Diyanet İşleri
(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 54. ayet. وَلَوْ أَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِى ٱلْأَرْضِ لَٱفْتَدَتْ بِهِۦ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
velev enne likülli nefsin żalemet mâ fi-l'arḍi leftedet bih. veeserrü-nnedâmete lemmâ raevu-l`aẕâb. veḳuḍiye beynehüm bilḳisṭi vehüm lâ yużlemûn.
(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rabbinizden öğüt; helâl ve haramı uydurmak Yûnus 54–60 3
(Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı O'na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek).
Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.
"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah'ı) aciz kılacak değilsiniz."
(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın va'di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
O, diriltir ve öldürür; ancak O'na döndürüleceksiniz.
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur'an) geldi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
54. Kıyamet günü geldiğinde dünyada iken küfür ve masiyete yönelmek sureti ile “zulmeden herkes, eğer yeryüzünde bulunan” altın, gümüş ve onların dışındaki “her şeye sahip olsaydı” ve Allah’ın azabından kurtulmak için bunu fidye olarak verme imkânı bulunsaydı “elbette onu fidye olarak verirdi.” Ama bunun bile ona faydası olmazdı. Çünkü fayda ve zarar, mükâfaat ve ceza, salih ya da kötü amellere göre olacaktır.
O zulmedenler “azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlerler.” onlar yaptıklarına pişman olacaklardır ama o vakit kurtuluş vakti değildir. “Aralarında” herhangi bir zulüm ve haksızlık söz konusu olmaksızın tam ve eksiksiz bir “adaletle hükmedilir ve kendilerine asla zulmedilmez.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'a ortak koşan her müşrik, eğer Allah'ın azabından kurtulmak için yeryüzündeki bütün değerli mallarını fidye olarak vermek için kendisine fırsat verilseydi bunu yapardı. Müşrikler, kıyamet günü azabı gördükleri zaman inkârlarından dolayı pişmanlıklarını gizlerler. Yüce Allah, onların aralarında adaletle hükmeder ve onlara zulüm edilmez. Ancak onlara yaptıklarının karşılığı ile muamele edilir.
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)
İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını…
Aynı kök: ندم (7 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı…
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve…
Aynı kök: ندم (7 geçiş)
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…
Aynı kök: فدي (13 geçiş)
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Aynı kök: فدي (13 geçiş)
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Haksızlık eden kişi yeryüzündeki (her şeye) sahip olsaydı (azaptan kurtulmak için) elbette onu fidye olarak verirdi. dipnot 1 Azabı gördüklerinde, pişmanlık gizlemiş (veya pişmanlıklarını açıklamış) dipnot 2 olacaklardır. Aralarında adaletle hükmedilecektir ve kendilerine haksızlık edilmeyecektir.
Bilinci ters dönmüş her birey, eğer yeryüzündeki her şey kendisinin olsa onu (Hesap Günü) kurtuluş akçesi olarak vermek isterdi. Onlar asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin en derinlerinde yaşayacaklar. Ne ki onların aralarında herkese layık ilahi bir hakkaniyetle hükmolunacak; ve onlara hiç haksızlık yapılmayacak.
Haksızlık yapan herkes, dünyadaki her şey onun olsa, (o Gün) onu kurtulmak için fidye olarak verirdi. Ve (o zalimler kendilerini bekleyen) azabı görünce pişmanlıklarını gösterecek gücü (bile) kendilerinde bulamayacaklar. Yine de onlar hakkında adaletle yargıda bulunulacak; kendilerine zulmedilmeyecektir.
(Kendine) zulmetmiş her nefs (bilinç), eğer yeryüzünde bulunan her şeye sahip olsaydı, elbette onu fidye olarak vermek isterdi! Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını göstermeye halleri kalmaz! Aralarında hak ettikleriyle hükmolunmuştur. . . Hak ettiklerinin dışında bir şey yaşamazlar!
Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.
(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.
Haksızlık yapan her benlik, yeryüzündeki şeylerin tümü kendisinin olsa, kurtulmalık olarak kesinlikle verirdi. Cezayı görünce de pişmanlığı içlerinde duyacaklardır. Ve aralarında adaletle yargı verilir; onlara haksızlık yapılmaz.
Zulmeden herkes, yeryüzündeki bütün servete sahip olsa azaptan kurtulmak için elbette onu feda eder ve azabı gördükleri zaman, için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.
Zulmetmiş bir can yeryüzündeki her şeye sahip olsa, onu fidye olarak vermek isteyecektir. Azabı gördüklerinde derin pişmanlık duyacaklar. Adaletle yargılanacaklar ve onlara zulmedilmeyecektir.
Zulmetmiş bir can yeryüzündeki her şeye sahip olsa, onu fidye olarak vermek isteyecektir. Azabı gördüklerinde derin pişmanlık duyacaklar. Adaletle yargılanacaklar ve onlara zulmedilmeyecektir.
Zulmetmiş olan herkes bütün yeryüzüne malik olsaydı, azabı gördükleri zaman hepsi içten içe pişmanlık duyarak kendisini kurtarmak için onu feda ederdi; fakat aralarında hüküm adalet ile imza edilmiştir, hiçbirine zulmedilmez!
Zulmetmiş olan her nefis bütün Arzdakine malik olsa idi, azabı gördükleri vakıt hepsi içten içe nedamet ederek kendini kurtarmak için onu feda ederdi, fakat beynlerinde kaza, adalet ile imza edilmiştir, hiç birine zulmedilmez
Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle dipnot 1 hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.
Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle dipnot 1 hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.
Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle dipnot 1 hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.
Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.
Zulmeden herkes, eğer yerde bulunan (bütün) eşyaye malik olsaydı, (azabdan kurtulmak için) onu behemehal feda ederdi. Onlar azabı görünce peşimanlıklarını açıklarlar. (Ne çare ki) aralarında, kendilerine haksızlık yapılmaksızın, adaletle hüküm olunmuşdur.
Yeryüzünde bulunan her şey, nefsine zulmeden kimsenin olsaydı, onu fidye verirdi. Azabı gördükleri zaman içlerinde pişmanlık duyarlar. Halbuki onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.
(45-57) Onları bir araya getirdiğimiz günde , sanki gündüzün bir saati kadar beklemiş gibi dirler ve kendi aralarında tanışırlar, Allah’la buluşmayı yalanlayanlar hasara uğradılar, hidayete de eremediler, o nlara vaa t edilenin bir kısmını sana göstersek ya da seni vefat ettirsek bile, onların geri gelecekleri yer bizizdir, ayrıca Allah da onların yaptıklarına tanıktır / şahittir. Her toplum için / ümmet için gönderilen vardır / Resul vardır, Resulleri geldiği zaman aralarında ölçülü bir şekilde hüküm gerçekleşir, onlara zulmedilmez. Diyorlar ki eğer verdiğin söze bağlı isen / sadıksan ne zaman bu vaad / bu söz? De ki ben kendime zarara ya da faydaya dahi Allah ’ın istedikleri hariç egemen değilim ki . Her topluma / her ümmete bir süre / bir ecel vardır, ne zaman ki ecelleri gelir, bir saat bile öteleyemezler / tehir edemezler ya da öne alamazlar / takdim edemezler. De ki eğer onun azabı yatarken / yatılı iken ya da gündüzün gelse peki? suçlular neyi ondan acele istiyorlar gördünüz mü? Peki o gerçekleştiğin de mi / azap gerçekleştiğinde mi, ona iman edeceksiniz? ya da şimdi mi? kesinlikle siz aceleyi isteyen oldunuz , s onra onlara denilir ki, kalıcı azabı tadın , sizler, kazanmış olduklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Sana soruyorlar O, gerçek midir / hak mıdır? diye, deki evet, Rabbim, muhakkak ki O’da / Allah’ta haktır ve siz O’nu yetersizliğe / acze düşüremezsiniz. Kendine zulmetmiş her nefis, azabı gördüğü vakit, pişmanlık duygusuyla / nedamet duygusuyla, arzda ne var ise onu fidye olarak verirdi, aralarımda ölçüye / kıstasa uygun hüküm gerçekleşmiştir onlara zulmedilmemektedir. Dikkat edin! semalarda ve yeryüzünde ne varsa Allah içindir , y ine dikkat edin! Allah ’ın vaadi / verdiği söz, gerçektir , lakin onların çoğunluğu / ekserisi bilmiyorlar, O diriltir ve öldürür ve geri dönüş te onadır.
(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.
(O zaman), kendisine zulmeden her kişi, yeryüzünde ne varsa hepsi kendisinin olsaydı (azabdan kurtulmak için) onu fidye verirdi. Azabı gördükleri zaman, içlerinde pişmanlık duyarlar, aralarında adaletle hükmedilir, asla haksızlığa uğratılmazlar.
Yanlışa dalan herkes, azabı görüp içten içe pişman olunca yeryüzünün bütün mallarına sahip olsa kendini kurtarmak için onu tereddüt etmeden verir dipnot 1 . Aralarında hakka uygun hüküm verilir ve kimseye haksızlık edilmez dipnot 2 .
Yanlışlara dalmış her bir kişinin elinde yeryüzünün bütün malları olsa, o gün tereddüt etmeden fidye olarak verirler. Azabı görünce için için pişmanlık duyacaklardır. Aralarındaki yargılama hakka uygun şekilde yapılmış ve haksızlığa uğratılmamışlardır.
Zulmeden her nefis yeryüzündeki her şeyi fidye olarak vermek ister. Azabı gördüklerinde içten içe pişmanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilmiştir.
Zulmetmiş herkes yeryüzündeki her şeyi fidye olarak vermek ister.. Azabı gördüklerinde pişmanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilmiştir.
Zulmetmiş her benlik, yeryüzündekiler kendinin olsa, kurtulmak için tümünü fidye verecektir. Azabı gördüklerinde pişmanlığı ta içlerinde duyarlar. Aralarında adaletle hükmedilmiştir. Asla zulme uğratılmazlar!
If every sinful soul were so affluent that it held in possession all the riches on earth, it would gladly pay it in expiation of its guilt with pining regrets and vain repentances when they are confronted with the horrid punishment. There and then they are judged with equity and justice and no one shall ever be wronged.
Every soul that has done evil, if it possessed all that is on the earth, would gladly offer it as ransom. When they see the punishment, they will repent in secret, but they will be judged with justice and will not be wronged.
Every soul that hath sinned, if it possessed all that is on earth, would fain give it in ransom: They would declare (their) repentance when they see the penalty: but the judgment between them will be with justice, and no wrong will be done unto them.
If a wrong-doer had all that is in the earth he would surely offer it to ransom himself. When the wrong-doers perceive the chastisement, they will feel intense remorse in their hearts. dipnot 1 But a judgement shall be made with full justice about them. They shall not be wronged.
If every self that did wrong possessed everything on earth, it would offer it as a ransom. They will show remorse when they see the punishment. Everything will be decided between them justly. They will not be wronged.
And if every person who had wronged (by disbelieving in Allâh and by worshipping others besides Allâh) possessed all that is on the earth and sought to ransom himself therewith (it will not be accepted), and they would feel in their hearts regret when they see the torment, and they will be judged with justice, and no wrong will be done unto them.[1]
Were any soul that has done wrong to possess whatever there is on the earth, it would surely offer it for ransom. They will hide their remorse when they sight the punishment; and judgement will be made between them with justice and they will not be wronged.
And if every soul that has committed wrong had all the treasures of the earth, it would surely offer (the whole of) it to ransom (itself) therewith. And they will express (their) hidden remorse (and repent) when they see the punishment; but the matter will be judged between them equitably and no injustice shall be done to them.
If every soul that has done evil possessed all that is in the earth, he would offer it for his ransom; and they will be secretly remorseful when they see the chastisement, and justly the issue is decided between them, and they are not wronged.
Every soul, who has been unjust to himself, will gladly pay whatever in the world he owns, to escape from his doom. When they feel the torture that they have to go through, they will be absolutely sorry for what they have done. They will be judged fairly without the least injustice.
And if every soul that hath done wrong had whatever is in the earth, it would give it as a ransom. They will utter their repentance when they see the torment; and it shall be decided between them with justice, nor shall they be wronged.
If every person that wronged had possessed all that is on earth, it would have attempted to ransom it. They declared their regret when they saw the retribution, and it was judged between them with fairness. They are not wronged.
Verily, if every soul which hath acted wickedly had whatever is on the earth, it would willingly redeem it self therewith at the last day. Yet they will conceal their repentance, after they shall have seen the punishment: And the matter shall be decided between them with equity; and they shall not be unjustly treated.
They will ask you to inform them whether it be true. Say, "Yea, by my Lord! Verily, it is the truth, nor can you escape."
And if every self that has done injustice had whatever is in the earth, it would indeed ransom itself therewith; and they will keep secret (their) remorse as soon as they see the torment, and (the case) is decreed between them with equity, and they are not done an injustice.
And if each soul that doeth wrong had all that is in the earth it would seek to ransom itself therewith; and they will feel remorse within them, when they see the doom. But it hath been judged between them fairly and they are not wronged.
Even if every soul that has sinned possessed whatever is on the earth, it would surely offer it to ransom itself, and feel repentant on seeing the punishment. Yet the sentence would be passed with justice, and not one will be wronged.
And all human beings that have been doing evil's would surely, if they possessed all that is on earth, offer it as ransom [on Judgment Day]; and when they see the suffering [that awaits them], they will be unable to express their remorse. But judgment will be passed on them in all equity; and they will not be wronged.
If every wrongdoer were to possess everything in the world, they would surely ransom themselves with it. They will hide ˹their˺ remorse when they see the torment. And they will be judged in all fairness, and none will be wronged.
And if every soul that wronged had possessed all that is on Earth, it would have attempted to ransom it. And they declared their regret when they saw the retribution, and it was judged between them with fairness. They were not wronged.
If any wicked soul possessed everything on earth, it would readily offer it as ransom. They will be ridden with remorse when they see the retribution. They will be judged equitably, without the least injustice.
And if each soul that wronged had everything on earth, it would offer it in ransom. And they will confide regret when they see the punishment; and they will be judged in justice, and they will not be wronged
And were there for each soul that did wrong all that is in the earth, it would seek to ransom itself thereby; and they cannot express the remorse when they see the punishment, and it is concluded between them with equity; and they will not be wronged.
Whoever oppresses people, has wronged his own "Self". Even if they possessed everything on earth, they would readily present it as ransom. But they will be ashamed within themselves, when they see the doom. They will be judged fairly and no wrong shall be done to them.
And every soul that has sinned, if it had all (the treasure) that is on earth; It would gladly give it (the treasure) in ransom: (But it will not be accepted, such souls), they would declare (their) repentance when they see the Penalty: But the judgment between them will be just, and no wrong will be done to them.
If anyone who did wrong possesses all that is on the earth, he would (agree to) ransom himself with it. And they will conceal their remorse when they will see the punishment. And the matter will be decided between them with justice and they will not be wronged.
And if every soul who wronged had possessed all that is on the earth, it would have attempted to ransom it. And they declared their regret when they saw the retribution, and it was judged between them with fairness. They were not wronged.