurtarılamazlar da.
Dileseydik onları boğardık; ne bir çığlıklarına yetişen olurdu, ne de kurtulabilirlerdi.
Dileseydik onları boğardık; ne bir çığlıklarına yetişen olurdu, ne de kurtulabilirlerdi.
Dilersek onları (suda) boğarız da o zaman onlara ne feryatçı vardır, ne de onlar kurtarılırlar.
Dilersek onları gark da ederiz o vakıt ne onlara feryadcı vardır, ne de onlar kurtarılırlar
Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.
Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.
Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.
Eğer dilersek onları batırır boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.
Eğer dilersek onları (suda) boğarız. O suretde kendileri için bir imdadcı da yokdur, onlar kurtarılamazlar da.
Dilesek; onları suda boğardık da ne kurtaran bulunurdu, ne de kurtulabilirlerdi.
(33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.
Eğer dilersek, onları suda boğarız da kimse de yardımlarına gelemez. İşte o zaman onlar için bir kurtuluş da yoktur.
Dilesek onları (suda) boğarız, ne kendilerine imdad (eden) olur, ne de kurtarılırlar.
Gerek görürsek dipnot 1 onları suda boğarız. Ne onlar için yardım isteyecek biri çıkar ne de kurtarılabilirler.
Batma şartlarının oluştuğunu görsek dipnot 1 onları batırırız. Ne yardımlarına koşan olur, ne de kurtarılırlar.
Eğer istersek onları suda boğarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar.
Eğer istersek onları suda boğarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar.
Eğer dilersek onları boğarız. Bu durumda ne kendileri için feryat eden olur ne de kurtarılırlar.
Yâsîn suresi, 44. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
(43, 44) Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.
sadece katımızdan bir rahmet ve geçici bir mühlet tanımamız sayesinde yaşayabilirler.
meğer ki Biz onlara katımızdan bir rahmet ve (biraz daha fazla) hayat bağışlayalım.
Ancak bizden bir rahmet olarak ve yalnızca belli bir süre nasiplenmeleri için ömür vermemiz hariç.
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Bizden bir rahmet ve belirli bir süreye dek geçinmeleri dışında.
Ancak katımızdan bir rahmet olarak boğmuyor ve belli bir süreye kadar onları yaşatıyoruz.
Bunun yerine, bizden bir merhamet görürler ve belli bir süreye kadar yaşatılırlar.
Bunun yerine, bizden bir merhamet görürler ve belli bir süreye kadar yaşatılırlar.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak için başka
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Meğer ki bizden bir esirgeme ve daha bir zamana kadar yaşatma (mukadder) ola.
Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme başka.
(33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar yaşatma vardır (acıyarak onları bir süre yaşatırız).
Ama katımızdan bir ikramda bulunmak ve belli bir süreye kadar yaşatmak için (kurtardıklarımız) başka.
Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar geçimlik verilmiş ola.
Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.